Nihat Genç ifşa etmeye devam ediyor! FETÖ'nün Ezel'i

Nihat Genç ifşa etmeye devam ediyor! FETÖ'nün Ezel'i

Gazeteci yazar Nihat Genç, Show TV'de yayınlanan ve içinde iki defa 34 FGH 9112 anonsunun yapıldığı Çarpışma dizisinin yönetmeni ve senaristinin aynı olduğu meşhur EZEL dizisini, ifşa etmeye devam etti.

A+A-

ODA TV yazarı Nihat Genç, 'Ezel'i yazmaya devam ediyorum... Hodri meydan' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı;

(Bir önceki yazımın devamı:)

Geçen yazımda EZEL dizisinin bir Fetö yapımı olduğunu ifşa edince Fetöcü hesaplar önce saldırıya geçti ve sonra bıçakla kesilmiş gibi birden sustular, neden?

“Neden”e geleceğim.

70'li yıllarda “Bozkurtların Dirilişi” ülkücüler için neyse Gorki'nin “Ana” romanı solcular için neyse, Ezel dizisi de Fetöcüler için aynısı.

Ezel dizisi videolarına özellikle Ramiz dayı aforizmalarına uzun yıllar ve halen Fetöcü hesaplar neden çok büyük bir ilgi gösteriyor?

Çünkü Ezel dizisi Fetöcüler'in “kripto” kimliklerini inşa etti, motive etti.

Yani sadakat ve gizlilik üzerine adanmış hayatlarının felsefesi, gizemi Ezel Dizisi'nde apaçık ortada.

Bakın şu cümlelere: “Sırrın Kaderin Olacak.”

Fetöcü ajanların mottosu!

“Herkesin kimseye anlatmadığı gizli bir sırrı, herkesin kimseye göstermediği gizli bir yüzü vardır, yeğen.”

“Ölüm gibidir sadakat, bir kere çizgiyi geçtin mi geri dönüş yok…”

“Bazen hayat seni öyle zorlar ki yeğen yolun başında kimdin unutursun…”

Ve: “Bu işi ben başlattım bitirmeden bırakmam.”

Bu replikler sıradan aforizmalar değil Fetö'nün Fetöcüleri “kimlik inşa etme, eğitim felsefesi.”

Şu cümleye ne dersiniz: “Bir köprü üstündeyim önümde şeytanlar arkamda melek, aşağısı ateş...”, ayrıntıları girmeyelim boğulursunuz.

GENELKURMAY'IN KIRMIZI LİSTESİNE GÖNDERME Mİ

Ezel dizisinde bu aforizmaların çok alakasız yani konuyla ilgili-ilgisiz serpiştirildiğine şahit olacaksınız, şifreler mesajlar gırla gider, mesela bizim izleyip, tespit edebildiğimiz farklı sahnelerde tam yirmi ayrı kilise var, nedir bu kiliseler, kime mesaj?

Dizide kumpas içinde kumpaslar da gırla gidiyor, mesela Fetö'yle ilgili yaygın bir komplo bilgisi vardır, 1973 yılında Fethullah Gülen, Vehbi Koç, MİT’çi Fuat Doğu'yla İstanbul'da bir toplantı yaptığı iddiası. İşte dizide şöyle bir sahne (bu bilgiyi onaylarcasına) Ramiz Dayı'nın olduğu bir yer basılır. Polis, Ramiz dayıyı bulamaz ve polis şefi “Ramiz bizimle dalga geçiyor”, der. Sonra polislere şu hikayeyi anlatır: “Burası neresi biliyor musunuz, 20 Kasım 1973'de bu şehir ona (Ramiz dayıya - Fetö'ye) burada verildi.”

Başka bahis, mesela dizide bolca kullanılan Kırmızı Kitap nedir? Genelkurmay'ın kırmızı listesine gönderme mi?

Uzatmayalım, Fetöcü hesaplar saldırılarını neden bıçak gibi kestiğine gelelim.

Çünkü Ezel'in Fetöcü mesajlarla dolu olduğunu aktardığım yazıdan sonra şöyle bir twit attım:

"Ezel dizisi yönetmeniyle bugünlerde yeni başlayan Çarpışma dizisinin yönetmeni aynı yönetmen. Ve yönetmen Fetöcü mesajlarına kaldığı yerden aynen devam ediyor. Şöyle:

Çarpışma dizisinin birinci saat sekizinci dakikasında trafik polisi anons yapıyor: Plakayı veriyorum 34 Fatsa Giresun Hatay. (Fetullah Gülen Hocaefendi'nin baş harfleri). Yetmiyor, yönetmen anlaşılamayacağını tahmin ediyor ki, trafik polisi şöyle devam ediyor: Tekrar ediyorum Fatsa Giresun Hatay.

Yani, yönetmen Fetöcüler'e 'dizimiz başlıyor' haberiniz olsun, selamı yolluyor.”

Çarpışma dizisi henüz ikinci bölümde ve henüz şifreler açılmadı, ancak, çarpışma dizisini de tavsiyem bir trafik kazası olarak değil 15 Temmuz darbe gecesini bir çarpışma olarak kodlandığını kabul ederek izleyin.

İşte Fetöcüler, Çarpışma dizisinde “Fatsa Giresun Hatay” şifresinin açığa çıkmasından korktular ve bu bilgiyle dizinin ifşa olacağı endişesiyle yazımızı ve iddiamızı daha fazla reklam etmemek için saldırılarına ara verdiler.

HAKKINDA ÇOK GÜZEL ŞEYLER YAZDIK VE NE KADAR ÖVSEK AZDIR

Gelelim BirGün Gazetesi'ne.

Fetöcüler'in Ezel'i Fetöcü olarak ifşa etmem karşısındaki paniklerini anlarım da BirGün Gazetesi haberini anlayamam. BirGün Gazetesi: “Nihat Genç'ten tuhaf iddialar, Ramiz Dayı'yı Fetöcü ilan etti”, başlığıyla, bizim yazımıza gönderme yaparak Tuncel Kurtiz'e iftira attığım şeklinde yorum yaptı.

Ve bu “tuhaf” göndermeli başlığın altına okuyucular döşenmiş, “Nihat Genç tımarhanelik deli, kafayı sıyırmış”,vs., linçvari gırla giden yorumlar.

Değerli BirGün okurları, niçin “gerçeği” merak etmiyorsunuz?

Ve BirGün Gazetesi niçin “uyanık” değilsin!

Okuyucularını kışkışlayıp gazlayacağına, okuyucularını dikkatle teyakkuzda tutmalısın, yoksa, darbe gecesi Fetö bildirisi okuyan Halk TV'ye dönersin ve Bostancı'da darbeci Fetöcü tankları alkışlayanların aptallığına düşersiniz.

Tuncel Kurtiz büyük bir sanatçıdır, Leman'da yazdığı yıllarda büyük sanatçılığına çok yakından şahit olduk. Hakkında çok güzel şeyler yazdık ve ne kadar övsek azdır.

Ancak, kabul edelim Türkiye karmaşık bir dönemden geçti, Ezel dizisinin çekildiği yılların atmosferini hatırlayın, at izi it izi karıştı ve Tuncel Kurtiz hastalığını bahane ederek diziden ayrıldı. Şöyle diyelim, iyi ki ayrıldı. Şöyle yorumlayalım, belki de bir şeylere uyandı ve ayrıldı. Yoksa, Tuncel Kurtiz'in o sisli ortamda bile bile Fetö mesajlarını okuyacağına kimsenin aklı ermez, kimsenin de böyle bir iddiası yok, olan varsa da karşısında bizi bulur.

Kardeşlerim, “hercü merc” denilen şey altının üstüne karışmasıdır, zor günler, trajik, travmatik günler toplumlar, sanatçılar kabul edelim hercü merc yaşar, işte en büyük delili Hrant'ın vurulması, bu cinayeti işleyenler yedi uzun yıl boyunca, bu cinayeti kimin üstüne yıktı ve sonuç ne çıktı?

Sonuç şu çıktı, bu cinayeti yapanlar kamuoyunu ve yüzlerce entelektüeli aldatmayı, kandırmayı, yanıltmayı başardılar?

Çok yakınından bilerek, tanıyarak şahit olduk ki Tuncel Kurtiz sadece büyük sanatçı değil çok da dürüst, ahlaklı bir sanatçıdır, ama kabul edelim, hemen herkesin tufaya gelebileceği çok zor günlerden geçtik.

HODRİ MEYDAN

Ancak Haluk Bilginer için aynı sözleri söyleyemeyeceğim, çünkü Haluk Bilginer'in hem Fetö rolünde oynaması hem de Ezel dizisinde Atatürk makyajı çok açık kasıtla bilerek oynanmış bir rol olduğu aşikardır.

Ve hiç kimse, hiç birimiz gerçek karşısında “kutsal”, korunmuş, korunan sanatçı değiliz ve tanımayız.

Gerçek'ten başka hiç bir bilgiye asla boyun eğmeyiz.

BirGün Gazetesi okuyucuları, şu soru hakkınızda daha hayırlı olur; acımasız soruları sormayı bizlere, başkalarına bırakmayın, en can yakıcı soruları zayıflıklarımız, kusurlarımız, düşmüş olabileceğimiz yanılgılar ve tufaları, önce sizler sorun.

Ve muhalifliğin neden çok uzun zamandır bir “tezgaha” dönüştüğünü hep birlikte soralım, kaba solculuk, bizim adamcılık, kaba Atatürkçülük, hepsini topluyorsun, ortaya su katılmamış bir “cehalet” çıkıyor.

Mesela unutmam mümkün mü, bir zamanlar Orhan Pamuk'un hırsızlığını deşifre ettiğimde Orhan Pamuk'u savunmak adına “Nihat Genç solcu öldürmüş bir katildir” demiş ve peşinden özür dahi dilememiştiniz.

“Tuhaf” başlıklı göndermelerle okuyucularınızı ve kendinizi “yanılgılar”, “tereddütler” içinde bırakabilirsiniz, ancak, “gerçek hayatı” değiştiremezsiniz.

Gerçek, seni beni sokaklarımızı siyasetimizi her şeyi yaka yaka ilerliyor, gerçek ne ideoloji tanır ne sanatçı ne arkadaş ne bizim adam?

Kendinizi hazmedemeyen kıskanç haset ve kin dolu gereksiz tartışmaların içine atmayın. Nihat Genç beş yüzü aşkın TV programı ve sayısı hepinizi geçen binlerce makalesi ve kimden ve nereden geliyor olursa olsun, hiç bir kötü hareketi, yanlışı affetmeyen çıplak duruşuyla, bu sütunlarda.

Davanıza, muhalif kimliğinize yücelik katmak istiyorsanız “tuhaf” gibi magazinsel başlıklarla algı yönetmeyin, bu sütunda sorulan iddialara, onuruna düşkün, dürüst adamlar gibi cevap verin.

siyasetcafe.com

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.