1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Neden 8 Haziran Sayın Arınç? Şimdi açıklayın
Neden 8 Haziran Sayın Arınç? Şimdi açıklayın

Neden 8 Haziran Sayın Arınç? Şimdi açıklayın

Kimi yandaş gazetecilerin dediği gibi AKP'de 'büyü' bozuluyor. 'Yıkılmaz' denilen kale içten çürümeye başladı. Anketlerden çıkan sonuçlar 7 Haziran için olumlu sinyaller vermiyor.

A+A-

Öcalan'ın çözüm süreci için öne sürdüğü 'İzleme Heyeti' konusundaki fikir ayrılığıyla su yüzüne çıkan Çankaya-Ak Saray çatışması ise iyiden iyiye kimyaları bozdu. Oluşan puslu hava, siyasi ikbal peşinde koşanlar için bulunmaz bir fırsat. Önlerinde engel gördükleri 40 yıllık dava arkadaşlarını alt etmek için her yola başvuruyorlar. Menfaat ve çıkar çatışmasına aileler, dini değerler, hukuk, adalet her şey meze yapılıyor. Konjonktürün ruhuna uygun olarak kullanılan en pespaye silah ise 'paralel' suçlaması. İkbal kapılarını zorlayan 'kifayetsiz muhterisler' artık yalama yapmış bu maymuncuğu kullanıyor. İzleme Heyeti üzerinden AKP'de başlayan son tartışmada da benzer bir tablo var. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın izleme heyeti konusundaki açıklamalarını eleştiren Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ı 'paralelci' ilan etti. İşin içine ailesini de karıştırarak kızını, damadını hedef gösterdi; "Seni partide istemiyoruz." diyerek istifasını istedi. Arınç'ın buna tepkisi doğal olarak sert oldu. 'Bel altı' vurmakla suçladığı Gökçek'in, oğlu Osman Gökçek'in milletvekili adaylığını garantilemek için bir yerlere yaranmak istediğini, bu yüzden tetikçilik yaptığını söyledi. Ayrıca '2009 ve 2014 seçimlerinde Gökçek'in adaylığına itiraz ettiğini, Gökçek'in de 'o günden kalan hıncını çıkarmaya çalıştığını" vurguladı. Arınç, 'paralelci’ suçlamasına cevap verirken ise tabiri caizse tıpkı Gökçek gibi 'bel altı' yaptı.

"Benim cemaat denen olguya karşı sevgimi ve sempatimi 78 milyon insan bilir. Amerika'ya giden benim, olimpiyatlara koşan benim. Bu hizmetlerin ne kadar iyi olduğunu anlatan benim." dedikten sonra şu sorunlu cümleleri kullandı: "Ama Gökçek bunlardan daha fazlasını yapmıştır. Belediye başkanlığı adaylığında ve seçimlerde oy isterken bu yapının kucağında oturmuştur. Ve bu yapıya Ankara'yı parsel parsel satmıştır. Yurt yerleri vermiştir, zengin işadamlarına okullar yaptırmıştır. İmar planlarında değişiklikler yaptırmıştır. (Şimdi) kanunen vermiş olduğu yerlerin hepsini iptal etme kaygısındadır. Mahkemelerde boğuşmaktadır."

Oldu mu bu şimdi Sayın Arınç? 'Benden hıncını alıyor' dediğiniz Gökçek'le girdiğiniz kişisel kavgaya neden üçüncü şahısları karıştırıyorsunuz? Sizin gibi bir hukukçuya yakıştı mı? 'Ankara'yı parsel parsel bu yapıya sattı' ne demek? Siz de bu ucu açık suçlamaya ile 'bel altı' yaptığınızın farkında değil misiniz? Kendiniz söylüyorsunuz; yasal çerçevede Hizmet Hareketi'ne, olsa olsa her dernek ve vakfa yapıldığı gibi yurt ve okul için arsa tahsis edilmiş. Üstelik bunlar hibe edilmemiş. Bedeli neyse ödenmiş. Dahası zaten bir kısmını 17 Aralık süreciyle birlikte hukuksuz bir şekilde geri aldınız. Eğer bu arsalara AVM ya da rezidans inşa edilerek rant elde edilmişse söylediklerinizde yerden göğe kadar haklısınız. Değilse bu suçlama ile masum insanları töhmet altında bırakmış olmuyor musunuz? Gelin 'namuslu ve dürüst siyasetçi' kimliğinize leke sürmeyin; usulsüz bir şekilde kime, hangi eğitim kurumu, dernek, vakfa ya da hayır kurumuna ne verilmiş, isim isim, kalem kalem açıklayın.

Diğer yandan "100 konuda konuşurum. Daha fazlasını bana söyletmesin." dediğinize göre AKP'li başkan hakkında çok şey biliyorsunuz. Ne biliyorsanız açıklayın Sayın Arınç; 8 Haziran'a bırakmayın. "Partim yıpranır" endişesiyle susmanız, işgal ettiğiniz makamın size yüklediği sorumlulukla bağdaşmaz. Bir kamu görevlisi ve sorumlu bir siyaset adamı, elindeki bilgi ve delilleri sümenaltı edemez. Size sormazlar mı? Eğer Melih Gökçek'in yaptığı yolsuzluk ve usulsüzlüklerden haberiniz var idi ise neden bugüne kadar sessiz kaldınız? Şimdiye kadar niçin idari ve adli mekanizmaları devreye sokmadınız? Bu durumda 'görevi kötüye kullanma' suçu işlemiş olmadınız mı? İşin bir de 'kul hakkı' boyutu var. Ama bu meseleye hiç girmeyelim; zira bu ve buna benzer kavramlar, AKP dünyasında geçer akçe olmaktan çoktan çıktı.

Bu haber toplam 489 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.