Gelir pastası hakkıyla dağılmıyor
TÜSİAD'ın gelir dağılımı eşitsizliğiyle ilgili raporunu hazırlayanlardan Doç. Dr. Raziye Selim, "Pastayı doğru ve hakkıyla paylaşamıyoruz. Bunu yapısal sorunlar önlüyor diye konuştu.
Raziye Selim'e göre bunu engelleyen konuların başında toprak ve servet dağılımı, ücret dengesizliği, faiz ve devlet yardımları ile hizmet ve inşaat sektörüne yönelinmesi geliyor.
Ülkeler de insan gibi. Nasıl ki vücut sağlığımız söz konusu olduğunda, kan değerlerimiz başta her türlü ölçümü yapan doktorlar bize ait yapısal sorunlarımızı ortaya çıkarırsa, ülkeler de sürekli ölçümlerle ekonomik veya sosyal problemlerini daha iyi ortaya koyarlar.
TÜSİAD'ın ikinci raporu
Geçenlerde TÜSİAD, “Türkiye’de Bireysel Gelir Dağılımı Eşitsizlikleri: Fonksiyonel Gelir Kaynakları ve Bölgesel Eşitsizlikler” başlıklı bir rapor yayınladı.
Bu alanda ilk rapor 2000 yılında yayınlanmıştı. İTÜ işletme Fakültesi'nden Doç. Dr. Raziye Selim, Prof. Dr. Öner Günçavdı ve Dr. Ayşe Aylin Bayar tarafından yazılan rapor, pasta büyüse de Türkiye’deki gelir eşitsizliklerinin azalmadığını ortaya koyuyordu. Rapor farklı kesimlerde eleştiri aldı. Bu nedenle biz de konuyu Doç. Dr. Raziye Selim’le konuştuk.
1,5 kat büyüdük ama
*Raziye Hanım, Türkiye pastası büyürken bireysel açıdan kaç kat büyüdük?
Rapor milli gelirin bölüşümünü ve eşitsizliğini ele alıyor. Pastanın büyüklüğü ile bölüşümü ayrı şeyler. Biz pastanın bölüşümüyle ilgili konuları konuştuk. Bireysel geliri gösteren tablolarımıza baktığımızda ise 2002'den 2011’e kişi başına gelirin TÜİK’in anketlerine göre 4 bin 200 liradan 6 bin 393 liraya çıktığını görüyoruz.Enflasyondan arındırılmış reel gelirlere göre satın alma gücü 1,5 kat artmış diyebiliriz ama gelir eşitsizliğinde çok gelişme olmamış.
Yapısal dengesizlik
*Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisidir gelir eşitsizliği. Çektiğiniz röntgende neler gördünüz?
Pastanın büyüklüğüne bakarsak, bazı dilimler çok geniş, bazıları çok dar ve zayıf. O zaman eşitsizliği “yapısal” olarak çok yüksek biçimde koruduğumuzu da anlatıyoruz. Onu "0-1" arası puanlama ile ölçen birim ise “Gini katsayısı.” Puanın “sıfır” olması tam eşitlik demek. Yani o ülkede herkes aynı kişi başına geliri alıyor demek. Patron yok, kimse yok. Puanın 1 olması ise “tam eşitsizlik...” Bu korkunç bir şey.
Avrupa’nın en kötüsüyüz
*Eşitsizlikte Şili ve Meksika’dan sonra üçüncü olduğumuzu belirlediniz. Avrupa ülkelerine göre durumumuz nedir?
Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında kıyasladık. Avrupa'da Türkiye’den kötüsü yok. En iyi ülkeler başta Slovenya olmak üzere İsveç, Norveç, Finlandiya.
*Komşu Yunanistan’da kriz var.Gelir dağılımı bozulmadı mı?
Yine de Yunanistan’ın puanı gelir eşitliği açısından bizden çok iyi.
*Bizden daha kötü ülkeler arasında en ilginç ülke hangisi?
Brezilya bizden çok kötü. Bazı Afrika ülkelerini sayabiliriz.
ABD ile Türkiye birbirine benziyor
*ABD ile Türkiye’nin çok benzeştiğini saptadınız...
Evet çok benziyor. Orada da gelir eşitsizliği çok yüksek. Bizim Gini katsayısı 0,38, ABD’ninki 0,36. Yine mesela İngiltere'de 0,34. İsrail de kötü.
*Mesela, Norveç’le Türkiye arasında hangi farklar var?
Diyelim ki, Türkiye'de 100 kişiyiz. En yoksuldan başlayarak ilk 20 kişi toplam gelirin yüzde 6’ısını alıyor.Yani bu yüzde 20 toplam gelirden 6 lira alabiliyor. Eşitlik olması için 20 kişinin de 20’şer lira alması lazım mesela. Geliri eşit dağılan ülkelerde mesela İsveç ve Norveç’’te bu kesim 8 lira alıyor. Belki 6 lira ile 8 lira arasındaki fark küçük görülebilir ama yukarıya doğru gittiğimizde fark çok yükseliyor.
Bize yüksek teknolojide marka ve patentler lazım
*İSO’nun “500 büyük firma” listesinde hâlâ yüksek teknolojide önemli markalarımız neden yok?
Sanayi devriminde olduğu gibi dijital devrimi de sanki sonradan sonraya yakalamış oluyoruz. Mesela, biz sanayi devrimini yakalamaya uğraşırken hizmet sektörü öne çıkmaya başladı. Hemen o tarafa yöneldik.
Aynı hataları yapıyoruz
Hizmet belki yürümeye başladı ama sanayinin en gelişmiş kısmını atladık. Belki ekmek bölünüyor ama büyük dilimi başka bir alana verirseniz geriye daha az bir şey kalıyor. Sanayide yeterince gelişemedik, şimdi de girişimciliğin çok olduğu yeni patentlerin alındığı, markaların üretildiği yüksek teknolojide aynı hataları yapıyoruz.
Tarım ve sanayi öne çıkmalı
*Eşitsizliğin en önemli nedenlerini sıralar mısınız?
Servet dağılımı, toprağın dağılımıyla ilgili eşitsizlikler geçmişte de vardı, halen de var. Raporun ilgili bölümleri tarıma ve sanayiye yeterince önem verilmediğini, hizmet sektörünün daha ön plana çıktığını gösteriyor.
Türkiye, tarım ve sanayi yerine başta inşaat sektörü olmak üzere hizmet sektörüne daha fazla önem bir ülke oluyor giderek. Tarımı ve sanayiyi bir kenara ittiğiniz zaman zaten var olan o eşitsizlikleri o yoldan azaltamıyorsunuz. Hizmet sektörünün sektörlerin eşitsizliğine katkısı diğer sektörlerden daha yüksek.
İşsizlik %10’u geçerse yoksulluk derinleşir
*Sizce işsizlik eşitsizliği nasıl artırıyor?
İşsizlik bu raporun verileriyle analiz edilen bir mevzu değil ama önemli bir sorun. Özellikle kriz dönemlerinde daha da ciddi bir sorun. İşsizlik yardımının düzgün biçimde o kişilere ulaşması lazım, yeni bir iş bulana kadar. Başka bir çalışma üzerinden işsizliği söylersem, şu anda resmi olarak yüzde 10 civarında olan işsizlik oranı daha da artarsa yoksulluğun derinliğinin arttığını söyleyebiliriz.
İşportacı ile Koç aynı kefede
*Araştırmalarınızda hangi sıkıntıları not ettiniz?
Gelir dağılımı eşitsizliklerini azaltmak adına yapılması gerekenlerden en önemlisi fonksiyonel gelir türlerinin yani girişimci gelirlerinin artırılması. Girişimci tanımı bizde çok geniş yapılıyor. Mesela bakkal da, işportacı da girişimci Mustafa Koç da. Onlardan hangisi ankete girse aynı kategoride sayılıyor. Oysa, gelir dağılımı açısından aralarında bir uçurum var. Bu uçurum da Türkiye’nin genel eşitsizliğinde çok büyük olarak görülüyor.
Faizden çok kazananlar olumsuz etkiliyor
*Raporda faizlerin düşürülmesinin gelir eşitsizliğiyle ilgisi araştırıldı.Faiz oranlarındaki düşüş, faizden gelir elde edenlerin gelirini azaltır mı?
Azaltır. Bunun azaltılması Türkiye’nin gelirine olumlu etki yapıyor mu, yapıyor. 2002’den 2007’ye kadar faizdeki düşüş faiz gelirlerinin ortalama getirilerini düşürüyor.
Haliyle eşitsizliğe azaltıcı etki yapıyor bir anlamda ama sonrasında 2011'deki bir gelişmeden söz ettik ve şöyle dedik; Düşük faiz gelirleri düşük devam ettikçe hane halklarının zaten küçük olan mevduatlarını olumlu etkilemiyor. 2002’den bu yana Türkiye’de faiz oranları düşük, faiz gelirinin eşitsizliğe katkısı hepsinden fazla. Çünkü faiz geliri elde edenler daha zengin ve yüksek gelirli gruplar. Dolayısıyla onların gelirlerinin yüksek oluşu eşitsizliğe yol açıyor.
Ücretler dengesiz
*Emek gelirleri eşitsizliği nasıl etkiliyor? Patronlar, çalışanlarına az para mı veriyor?
Emek gelirlerini genel olarak düşündüğünüzde eşitsizliğe katkısı var. Emek gelirleri de biraz heterojen. Asgari ücretlisi, yöneticisi, fabrika işçisi var. Devlette çalışan memurlar mevcut. Oranlara baktığımızda emek gelirlerinin de kendi içerisinde eşitsiz olduğunu görebiliyoruz.
Devlet yardımları yeniden ele alınmalı
*Rapor, AK Parti iktidarının en parlak dönemlerini kapsıyor. Bugün için ne söylenebilir?
Onu bilemiyoruz. Verileri çıkarıp analiz ettikçe durumu görebiliyoruz. Yine rapora dönersek “transfer gelirleri” denilen devletin insanlara yaptığı yardımlarda da çok eşitsizlikler var.Belki bu yardımlar olumlu etki yapıyor gibi ama kendi içerisindeki eşitsizlikler nedeniyle olumsuzluklar görülüyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.