2015: Yüzleşme Yılı Olacak

2015: Yüzleşme Yılı Olacak

Her söylediği çıkan yazar olarak bilinen Emre Uslu 2015'de neler olabileceğini yorumladı ve ciddi iddialar da bulundu

A+A-

2014 yılın tek kazananı kimdi? Görünürde iki seçim kazanan Tayyip Erdoğan. Peki sizce Erdoğan 2014’de kazandığı zaferlerin zevkini mi çıkardı, yoksa 2014? Sanırım AKP’liler bile 2014 yılı Erdoğan için rahat bir yıl oldu diyemez.


Daha açık soralım: 2014’de iki seçim kazanan Erdoğan neyini kaybetti? Bu sorunun cevabı net. 2014 öncesinde Erdoğan güvenilir, sözünü tutan, dürüst, Müslüman, bir liderdi. Peki 2014 sonunda bu sıfatlardan kaçı Erdoğan’ın üstünde eğreti durmuyor?

Bu sorunun cevabını okura bırakıp 2014 yılı tahminimizi hatırlatalım. 2014 yılı tahmini yazarken 2014’dün en çok da Erdoğan için zor bir yıl olacağının altını çizmiştik. O yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.

Peki 2015 yılı nasıl bir yıl olur? Aktörler ve faktörler açısından bakıldığında 2015 yılı Erdoğan ve AKP için 2014’den de daha zor bir yıl olacak. Bunun siyasal ve sosyolojik nedenleri var.

1) 2015 ertelenen hesapların kesim tarihi olacak.

 a) Bilindiği gibi Erdoğan ve AKP 2009 da başlattığı çözüm sürecini 2015 seçim sonuna kadar ertelemeyi başardı. Sürece başlarken Erdoğan’ın “seçimler için PKK’yı oyalayın” dediğini PKK kaynakları dahil Ankara kulislerine hakim hemen herkes konuşuyor. Buna rağmen Öcalan özellikle 2012’den sonra kritik bir hamle yaparak Erdoğan’ı kendi sahasına çekti ve Erdoğan’ı kendine mecbur etti. Çözüm sürecinde PKK’nın bölgeye hakim olmasını sağladı devleti zayıflattı.

Öcalan ve PKK’ya karşı Erdoğan’ın eli o kadar zayıfladı iki artık PKK Erdoğan’ı “silahlı şiddeti yeniden başlatırız” diye tehdit etme ihtiyacı bile duymuyor. PKK liderlerinin “Öcalan’la vardığınız çözüm mutabakatını açıklarız” demesi bile Ankara’da alarm zillerinin çalmasına yetiyor. Öcalan’la varılan çözüm mutabakatında ne varsa halka açıklamaktan ısrarla kaçınıyorlar. Hatta adı anılsa Ankara’yı bir telaş alıyor.

İşte 2015 yılı Öcalan’la varılan “çözüm mutabakatının” halka açıklanacağı hesap kesim tarihi olacak. Erdoğan’ın bu hesabı halka anlatması çok kolay olmayacak gibi…

b) Suriye sorunu da 2015 yılında ayrı bir kulvara girecek. Esad’ı düşürmek için bir çok kirli ilişki kuran Ankara’nın ya o ilişkileri koparıp atması gereken bir yıl olacak. Zira ABD’nin başlattığı IŞİD’e karşı mücadelede en azından “eğit-donat” kısmına katılacağı sözü veren Türkiye için bu kararın uygulanması kolay olmayacak. El-Kaide’ye giden silahları bırakıp birden onlara karşı yeni bir güç çıkarmaya çalışmak Ankara için kolay olmayacak. Bu yüzden 2015 Ankara’nın son beş yıldır sürdürdüğü Suriye politikasıyla yüzleşme yılı olacak. Bu Türkiye’de yeni kırılganlıklara neden olacak.

Ankara eski partnerlerinden ayrılırken, teröre hedef olabilir. Öbür yandan PKK’nın Suriye politikasının da belirginleşeceği bir yıl olacak. Ankara Suriye’de PKK, ABD, IŞİD, El-Kaide ve Esad güçleri arasındaki hassas dengeyi gözetip kendi güvenliğini temin etmek zorunda kalacak. Bu açıdan Türkiye’ni işi kolay olmayacak.

Ankara doğru politikalar izlemezse 2015 yılında özellikle güney illerimiz terörün hedefi olabilir. Umarım Reyhanlı tipi saldırılar olmaz…

2) 2015’de Cemaatle mücadele stratejisi

Erdoğan sarayından yayın yapan Fuat Avni’yi bile bulamadı ama Cemaatle mücadelesini kazandığını söyledi. Bunun nedeni belli; mücadele uzadıkça çevresindeki koalisyon dağılmaya başlıyor. Erdoğan bunu gördüğü için “mücadeleyi kazandık” demek zorunda kaldı. 

Erdoğan’ın “cemaatle mücadelesini kazandığı” ilanı George W. Bush’un Irak Savaşı başında ilan ettiği “mission accomplished” (Görev Tamamlandı) zaferine benziyor.

Bush Görev Tamamlandı dedikten sonra savaş kızışmış Amerika aktif savaşta vermediği kayıpları sonraki savaşta vermişti. 5000 Amerikan askeri ölmüş bu da Cumhuriyetçilerin seçimi kaybetmesine neden olmuş, Savaş karşıtı tutumuyla Obama başa gelince de ABD Irak’ta çekilmek zorunda kalmıştı.

Erdoğan’ın zaferi de biraz buna benziyor. Erken ilan edilmiş bir zafer. Erdoğan’ın Cemaate birkaç tokat attığı bir gerçek ama bunu atarken aldığı ölümcül yara onu daha da zayıflatıyor. Salladığı her yumruk Cemaati güçlendirirken, kendi pozisyonunu zayıflatıyor. En son Zaman ve Samanyolu Televizyonlarına yapılan operasyon dünya medyasında Erdoğan’ın dünyada ne kadar yalnızlaştığını anlatan, nasıl bir diktatöre dönüştüğünü gösteren yazılar ve çizgilerle karşılık buldu.

İçeride de Erdoğan’ın korku duvarıyla oluşturduğu koalisyon cemaat dayandıkça dağılmaya yüz tutuyor. Görünürde Erdoğan’ın yanında gibi görünen bazı cemaatlerin Gülen Cemaatine “aman dayanın sizi bitirirse bize hiç şans tanımaz” diye mesajlar gönderdiği biliniyor. Yine bazı AKP’lilerin Ekrem Dumanlı’ya haberler gönderip “kardeşim bu kadar da olmaz bu zulümdür biz bunu onaylamıyoruz” dediğini bizzat Dumanlı açıkladı.

Bütün çabasına rağmen Cemaati bitiremeyen, hatta sarayından yayın yapan Fuat Avni’yi bile bulamayan Erdoğan, kavga uzadıkça korku duvarının yıkılacağını, yanındaki grupların da karşıya geçeceğini, kendi çevresinde bıkkınlıklar olacağını biliyor. Tam da bu nedenle “inlerine girdik, zafer kazandık” diye açıklama yaparak çevresini sağlam tutmak istiyor. Oysa kazandığı bir zafer filan yok. Kamuoyu araştırmaları da Kasım ile Aralık ayında Gülen’e olan sempatinin iki kat arttığını gösteriyor.

Kavga uzadıkça saldırgan taraf olan Erdoğan ve AKP’nin kaybedeceği iyice açığa çıktı. Bu durumda Erdoğan ve çevresi 2015 yılında Cemaat kavgasında final yapmak zorunda. Bu da Erdoğan’ın daha da otoriterleşmesi daha da hukukun dışına çıkması anlamına geliyor.

Mevcut stres yükünü kaldıramayan Ekonomi ve politik kırılganlık daha da birikecek stresi hiç kaldıramaz. Bu yüzden Erdoğan bir an önce ya Cemaatin üstüne atom bombası atıp bu konuyu ebediyen kapatmak zorunda, ki böyle mucizevi bir bombası yok, ya da süreç uzadıkça bu savaşı kaybedecek.

Erdoğan ve çevresinin Cemaati susturmak için Zaman ve Samanyolu’na el koymayı düşündüğü yazılıp çiziliyor. Konu Erdoğan’a kalsa bunu hemen yapmak isteyecektir. Ancak patronların gazetelerine el konularak oluşturulan havuz medyasının aksine Zaman ve Samanyolu’na el koymak o kadar kolay olmayacaktır. Cemaat medyasına el konulduğu zaman Cemaat ev ev broşür bastırıp tüm Türkiye’ye durumu anlatabilir. Yani Zaman ve Samanyolu’na el koymak Cemaati susturmak için yeterli bir operasyon olmayacaktır…

3) 2015 ve yolsuzluk

2014 yılını kokutan tek konu vardı. Yolsuzluk. Erdoğan ve çevresinin karıştığı iddia edilen yolsuzluk haberleri artık okyanus aşırı alay konusu olmaya başladı. 2015’in ilk günlerinde Yolsuzluk Komisyonunun vereceği karar bile AKP’de kırılganlık yarattı. O bakanlar Yüce Divan’a giderse yargılama boyunca yolsuzluk haberleri manşetleri süsleyecek. Yüce Divan’a gitmezse bu zaten haber olacak.

Ayrıca intikam operasyonlarında gözaltına alınan polislerin mahkemeleri de 2015’de başlamak zorunda. O mahkemelerde polislerin anlatacağı bilgilerden çok manşetler çıkacağını tahmin etmek zor değil. Ergenekon sürecinde Eroğdan’a 50 defa görüştüğünü açıklayan Ali Fuat Yılmazer’in tek başına anlatacağı bilgiler Erdoğan ve AKP’yi rahatsız etmeye yetecek içerikle doludur muhtemelen. Bu yüzden de 2015 yılı yine yolsuzlukların konuşulduğu yıl olacak.

AKP bunu kapatmak için yeni operasyonlar yapacaktır ama AKP’nin operasyonları o kadar saçma hale geldi ki, dizi senaryosundan tutuklama yapmak zorunda kalıyorlar. Bu da AKP’nin işini hayli zorlaştırıyor…

 4) 2015 seçim yılı

Seçimler açısından AKP en rahat parti gibi görünse de önümüzdeki seçimlerde birtakım belirsizlikler var. Anayasa mahkemesinin vereceği kritik kararlar seçimleri derinden etkileyebilir.

Davutoğlu ve Erdoğan arasında giderek ortay acıkan gerilim hattı da AKP’nin durumunu etkileyebilir.

Davutoğlu seçimde iyi sonuç alırsa yavaş yavaş Erdoğan’dan uzaklaşıp partiye kendi ağırlığını koymak isteyecektir. Öbür taraftan da Erdoğan’ın başkanlık hayali olduğu muhakkak. Seçimden zaferle çıkmış bir AKP iktidarında Erdoğan’ın ilk isteği “Başkanlık sistemine geçelim” ısrarı olacaktır. Davutoğlu bu konuda hassas bir karar vermek zorunda olacak.

Eğer Davutoğlu seçimlerden kötü sonuç alırsa bu sefer Erdoğan’ın baskısı ile muhalefetin sıkıştırması arasında kalacak. Bu durumda özellikle son bir yılda yapılan hukuksuzluklara ortak olmak istemeyen AKP’nin çeperlerdeki destekçilerin yavaş yavaş uzaklaşması gündeme gelecek. Bu da Davutoğlu üzerinde ek stres bindirecek.

Yani Davutoğlu ister seçim kazansın ister kaybetsin her iki halde de yoğun baskılar altında kalacak. Bu da ekstra siyasi krizlerin bizi beklediği anlamına geliyor…

Özetle 2015 Erdoğan için ertelenmiş hesapların yüzleşme yılı olacak. Devam eden savaşların sonucunun belli olacağı bir yıl olacak. Ayrıca kendi partisi içindeki yeni durumun netleşeceği bir yıl olacak. Bütün bu alanlarda Erdoğan rüzgara karşı savaşırken, çevresinde ne dünya kamuoyundan bir destek var ne de eski yeni koalisyonlar kurma şansı var. Ergenekonla kurduğu yeni koalisyonun bir bumerang gibi dönüp kendisini ne zaman vuracağı da belirsiz.

Bütün bu mücadelelerin ürettiği stres sağlıklı bir bünyeyi gerektiriyor. Umarım Erdoğan siyasi mücadeleyi kazanacağım diye sağlığını kaybetmez…

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.