1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Melih Gökçek mi? Mansur Yavaş mı?
Melih Gökçek mi? Mansur Yavaş mı?

Melih Gökçek mi? Mansur Yavaş mı?

Ayşe ARMAN Ankara'da seçimin nabzını tuttu.

A+A-

Melih Gökçek mi? Mansur Yavaş mı?

Mansur Yavaş.
 
Sakin. İnandırıcı. Sahici. Güven veriyor. İnsanı yatıştırıyor. Tane tane konuşuyor, bağırmıyor, sesini yükseltmiyor. Kızmıyor, çileden çıkmıyor, öfkesini kontrol  edebiliyor. Seçileceğine inanıyor ve Beypazarı’na yaptığı gibi Ankara’ya da hizmet etmek istiyor.
 
Kamuoyu araştırmalarına bakılırsa şansı da var gibi duruyor.
 
Anlaşılan, bu seçim Ankara’da heyecanlı geçecek...

Beş yıldır sessizdiniz...
 
-Doğru. Ben prensip olarak, her gün televizyona çıkıp, her yapılanı eleştiren, her şeye maydanoz olan bir tip değilim. 2009’da insanlar bir tercihte bulundu, “Halk onu seçti, çalışsın!” dedim. “Eleştireceksek, günü gelince eleştirelim” dedim. İşte o gün geldi.
 
Aday oldunuz... Neden?
 
-Melih Bey’in adaylığı bir kere daha söz konusu olunca vatandaşın aklına ben geldim. Çünkü siyasette ne yazık ki gençlerin önü açılmıyor. O yüzden hep aynı isimler söz konusu oluyor. Ama tabii Beypazarı’ndaki başarımın etkisi vardır. Bir de geçen seçimdeki siyaset tarzım beğenildi diye düşünüyorum.
 
Sizin siyaset tarzınız nasıl?
 
-Kavga etmeyen, karalamadan eleştiren ve “Ben olsaydım öyle yapacağıma şöyle yapardım” diyen bir siyaset anlayışım var. İyi yapılmış şeyleri de çekinmeden söylüyorum. Başkan olursam da aynı tarzı sürdüreceğim. Rozetimi çıkarıp, Ankara’da herkesi kucaklayacağım ve herkesin başkanı olacağım. Melih Gökçek’in tam tersi yani. O herkesi ötekileştiriyor.
 
Kazanacağınızı düşünüyor musunuz?
 
-Düşünüyor musunuz ne demek! Kesin gözüyle bakıyorum. Yüzde 50’nin üzerinde oy alacağım.
 
Peki neye güveniyorsunuz? 
 
-Her şeyden önce 20 yıllık yıpranan bir yönetim var. Bir de tabii 20 yıldır aynı vaatleri verip yapmayan bir insan! Ankaralı bıkkın ve kızgın. Melih Gökçek, her zaman yaptığı gibi Gezi olayları sırasında da, kendisi gibi düşünmeyenleri hemen ötekileştirdi. Bir belediye başkanı dünyanın neresinde, “İstersek, biz sizi bir kaşık suda boğarız!” diyebilir? Dedi. Bakın şu elimdeki broşür bütün Ankara’ya dağıtıldı. Buna harcanan paralarla, o tahrip olan otobüslerin yerine yenileri alınırdı. Ayrıca olaylar sırasında polisten yana tavır aldı. Sen herkesin belediye başkanısın, taraf olamazsın. “Olayları nasıl durdurabilirim?” diye düşünmedi, “Bundan nasıl siyasi rant elde edebilirim?”e baktı...
 
Siz Melih Gökçek’le karşı karşıya gelseniz, bu sükûnetinizi koruyabilir misiniz?
 
-Sabırlı davranamayabilirim. Çünkü kendisiyle tartışılmıyor. Soruları cevaplamak yerine, hep hücum etmeyi tercih ediyor. Farklı düşüncelerde de olsalar insanlara fikirlerini sorarsın, onlar da söyler. Bu da gayet medeni bir şeydir. Ama herkes çekiniyor Melih Bey’den, bir şey söylersem saldırır diye. Kendi partisindekiler bile çekiniyor. Baksanıza, Ankara’dan aday çıkmıyor. Ak Parti’nin oyu yüzde 49. Ama başka aday yok. Niye yok? Korkuyorlar, başımıza bir iş gelir diye. Siz böyle birine Ankara’yı emanet ediyorsunuz!
 
CHP içinde sizi MHP’li olduğunuz için eleştirenler var, bu sizi rahatsız ediyor mu?
 
-Hiçbir partide herkes yüzde 100 aynı görüşte olmuyor. Bu da demokrasinin zenginliği. Ama CHP’de herkes fikrini rahat rahat söyleyebiliyor. Benimle ilgili adaylık kararı da oybirliğiyle alındı. Dolayısıyla konu kapanmıştır gözüyle bakıyorum.
 
Peki siz siyasi görüşleriniz itibariyle, MHP’li olarak CHP’den aday olmaktan sıkıntı duymuyor musunuz?
 
- CHP, Atatürk’ün kurduğu parti. Dünya görüşüm itibarıyla bir sürü ortak noktam var. Beni rahatsız eden bir şey yok. Samimiyetle söylüyorum ki, ben CHP’ye siyaset yapmak için gelmiyorum. Kazanırsam, bir kamu görevlisi gibi, herkese eşit mesafede durmayı ve Ankaralılara huzur ve refah getirmeyi vaaat ediyorum. Belediye başkanlarının siyasete bulaşmaması gerektiğini düşünüyorum.
 
“Gökçek güçlü bir aday, iki partinin gücünü birleştirelim” gibi bir hesap var mı?
 
-Sadece CHP ve MHP değil, bütün partilerden oy alacağım hesap edilmiştir. Ama bundan daha önemlisi Beypazarı’ndaki başarımız. Beypazarı projesi, Avrupa Birliği’nde örnek model olarak gösteriliyor.
Öyle diyorsunuz ama Melih Gökçek Beypazarı’nda anket yaptırmış, hepsinde o önde çıkıyormuş...
 
-O zaman panik yapmasına gerek yok! Kirli siyaset yapmasına da! Şu dağıttığı gazeteye bakın, ‘Minber’ diye bir gazete. Hakkımda iftiralar yazıyor. Müthiş bir panik var Melih Bey’de. Bütün sol birleşmiş beni destekleyecekmiş. Düne kadar, “Bu solcu değil!” diye beni solculara şikâyet ediyordu. Şimdi sağcılara diyor ki, “Sol bunun arkasında birleşti!” Anketlerde o kadar kuvvetli olan bir insan bunu yapar mı? En acıklısı da inandırıcılığı sıfır! Artık kimse Melih Gökçek’in yalanlarına inanmıyor...
 
Sizi, bilmeden konuşmakla, sallamakla suçluyor. “Su faturalarını indireceğim!” diyormuşsunuz ama Beypazarı’nda seçilince hemen zam yapmışsınız su faturalarına...
 
-Melih Gökçek’te yalan bitmez! Beypazarı’nda su, hâlâ Ankara’nın yarı fiyatında. Beypazarı’nda 1.68, Ankara’da 3.32. Neredeyse iki katı. Seçilirsem Ankara’da kesinlikle suyu ucuzlatacağım. Melih Bey, doğru söylemiyor yani!
 
Nasıl olur?
 
-Olur Ayşe Hanım! O alışmış, hep yalan söylüyor. Bu yalanını düzeltseniz, başka bir yalan söyleyecek. “Beypazarı Spor’u kümeden düşürdü” diyor. Ben 18 Nisan’da seçildim. Üçüncü ligdeydi. Güya ben, ikinci ligden küme düşürmüşüm. Üç maçı kalmıştı, sonuncu durumdaydı ve küme düştü, ben mi düşürmüş oldum? İnsan birine laf söylerken, önce bir geçmişini araştırır. Melih Bey’de yok bu. Asıl kendisi Ankaraspor’u düşürdü. Onun sporla uğraşmaması lazım, elinin değdiği takım küme düşüyor. Fakat cevap vermenin de bir faydası yok, bir yalanı söndürünce, başka bir yalan buluyor.
 
Peki bu sizi huzursuz etmiyor mu? Geçen sefer de benzer politikalar uygulayarak seçimi kazandı...
 
-Geçen seçimde şöyle bir lafı vardı: “Kazansam bile oylarımda önemli bir düşüş olursa, istifa edeceğim.” Bir önceki seçimde yüzde 55’ti, geçen seçimde yüzde 38’e indi. Ama her zamanki gibi o lafı unuttu gitti. Biz alıştık, Melih Bey böyle biri...
 
Parka itiraz ediyorum çünkü

Siz Anka Park’a neden itiraz ediyorsunuz? 
 
-Allah aşkına siz olsanız Disneyland için Türkiye’ye Ankara’ya mı gelirsiniz, Paris’e mi gidersiniz? Tabii ki Paris’e. 40 milyon turist her yıl Paris’e gidiyor. Niye Ankara’ya gelsinler! Birinci itirazım buna. Bir de şehrin tam ortasına yapılıyor. 100 bin araç gelse, aynı anda girecek ve çıkacak, bütün yollar kilitlenecek. Buna da itiraz ediyorum. Bir başka şey de Atatürk Orman Çiftliği’ndeki bütün ağaçlar kesildi. Harcanan para 1 milyar dolar. Böyle bir lüksümüz var mı? En borçlu belediye olacaksınız, 1 milyar doları oraya gömeceksiniz!
 
Ulaşımı 10 liraya indireceğiz

Peki suyu ve otobüsleri ucuzlatma imkânınız var mı?

-Bütün dünyadaki belediyecilik anlayışında, ucuz ve temiz suyu ne yapıp edip temin etmek zorundasınız. “Mecbur su içecekler! 10 lira olsa da içecekler!” demek olacak şey değil, insanlık suçudur. Çünkü su, en doğal insan hakkıdır. İmkân varsa, bedava verilmelidir. Bu nedenle ben gelirsem hemen indirim yapacağım. Atık su bedelini yarıya indirmekle başlayacağım. Şimdi bakın, her kurum, kendi asil vazifesini yapmalı. “EGO zarar ediyor” deniliyor. Eder tabii. Armada’nın karşısındaki yıkılan çelik kafes için EGO’dan 80 milyon çıkmış. Amacı insanları ucuza taşımak olan bir kuruma bu parayı yüklersen, doğacak zararı halka yüklemek zorunda kalırsın! Olacak şey mi bu?

Bir de sosyal yardım alan insanlar var...
 
-Evet var. Ayda 150 lira yardım alıyorlar. Ama bir kişi ayda 52 kez otobüse biniyor. Bilet parası da 1.75 lira. 52 çarpı 1.75 eder 91 lira. Nasıl yardım bu? Kaşıkla verip kepçeyle alıyorsunuz! Bu insanlara gerçekten yardım etmek istiyorsanız, su ve yol indirimi de yapmak zorundasınız. Biz suyu, 20 metreküpe kadar 10 liraya, ulaşımı da 91 liradan 10 liraya indireceğiz...
 
Noter protesto etmedi Ankaralı edecek inşallah!

* Bir kere bile Melih Gökçek’in özür dilediğini gören, duyan oldu mu? Hep başkaları suçlu. Ya başka belediyeler ya vatandaşlar! Bir kere özür dilese kıyamet mi kopar?
 
* Büromun önündeki alt geçidi su bastı, bir baktım Ankara Büyükşehir yazılı balıkadamlar geldi. Ankara’da belediyede, balıkadam istihdam etmek gerçekten büyük meziyet ister, kendisini tebrik etmek lazım!
 
* Seçim yasaklarını delebilmek için bütün şehre kendi fotoğraflarını astı. Altına da okunmayacak büyüklükte, bilmem ne konferansı diye yazdı. Güya konferans tanıtımı. Biz böyle şeylere girmedik.
 
* Bir de İmrahor Vadisi’ne bilmem kaç kilometrelik bir boğaz ve üstüne köprü yapacakmış. Benim önceliğim vatandaşın boğazı! Hep kendisinden söz ettirecek şeyler arıyor.
 
* O kadar çok gerçekleşmeyen projesi var ki. Peluş Ormanı onlardan biri. Geçen seçimde artık insanların kendisine inanmayacağını düşündüğü için, noter tasdikli projeler yaptırdı, onlar da olmadı. Noter protesto etmedi ama Ankaralı protesto edecek onu inşallah!


Neden mi gitmesi gerekiyor?

Gökçek ne hata yaptı? Neden gitmesi gerek sizce?
 
-Gitmesi için çok sebep var. Kendi partisinden olmayan belediyelerin hepsiyle kavgalı. İnsanlar, siyasi tercihinden dolayı cezalandırılabilir mi? O cezalandırıyor. Tarafsız değil, şeffaf değil. Vatandaşın vergileri har vurulup harman savruluyor. Ankaralıların ne düşündüğü ciddiye bile alınmıyor. Belediyeyi siyasete alet ediyor. Çalışanları mitinglere, karşılama törenlerine, kongrelere katılmaları için zorluyor. Evlerine parti bayrağı bile astırtıyor. Siyasi görüşleri yüzünden insanları işten atıyor. Meslek odalarının seçimlerine müdahale ediyor. Bir belediye başkanının bunlarla ne işi olur demeyin. Oluyor! Taksicileri, minibüsçüleri bile yönlendirmeye çalışıyor. Çay Yolu’ndan ona az oy çıkıyor diye, oraya daha az otobüs seferi bile koyuyor!
 
Bu kadar mı? 
 
-Keşke bu kadar olsa! Belediyenin yani vatandaşın parasıyla kendi reklamını yapması olacak şey değil! Ama yapıyor. Her yer Melih Gökçek’e, belediyeye teşekkür eden pankartlarla dolu. Seçilirsem, yaptığım hizmetten dolayı “Yolunuz hayırlı olsun” yazmayacağım gibi, hiçbir yere benim veya çocuklarımın ismi de yazılmayacak. Gökçek’lerin neredeyse sülalesinin isimleri var her yerde. Gerçekten akıl alır gibi değil.
Bu haber toplam 396 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.