1. YAZARLAR

  2. Dr. Binnur ÇELEBİ

  3. Kültür Bakanlığı, FETÖ ve “hırsızın hiç mi suçu yok?”
Dr. Binnur ÇELEBİ

Dr. Binnur ÇELEBİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kültür Bakanlığı, FETÖ ve “hırsızın hiç mi suçu yok?”

A+A-

Yıl 2009, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay.

Müsteşar, İsmet Yılmaz.

Müsteşar Yardımcısı Özgür Özaslan.

Özaslan sonrasında Müsteşar oldu.

Personel Dairesi Başkanı da Ahmet Yılmaz.

Bu tarihlerde ben de Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü’nde “arkeolog” olarak görev yapıyordum.

O yıl bakanlığın açtığı “Şube Müdürlüğü” sınavını kazanan tek arkeolog idim.

Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünde ise yıllardır vekaleten yürütülen 11 tane şube müdürlüğü kadrosu vardı.

Sınav sonucuna göre buradaki boş kadrolara meslek uzmanı olarak benim atanmam gerekirken her ne hikmetse “Fransızca Tercümanını” atadılar.

Yüksek lisanlı bir arkeolog yerine arkeolojiden hiç anlamayan konulara vakıf olmayan bir tercümanın atanması bakanlığın bu konuda ne kadar yetkin olduğunun göstergesidir sanırım.

Daha durun… Bu ne ki?

Bu arada, Personel Dairesi Başkanı Ahmet Yılmaz sınav sonuçlarında kazananların atamasını çok hakkaniyetli yaptığıyla övünüyordu. Tıpkı kendi ataması gibi…

Sonradan öğrendik ki, bizler müdürlük sınavına çalışırken personel dairesi de harıl harıl il müdür yardımcılığından torpilli (sınavsız) müdür atamalarına çalışıyormuş meğerse.

Bugün hak ve adaletten bahseden eski bakan Ertuğrul Günay’ın Ordulu hemşerisi Anadolu Medeniyetleri Müzesine, diğerleri de Personel Dairesi Başkanlığına, İstanbul Arkeoloji Müzesine vs. tepeden inme müdür oluvermişlerdi. Hak yerini bulmasa da…

Sınavı kazanan diğer 3 müdür arkadaşla bana da Muğla yolu gözükmüştü. Yaklaşık 30 kişinin çalıştığı Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bizimle beraber oldu 8 müdür. Kimine 2, kimine 3 personel düşüyordu. Kimi de kendi kendinin müdürüydü. Ne personeli ne de masası vardı. Maaş bordrosunda müdür yazılıydı ama...

Halimize güler misin ağlar mısın?

Yani anlayacağınız bir avuç personeli idare etmeye gönderildik.

Biz daha göreve başlamadan Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürü iken kendi isteğiyle İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne atanan Osman Murat Süslü de 6 ay sonrası İzmir’den geri Muğla’ya döndü. Yine kendi isteğiyle.

Hani devletin helikopteriyle sabah kahvaltısına gittiği için gündeme gelen müdür var ya… İşte o helikopterli müdür…

Osman Murat Süslü 6 ay geçmeden bu sefer de şıppadak Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürü olarak atandı.

Herhalde helikopter ile arkeolojiye ve turizme yaptığı müthiş katkılardan dolayı olsa gerek (!)

Her ne kadar onun İl Müdürlüğünde kamulaştırması yapılmadığı için Milas’taki Hekatomnos Mezarı defineciler tarafından soyulsa da, eserler kesilerek ziyan edilse de, kaçakçıların çalışmaları sırasında nemden dolayı eserler bozulsa da bu Osman Murat Süslü’ye kimse çıt çıkarmadı.

Yalnız bu müdüre mi?

Kurul Müdürüne de, belediye başkanına da kimse bir şey demedi.

Günah keçisi Milas Müze Müdürüydü. Onu sürdüler ve olayın üstünü kapattılar.

Hekatomnos Mezarı soruşturmasını yürüten sonradan Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğüne getirilen ve daha sonrasında FETÖ’den atılan başmüfettiş Abdullah Kocapınar idi.

Eserler çalındıktan sonra birden bire Bakanlığın aklına Hekatomnos mezarının civarındaki evlerin kamulaştırması geliverdi.

Bakan Ertuğrul Günay, Genel Müdür Osman Murat Süslü, Muğla Valisi Fatih Şahin, sonradan AKP milletvekili adayı olan Milas Kaymakamı Bahattin Atçı

Kaçak kazı sonrası hepsi tutuştular. O ona, bu şuna derken üstten aşağı emirler yağmaya başladı

Eeeeee. Türk’ün aklı sonradan gelir lafı boşa değil hani.

Kamulaştırmadan sorumlu olan müdür olarak hem devleti hem de vatandaşı koruyarak hak ve adalet yerini bulsun diye uğraşırken, bunlar beni Şırnak’a sürmeye kalktı.

Hatta İl Müdürü Kamil Özer “Binnur bu işi onaylamazsan, sen de ben de buradan gideriz” diye aklınca beni tehdit etti.

Her zamanki gibi doğru bildiğimi okudum. Elimdeki resmi evraklara göre hakkaniyetli bir kamulaştırma yaptım.

Sonrasında doktora eğitimini tamamlamak için Ankara’ya tayin talebinde bulundum. Benim tayin talebimi geri çeviren Osman Murat Süslü ve Personel Daire Başkanı Ahmet Yılmaz kafa kafaya verip genel müdürlükteki uzmanlık gerektiren boş müdür kadrolarını hiç alakası olmayan kişilerle doldurdular.

Bu arada sınavız il müdür yardımcılığı göreviyle kıyak atamaları hariç tutuyorum. Bakanın Burdur’a bizim gibi müdür tayin edilen danışmanının da iki ay sonra dönmesini de…

Nedense aklıma “Adaletin bu mu dünya” şarkısı geldi.

Kültür ve Turizm Bakanlığında o günden bu güne değişen bir şey olmadı. Halen il müdürlükleri, şube müdürlükleri, müze müdürlükleri vekâleten yürütülmekte.

Öyle 6 ay 1 yıl falan değil. Yıllarca süren görevler. Üstüne üstlük vekâlet ücreti bile almayan var. Asaleten atanırım diye didinip dururlar diken üstündeki koltuklarında.

Gördüğünüz üzere personel yerleştirme konusunda Ahmet Yılmaz’ın eline kimse su dökemez.

Şimdi gelelim asıl meseleye…

O tarihte Kültür Bakanı olan Ertuğrul Günay, dönemin başbakanı olan Erdoğan’ın ucube’ye benzettiği ve yıkılması yönünde talimat verdiği Kars’taki İnsanlık Anıtı’na ilişkin açıklaması ile araları açıldı ve gidişini hızlandırdı. Şimdi Tweetırda hak ve adalet peşinde…

Müsteşar Özgür Özaslan ise emekliye ayrıldı.

15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında Osman Murat Süslü ve beraberinde bildiğim kadarıyla 200’e yakın personel FETÖ’den dolayı görevden alındı.

Bunların arasında Muğla Valisi Fatih Şahin ve Milas’ta soruşturmayı yapan müfettiş de vardı.

İl Müdürü Kamil Özer ise benim birlikte çalışırken onay vermediğim usulsüz işler yüzünden gazetelere dahi konu oldu. Cezalar aldı ve sonrasında başka yere uzman olarak gitti. Duyduğuma göre hala İzmir İl Müdürlüğünde gözü varmış. Hangi yüzleyse artık...

“Göklerden gelen bir karar” hesabı haksız şekilde jet hızıyla üst makamlara gelen birçok kişi tepetaklak gitti.

Bu haksızlığın kökünün kazınması mümkün değil tabii ki… Ancak bazılarına büyük bir hayat dersi oldu.

Ben ise FETÖ’cüler ve hak hukuk gözetmeyenler yüzünden 19 yıllık görevimi sonlandırmak zorunda kaldım. Benim istifa dilekçemle ilgili soruşturma açmadan alelacele onaylayanları da asla affetmedim.

Bakanlığın kimi bürokratları şimdilik aklanmış gözükse de benim ve benim gibi haksızlığa uğrayanların vicdanında hiç aklanmadılar ve aklanmayacaklar...

Şimdi, Bakanlıkta bu atamaların hepsinde imzası olan yukarıda saydığım isimlerden bir tek Personel Dairesi Başkanı Ahmet Yılmaz kaldı. Aklıma Nasrettin Hoca’nın “Hırsızın hiç mi suçu yok?” fıkrası geldi…

Bu hikaye burada bitmez. Devamı var…

Kalın sağlıcakla…

……

Hırsızın hiç mi suçu yok?

Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
- Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki ?
Bir başkası :
- Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor ? diye konuşmuş.
Bir diğeri de :
- Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor. Hoca kızmış :
- Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi ? Hırsızın hiç mi suçu yok

 

Dr. Binnur ÇELEBİ

siyasetcafe.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum