KAMU-SEN memur maaşlarına ek zam için meydanlara indi

KAMU-SEN memur maaşlarına ek zam için meydanlara indi

Toplu sözleşme masasında iki oturumda iradesi pazarlanan, 123 TL’ye mahkum edilen, enflasyon farkı unutulan, göz göre göre iki yılı çalınan on binlerce memur hep bir ağızdan EK ZAM talebini haykırdı.

 

Yaklaşık iki yıldır “tarihi başarı” diye yutturulmaya çalışılan toplu sözleşmenin aslında tam bir hezimet olduğu bir kez daha bizzat memurlar tarafından tescillendi.

 

Türkiye’nin dört bir yanından olumsuz hava koşullarına rağmen, hak için yollara düşen memurlar Türkiye Kamu-Sen çatısı altında gerçek temsilcilerinin kim olduğunu bir kez daha tüm ülkemize ilan ettiler.

 

Sabahın erken saatlerinden itibaren Celal Bayar Bulvarında toplanan on binler, başta Genel Başkanımız İsmail Koncuk ve Sendikalarımızın Genel Başkanları olmak üzere yiğitlerin er meydanı Abdi İpekçi Parkına doğru harekete geçtiler.

 

Yürüyüş güzergahı boyunca vatandaşların alkışlarla destek verdiği kamu görevlileri “Memurun katili yandaş sendika, Kamu-Sen burada yandaşlar nerede?, 123 yetmez EK ZAM isteriz!” sloganlarıyla Ankara’yı inletti.

 

Ayağa kalkan Sakarya misali Toros Sokak üzerinden miting alanına doğru akın eden on binlerce inanmış yürek, Hükümetten hakkını istedi.

 

KONCUK: BU DEVRAN BÖYLE GİTMEZ DİYEN ALNI ÖPÜLESİ BABAYİĞİTLERSİNİZ

 

Sloganlar, marşlar ve tezahüratlar eşliğinde büyük coşku ve alkışlarla kürsüye gelen Genel Başkanımız İsmail Koncuk, yurdun dört bir yanından gelen katılımcıları selamlayarak sözlerine başladı. Koncuk,, “ Bozguncuların oyuncağı olmuş, bölücülerin elinde esir düşmüş, yolsuzluklara kurban edilmiş politikaların, ayrımcılıkla harmanlandığı işyerlerinden,  Vatan sevdasını, millet aşkını, ekmek mücadelesine katık edip, kar, kış demeden yollara düşen, dağlar aşarak, ovalar geçerek, kutlu mücadelemizin er meydanına koşan, çelik bakışlı, demir bilekli, mangal yürekli kardeşlerim, çok kıymetli basın mensupları, hoş geldiniz, şeref verdiniz.

 

Sizler bugün burada, sendikacılığın tarihini bir kere daha; yeniden yazıyorsunuz. Sizler bugün burada, hak aramanın, dik durmanın, onurun, namusun, şerefin kitabına imzanızı atıyorsunuz. 

 

Sizler, diktatörlerin, tiranların, kapı kullarının, el etek öpen yalakaların kol gezdiği yerde, haksızlığa, hukuksuzluğa, yolsuzluğa gömülmüş bu diyarda, menfaat uğruna cümle âlemin dilini yuttuğu bu zamanda, “Bu devran böyle gitmez” diyen, alnı öpülesi babayiğitlersiniz. 

 

Memurları, emeklileri enflasyona ezdirmedik deyip, ülkenin kaynağını ve kaymağını yandaş çevrelere dağıtanları gördünüz. Günlerce, sözde sendikaların ve siyasetçilerin büyük bir nimetmiş gibi anlattığı, toplu sözleşme yalanını izlediniz.

 

Vatanın adım adım bölünmeye doğru götürüldüğünü, kardeşliğimize darbe vurulduğunu kaygıyla takip ettiniz.

 

Korkmadınız, sinmediniz, bitmediniz. Anlayamadılar. Bilmiyorlar ki, her Firavun’un bir Musa’sı, her Nemrut’un bir İbrahim’i vardı.

 

Sizler buraya memurları toplu sözleşme masasında yüzüstü bırakıp kaçanların, kamu çalışanlarını bir tarafa atıp, sendikacılık yaptığını sananların, ayrımcıların, bölücülerin, zalimlerin Musa’sı, İbrahim’i olmaya geldiniz.

 

Allah hepinizden razı olsun!

 

KONCUK: YAZIKLAR OLSUN KARAYA AK DİYENLERE!

 

Tarihi ve kritik bir dönemeçten geçiyoruz. 12 yıllık yıkım politikaları memuru, işçiyi, emekliyi, dul ve yetimi bitirdi. Ülke güvenliğimiz, sınırlarımız delik deşik edildi. Milli kimliğimiz, milli ve manevi değerlerimiz alt üst edildi. Yargı fethedildi. Basın kuşatıldı. Hukuk esir alındı.

 

Ormanlarımız, madenlerimiz, limanlarımız, fabrikalarımız özelleştirme, yapılaşma, yapılanma kisvesi altında birilerine peşkeş çekildi. Kurumlar darmadağın edildi. Milletin sesi kısıldı, mazluma kulak tıkandı, şehit yakınına, gaziye sırt çevrildi. Teröristler baş tacı edildi. 

 

Cumhurbaşkanının oğlunun Milli Eğitim müfredatını belirlediği, eğitim sistemini düzenlediği, açılacak, kapanacak okullara karar verdiği bir dönem yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanı kim, belli değil. Ülkeyi Başbakan mı, Cumhurbaşkanı mı yoksa İmralı’daki katil mi idare ediyor, belli değil.

 

Yuh olsun memurun, işçinin, emeklinin, işsizin, şehidin, gazinin itibarı yerle bir olmuşken, bebek katillerine itibar kazandırma peşinde koşanlara, Yuh olsun iradelerini teröriste teslim edenlere, Yuh olsun şahsi çıkar ve makam uğruna yerlerde sürünen, el etek öpenlere!

 

Yazıklar olsun, karaya ak diyenlere!

 

Değerli arkadaşlarım,

 

“Yoksulluğu bitireceğim.” diye iktidara geldiler ama bugün resmi rakamlara göre, 41 milyon vatandaşımız iki günde bir, sofrasına bir kap et yemeği koyamıyor.

 

Tam 31 milyon vatandaşımız çatısı sızdıran, duvarları nemli, penceresi çürümüş evlerde oturuyor ama meydanlarda “Günde birkaç hurma ile açlığını bastıran bir Peygamber’in ümmetiyiz” diye bağıranlar, kendilerine tam 1,4 milyar liraya saray yaptırıyor.

 

Bin odalı saraylarda oturanlar, memurun halini nereden bilecek? Devlete aylık 700 bin lira elektrik parası ödetenler, soğuktan donanların, ellerini araba egzozlarında ısıtanların çilesini nereden bilecek?

 

Bin odalı saraylara kurulanlar, kira ve gıdayı çıktıktan sonra kalan 600 lirayla ev geçindirmenin ne demek olduğunu nereden bilecek? Dünyaya saltanat penceresinden bakanlar, çatısı akan evde oturanın çilesini nereden bilecek?

 

“Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa, hesabı bizden sorulur” diyenler, 700 bin liralık saatlerin, kutu kutu paraların, para sayma makinelerinin hesabından niye kaçıyorlar?  Bunlar kuzunun hesabını vermek şöyle dursun, kuzuyu kurda elleriyle teslim ettiler. 

2001’de yüzde 8,3 olan işsizlik yüzde 10,1 oldu.    

 

3Y’yi; “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar”ı bitereceğim diye iktidara gelenler, hayatımıza yıldırmayı, yıkmayı, yağmayı ve yandaşlığı da sokup, 3 S’nin “saltanatın, sarayın ve servet”in esiri oldular. 

 

Ama “Dünyanın en büyük on yedinci ekonomisiyiz” diye övünen iktidar bizde.1993’de de on yedinciydik, 2013’de de on yedinci olduk. 20 yılda bir arpa boyu yol alamadığımızı gizlemeyi başaran iktidar da bizde. Kişi başına düşen gelirde, 1993’de dünyada kırk yedinci iken, 20 yılda tam 18 sıra geriletip, bizi altmış beşinciliğe düşüren iktidar da bizde.

  

Vatandaşına zırnık koklatmayanlar, milletin kaynaklarını yandaşa, uğursuza, saraylara, uçaklara peşkeş çekenler de bizde.Toplam gelirin yüzde 10’unu bile alamayan çalışanlar, toplam gelir vergisinin yüzde 62’sini veriyor.  Yani saltanatın bedelini memur, işçi, asgari ücretli ödüyor.  

 

Hal böyleyken toplu sözleşme masasında üyesi olan memurun, emeklinin hakkını korumak yerine, satışa çıkaran sendikaların varlığı durumu daha da vahim hale getiriyor. Bunlar, önlerinde 23 gün süre varken, 2 günde toplu sözleşme imzaladılar. Toplam 5 saat masada kaldılar, “Tam 1150 talebi tek tek anlattık, tartıştık” dediler. Yüzleri hiç kızarmadan memurun, emeklinin gözünün içine baka baka gerçekleri çarpıttılar.  2014 yılı bütçesinde memurlara ayrılan paranın tam 3 milyar lirasını, Hükümete peşkeş çektiler.

 

Memurlarımız 1 yıldır, toplu sözleşme görüşmelerinde uğradığı bu ihanetin bedelini ödüyor. 


İktidar ve malum konfederasyon iş birliği, memurları 123, emeklileri 140 TL zamma mahkûm etti.   Toplu sözleşme sonunda kamu görevlilerinin hakkı olan enflasyon farkı ödemesi dahi gasp edildi. Bunlar sesini çıkaramadı.

 

123 lira toplu sözleşme görüşmelerinde Hükümetin ilk teklifi olan yüzde 3+ 3 maaş zammından bile daha düşük bir zam demek.  123 lira en düşük memur maaşına yüzde 6,6; ortalama memur maaşına yüzde 5,2 artış demek.   Böyle olunca, memur maaşları Hükümetin ilk teklifinin bile altında kaldı, memurların aylık zararı ortalama 200 lirayı aştı.

 

Emekli maaşı ve emekli ikramiyesi yönünden de zarara uğradık.Ne yazık ki bu eziyet 2014 yılıyla da sınırlı değil. 2015 için de %3+%3 zam kabul edildi.

Bütün bu yaşananlara rağmen toplu ihanete imza atan konfederasyon hala durumdan son derece memnun. Allah için çıkıp bir açıklama dahi yapamıyor. “Memur maaşı eridi” diyemiyor. 

 

Hatta bizim ek zam talebimize de, karşı çıkıyor. “Biz memurlara, emeklilere fazlasıyla zam aldık. 15 Mayıs’ta memur kararını verecek” diyor.

Bu anlayış, bu zihniyet, memurların ve emeklilerin yıllarını çaldı, geleceğini kararttı. 2014 yılının tamamı için aldıkları 123 lira zammı anlata anlata bitiremeyen, 2015 yılında tam bir skandala imza atan ve yüzde 3+3 sefalet ücretine “Evet” diyen,İktidarın bir emri ile süt dökmüş kediye dönen,

 

Ek zam mitingimize, Türkiye Kamu-Sen Eski Genel Başkanı Bircan Akyıldız, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Milletvekili Reşat Doğru, İlksan Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, Türkav Başkanı Sinan Yüksel, Ülkücü İşçiler Derneği Genel Başkanı Hakan Kandemir çok sayıda davetli ve vatandaş katıldı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.