Türkiye'yi bekleyen büyük kaos
Faruk Şen'in AB ile Güncel İlişkilerimiz ve Ekonomik Kriz kitabı raflardaki yerini aldı. Şen, kitabında hem geçtiğimiz yılı değerlendiriyor hem de önümüzdeki yıllara dair öngörülerini paylaşıyor
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği konusunun gitgide gündemimizden düştüğü artık net bir şekilde görünüyor. Bunda önce 1 Ocak 2014’ten itibaren Yunanistan’ın dönem başkanlığını alması, ardından ülkede yaşanan siyasi gerilimin payı olduğu söylenebilir. Öyle ki, bu gerilimin geldiği son noktada “AB ile ilişkiler dondurulabilir” açıklamaları resmi ağızlar tarafından telaffuz bile edilmeye başlandı.
UYARI NİTELİĞİ TAŞIYOR
Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Faruk Şen’in “AB ile Güncel İlişkilerimiz ve Ekonomik Kriz” kitabı bu gelişmeler kapsamında değerlendirildiğinde, birçok sorunun yanıtını almak mümkün. Şen’in çalışması 5 bölümden oluşuyor: Ekopolitik, Türkiye-AB Çemberi ve Avrupalı Türkler, Dünya’da ve AB’de Türk Olgusu, Göçün Yansıması ve Algılanması, Almanya ve Avrupalı Türkler’in Ekonomik Gücü, İslamofobi ve Irkçılık.
2014-2024 arasında yaşananlar ve olası yaşanılacaklara ışık tutan bu çalışma, deyim yerindeyse bir işaret fişeği niteliği taşıyor. Biz bu uyarılardan bazılarını sizler için derledik. Devamı için mutlaka kitabı okumalısınız.
Yazar: Faruk Şen
Türü: İnceleme araştırma
Basım: Kasım 2014
Sayfa Sayısı: 174
Yayınevi: Kalkedon Yayınları/Sodev Kitaplığı
SEÇİLMİŞ BÖLÜMLER
Türkiye Cumhuriyeti’nin insanları sınıfsal olarak ayrılmış
Türkiye 3,5 yıl içinde “Geri Kabul Anlaşması”ndaki şartları iyi uygularsa vatandaşlar vizesiz Avrupa’da seyahat edebilecek. Türkiye bu konuda çok yanlış bir politika izliyor. Ne yapıyor? Kırmızı pasaport, hizmet pasaportu ve yeşil pasaporta bu hakları tanıdığı için Türkiye diyor ki, “Bizim elitimiz bunu çözdü.” Hatta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği korkunç bir ayrım yapıyor ve iş dünyasındaki insanlara çabuk vize verilmesini talep ediyor. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti’nin insanları sınıfsal olarak ayrılmış. (sf. 41)
Güven bunalımı yaşanıyor
17 Aralık krizinden itibaren mevcut durum daha da kötüye gitmektedir. Bu kriz hakikaten Türkiye’yi çok sarstı ve ülke ekonomisine Türkler’in de güveni azaldı. Birçok Türk sermayedarın buradaki mallarını paraya çevirerek İsviçre’ye ve başka ülkelere yatırım yaptığını görüyoruz. Türkiye şu anda bir kaos ortamına doğru gidiyor. Özellikle Şubat ve Mart 2014’teki olaylar durumu daha da kötüleştirdi. (sf.11)
İslamofobi ve Türkofobi’ye karşı eylemler
505 milyonluk AB ülkelerinde 21 milyon Müslüman yaşıyor. İslamofobi her geçen gün artarken, 5 milyon 400 bin insanın yaşadığı AB’de Türkofobi de gelişiyor. Bu açıdan AB, Brüksel’de İslamofobi ve Türkofobi’ye karşı savaş açmalı ve 2015 yılını İslamofobi’ye karşı eylem yılı yapmalıdır.
İslam dinine yönelik ön yargıların büyük ölçüde geliştiği ırkçı (rasist) akımların büyük boyutlara geldiği AB’de, İslamofobi ve ırkçılığa (rasismize) karşı yeni paketler açılmalı ve Müslümanlar’ın (İslam dininin) AB tarafından tanınması sağlanmalıdır. (sf.57)
İyi yatırımcı neden gelmiyor?
Türkiye’de insanların devlete güveni azalıyor. Bu açıdan artık Türkiye’ye yatırım yapmak için gelecek olan yabancı sermayenin de durma noktasına geldiğini görüyoruz. Gelenler var; Almanya’nın en kötüsü sayılabilecek ayakkabı firmaları örneğin, tabiri caizse “vurup kaçarız” anlayışıyla geliyorlar. En güzel vurup kaçan örnek ADAC. Almanya’nın en büyük otomobil kulübü Türkiye’ye geldi, burada üye kazanmaya başladı; Türk şirketleri bunlara hizmet vermek ve satmakta birbirleriyle yarıştılar.
Fakat bu firma, paraları topladıktan sonra iflas etti. Zira anonim ortaklığı Türkiye’ye göre kurulmuştu, büyük bir parayı ödemeden yurtdışına kaçtı. (sf.14-15)
Kriz alanları gelişiyor
Doyma noktasına gelen ve son aylarda belirli yasa dışı olaylar içinde olan inşaat sektöründeki kriz, bu branşta da işsizliği artıracaktır.
İnşaat sektöründe üretilen konutların özellikle orta kesim tarafından alınamayacak duruma gelmesi ve fazla arz sunulmasının yanında önümüzdeki günlerde beklenen kredi maliyetlerinin artması da bu sektörde ciddi bir krizi beraberinde getirecek. Özellikle inşaat sektöründeki bazı iş adamlarının ciddi bir şekilde şaibe altında olması da buna ek bir gelişme olarak görülebilir. (sf.20)
40 TL’ye Suriyeli çalıştıran belediyeler
İstanbul’daki bütün belediyelere 130 bin misafir Suriyeli’yi yönlendirdiler. Belediyeler kendilerinden iş alan müteahhitlere Suriyeli çalıştırma şartı getiriyor, müteahhitlerimizin de işine geliyor.
Bir Türk işçi 100 liraya çalışırken bir Suriyeli 40 liraya çalışıyor. Bir kusurları var, iyi çalışıyorlar ama hiç lisan bilmedikleri için hiçbir şey anlatma şansları olmuyor. (sf.41)
Üretemeyecek noktaya geldik
Türkiye, ihraç edeceği malları artık Türkiye’de üretemeyecek duruma geldi. İhraç edebilmemiz için o malın Türkiye’de fazla olması ya da Türkiye’de enflasyon arttıktan sonra onun tüketilmemesi gerekir. Avrupa pazarında da son zamanlarda bir geri çekilme var. Eskiden tekstilde de büyük ihracat payımız varken şimdi Avrupalı da artık Türkiye dışından gelen tekstil ürünlerini büyük ölçüde tüketmeye başladı. (sf.12)
“Bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının dışında, özellikle son 54 yıllık göç tarihi sürecinde kendi ülkelerini terk ederek başka ülkelerde, işçi veya göçmen olarak yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı 6,8 milyon sınırını geçmiş bulunmaktadır.”(sf.64)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.