1. YAZARLAR

  2. Hakan SÖNMEZ

  3. KURULTAYLAR BAHANE, SENARYOLAR ŞAHANE
Hakan SÖNMEZ

Hakan SÖNMEZ

Genel Yayın Yönetmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

KURULTAYLAR BAHANE, SENARYOLAR ŞAHANE

A+A-

Muhalifler, 543 delegenin imzasını topladı, kabul etmediniz. “Mahkemeye gidin” dediniz. Muhalifler önce Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na gitti. Çankaya İlçe Seçim Kurulu “bizim işimiz seçimle, Tüzük Kurultayı görev ve yetkimiz dışında” dedi. Onlar da mahkemeye gittiler. 12. Sulh Hukuk Mahkemesi “Kurultay yapılsın” dedi. Yargıtay’a gittiniz. Yargıtay da “Kurultay yapılsın” dedi.


Yargıtay kararını açıklar açıklamaz, Parti Tüzüğünde yeri olmadığını bile bile 10 Temmuz’da Seçimli Olağanüstü Kurultay ilan ettiniz ve “benimle yarışacaklar” dediniz.


19 Haziran’da Tüzük Kurultayı’na noter imzalı 656 MHP Üst Kurul Delegesi geldi. İrade beyan etti. Tüzük Değişikliğini gerçekleştirdi. Bir maraza çıkmasın diye de senin ilan ettiğin 10 Temmuz tarihinde mutabık kaldıklarını açıkladılar.


Gönderdiniz Cemal Enginyurt’u 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, 19 Haziran Tüzük Kurultayı’na tedbir koydurdunuz.


Muhalifler ile aynı gün, Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na -19 Haziran Tüzük Kurultayı’nı tanımadığınız halde- 10 Temmuz tarihinde Seçimli Olağanüstü Kurultayı yapabilmek için ancak başvurdunuz.


Çankaya İlçe Seçim Kurulu da doğal olarak “Tüzük Kurultayı yapabilirsin ama Seçimli Olağanüstü Kurultay yapamazsın. Benim görev ve yetkimde değil” dedi.


Niçin dedi? Çünkü sizin yazdırdığınız Parti Tüzüğünde “Olağanüstü Kurultay’da Genel Başkan seçimi yapılamaz” maddesi var!


Okumanız yok desem olmaz ama detaylı plan ve kastınız olduğu çok açık.


Şimdi, Seçimli Olağanüstü Kurultayı yapabilmek için önünüzde iki yol var. Birincisi 3. Asliye Hukuk Mahkemesine yapılan itirazı geri çektirmeniz. İkincisi de istifa etmeniz.


Yapar mısınız?


Mümkün değil.


Raylarını bile bırakmadığınız, istasyonu olmayan trene de siz oldukça kimse binmez artık.


Rahat rahat, göğsünüzü gere gere “arınabilirsiniz”.


MHP Genel Merkezi Ankara sokaklarını olmayacağını bile bile 10 Temmuz Seçimli Olağanüstü Tüzük Kurultayı billboardlarıyla doldurdu. Muhalif adayların çaba ve gezmelerini “parayı nerden buluyorlar” diye soran Genel Merkez’in "Parti’nin parasını niçin bu kadar hoyratça savurduğunu" da sormak gerekiyor.


Bir de şunu söylemek lazım tabi.


Sosyal ve siyasi açıdan ezilmenin yanında ekonomik olarak da ezilmiş, fakir bırakılmış MHP ve Ülkücü camiada bugün verilen iftar yemekleri ve il gezmeleri bile eleştiri konusu olabiliyor. Yani Genel Merkezce deniliyor ki, “Biz sizi fakir bıraktık, yok ve yoksul bıraktık, siz bu paraları nereden buldunuz?” MHP Genel Merkezi’nin sadece bu suçlaması bile, “Niçün böyle oluyor” sorusunun karşılığıdır aslında.


Gelelim Muhaliflere,


Türk Milliyetçilerinin, ülkücülerin tabandan gelen tepki selinin önüne kütük gibi yattınız. Türk Milliyetçilerinin, ülkücülerin önüne düşmek yerine hepiniz kendi hesaplarınızın tutmasını beklediniz.


Nasıl ki, 7 Haziran’da Türk Milliyetçilerinin, ülkücülerin uğraşlarıyla -tüm fren gayretlerine rağmen- yüzde 16 oy alındığında, “oy da benim, oyun da benim. Ben ne dersem o olur” diyenler 1 Kasım’da ağzının payını aldıysa, siz de benzer bir tavır içesine girdiniz.


Genel Başkan Adayları Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın, Ümit Özdağ, Süleyman Servet Sazak. Hepsi “biz” adı altında bir “ben”lik davası güttüler.


MHP Genel Başkan adaylarını hata ve sevaplarıyla kısaca değerlendirelim.


MERAL AKŞENER

Meral Akşener, MHP tabanında olduğu kadar kamuoyundan da büyük bir destek gördü. “Rüzgar” dediler, “paralel” dediler, “kocası solcuydu” filan dediler. Her şeyi dediler. Ama kendisine olan ilgi ve destek çığ gibi büyüdü. Mevcut MHP delege yapısında da büyük bir güce sahip oldu. Temelde Meral Akşener’in etkisi ve gücüyle 19 Haziran Tüzük Kurultayı yapılabildi. Ancak; Meral Akşener süreci iyi yönetemedi. Parti içi dengeleri, farklılıkları iyi algılayamadı. Tabandan gelen desteği ve ilgiyi bir hizibe teslim etti. Onlar da Akşener’in gücünden iyi faydalandılar. Meral Akşener, 19 Haziran Kurultayı’nın ardından henüz bir açıklama bile yapamadı.


SİNAN OĞAN

Sinan Oğan, bu süreçte en sağlam duran kişi oldu. Devlet Bahçeli’ye ilk karşı çıkandı. Meral Akşener'in popülaritesine rağmen, büyük bir disiplin ile çalıştı. Motivasyonunu hiç bozmadı. Türkiye’yi gezdi. MHP Teşkilatlarına ve Üst Kurul Delegelerine sirayet etti. Duruşu ve disiplini ile 19 Haziran’da Meral Akşener üzerinden “ben yaptım oldu” mantığıyla hareket eden hizibin delegede meydana getirdiği rahatsızlığı iyi değerlendirdi. Siyaseti bildiğini gösterdi. Sağduyusunu korumayı başardı. Ancak; ne olursa olsun Tüzük Kurultayında ortaya çıkan Divan Başkanlığı krizini kendi aralarında çözmek için yeteri kadar gayret sarf etmedi.


KORAY AYDIN

2012’deki MHP Genel Kurultayı’nda Devlet Bahçeli’ye karşı 440 delegenin oyunu aldı. Kazanamadı. Ancak; parti içesinde kaldı. Hatta Devlet Bahçeli tarafından Trabzon’dan MHP Milletvekili seçildi. Tüm geçmişi ülkücü hareket ve MHP içinde geçen Koray Aydın, Devlet Bahçeli tarafından da “tek ülkücü” aday olarak gösterildi. Meral Akşener rüzgarını kesmek için Genel Merkez tarafından ortaya atılan “paralelci” iddialarına Koray Aydın da destek verdi. MHP Delegesi üzerinde 2012’deki gibi bir ağırlık koyamadı. Buna rağmen 19 Haziran Tüzük Kurultayı’na gelerek açık bir irade gösterdi. Koray Aydın da sonuçta MHP tarihinin yeni bir kilometre taşı olabilecek 19 Haziran Tüzük Kurultayında ortak tek bir ses çıkması noktasında yeterli çabayı göstermedi.


ÜMİT ÖZDAĞ

Ümit Özdağ’a gelince. Ülkücülerin Ümit Hocası. Başbuğ Alparslan Türkeş’in dava arkadaşı Muzaffer Özdağ’ın oğlu. Daha önce Genel Başkan adayı olduğu için Genel Merkez tarafından her türlü istihbarat birimiyle ilintilendirildi. Akabinde Devlet Bahçeli tarafından Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı yapıldı. 1 Kasım seçim yenilgisinin ardından uzun süre bekledi. Sonra Genel Başkan Yardımcılığından istifa edip Genel Başkan Adaylığını açıkladı. Hatta kendisi için Genel Merkezin adayı lafları dillendirildi. Ancak, yeterli delege desteğini bulamamasına rağmen 19 Haziran Tüzük Kurultayı’na gidip, tavrını ve tarafını ortaya koydu.  Hizipçilik yapmadı. Sağduyulu davrandı. Fakat; 19 Haziran’daki Tüzük Kurultayı’nda ortaya çıkan “benlik” çatışmalarını engellemedi.


SÜLEYMAN SERVET SAZAK

MHP’nin efsanevi ismi ve Bakanı Şehit Gün Sazak’ın oğlu Süleyman Servet Sazak da uzun bir süre Genel Başkan Adaylığını koymak noktasında tereddüt gösterdi. MHP Genel Başkan Yardımcılığı ve Eskişehir Milletvekilliği yaptı. Mazisi yeterli, potansiyeli olan bir isimdi. Buna rağmen MHP Delegelerine sirayet edemedi. Çok sonradan Genel Başkan Adaylığını açıkladı ama bu açıklama bile oldukça cılız kaldı. Sazak da rotayı Genel Merkeze kırdı. Türk Milliyetçilerini, ülkücüleri 19 Haziran Tüzük Kurultayını onaylamaya çağırdı, ancak; 19 Haziran Tüzük Kurultayına gitmeyeceğini açıkladı.  Buna karşın herkesi 10 Temmuz Kurultayına davet etti. Oysa ki, Sazak tüm Genel Başkan Adaylarını toparlayabilecek bir konumdaydı. Ancak; neredeyse tüm Genel Başkan Adayları aylardır Türkiye’yi gezerken, bir iki sönük faaliyetin ardından kulağının üstüne yattı. Tüm açıklamalarında hep “biz” dedi ama, “biz”e yönelik bir uğraş içinde de olmadı.


MHP’de muhalif Genel Başkan Adaylarının az veya çok tüm uğraşları sonucunda 19 Haziran Tüzük Kurultayına ekseri bir çoğunlukla gelen MHP Delegelerinin ortaya koyduğu irade, Adayların aralarındaki “benlik” duygularıyla akamete uğradı.


Bugün MHP Genel Başkan Adayları televizyonlara çıkıp, Devlet Bahçeli’yi sözünde durmaya, 10 Temmuz’da Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu yapmaya çağırıyorlar.


El insaf. Bu kadar insanı, delegeyi bir araya getirip sonuçta hepsini Devlet Bahçeli’nin insafına teslim ettiniz.


Devlet Bahçeli 1 Kasımın hesabını Türk Milliyetçilerine ve ülkücülere vermek yerine, “alayımıza hodri meydan” çekmişti. Şimdi siz de birbirinize hodri meydan çekip, hesap vermekten kaçmayın.


Akıl akıldan, fikir fikirden üstündür. İstişare ve meşveret lafla “biz” olmanın değil, gerçek “biz” olmanın temelidir.


Türk Milliyetçileri, ülkücüleri “kurultay bahaneleriyle, şahane senaryolarınıza” alet edemezsiniz.


Akıl, mantık, gelecek stratejileri her koşulda birleşmenizi emrediyor.


Emri başka yerlerden değil, “davanızdan”, Türk Milliyetçilerinden, ülkücülerden alıyorsanız bunu yaparsınız.


Gün bunu ispat etme günüdür.


“Ayrılan kuvveler birleşmelidir.

Vatan bir toprağa yerleşmelidir”


Şiirindeki gibi davası olanlara selam olsun.


 

 

Hakan Sönmez        siyasetcafe.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum