Muhteşem bir sessiz sinema deneyimi

Muhteşem bir sessiz sinema deneyimi

Ankara Sinema Derneği’nin düzenlediği Gezici Festival, seyirciye unutulmaz sinema deneyimleri vaat eden özel bir seçkiyle 25. kez yola çıkıyor. Programda bu yıl üç nadir filmin canlı müzik eşliğinde gösterimi yapılacak.

A+A-

29 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında Ankara’da, 6-8 Aralık’ta Sinop’ta ve 9-12 Aralık’ta Kastamonu’da perdelerini açacak Festival, 25. yılında sessiz sinemanın nadir eserlerinden üç filmi, canlı müzik eşliğinde beyazperdede izleme imkânı sunacak. Bu yılki programda ayrıca, Amerikan sinemasının ırkçılığı konu alan iki klâsik filmi yer alıyor.

 

CANLI MÜZİK EŞLİĞİNDE SESSİZ SİNEMA

 

Sessiz Sinema programında bu yıl üç filmin canlı müzik eşliğinde gösterimi yapılması planlanıyor. Unutulmaz bir sinema deneyimi vaat eden bu bölümde sinema tarihimizin en önemli isimlerinden Muhsin Ertuğrul’un, Ukrayna devlet arşivlerinde bulunana dek kayıp olduğu düşünülen, 1927’de Sovyetler Birliği’nde çektiği filmi ‘Tamilla’, yapımından 92 yıl sonra seyirciyle buluşacak.

 

 

Fransız hukukçu ve yazar Ferdinand Duchêne’nin, Cezayir’deki Berberi topluluklarını ele alan egzotik romanından uyarlanan film, küçük yaşta başlık parası karşılığı tüccar Lahraş’la sözlendirilen ve kadının bir meta gibi alınıp satıldığı bu ortamda karanlık bir sona doğru sürüklenen Tamilla’nın hikâyesini anlatıyor. Film, Ayşe Tütüncü ve Miray Eslek’in canlı müzik performansı eşliğinde gösterilecek.

 

Geçtiğimiz yıl restore edilen, Fridrikh Ermler’in son sessiz filmi ‘İmparatorluk Kalıntısı’ (Oblomok imperii, 1929) da bu bölümde yer alıyor. Batı’da değeri geç anlaşılan ancak bugün Sovyet sessiz sinemasının en iyi örneklerinden biri kabul edilen film, I. Dünya Savaşı’nda aldığı darbe ile hafızasını yitiren ve Ekim Devrimi ile tümüyle değişmiş bir topluma uyanan bir askerin psikolojik dramını son derece etkileyici bir sinema diliyle perdeye yansıtıyor. Film, Vladimir Deshevov’un 1929’da bestelediği orijinal müziği yorumlayacak olan piyanist Daan van den Hurk’un canlı performansı eşliğinde Hollanda Büyükelçiliği katkılarıyla  gösterilecek.

 

Bu bölümde canlı müzik eşliğinde gösterilecek sessiz filmlerden biri de Amerika’dan. Amerikan sessiz film döneminin büyük yıldızı Pauline Frederick’in başrol aldığı ‘Çatışan Arzular’ (Smouldering Fires, 1925) Universal Stüdyoları’nın dönemin yıldız yönetmeni Clarence Brown ile yaptığı beş filmlik anlaşma kapsamında çekilen filmlerden.

 

 

40 yaşlarında, güçlü ve kararlı bir iş kadını olan Jane Vale romantik arzularından vazgeçmiştir, ta ki çalışanlarından birisi olan genç adamla karşılaşana dek. Yaş farkına rağmen her şey yolunda giderken Jane’in okuldan eve dönen kız kardeşi Dorothy dahil olur hikâyeye. Daha sonra dönemin büyük stüdyolarından MGM ile çalışmaya başlayacak olan Clarence Brown’ın ustalıklı yönetmenliği ile güç ilişkileri, aşk ve yaş üzerine incelikli bir dram olan film, Donald Sosin’in canlı müzik performansı eşliğinde ABD Büyükelçiliği katkılarıyla izlenebilecek.

 

 

IRKÇILIK KONULU FİLMLER DE VAR

25. Gezici Festival’in, Amerikan Büyükelçiliği’nin katkılarıyla hazırladığı ‘Siyah Perde: Sinema ve Irkçılık’ başlıklı bölümde, bugün hâlâ çeşitli biçimleriyle karşımıza çıkan ve hatta son dönemde dünyanın birçok ülkesinde yükselişe geçen ırkçı ayrımcılık konusunu ele alan iki klâsik filmin gösterimi yapılacak.

 

 

Gecenin Sıcağında’ (In the Heat of the Night, 1967) ve ‘Doğruyu Seç’ (Do the Right Thing, 1989), ‘kültürel, tarihî ve estetik önem’ taşıdığı için ABD Ulusal Film Arşivi tarafından Kongre Kütüphanesi’nde saklanmak üzere seçilmiş filmler arasında.

Kanadalı yönetmen Norman Jewison’ın, Afro Amerikan Sivil Haklar Mücadelesi’nin en kritik dönemlerinden birisinde çektiği ‘Gecenin Sıcağında’ Amerika’nın güneyindeki ırkçı bir kasabada bir cinayeti araştırmakla görevlendirilen Afro Amerikalı bir polisin hikayesini anlatır.  Jewison, tüm zorluklara karşı yan yana çalışan beyaz bir adamla siyah bir adamın hikâyesi üzerinden ırkçılık karşıtı bir şaheser ortaya koyar. Sidney Poitier ve Rod Steiger’in güçlü performanslarıyla hafızalara yerleşen film, ‘En İyi Film’ dahil beş dalda Oscar Ödülü kazanmıştı.

 

Spike Lee’nin Amerikan sinemasında bir dönüm noktası kabul edilen filmi ‘Doğruyu Seç’Afro Amerikan nüfusun yoğun olarak yaşadığı Brooklyn’de, ırkçı gerilimin zirveye çıktığı sıcak bir yaz günü olanları perdeye yansıtıyor. Yönetmen Spike Lee ile birlikte kamera karşısına geçen Danny Aiello’nun yardımcı roldeki olağanüstü performansı ve senaryosuyla Oscar kazanan film, Hollywood klişelerine meydan okuyan modern sinema dili, beyazperdede ilk kez böylesine ete kemiğe bürünen, gerçekçi siyahî karakterleri ve çok tartışılan finaliyle yıllara meydan okuyan bir klâsik olma özelliğini taşıyor.

 

siyasetcafe.com

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.