Bu Hastalık Sinsice Görme Kaybına Neden Oluyor! Sigara İçenlerde Risk 2 Kat Fazla
Sarı nokta hastalığı erken yakalandığında ilerlemesi yavaşlatılabilen ve görme kaybının önlenebildiği bir durumdur. 50 yaş üstü bireyler, özellikle aile öyküsü varsa, şikayet olmasa bile düzenli göz muayenesini ihmal etmemelidir.
Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı), özellikle 50 yaş üstü bireylerde merkezi görmeyi tehdit eden ilerleyici bir göz rahatsızlığıdır.
2020’de dünya genelinde yaklaşık 196 milyon kişiyi etkileyen hastalık, yaşlanan nüfus nedeniyle 2040’ta 288 milyona ulaşması bekleniyor.
Prof. Dr. Özlem Şahin, erken teşhis ve modern tedavilerle görmenin büyük ölçüde korunabildiğini vurguluyor.
HASTALIK NEDİR VE NASIL ETKİLER?
Sarı nokta hastalığı, gözün arka tabakası olan retinanın merkezindeki makula bölgesini hedef alır. Makula, okuma, yüz tanıma, araç kullanma ve ince ayrıntıları seçme gibi günlük işlevlerden sorumludur. Bu bölgedeki hasar, merkezi görmede bulanıklık, dalgalı görüntü ve zamanla ciddi kayıplara yol açar. Hastalık genellikle tek gözde başlar, ilerledikçe her iki gözü etkiler ve yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür.
Şahin, hastalığın ileri evrelerinde güvenli yürüme ve bağımsız yaşamın zorlaştığını, sosyal izolasyon ile depresyon riskini artırdığını belirtiyor. Özellikle yaşlı bireylerde düşme vakaları ve bağımsızlık kaybı sık görülen sonuçlar arasında yer alır.
KURU VE YAŞ TİP: İKİ ANA FORM
Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip görülür. Bu formda retina altında drusen birikimleri oluşur ve hücre kaybı yavaş ilerler. İleri evrede coğrafi atrofi gelişerek kalıcı görme azalmasına neden olabilir.
Yaş (ıslak) tip ise daha az rastlansa da görme kaybının en sık sorumlusudur. Retina altında anormal damarlar oluşur; bunlar sızdırarak makulayı bozar ve görmede günler veya haftalar içinde hızlı düşüşe yol açar. Erken müdahale bu tipte kritik önem taşır.
RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
İlerleyen yaş en büyük risktir; 55 yaş sonrası görülme sıklığı belirgin artar. Sigara kullanımı riski yaklaşık iki katına çıkarırken, hipertansiyon, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, aile öyküsü ve genetik yatkınlık da önemli rol oynar.
Obezite, hareketsizlik ve yetersiz antioksidan alımı gibi faktörler de katkıda bulunabilir.
UYARI BELİRTİLERİ: BUNLARI GÖZ ARDI ETMEYİN
Erken dönemde belirti vermeyen hastalık ilerledikçe şu şikayetlerle kendini gösterir:
• Düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi
• Harflerin okuma sırasında bulanıklaşması
• Merkezi görüşte silik veya karanlık noktalar
• Renk ayrımında zorluk ve ışık hassasiyeti
• Detaylarda kayıp hissi ve karanlıkta görme güçlüğü
Bu belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden göz hekimine başvurmak şarttır.
MODERN TEDAVİ SEÇENEKLERİ İLE UMUT VERİCİ SONUÇLAR
Tanıda detaylı muayene, retina görüntüleme ve optik koherens tomografi (OKT) gibi ileri teknolojiler kullanılır.
Kuru tipte AREDS formülü vitamin-mineral takviyeleri ilerleme riskini yaklaşık %25 azaltabilir. Yeşil yapraklı sebzeler, omega-3 zengini beslenme, düzenli egzersiz, sigara bırakma ve tansiyon-kolesterol kontrolü gibi yaşam tarzı değişiklikleri koruyucu etki gösterir.
İleri evre kuru tip için göz içi iğne tedavileri de geliştirilmiştir.
Yaş tipte ise anti-VEGF göz içi enjeksiyonları standart tedavidir. Bu yöntem anormal damarları kontrol altına alarak görmeyi korur ve bazı hastalarda iyileşme sağlar. Son yıllarda enjeksiyon aralıklarının uzatılmasıyla hasta konforu da artmıştır.
KORUNMA YÖNTEMLERİ
Genetik yatkınlık önlenemez olsa da riski azaltmak mümkündür. Sigara kullanmamak, ideal kiloyu korumak, düzenli spor yapmak, Akdeniz tipi beslenmek, kan basıncı ve şekeri kontrol altında tutmak ile UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak en etkili önlemlerdir.
Siyasetcafe.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.