AYM Başkanı'ndan Kavala'ya destek

AYM Başkanı'ndan Kavala'ya destek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Parkı davasından tutuklu Osman Kavala'nın bireysel başvurusuna ilişkin verdiği ret kararının gerekçesini paylaştı.

A+A-

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Parkı davasından tutuklu bulunan Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Osman Kavala'nın bireysel başvurusuna ilişkin 22 Mayıs’ta verdiği ret kararına ilişkin gerekçesini paylaştı.

AYM’nin sitesinde yayımlanan açıklamada, “Başvurucu, Anadolu Kültür Anonim Şirketi (A.Ş.) Yönetim Kurulu başkanlığının yanı sıra pek çok sivil toplum kuruluşunda kurucu üye, yönetim kurulu üyesi veya dayanışma kurulu üyesi olarak görev alan bir iş adamıdır. Kamuoyunda Gezi olayları olarak bilinen eylemlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan başvurucu, Sulh Ceza Hâkimliği kararınca Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından tutuklanmıştır. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile başvurucu hakkında ayrıca kamu davası açılmıştır. İddianame, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve kovuşturma başlamıştır. Dava, ilk derece mahkemesinde derdesttir” hatırlatması yapıldı.

Osman Kavala'nın yaptığı başvuruda tutukluluğunun hukuksuzluk olduğu şöyle aktarıldı:

“Başvurucu; kendisine isnat edilen eylemlere ilişkin hiçbir somut veri gösterilmediğini, suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Başvurucu ayrıca soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasını hazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.”

AYM’nin değerlendirmesinde ise “Tutuklamanın Hukuki Olmadığı İddiası Yönünden” başlığı altında şunlar anlatıldı:

“Tutuklama kararında, başvurucunun Gezi olaylarının yöneticisi ve organizatörü olduğu, eyleme katılan kişilere maddi yardımda bulunduğu, ayrıca 15 Temmuz darbe teşebbüsüne katıldığı yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ileri sürülmüştür.

Gezi olayları sırasında birtakım şiddet olayları gerçekleşmiş, kamu malları zarar görmüş, çok sayıda kişi yaralanmış, güvenlik görevlisi ve sivillerden ölenler olmuş ve olaylara ilişkin olarak birçok kişi hakkında dava açılmıştır. Dolayısıyla Gezi olaylarında yaygın şiddet hareketlerinin meydana geldiği, kamu düzeninin ciddi bir şekilde bozulduğu açıktır.

Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen suçlar, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar, somut olayın özel koşulları ve Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde, başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu değerlendirilmiştir. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı incelenmiştir.

Terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır. Somut olayda Sulh Ceza Hâkimliğinin başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı yönündeki kararının keyfi ve temelsiz olmadığı görülmüştür.”

AYM BAŞKANI ZÜHTÜ ARSLAN KARŞI ÇIKTI

AYM Genel Kurul kararı 5'e karşı 10 üyenin oy çokluğuyla almıştı.

Tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın yanı sıra Engin Yıldırım, Hasan Tahsin Gökcan, M. Emin Kuz ve Yusuf Şevki Hakyemez karşı çıktı.

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın karşı oy yazısında soruşturmayı yapan ve iddianameyi yazan savcılık makamına yönelik eleştiriler yer aldı. Başkan Arslan “Soruşturma makamlarından beklenen, söz konusu olayların suç teşkil eden boyutu ile başvurucu arasındaki ilişkiyi gösteren kuvvetli belirtilerin gösterilmesidir. Bu doğrultuda tutuklama kararında ve iddianamede başvurucunun bazı kişilerle yaptığı telefon görüşmelerinin tapeleri, cep telefonunda yer alan bazı resimler ve bir kısım tanık ifadeleriyle üçüncü kişilerin kendi aralarında yaptıkları görüşmeleri yer almaktadır. Soruşturma makamları bu olguların tek başına ya da bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun tutuklanması için gerekli olan suç işlediğini gösteren kuvvetli belirti oluşturduklarını ortaya koyamamışlardır” ifadelerini kullandı.

“GEZİ OLAYLARINA KATILMIŞ VE BU OLAYLARI DESTEKLEMİŞ OLMASI TEK BAŞINA BİR SUÇ DEĞİL”

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın karşı oy yazısında “Öncelikle, başvurucunun Gezi olaylarına katılmış ve bu olayları desteklemiş olmasının tek başına bir suç işlediğinin belirtisi olarak kabul edilmesi mümkün değildir” ifadelerini kullanması dikkat çekti.

“Somut başvuruda yapılması gereken değerlendirme, şiddet içeren dolayısıyla suç teşkil edebilecek olan olaylar ile başvurucunun ilişkisini gösteren kuvvetli belirtilerin soruşturma makamlarınca ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulup konulmadığını tespit etmektir” diyen Başkan Arslan şöyle devam etti:

“Mahkememiz çoğunluğunun kararında ise başvurucunun ‘sosyal statüsü, ulusal ve uluslararası bağlantıları gözönüne alındığında olayların süreç içinde şiddete evrildiğini ve sonuçlarını öngörebilecek konumda’ olduğu, dolayısıyla tutuklama kararı ve iddianamede yer verilen (olayların yaygınlaştırılmasını destekleme, bu yönde toplantılar düzenleme, ulusal ve uluslararası kamuoyu oluşturmaya çalışma gibi) hususların kendisinin yaşanan şiddet olaylarından sorumlu tutularak tutuklanması için soruşturma makamlarınca kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin keyfi ve temelsiz olmadığı tespiti ile yetinilmiştir.

Bu tespitin şiddet olayları ile başvurucu arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğu söylenemez. Öncelikle, başvurucunun Gezi olaylarına katılmış ve bu olayları desteklemiş olmasının tek başına bir suç işlediğinin belirtisi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira barışçıl olmak kaydıyla herkes toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebilir, düzenlenenlere katılabilir ve bunların yaygınlaşmasını isteyebilir. Burada temel mesele, başvurucunun şiddet içeren eylemlerle ilgisinin somut olgularla gösterilmesidir.”

SİYASETCAFE.COM

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler