Parti küfürdür, AKP hariç

Parti küfürdür, AKP hariç

Milli Görüş'ün haber sitesinde yayınlanan bir analiz çok düşündürücü olduğu kadar çokta üzerinde düşünülmesi gereken bir İslam-Parti ilişkisini irdeleyen analiz olarak tarihe geçecek nitelikte. Yaşanmış olaylar zinciri sürecinde anlatılan bu analizde Siya

1991 seçimleri öncesi, yaptığımız seçim çalışmalarında en büyük sıkıntıları “Parti Küfürdür” diyen arkadaşlara karşı yaşardık. Nişantaşı’nda, Harbiye’deki insanlarımıza gider, derdimizi anlatacak zemini bulur ama o arkadaşlarımıza gittiğimizde duvarla karşılaşırdık. Partinin küfür olduğunu, sandığa gitmenin bu sisteme meşruiyet kazandıracağını, hatta bizim de rejimin uşağı olduğumuza dair yorumları olurdu ve bu bizim düşünce dünyamızda çok olumsuz izler bırakırdı.


Erbakan Hocamız siyasi hayatı boyunca Milli Görüş hareketi mensuplarına her zaman legal zeminde kalma yönünde telkinleri oldu. 1980 öncesi sağ-sol çatışmalarında da, 1990 sonrası yaşanan laik-Anti-laik, Alevi-Sünni, Kürt-Türk ayrıştırmalarında da hep birleştirici ve kucaklayıcı bir yaklaşım içinde oldu. Bunun ispatı da Refah Partisi’nin kapatma davası sonrası yaptığı konuşmada gizlidir. Bu tavrı o arkadaşlarımız tarafından taviz olarak nitelendirilir ve hedef tahtasına konulurduk.

Günler günleri kovaladı ve bizler 28 Şubat darbesine maruz kaldık. Çok sıkıntılar çektik, zor dönemler geçirdik ama hiçbir zaman kendimizi kurtaralım da memleket ne olursa olsun demedik. Fazilet Partisi’nin de kapatılmasının ardından yaşananlar herkesçe malum. AK Parti ayrışmasından sonra Türk siyasi hayatı, farklı bir döneme girdi. Hala bu dönemin içindeyiz.

Bize dün “Parti Küfürdür” diyerek karşı olan arkadaşlarımızın birçoğunu, AK Parti ile birlikte hareket eder bulduk. Şaşırmıştık. Acaba AK Parti’nin bizi de boşa düşürecek hangi eylemi ve söylemi vardı da bu kardeşlerimiz, birden“Partici” oluvermişlerdi? Batı ile olan ilişkilerdeki uygulamaları, Irak’ın işgalinde AK Parti hükümetinin göstermiş olduğu yaklaşım, AB müktesebatına uyum yasaları çerçevesinde toplumsal ve sosyal politikaların sonuçları, ABD ile “Stratejik Müttefik” birlikteliği, AB üyeliği çerçevesinde belirlenen yol haritası ve daha birçok noktada eleştiri gerekçesi olabilecek konular orta yerde dururken, bu arkadaşlarımızın bunları dile getirmeden AK Parti destekçisi olmaları,  sosyologlar tarafından yorumlanmaya muhtaçtır.

Mesela; Suriye konusunda bu arkadaşlarımızın birçoğu, ABD müdahalesini neredeyse alkışlayacak bir duruma geldiler. Esed’in zalimliği noktasında hemfikir olduğumuz bu arkadaşlarımızın, bundan önceki ABD ve NATO tarafından yapılan işgal örneklerini bilmiyormuş gibi, ABD’ye davetiye çıkarmaları ancak bir akıl tutulması olarak açıklanabilir. Esed’i destekleyerek yanlış bir tutum içerisine giren ve en az Türkiye kadar Suriye’de akan kanda sorumluluğu bulunan İran’a karşı gösterdikleri tepkiyi, Mısır’da darbecilere verdikleri maddi-manevi destekle katliama ortak olan Suudi Arabistan’a ve diğer Körfez ülkelerine gösterememeleri, Hükümetin bakışına göre tavır belirlemelerinden mi kaynaklanıyor acaba?

Beni bu noktada bilgilendirecek kardeşlerime, uzmanlara ihtiyacım var. Bunu basit bir çıkar ilişkisi olarak açıklamayı uygun bulmuyor ve onlara haksızlık olacağını düşünüyorum. Elbette insanlar siyasi tercihlerini belirlemekte sonuna kadar özgürdürler. AK Parti veya bir başka siyasi partiyi desteklemek en tabi haklarıdır. Ancak kendilerini parti karşıtı olarak konumlandırdıkları halde, bugün “En Hızlı Partici” olmuşlarsa, bunun gerekçelerini kendi vicdanlarını da rahatlatmak adına açıklamaları gerekir.

Lisan-ı hal ile “Parti Küfürdür, AK Parti Hariç” diyenler, dün sandığa gitmenin küfürle eşdeğer olduğunu iddia edenlerin, bugün geldikleri noktayı izahları, önemli bir algı probleminin aşılmasına katkı sunar. “Biz yaptık oldu”diyebilirler ama bilsinler ki, onlardaki bu değişikliği aşama aşama kaydedenler var. Miting meydanlarında, eylemlerde“Kahrolsun ABD! Kahrolsun İsrail! Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!” gibi sloganları, hançerelerini yırtarcasına haykıranlar, güzel bir sosyalleşme ve tepki koyma örneği veriyorlar ama bizim medeniyetimize ve tarihi misyonumuza uyan çözüm önerilerini ortaya koyamayarak, bu tavırlarıyla bilmeden ve farkında olmadan emperyalistlerin değirmenine su taşıyorlar.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.