1. YAZARLAR

  2. Selçuk DÜZGÜN

  3. ALMANYA VE MESUT ÖZİL VAKASI!
Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

Yazarın Tüm Yazıları >

ALMANYA VE MESUT ÖZİL VAKASI!

A+A-

Türk tarihinin belki de en  içten hesaplı müttefikidir Almanya.

Dost görünüp Türk’ün postuna göz diken bir müttefiktir.

Ülkemizde istihbarattan ekonomiye kadar öyle hücreleşmişler ki, köklerini kazımak zor…

Bu hücreleşmeyi I. Dünya savaşı müttefikliği falan sanmayın kökler taa II. Mahmut’a gidiyor.

Türkiye’nin postuna göz dikme emeli, Almanya’nın daha “Prusya Dönemi”nde ortaya çıkmıştır...

Sultan II. Mahmud 1835’de Prusya’dan reformcu subaylar getirmeye başlamış, bu subaylar heyetinin başkanı Moltke, Rumeli ve Anadolu’yu geçmiş, Almanya dönüşünde Filistin’de bir “Alman Prensliği” tesis ile Almanların Anadolu’ya göçünü krala tavsiye etmişti.

Sonrası malum…

I.Dünya savaşında müttefikliği

Sonuç!

Savaşta onlar yenildi biz de yenik sayıldık.

Savaş ganimeti Osmanlı oldu ama  Almanların kılına bile zarar gelmedi.

Almanya’nın GERMAN manyaklığı II.Dünya savaşını da getirdi…

Bu sefer müttefiklik için Türkiye’yi kandıramadı, yayılması Edirne’den geri döndü...

Almanya savaştan sonra döndü ve istila ettiği savaş yaptığı birçok ülke ile AB’yi kurarak yollarına devam etti…

Yorgundu… Genç nüfusu kalmamıştı ayağa kalkması için insan gücüne ihtiyacı vardı…

Tabi ki adres Türkiye’ydi…

I.Dünya savaşının getirdiği yoksulluk, işsizlik sorununu aşamayan Türkiye’den Almanya’ya işçi akımı oldu…

Katar katar gittiler…

Gittiklerinden bu güne kadar en az 3 kuşak oldular.

Hatta Türkçe yeni neslin ikinci dili oldu.

Ana dilleri Almanca oldu.

 

 

Bugün 8,2 milyon yabancı pasaportlunun yaşadığı Almanya'da Federal İstatistik Dairesi'nin rakamlarına göre  1 milyon 527 bin 118 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşamakta.

Ancak şu veya bu şekilde Almanya'da 3 milyon insanımızın yaşadığını bilmektedir.

Almanya'da yaşayan insanlarımız alın terleri ile onlarca yıldır bu ülkenin ekonomik istikrara sahip bir konumda olmasına büyük katkı sundular ve orayı “ikinci vatan” olarak benimsediler. Hatta “ikinci yurtları” olarak sevdiler.

Ve hatta gün geldi Mesut Özil milli takım için Türkiye’yi değil Almanya’yı seçti…

Özil çok çalıştı, çok çabaladı.

Adım MESUT olmasa daha iyi yerlerde olurum komplekslerini bile yenerek adı ile Alman milli takımına girdi…

Başarılıydı, alkışlanıyordu…

Almanya gurup elemelerini geçemeyince Mesut bir anda TÜRK oldu, Almanya’nın ırkçılığı ortaya çıktı…

Sonunda Mesut’da isyan edip Alman Milli takımından ayrıldı…

Mesut’un Alman ırkçılığına isyanı ve başarısız olunca düştüğü durumu görünce aklıma Einstein geldi…

Einstein taa 1922’de şöyle demişti: "İzafiyet teorimin doğruluğu kanıtlanırsa, Almanya benim bir Alman olduğumu söyleyecek, teorimin yanlış olduğu ispatlanırsa benim bir Yahudi olduğumu iddia edecekler."

Mesut Özil’ de bugün : "Kazandığımızda 'Alman', kaybettiğimizde 'göçmen' oluyorum." cümlesi ile içerisinden Goethe’ler çıkmış Almanya’nın bugünkü acınacak durumunu izah etmektedir…

 

Aslında iş buraya kadar da değil!

Mesut’a asıl düşmanlığın altında Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile çektirdiği fotoğraf yatmaktadır…

‘Vayy efendim sen niye bizim desteklemediğimiz biri ile fotoğraf çektiriyorsun…’

 

Peki Almanya kimi destekliyor?

-PKK ve uzantılarını el üstünde tutulur ve her türlü desteği veriyor…

-FETÖ elbaşlarına direk vatandaşlık verdi ve oradan saldırmalarına müsaade ediyor.

-Can Dündar gibi Türkiye düşmanı gazetecileri el üstünde tutuyor ve her türlü desteği veriyor.

-MHP’yi ve ERDOĞAN’ı destekleyenlere zorluklar çıkarıyor. Hatta bazı Türkiye kökenli politikacılar (Yeşiller ve CDU'da) parti kararları ile afaroz edilmekteler.

- Basın abluka altına alınmış Türkiye’ye karşı tüm karalamalar gündem olmakta,  “Türkiye'yi savunan görüşlere” özellikle karartma uygulanmakta.

 

Kısacası: Türkiye’ye karşı hangi hainin, hangi azınlık örgütünün, hangi terör örgütünün düşmanlığı varsa onlar bugünkü Almanya’nın dostudur…

Almanya 150 yıla yakındır bize dost görünen, postumuza göz diken bir müttefiktir.

Almanya, Türkiye üzerindeki emelini gerçekleştirebilmek için Türkiye’nin hiçbir zaman ayağının üzerinde durmasını istememiştir ve istemeyecektir de…

Öyle ise Türkiye’ye düşen;

-Başta NECİP HABLEMİTOĞLU cinayetinin dosyasını açmak ve sorumluları deşifre etmektir. Hablemitoğlu’nun ALMAN VAKIFLARI ve FETÖ yapılanması ile ilgili çalışmalarını dikkate alırsak katil ve tetikçilerinin de çok net olduğu ortadadır.

-Almanya’da pkk ve diğer terör örgütü üyesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını tespit edip ülkemiz vatandaşlıklarını iptal etmektir.

-Alman vakıfları ve şirketleri üzerinden vergi vs… denetimleri artırmaktır.

-Can Dündar gibi soytarıların MİT tarafından paketlenerek getirilmesi ise elzemdir. İstihbaratlar savaşında bu şarttır.

-Ayrıca Türkiye düşmanı tescilli teröristler içinde ilk önce Almanya olmak üzere bütün dünyada geçmişte ASALA’yı infaz eden timler gibi yeni timler kurulmalıdır.

Daha fazlasını yazdırmayın bana… Kalın sağlıcakla.

 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.