Eleştirel Ebeveyn Tutumları, Yeme Bozukluklarını Tetikliyebiliyor!

Eleştirel Ebeveyn Tutumları, Yeme Bozukluklarını Tetikliyebiliyor!

Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, eleştirel ve mükemmeliyetçi ebeveyn tutumlarının yeme bozukluklarını nasıl tetiklediğini açıkladı. Anoreksiya ve bulimia belirtileri, risk faktörleri ile tedavi yaklaşımları bu haberimizde.

Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, eleştirel, mükemmeliyetçi ve başarı odaklı ebeveyn yaklaşımlarının çocuk ve ergenlerde yeme bozukluklarını tetikleyebileceğini belirtti.

Diyet, kilo ve beden odaklı sürekli yorumların risk faktörü oluşturduğunu vurgulayan uzman, tedavi sürecinde yargılayıcı dilden uzak durulması gerektiğini söyledi.

ELEŞTİREL EBEVEYN TUTUMLARI YEME BOZUKLUKLARINI TETİKLİYEBİLİYOR

Elbaşoğlu, yeme bozukluklarının oluşumunda aile içi dinamiklerin belirleyici rol oynadığını ifade etti.

Özellikle yüksek beklenti içinde olan, eleştirel ve mükemmeliyetçi ebeveyn tutumlarının hem bozukluğun başlangıcını kolaylaştırabildiğini hem de mevcut durumu ağırlaştırabildiğini aktardı.

Aile ortamında kilo, diyet ve yeme alışkanlıklarının sıkça konuşulması, çocukların beden algısını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuğun kilosuna ya da bedenine yönelik “çok zayıfsın”, “şişmansın” gibi yorumlar, uzun vadede ciddi psikolojik sorunlara zemin hazırlayabiliyor.

ANOREKSİYA VE BULİMİYA NASIL FARKLILAŞIYOR?

Yeme bozuklukları arasında en sık görülen iki tablo Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza olarak öne çıkıyor. Anoreksiya, yeme kısıtlaması ve aşırı kontrol mekanizmalarıyla kendini gösterirken; Bulimia ise tıkınırcasına yeme ataklarını takiben kusma veya aşırı egzersiz gibi telafi davranışlarıyla seyrediyor.

Bazı vakalarda bu iki bozukluk bir arada görülebiliyor veya zaman içinde biri diğerine dönüşebiliyor. Anoreksiyada kontrolcü ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri ön planda iken, Bulimia’da dürtüsellik, kontrol kaybı ve yoğun suçluluk duygusu daha baskın.

HASTALIK KİMLİKLE BÜTÜNLEŞEBİLİYOR

Elbaşoğlu, anoreksiya nervoza hastalarında hastalığın sıklıkla inkar edildiğini ve kişinin kimliğiyle bütünleştiğini dile getirdi. “Bedenimi kontrol edebildiğim sürece değerliyim” algısı, tedaviye direnci artırabiliyor. Bu nedenle erken müdahale ve doğru yaklaşım büyük önem taşıyor.

TEDAVİDE DOĞRU İLETİŞİM NASIL OLMALI?

Yeme bozukluğu yaşayan bireylere yaklaşırken beden odaklı yorumlardan ve baskı içeren ifadelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Elbaşoğlu, destekleyici, empati dolu ve yargısız bir iletişim tarzının tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Aile içi iletişim sorunlarının da tedavi sürecinde ele alınması, başarı şansını artırıyor.Yeme bozuklukları sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplumsal ve ailevi faktörlerle şekillenen karmaşık bir psikolojik durumdur. Uzmanlar, farkındalığın artırılması ve erken müdahalenin önemine dikkat çekiyor.

Siyasetcafe.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.