1. YAZARLAR

  2. Mürteza ÖZTÜRK

  3. Bakü, Tebriz, Ankara
Mürteza ÖZTÜRK

Mürteza ÖZTÜRK

İmtiyaz sahibi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bakü, Tebriz, Ankara

A+A-

Bakü, Tebriz, Ankara


Türk Dünyası’nın en önemli Başkentlerinden olan bu 3 Türk şehrinin birçok ortak özelliği, sosyal ve kültürel benzerlikleri olduğu gibi farklılıkları da vardır.

 

Bakü, Tebriz ve Ankara asırlarca Türk’ler in en önemli yerleşim yerleri olmakla beraber Başkent olma özellikleri ile de dikkat çekmişlerdir.

 

Başkentler ile ifade edilen aslında bulundukları coğrafyadır. Kuzey ve Güney Azerbaycan ile Türkiye coğrafyaları.

 

Bakü 70 yıl Rus Emperyalizminin tesiri altında kalmış, Tebriz ise yaklaşık 200 yıldan beridir Fars Emperyalizminin kültür asimilasyonuna karşı direnmektedir.

 

Ankara ise asırlardır hiç işgal görmemiş bin yıllık Türk şehridir.

 

Bu şehirlerin ve bulundukları Ülkelerin tarihsel süreçleri ile günümüzü karşılaştırdığımızda ortaya çıkan tablo çok düşündürücüdür.

 

Bakü Tebriz ve Ankara’nın Türklük bilinci açısından kıyaslamasını yaptığımızda Ankara’nın açık ara önde olması ve Türklüğü özümsenmiş bir toplumsal şuura sahip olması gerektiğini düşünürsünüz.

 

Ancak Bakü ve Tebriz Türklerinin Türklük şuuru, Türk kültürünü yaşamak konusundaki gayretleri ve Milli hassasiyetleri Ankara’dan, Anadolu Türklerinden çok daha ileri seviyededir.

 

Bakü, Merhum M.Emin Resulzade’den sonra Elçibey ile tekrar Milli Türk Devleti’ni kurmuş, Resulzade’nin Türkçülük, İslamcılık ve Muasırcılık felsefesi ile şekillenmiştir.

 

Her ne kadar Azerbaycan Hâkimiyetine tamimiyle Milli bir Türk Devleti demek doğru olmasa da gerek Devlet içerisinde gerek toplumda Türkçülük en yaygın fikir olarak kabul görmekte ve uygulanmaktadır.

 

Değişik etnik grupların da olduğu Azerbaycan’da Türklük şuuru her geçen gün daha da güçlenmektedir. Cemaat ve tarikatların etkisine girenler bile öncelikle Türk olduklarının bilincindedir. Köhnemiş komünist ideolojinin savunucuları bile Sultan Galiyev gibi Türklük şuuruna sahiptir.

 

Tebriz ise asırlardır Türk yurdu olma özelliğini kaybetmemiştir.

 

Rus ve Fars şovenizminin Türk adı yerine uydurdukları “Azeri” adı tutmamıştır.

 

Kuzey ve Güney Azerbaycan Türk’leri Oğuz Türk’ü olduklarının “Azeri” diye bir Irk ve Millet olmadığının bilincindedir.

 

Tebriz, Mimarisi, sosyal dokusu, çarşıları, pazarları ile ne kadar Türk şehri ise, yaşayan Halkı da o kadar Türk’tür.

 

Unesco tarafından korumaya alınan tarihi Tebriz kapalı çarşı tarihe meydan okurcasına nasıl ayakta duruyor ise, Tebriz de yaşayan Türkler de aynı Türklük bilinci ile Fars şovenizmine karşı ayakta duruyorlar. Türkiye dışında en rahat Türkçe konuşup anlaşabileceğiniz şehirlerin başında Tebriz gelir.

 

İran İslam Devriminin ve yönetiminin en önemli birleştirici unsuru Din ve Şiilik/Caferiliktir.

 

İran’da yaşayan bütün Müslümanların en güçlü ortak paydaları bu inanç birliğidir. Azerbaycan Türk’leri de bu birliğin bir parçasıdır.

 

Ancak Azerbaycan Türkleri inançları ile kimliklerini ayırt edecek kadar Milli şuura sahiptir. Farslar ile aynı inanca, mezhebe sahip olmalarının getirdiği “Mezhep birliği” baskısı ve bununla birlikte Fars Milliyetçiliği dayatması etkili olmamıştır. İran yönetiminin Sürekli “Müslüman Azeriler” diyerek Türk varlığını kabul etmemesine karşılık, Tebriz’den yükselen ses: “Biz Azeri değiliz, Türk’üz” olmuştur.

 

Ankara ise Cemaatlere, tarikatlara ve onların dayattığı Arap Emperyalizmine teslim olmuştur.

 

Din adına Milliyetini inkâr ettirme projesi Türkiye’de başarılı olmuştur.

 

Yanına birkaç adam toplayan bir tarikat kurmuş ve Din adına Türklüğe saldırmaya başlamıştır.

 

Türkiye’de Müslüman olmak Türklüğü inkâr etmek veya önemsememek ile eşdeğer hale gelmiştir.

 

Üstat diye referans aldığımız kişilerin saçma sapan fikirlerini Din diye kabul ederek çıkmaz bir yola girmişiz. Said-i Nursi’nin Kürt Milliyetçiliği yaptığına bakmadan onun Türk Milliyetçiliğine ve Türklüğe yaptığı saldırıları Din adına kabullenir hale gelmiş Ankara.

 

Necip Fazıl gibi Emevi saltanat dinciliği ve Arap Milliyetçiliği yapan Zat’ın Türklüğe yaptığı hakaretleri Din adına görmezden gelip, bilinçaltımıza yüklediği Türk düşmanlığının farkına varmamışız.

 

Ve ne hazindir ki artık Türk karşıtlığı bizzat Hükümetler eli ile yapılmaktadır.

 

Adı Türkiye Cumhuriyeti olan ama Türk kimliğinin hor görüldüğü, Türklük şuurunun yok edildiği bir yer oldu Ankara.

 

Ateizm ile Rusların başaramadığını, 200 yıllık bir Kültür Emperyalizmi ile Fars’ların başaramadığını Biz Müslümanlar (!) başarmışız Türkiye’de ve Türklüğü yok etmişiz.

 

Bakü, Tebriz ve Ankara arsında gidip gelirken bu çelişki beyninizi kemirir.

 

Türkiye’den geldiğiniz ve Türkiye’de yaşadığınız için sizi şanslı gören, size biraz kıskançlık ve gıpta ile bakan Bakü ve Tebriz Türklerine aklınızdan geçenleri söyleyemezsiniz. Dudaklarınızda acı bir gülümseme belirir ve içinizden “ Siz daha şanslısınız” dersiniz.

 

Din adına Milli kimliğimizi dışlayarak Türk düşmanlığı yapanlar ve buna körü kürüne itaat eden idraksiz Anadolu Türkleri Hoca Ahmet Yesevi’nin şu sözlerine kulak versinler:

 

“Din seçim, Türklük kaderdir”

 

Türk olarak yaratılmamız Tanrı’nın bir takdiridir.

 

Tanrı’nın bahşettiği Türk olma şerefini taşıyamayanlar bari kadere karşı gelmeyin.

 

Eğer inanıyorsanız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum