1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Tıkınırcasına yeme bozukluğu nedir?
Tıkınırcasına yeme bozukluğu nedir?

Tıkınırcasına yeme bozukluğu nedir?

Tıkınırcasına yeme bozukluğu yaşayan kişiler boylarına göre beklenen kilodan daha fazla kiloya sahiptirler ve genellikle obezite tanısı alırlar. Kişiler karnı aç olmasa bile yemek yemesini durduramaz...

A+A-

Akit yazarı Psikoterapist Kıvanç Tığlı Bulut, "Kişiler karnı aç olmasa bile yemek yemesini durduramaz, çoğunlukla kötü veya olumsuz hissettiklerinde tok olsa bile yemek isterler diye yazdı. Olumsuz hissettiğinde yemek yemek kişiyi rahatlatan haz veren bir süreç haline gelir. Kişi kısa zaman içerisinde çok miktarda yiyecek yer. Bu bozukluk, kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülür." diye yazarak konuyu irdeledi.

Bulut'un yazısı şöyle:

Tıkınırcasına yeme bozukluğunun nedenlerine bakıldığında, sosyal medyada zayıf kişilerin daha güzel ve daha çekici olduğu imajının verilmesi, aile veya çevre tarafından zayıf olma baskısı, kişinin bedeniyle barışık olamaması, kendine güvenin az olması, stresle veya olumsuz duygularla başa çıkma yeteneğinin az olması, ebeveynler tarafından yeterli ilgi ve şefkatin az olması, beden algısıyla ilgili travmalara maruz kalma gibi nedenleri sıralayabiliriz. Özgüveni düşük bireyler yiyecekleri bir güvenli liman olarak görürler.

Yetişkinlerde tıkınırcasına yeme bozukluğuyla birlikte kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, dürtü kontrol problemleri görülebilmektedir. Bu bozuklukta kişiler diğer yeme bozuklukları gibi aşırı yemeden sonra kusmazlar, çok yedikten sonra aşırı spor yapmazlar, kendilerini uzun süre aç bırakmazlar. Kişi aşırı yemek yedikten sonra utanç ve suçluluk hisseder, kendini kötü duygulardan korumak için de tekrar aşırı yemeye kendilerini verir. Kişiler aşırı yemek yeme davranışından utandıkları için yalnız kalmak isterler, sosyal ortamlarda kendilerini farklı ve sıkıntılı hissederler.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu yaşayan kişilerin belli bir süre sonra sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Aşırı kilo alımıyla birlikte kalp hastalıkları, hipertansiyon, kısırlık, uyku apnesi, diyabet, sindirim sistemi sorunları görülebilir.

Bu problemle başvuran danışana öncelikle yeme bozukluğu değerlendirme ölçeği, Beck depresyon ölçeği, SCALA-90 ölçekleri uygulanmalıdır. Aşırı yeme atakları kişinin psikolojik bir sorunundan kaynaklanıyorsa bunun çözümü için terapiler uygulanmalıdır. Tıkınırcasına yeme probleminde Bilişsel - davranışçı terapi oldukça etkili sonuçlar vermektedir. Danışanın beden algısıyla veya erken çocukluk dönemiyle ilgili olumsuz yaşantıları, travmaları varsa bunlar da EMDR tedavisi veya Hipnoterapi ile çözümlenir. Çünkü bu travmatik anılar kişinin bedeninde birer kambur gibidir, nereye gitse onunladır ve şu anının tadını çıkarmasını, şimdiyi yaşamasını engeller.

Bilişsel davranışçı terapide işlevsel olmayan otomatik düşünceleri ve inançlar danışanla birlikte incelenir. Düşüncelerin değişmesi, kişinin olumsuz duygu hissettiğinde veya stresli durumlarla karşılaştığında başa çıkma becerileri kazanması, ego kapasitesinin arttırılması, özgüven kazanması, travmatik anılarının çalışılması böylece her kötü hissettiğinde yemeye kendini vermemesi terapilerde hedeflenir. Ayrıca hipnoz seanslarında belirli bir derinlik elde edildikten ve tüm beden gevşetildikten sonra sağlıklı beslenmeyle ilgili, hangi aralıklarla yemek yemesi gerektiğiyle alakalı, olumsuz duygu hissettiğinde başa çıkma yolları ile ilgili pozitif telkinler verilir. Kişiye kendi oto hipnozunu yapabilmesi öğretilir.

Siyasetcafe.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.