1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İmralı ile siyasi görüşme yok
İmralı ile siyasi görüşme yok

İmralı ile siyasi görüşme yok

Başbakan Erdoğan, çözüm sürecinin en önemli hedefinin ‘eve dönüşleri sağlamak’ olduğunu söyledi. Erdoğan, "Öcalan'la MİT dışında bir görüşme söz konusu değil, bu yaklaşımla kendi kapılarını da kapatırlar" dedi.

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev ile bir araya geldi.


Görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında Erdoğan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Erdoğan'a öncelikle BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın Diyarbakır'da çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığını söyleyerek eylem yapan bazı ailelere MİT'in para verdiği iddiası soruldu.

İddiayı kesin bir dille yalanlayan Erdoğan, "MİT'in eylem yapan anne babalara para verdiği iddiasının sahibi bunu ıspat etmelidir" diye konuştu.

Abdullah Öcalan ile siyasi görüşmelerin başladığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu kaydeden Erdoğan, "Şu anda sadece HDP ve istihbarat teşkilatımız adaya gitmiştir. İlerde olur mu olmaz mı, bunlar şartların olgunlaştıracağı şeylerdir" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Temennimiz Çözüm Süreci'nin ortaya çıkardığı barış atmosferinin olumlu istikamette gelişerek, Türkiye'yi arzu ettikleri gerçek anlamda barışa, huzura ve özgürlüğe kavuşturmasıdır. Türkiye'de özgürlük yok ifadesini kullananlar, 'Barış ortamı istenildiği gibi yok' diyenler, ne yazık ki barış ortamını ortadan kaldırma kavgasını verenlerdir ve bunun da çok açık, net olarak zaten kendileri fiilleriyle bunun faili olmuşlardır. Bunlar çok açık net ortadadır.

'POLİSİ YAKAN BARIŞ ARIYORUM DİYEMEZ'


Bölücü terör örgütünü savunanlar 'barışı arıyorum' veya 'özgürlük mücadelesi veriyorum' diyemez. Elinde molotofkokteylleriyle halkın bindiği otobüsleri yakanlar, yıkanlar bu ülkede barışın elçileri olamaz. Kalkıp da polisi yakan, yıkan,öldürmeye teşebbüs edenler herhalde, 'Ben barışı arıyorum' diyemez. Bütün esnafın camını, çerçevesini kıranlar, yakıp yıkanlar, yağmalayanlar herhalde barıştan yana olduklarını söyleyemezler ve işçiyi, Doğu'da, Güneydoğu'da alıp dağa kaçıranlar, annelerin yavrularını 'pikniğe götürüyoruz' diye alıp dağa kaçıranlar bu ülkede barıştan bahsedemezler, özgürlük mücadelesinden bahsedemezler, temel hak ve hürriyetlerden bahsedemezler.

Bu gerçekler çok açık net ortada ve bunları ortada gördüğümüz halde hala bakıyorsunuz çıkıp rahatlıkla, 'biz barıştan yanayız, biz özgürlük istiyoruz, biz işte bu ülkede temel hak ve hürriyetlerin savunucusuyuz' diyorlar, böyle de çok pişkinler ama artık benim milletim bunları pek yutmuyor, ben inanıyorum ki bundan sonra da yutmayacaktır. Bütün mesele belli bir ideolojinin kalıpları, dar kalıpları arasına sıkışıp kalmak değil, tam aksine halkımızın bütününü kucaklamak suretiyle bu ülkeyi bir refah ortamına bir mutluluk ortamına, elinde molotof kokteylle veyahut da illegal örgütlerle beraber yürümek değil, tam aksine bu ülke demokratik parlamenter sistemi kabul etmiş bir ülkedir. Beğenmiyorsak 'sandıkta bu işi değiştiririz, değiştirebiliriz' mantığıyla sandığa müracaat etmektir. Sandığın dışındaki yollar hiçbir zaman bu ülkenin huzurunu, refahını getirecek yollar değildir. Bunu özellikle hatırlatmak istiyorum.

'HDP VE MİT DIŞINDA GÖRÜŞEN YOK'


Şu anda sadece bizim müsaade ettiğimiz HDP, daha önce BDP mensupları adaya gitmişlerdir, bir de istihbarat teşkilatımız gitmektedir. Bunun dışında bizim müsaademiz zaman zaman uluslararası veyahut sağlık noktasındaki gitmesi gerekenleri gönderdiğimiz olaylar olmuştur, asla bunun dışında siyasi bir heyetin, ekibinin oraya gitmesi veya basın mensuplarının oraya gitmesi böyle birşeye müsaade etmiş değiliz, böyle birşey yok, olamaz. İleride olur mu olmaz mı bunlar şartların oluşturacağı, olgunlaştıracağı şeylerdir.

Dağa götürülen yavrularla ilgili anneler babalar feryat ediyorlar. Günlerce orada oturup evlatlarını istiyorlar. Bizzat telefonla görüştüm, hüngür hüngür ağlıyorlar. Evladı Amerika'da İngiltere'de olanlar paralarını oraya akıtıyorlar. Bu çocukların dağa kaçırıldıklarını söyleyen biziz.

Dağa kaçırılmadıklarını iddia ediyorlarsa nerede bu çocuklar, bulsunlar getirsinler. İddia her zaman ortaya atanların ispatıyla ortaya çıkar. İddia sahibi iddiasını ıspatla mükelleftir. Bu kişi bunu söylüyorsa iddiasını ıspat etmelidir. sen kalkıpta MİT buradaki annelere babalara para vermek suretiyle eylem yaptırıyor derseniz bu çok kuru temeli olmayan aslı astarı olmayan bir iddiadır.

Burada yazılı ve görsel medyayı da duyarlılığa davet ediyorum. Şu anda bu süreç gerçekten dayanılır tahammül edilebilir bir süreç değil. Dağlara kaçırılan bu gençlerin akıbetini biliyorsunuz.

Bunlardan geri dönenlerin sayısı az da olsa hepimizin malumudur. Şu anda HDP bunun altında ezilmiş, buradan çıkamamanın sıkıntısın yaşıyor, zaten bunun altından çıkamayacaktır. Milletçe evlatları kaçırılan anne babaların yanında yer almalıyız. B ve C planını uygulamaya koyduğumuzda bazı şeyler açıkça ortaya çıkacaktır."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.