1. YAZARLAR

  2. Mürteza ÖZTÜRK

  3. BARIŞIN VE DEMOKRATİKLEŞMENİN ADI AMED !
Mürteza ÖZTÜRK

Mürteza ÖZTÜRK

İmtiyaz sahibi
Yazarın Tüm Yazıları >

BARIŞIN VE DEMOKRATİKLEŞMENİN ADI AMED !

A+A-

Diyarbakır’ın ve bazı İllerin adının “Demokratikleşme paketi ” çerçevesinde değiştirileceği ve Diyarbakır’ın artık “Amed” diye anılacağı hakkında tasarı hazırlanarak İçişleri Bakanlığına sunuldu.


Şehrin ismi ile Demokrasinin ve barışın ne alakası var acaba ?


Konuyu bilmeyenler de sanır ki : Diyarbakır tarihi bir Kürt Şehri , Amed’de Kürtçe bir isim ve Türkler Diyarbakır’ı işgal etmiş de şimdi İsmini iade ederek Kürt’ler le barışacak !!!


Amed, Amid, O’mid, Emit, isimleri tarihin en eski dönemlerinde Diyarbakır için kullanılan isimlerdir ve hiç biri de Kürtçe değildir.


Tarih boyunca Diyarbakır’da hiçbir Kürt hakimiyeti, Hanlığı, Beyliği, Devlet’i de olmamıştır.


Yalnız Türk’leri katletme karşılığında Yavuz Sultan Selim, İdris-i Bitlisi’ye o bölgelerin yönetimini vermiştir. Yani D.Bakır, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarında ve kontrolünde olan bir bölge idi o zaman da.


1071’de Alparslan bölgeyi fethetmeden önce Mervaniler D.Bakır’da hakimiyetteydi. 1071 den sonra, Selçuklular, İlhanlılar, Artukoğulları, Akkoyunlular ve Safeviler ‘in sonra Osmanlı’nın hakimiyetinde olan D.Bakır yaklaşık 1000 yıldır Türk’lerin idaresindedir.


Kürtler o bölgede yaşamıştır. Mezopotamya’nın bir çok bölgesinde yaşamıştır. Ancak M.Ö 3000. Yılından başlayarak günümüze kadar D.Bakır’da hiçbir Kürt idaresi veya hükümdarlığı olmamıştır.


Osmanlı zamanına Diyarı-Bekir olan ismi de 17 Kasım 1937 tarihinde Atatürk DİYARBAKIR olarak değiştirmiştir.


Hâl böyle iken Diyarbakır’ı Kürt şehri ilan etmenin, İsmini bile değiştirecek kadar şehri Türk kimliğinden uzaklaştırma çabasının altında ki nedir ?


Okuyucularım hatırlayacaktır, yaklaşık 3 ay önce “Welcome To Kürdistan” diye bir makale yazmış ve o yazımda bu günlere işaret etmiştim.


Bu yazıdan dolayı oldukça eleştiri aldım.


Ancak 16.Kasım 2013 Cumartesi günü Diyarbakır’daki “tarihi düet” gösterdi ki Kürdistan, birilerinin dediği gibi bir paranoya değil.


Diyarbakır’da Sn. Başbakan’ın daha önce görüşmem dediği ve “Kabile Reisi” olarak tanımladığı Barzayi’ye gösterdiği saygı ve özen aslında Kürdistan fikrinin ne denli canlı olduğunun göstergesidir.


Nitekim Başbakan, Irak’ta muhtar bir bölge olan Kuzey Irak’tan “Kürdistan” diye bahsetmiştir.


Bu, Resmi Ankara’nın Kürdistan Devletini tanıdığı anlama gelir ki böyle bir Devlet yoktur.


Bölgenin adı “Kürdistan Bölgesel Yönetimidir” ve Irak Merkezi hükümete bağlıdır.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir zamanlar kurulması halinde savaş sebebi sayacağını defalarca ilan ettiği Kürt Devleti, şimdi Aynı Cumhuriyetin Başbakanı tarafından tanınmış oluyor.


Bunun Bölgesel, Ulusal yankıları ve etkilerini zaman içerisinde göreceğiz.


Çok Uluslu güçlerin Ortadoğu’daki en önemli projesinin, yalnız Irak’ın değil, içinde Türkiye, Suriye ve İran’ın da bulunduğu ve İsrail’in kontrolünde kurulması planlanan “Büyük Kürdistan” olduğunu elbet herkesten önce Sn. Başbakan ve Türk Devlet’i bilmektedir.


Ve kurulacak Kürt Devlet’inin Türkiye’den toprak talebi olacağı da bilinmektedir.


Her ne kadar PKK’nın askeri ve siyasi kanadı bir bölünme ve ayrı Devlet fikrimiz yok deseler de, Türk Devleti’nin yetkilileri tek bayrak, tek vatan deseler de, bu sözlerin “şimdilik” ve “siyaseten” söylendiği kanısı gittikçe yaygınlaşmaktadır.


İsimlerinin değiştirilmesi için verilen tasarıdaki illere baktığımız da bunun, yıllardır ABD ve Batı tarafından hazırlatılan Kürdistan haritasındaki yerler olduğunu görürüz.


Amaçlanan, bu bölgelerin psikolojik olarak Kürdistan fikrine alıştırılmasıdır. İsim değiştirme, yani Türk isimlerinden arındırma çabası bunun içindir.


Yoksa, Diyarbakır ismi Demokratikleşmeye ve Barışa nasıl engel olur ?


Eğer isim değiştirerek barış sağlanacaksa bütün şehirlerin adını, Barış, Özgürlük, Demokrasi koyalım olsun bitsin.


Cumartesi günü Diyarbakır’da yaşanan aslında Başbakan’ın da dediği gibi yeni Türkiye’nin ayak sesleridir.


Cumhuriyet, Ulus Devlet ve Laikliğin yeni Türkiye’de yer almayacağının göstergesidir.


Azınlıkların Devlet yönetiminde olacağı, Laiklik yerine Mezhebi taassubun hâkim olacağı, Federatif yapıda bir Türkiye…


AKP bu yolda kazasız-belasız ne kadar ilerler ?


90 yıllık Cumhuriyeti ve Binlerce yıllık Türk varlığını “ben yaptım ,oldu” diyerek yıkmak ne kadar akılcı, ne kadar olası ?


Bu Ülkenin dinamikleri hiç mi hesaba katılmıyor ?


Ayrıca AKP içerisinde Başbakan gibi düşünmeyip ama ya koltuk ya da bekle gör politikası izleyen ve karşı çıkan kaç Bakan, Milletvekili, Siyasetçi var ?


AKP bir taraftan Cemaat’in verdiği sıkıntı diğer taraftan yaklaşan seçimler ve düşen oy oranlarının verdiği sıkıntı ile saldırıyor.


Tek Millet söylemi ile İnsanımızın en hassas yönü olan Din’i her zaman ki gibi kullanıyor.


Ancak Tek Millet “İslam Milleti” sloganı ile bu ayrışma ve bölünmeye Millet geçit vermez.


Evet “İslam” Bu ülkenin ortak paydasıdır. Ama her Müslüman AKP’nin Kul’u olmadığı gibi herkes körü körüne biat’da etmez.


Etseydi Zamanın Padişah’ına ve Halifesi’ne biat eder M.Kemal Atatürk’ün etrafında toplanıp o şanlı Kurtuluş savaşını vermezdi.


Herkes hesabını bir daha yapsın ve iyi düşünsün…


19.11.2013

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.