Mansur Yavaş Ankaragücü'ne el koydu

Mansur Yavaş Ankaragücü'ne el koydu

Gazeteci Metiner Erdem Ankaragücü’nde Mansur Yavaş Değişimiadlı yazısında şok iddiaları dile getirdi.

A+A-

“Mansur Yavaş’ın kendisi mi istiyor, çevresindekiler mi bilinmez ama her gün kulübe belediyeden talimatlar geliyor." diyen Metiner Erdem şunları yazdı;

 

Emin Çölaşan’ın tartışılan bir kitabı var.

“Önce İnsanım, Sonra Gazeteci” diyor bu kitabında üstad.

Spor basınında da çoğumuz önce taraftarız, sonra gazeteci.

Bu yüzden bazı şeyleri yazarken iki kere düşünürüz.

“Takıma zararı olur mu?” diye.

Bir de sadece ikballeri için bildiklerini yazmayıp, kendine saklayanlar vardır.

Aradaki çizgi çok ince.

Birisinin tek düşüncesi takımıdır, diğerininkinin kendisidir.

Takımını düşünen ya yazar ya da susar, diğeri ise yazmaz ama susmaz da, her ortamda bildiğini yüksek sesle anlatır.

Amacı bildiği ama yazmadığı şeylerden dolayı makam, mevkii sahibi de olmaktır, sonunda olur da.

Allah onların da yollarını açık etsin ama yüzde doksanımız onlardan değildir.

Bu girişgahtan sonra gelelim konumuza, yani Ankaragücü’ne.

Olağanüstü genel kurul öncesi yazdıklarımdan dolayı çok fazla tebrik edildiğim gibi eleştirildim de.

En fazla da Osman Gazi Kandaş’ın eleştirisi etkiledi.

Başkan Mehmet Yiğiner, bir ara adaylığı gündeme geldiğinde, “Onun da parası yok ki, nasıl aday olsun” demişti, ben de yazmıştım.

Sayın Kandaş, “Yiğiner o sözü söylese de yazman gerekiyor muydu?” diye sormuştu, ben de sadece “Ankaragüçlülerin başkan seçtiği kişiyi tanıması için gerekiyordu” diyebilmiştim.

O günden beri yoğurdu üfleyerek yiyorum, bazı bilgiler geliyor çok derin süzgeçten geçiriyorum.

Ankaragücü’nde tüm sırların sahibi Mehmet Yiğiner ve Genel Müdür Seyit Ali Doğan.

Başkan her şeyi konuşur ama kırmızı çizgisi mali konulardır.

Kimse ağzından bir kelime alamaz.

Lafı öyle dolandırır ki, siz kulübün borcu nedir, transfer yasağını kaldırmak için kaç lira lazım diye sorarsınız, bir anda kendinizi Melih Gökçek’in yaptıklarını,  Büyükşehir Belediyesi’nin Belkoair ihalesini dinlerken bulursunuz.

Muhabbet oraya nasıl geldi anlayamazsınız bile.

Taraftarın merak ettiği çok konu var.

Ama şu an için öncelikli olanlar:

Transfer yasağının kaldırılması için ne kadar paraya ihtiyaç var?

Transfer yasağı kaldırılacak mı?

Kaldırılacaksa hangi kaynak kullanılacak?

Teknik direktör kim olacak, kimler transfer edilecek?

İsterdim ki bu soruların birinci muhatabından cevapları alayım,mümkün olmayınca ikincil, üçüncül ama güvenilir olduğuna inandığım kaynaklara başvurmak zorunda kaldım.

Bu yüzden “yazmam için” bana iletilen aşağıdaki konuları yazmam gerekir mi gerekmez mi diye uzun süre düşündüm?

Sonunda yazmaya karar verdim.

Birinci soru için güvenilir kaynak der ki; “Ankaragücü’nün 30 milyon TL vergi ve SSK borcu, 5 milyon lira da dosyası gelen futbolculara ödenecek borç var. Vergi ve SSK borcunun üçte biri ödenirse kalan borç uzun vadeye yayılabiliyor. Yani bugün 10 milyon lira yatırıldığında Ankaragücü’nün vergi ve SSK borcu yoktur yazısı alınabilir. Sonuç olarak transfer yasağını kaldırmak için 15 milyon liraya ihtiyaç var.

Bu güvenilir kaynak, devamında benim inanmakta zorluk çektiğim bir iddiada da bulunuyor.

İddia aynen şöyle:

“Mehmet Yiğiner, çok çok zor durumda kalmazsa Bankalar Birliği ile yapılandırma istemiyor.”

Nedenini de şöyle açıklıyor:

“Bankalar Birliği yapılandırma için şeffaflık istiyor. Tüm harcamaların, gelirlerin, giderlerin kayıtlı olmasını istiyor. Bu da Mehmet Yiğiner’in işine gelmiyor. Bu yüzden hep eksik evrak göndererek, yapılandırmayı geciktirdi. Asıl isteği transfer yasağını belediyeden gelecek kaynakla kaldırmak. Belediyeden 5 milyon TL geldi, 10 milyon TL de gelecek hafta için söz alındı. Gelecek hafta Salı ya da en geç Çarşamba günü transfer yasağı belediye desteğiyle kaldırılacak. Bu arada bir taşla iki kuş vurmak için Bankalar Birliği yapılandırması Murat Ağcabağ ve İstanbul ekibi tarafından engelleniyormuş gibi kampanya yürütülecek. O ekip ile taraftarın arası açılmaya çalışılacak.”

Çok ağır iddialar değil mi?

İnanılması güç ama Mehmet Yiğiner’i yakından tanıyanlar neden olmasın diyebiliyor.

Bir diğer güvenilir kaynak da hedefine Metin Akyüz’ü almış.

Büyükşehir Belediyesi’nden para alınması işinde başrolde Metin Akyüz’ün olduğunu dünya alem biliyor.

İşte o kaynağın iddiaları da akılları baştan alacak boyutta:

Der ki kaynağım:

“Aslında Mehmet Yiğiner’in aklının ucundan dahi belediyeden para geleceği geçmiyordu. Metin Akyüz’ü para bulmak için değil, istemeye istemeye verdiği başkan vekilliğinden atmak için bu işle görevlendirdi. Ama Metin Akyüz bu işi başarınca Mehmet Yiğiner ne yapacağını şaşırdı. Şu anda Beştepe’de  Metin Akyüz inanılmaz güçlü. Duvarlar Metin Akyüz’ün sesleriyle yankılanıyor. Bazı yöneticiler bu durumdan çok rahatsız. İstifayı bile düşünenler var. Metin Akyüz’ü güç zehirlenmesi ile eleştiriyorlar. Hele gelecek hafta belediyenin söz verdiği 10 milyon da kasaya girsin siz o zaman Metin Akyüz’ü görün.”

Gelelim üçüncü kaynağın iddialarına.

O da hedefine Mansur Yavaş’ı almış:

Bugüne kadar Mansur Yavaş’ın hiçbir karşılık beklemeden bu yardımları yaptığı söylenip duruyordu.

Kaynağım ise tam tersini iddia ediyor:

“Mansur Yavaş’ın kendisi mi istiyor, çevresindekiler mi bilinmez ama her gün kulübe belediyeden talimatlar geliyor. Teknik direktör isimleri bile başkan Mehmet Yiğiner’e iletiliyor. Mehmet Yiğiner, Süper Lig tecrübesi olan teknik direktörle çalışmak istiyor. Ama önerilen isimlerin Süper Lig tecrübesi yok. Maç günleri localarda kimlerin kalacağının listesi belediyeden Metin Akyüz’e gönderiliyor. Eskiden başkanın onayı alınmadan hiçbir iş yapılmazken, şimdi Metin Akyüz’ün tek başına onayı yetiyor. Çok yakında Mansur Yavaş’a yakın işadamlarını yönetim kuruluna almak için yeniden olağanüstü genel kurul yapılırsa sakın şaşırmayın.”

Şimdi diyebilirsiniz ki, ya kaynaklarınız sizi yanıltıyorsa, ya yazdıklarınız doğru değilse…

Bu kulüp şeffaf bir şekilde yönetilse ben bunları yazmak zorunda kalmazdım.

Birincil kaynaklar susarsa, ya da yanlış yönlendirmek isterse, gazeteci ister istemez ikincil, üçüncül kaynaklara yöneliyor.

Son iki konu:

Birincisi teknik direktör…

Geçen hafta da yazdım, yine tekrarlıyorum.

Aykan Atik’e hem ayıp ediyorsunuz, hem de 2 haftada kaybedilen 4 puanın sorumlusu oluyorsunuz.

Bu takımı hafta boyunca Aykan Atik çalıştırdıysa maçta yedek kulübesinde oturmak onun en tabi hakkıdır.

Aykan Hoca’nın pro lisansı vardır, bu duruma çok içerlediği de artık herkes tarafından biliniyor.

Eğer bu duruma katlanıyorsa, tek sebebi Ankaragücü sevgisidir.

Adnan Erkan hocama en ufak bir sözüm yok.

O kendisine verilen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor.

İkinci konu taraftar:

Kayserispor maçını 5854 biletli seyirci izledi.

Çok düşük, Ankaragücü’ne yakışmayacak bir rakam.

Bilet ve kombine fiyatlarının indirime rağmen hala çok yüksek olduğu görüşü hakim.

Sosyal medyada bir grup bilet fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyor.

Fiyatlar normal diyenlere bakıyorum, çoğu işsiz veya asgari ücretli ama ya VİP ya da kapalı kombinesi var.

Hayret etmemek elde değil tabi ki.

“Bizde adım atma olmaz” diyen Mehmet Yiğiner, sonunda geri adım attı ama anlaşılan yetersiz görüldü.

5 bin kişi ile bile rakibi boğan bu taraftar 20 bin ile neler yapmaz.

Sayın Mehmet Yiğiner, Sayın Metin Akyüz taraftara kulak verin lütfen…

Siyasetcafe.com

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.