1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Sessiz Sinema Günleri Aralık’ta!
Sessiz Sinema Günleri Aralık’ta!

Sessiz Sinema Günleri Aralık’ta!

6. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri, bu sene ‘Bilinmeyen’ temasıyla 4-8 Aralık 2019 tarihleri arasında gerçekleşecek

A+A-

Festivalin bu yılki teması olan “bilinmeyen” iki farklı eksende ilerliyor. Festival, insanoğlunun aya ayak basışının ellinci yıl dönümünde, bilinmeyene duyduğu merakın ilk örneklerine odaklanıyor. Sinema, ilk ortaya çıkışından itibaren özellikle de bilinmeyen dünyaları hayal etmek ve resmetmek için çok etkili bir araçtı. İlerleyen dönemlerde bilim kurgu adıyla kurumsallaşacak olan türün ilk denemeleri ve örnekleri festival programında yer alıyor. İkinci bir eksende festival, daha deneysel bir bakışla soyut örneklerden hareketle algının bilinmeyenlerine odaklanıyor. Her yıl olduğu gibi tüm filmler en son restore edilmiş haliyle gösterilirken aynı anda canlı müzik eşlik ediyor.

 

 

 

 

AYA YOLCULUK DA GÖSTERİLECEK

Festival bu yıl, sinema tarihinde yaptığı keşifler, gerçekleştirdiği film restorasyonları ve keyifli gösterileriyle dünya çapında Serge Bromberg’i ağırlıyor. Sinemanın kurmaca yanını keşfeden ve bu anlamda ilk örneği olarak anılan Georges Méliès’in Aya Yolculuk (Le Voyage Dans La Lune, 1902) filmi renkli versiyonu ve Bromberg’in sunumuyla gösteriliyor. Bu sunum, Bromberg’in kayıp klasikleri ve sinemanın bilinmezlerini dehlizlerden, tavan aralarından, bit pazarlarından çıkarıp bulduğu ve “Yangından Kurtarılan: Yepyeni ve Şaşırtıcı Keşiflere Yolculuk” isimli gösterisinin sadece bir parçası. 

 

ayayolculuk-min.jpg

 

 

 

Ayrıca, bu seneki komedi bölümümüzde Bromberg, Laurel & Hardy ve Harold Lloyd gibi ülkemizde de çok sevilen komedi filmlerinden bir seçki sunuyor. Sherlock Holmes’in yazarı Arthur Conan Doyle’in 1912’de yayınlanan aynı isimli bilim-kurgu romanından uyarlanan ‘Kayıp Dünya’ (Lost World, 1925) da programda yer alıyor.

 

 

 

ALMAN DIŞAVURUMCU SİNEMADAN BİR ÖRNEK

Festival açılışını bu yıl, Ewald Andre Dupont’un Kadim Kanun (Das Alte Gesetz, 1923) filmiyle yapıyor. Festivalin önceki yıllarından ‘Varyete’ filmiyle tanınan Dupont’un bu filmi, tiyatrocu olmak için taşradaki tutucu ailesini terk eden genç bir adamın çarpıcı hikayesini anlatıyor. Bu versiyon Türkiye’de ilk kez gösteriliyor.     

 

kadimkanun-min.jpg 

 

 

 

Polonya sinemasının öncülerinden Aleksander Hertz’in yönetmenliğini yaptığı Geleceği Olmayanlar (Ludzie Bez Jutra, 1919) programda yer alıyor. Film, Rus bir asker ile Varşovalı genç bir aktrisin yasak aşkını perdeye taşıyor. Her iki ülkede de ses getiren, gerçek bir yasak aşk öyküsüne dayanan film, gerçek hayattaki kişilerin itirazları üzerine birçok kez değiştirilmek zorunda kalmış.  

 

 

 

Festival bu yıl ilk kez Macar Sineması’nın en önemli seyirciye sunuyor. Sinemanın klasikleri arasında yer alan Kazablanka’nın yönetmeni Michael Kurtiz’in (gerçek adı Mihály Kertész) Hollywood’a gelmeden önce memleketi Macaristan’da çektiği 48 filmden maalesef çok azı günümüze ulaştı. Bunlardan biri, yakın zamanda keşfedilen İstenmeyen Kadın (A Tolonc, 1914) programda öne çıkıyor.

 

 

 

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDAN GÖRÜNTÜLER VE TAMİLLA

Festivalin ilk yılından itibaren özenle hazırlanan ve dünyanın farklı arşivlerinden derlenen Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasından görüntüler bölümü bu yıl da uzun ve kısa metraj filmlerden oluşuyor.

 

 

Bu bölümde yer alan uzun metraj Macar filmi ‘Denizcinin Hazinesi’ (Az Aranyember, 1918) Tuna Nehri’ndeki bir gemide çalışan yetenekli ve cesur denizci Timar’ın öyküsünü anlatıyor. 

 

 

Bu seneki programda ayrıca eski Istanbul görüntülerinin yanısıra yaklaşık yüz yıl önce Robert Kolej / Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde çekilmiş görüntüler de dünyada ilk kez seyirciyle buluşuyor. Macaristan’daki arşivde bulunan kısa haber filmlerinde ise Gül Baba Türbesi’nin yanısıra, 1924’den itibaren Budapeşte Başkonsolosluğu görevini üstlenmiş Hüsrev Gerede’yi de içeren görüntüler dikkat çekiyor. 

 

 

Ayrıca festivalde, Türkiye’nin tiyatro ve sinema alanındaki öncüsü Muhsin Ertuğrul’un kayıp olduğu sanılan 1927 yapımı filmi ‘Tamilla’ ilk kez İstanbullu seyirciyle buluşuyor. Film o dönemde Fransız sömürgesi olan Cezayir’de ailesi tarafından başlık parası karşılığı küçük yaşta evlendirilen bir Berberi kadının hikâyesini konu alıyor.  

 

muhsinertugrul-tamilla-min.jpg

 

 

 

AVANGARD VE DENEYSEL SİNEMANIN İLKLERİ BU FESTİVALDE! 

Fransız Sineması’nın ilk döneminden bilinmeyen filmlerde festivalde yer alacak. Rene Clair'in Hayali Yolculuk (Le Voyage Imaginaire, 1926) filmi, dadaist yönetmenin mizahlı diliyle süprizlerle dolu bir aşk hikayesini anlatıyor.

 

 

Türkiye’de neredeyse hiç bilinmeyen çok yönlü Alman kadın sanatçı Ella Bergmann-Michel’in kısa filmlerinden bir seçki bu bölümde öne çıkıyor. Bergmann-Michel, Weimar’ın en çalkantılı döneminde 1931 ile 1933 yılları arasında, eline bir kamera alıp sokağa iniyor. Bu dönemde çektiği deneysel belgeseller, sadece o dönemin gündelik yaşantısının bir kaydını tutmakla kalmıyor, aynı zamanda sinemanın politik bir eylem olarak gücüne vurgu yapıyor.

 

 

Bu bölümdeki diğer seçki ise, Dada akımının kurucularından Hans Richter’in kısa filmlerinden oluşuyor. Richter, sinemayı diğer tüm sanatlardan ayıran öğenin kurgu olduğuna inanıyordu. Kurgu sayesinde paramparça edilen anlam dünyası, sinema sanatını Dadaist estetik anlayışına yaklaştırıyordu. Bu prensiplere dayanan Richter’in filmleri, dadaist sanatın sinema alanındaki en çarpıcı ifadesi…

 

 

FİLMLERE ADANMIŞ MÜZİKLER

Festivalde, her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı birçok müzisyen filmlere canlı olarak eşlik ediyor. Festivalin onur konuğu, 2018 yılında Berlinale’de 40. sanat yılını kutlayan çok yönlü müzisyen Günter Buchwald! Festivalin açılış gösterimi için ABD’den gelen ikili Donald Sosin ve Alicia Svigals festival seyircilerine görsel ve işitsel bir şölen sunuyor.

 

 

Ülkemizin önemli piyano virtüözlerinden Ayşe Tütüncü bu sene Miray Eslek ile sahne alıyor. Orhan Deniz ve Onur Başkurt; Eda Er ve Simon Sieger ikilisi de deneysel filmlere kendilerine has müzikleriyle eşlik ediyor. Sessiz sinema camiasının yeni keşfi Hollandalı genç müzisyen Daan van den Hurk, sessiz sinemaya müzik yapmanın incelikleri üzerine bir masterclass düzenliyor. Film restoratörü Serge Bromberg de kendine has üslubu ve piyanosuyla filmlere eşlik ediyor.

 

 

SİNEMA İLE MEDİTASYON KEYFİ

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Canan Balan öncülüğünde ‘Sessiz Sinema ve Meditasyon’ etkinliği düzenleniyor. Seyirciye sesli filmlerden bambaşka bir deneyim imkânı sunan “sessiz” film meditasyonu katılımcıları bilinçli bir dalgınlığa ve filmlere eşlik eden müzikle imgelerin akışına kapılmaya davet ediyor.

 

siyasetcafe.com

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.