Semerkant'tan İstanbul'a: 'Bilinmeyen' Ekrem imamoğlu
Ekrem İmamoğlu, 25 yıl 'Milli Görüş' geleneğinden gelen/yetişen kadrolarca yönetilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı - yeniden! - CHP'ye kazandırmayı başardı.
Ali Hikmet İnce'nin Kaleminden...
‘Cumhuriyet ilkelerine gönülden bağlıyım! İstiklal Savaşı gâzisi dedenin torunuyum. Atatürk sevgisi ile büyü(tül)düm. Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin bütün değerlerine saygılıyım. Küçük yaşımdan itibaren dini eğitim de aldım. İnançlıyım! Benim gözümde herkes eşittir. Muhafazakâr aileden geldiğim doğrudur. Sosyal demokrat düşüncelerle üniversitede tanıştım ve benimsedim…’
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2019 Yerel Seçimleri’nden önce verdiği mülakâtta kendini tanınmaya gayret etti.
‘Dersaadet’ üzerine düşüncelerini de aktardı:
‘İstanbul’u çok seviyorum! ‘Dünya tek ülke olsaydı, İstanbul başkenti olurdu,’ diye düşünüyorum. Şehrimiz gelişmeli, güzelleşmeli… Bir tarafı ile Viyana, öbür yanı ile Paris ve hatta Londra’ya benzemeli… Meydanları ve parklarıyla anılmalı… Ama kentimizin tarihten gelen tılsımı ve büyüleyici yönleri de var…’
İmamoğlu, 2009’da CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı oldu. 30 Mart 2014 Mahalli Seçimleri’nde partisince aday yapıldı. Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildi. İlçenin gelişmesinde, kültür ve sosyal hayatının ilerlemesinde önemli rol(ler) oynadı. Seçmeniyle yakın ve sıcak ilişki kurdu. 2019’da da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na namzet gösterildi.
Ekrem İmamoğlu, köydeki evlerinin bahçesinde
İMAMOĞLU AİLESİ SEMERKANT KÖKENLİYDİ
Ekrem İmamoğlu, 4 Haziran 1970’de, Trabzon’un Akçaabat ilçesinin Çevizli köyünde dünyaya geldi. Babası Hasan İmamoğlu, annesi Havva İmamoğlu’ydu. Atasının ailesi, anlatım(lar)a göre, Özbekistan’ın Semerkant kentinden gelmeydi. 200 yıl kadar evvel önce Bağdat’a, oradan da Adana ve Kayseri yolu ile Karadeniz Bölgesi’ne göçmüşlerdi. İlk durak: Sürmene Kuyubaşı idi. Sonra da Akçaabat’a yerleşilmişti. Sülalenin bazı kökleri Kahramanmaraş’dan Van’a kadar uzanırdı.
İmamoğlu, çocukluk günlerine ilişkin anılarını anlatırdı. Annesi ile babası akraba - hala - dayı! - çocuklarıydı. Validesinin babası kamyon şoförüydü. 7 kardeşi vardı. Çok istediği halde okula gidememişti. Kendini bildiğinden beri evde annesine ve diğer kadınlara yardım etti. Mutfakta yemek pişirdi. Tarlada ürün çapaladı. Ahırda inek(lere) baktı. Yazılanlara göre, 13 yaşındayken, dayısının kereste fabrikasında işçilere yemek(ler) yaptı. Havva Hanım, dayıoğlu Hasan Bey’i tanıyıp nişanlandığında 13’ündeydi. Evlenmek için 6 yıl beklenildi, 19’unda nikâh(ları) kıyıldı.
Ekrem İmamoğlu, annesi Havva Hanım ve kız kardeşi Neslihan ile
Ekrem İmamoğlu’nun doğum yeri Cevizli, Akçaabat’a - sahilden! - 12 kilometre uzaklıkta/içeride, yeşillikler arasında küçük köydü. Ailenin taş yığma, 2 katlı evi vardı. Tahminen 60 metrekareydi. Babasının ve amcasının alın teri ile yapılmıştı! Alt katı ahırdı ve 6 - 7 inek barındırılırdı. Hane halkı tarımla uğraşırdı. Tarlalarına tütün ekerdi. O dönemde adı geçen ürün revaçtaydı. İyi para kazandırırdı. Evin direği annesiydi. Sabah erken saatinden gecenin ilerlemiş vaktine kadar çalışırdı. Çocuklarına ve çevresine karşı çok şefkatliydi. Hasan Bey, ticaretle de uğraşırdı. İnşaat malzemeleri satardı.
Küçük Ekrem, daha çok Havva Hanım ile vakit geçirirdi. ‘Annemle büyüdüm aslında,’ diyecekti. 2 kardeştiler. Kendisinden 9 yaş küçük, Neslihan adlı kız kardeşi vardı. ‘İfadesine göre, ‘ailesi, nüfus planlamasına uymuştu’!’
Neslihan İmamoğlu, Endüstri Mühendisliği eğitimi gördü. Evlendi. ‘Yakupçelebi’ soyadını aldı ve 2 çocuk annesi oldu. Ağabeyi Ekrem İmamoğlu’nu, ‘Güven veren, aileyi bir araya getiren kişi,’ diye tanımlardı. ‘Küçükleri, gençleri, akranlarımı hep destekledi. Çok etkileyicidir, insanları harekete geçirmeyi sever,’ diyecekti.
Ekrem İmamoğlu, ‘Annem çok çalışkan kadındı,’ diye anlatacaktı. ‘Babam ticaretle meşguldü ama annem köyde üretim yapardı. Yetiştirdiği ürünleri satardı. Dışarıdan sebze almazdık. Her şeyimiz bahçemizden sağlanırdı. İneklerimizin sütü boldu. Hem ailemizin ihtiyacı karşılanır; hem süt, peynir, tereyağı vb. gibi gereksinim fazlası ürünler alıcıya sunulurdu.
Ekrem İmamoğlu, dedesi, ninesi ve annesi ile
BABASI HASAN BEY ÜLKÜCÜ FİKRİ BENİMSEMİŞTİ
İmamoğlu, babası Hasan Bey hakkında bilgi de verecekti. Beyanına göre Hasan İmamoğlu, 3 kardeşin en büyüğüydü. 1960’lı yılların sonuna doğru Ülkücü düşünceyi benimsemişti. Çevresinde ‘MHP’li!’ bilinirdi. ‘Ilımlı ve sağ duyulu’ydu! Fanatik değildi. Bu yüzden de tartışmalardan ve çatışmalardan uzak dur(ur)du. Çok sayıda ‘Solcu!’ arkadaşı mevcuttu. Diyalogu ve dostluğu öne çıkar(ır)dı. Yakın gönüldaşının yorumuyla, ‘Başı sıkışanlara yardım bile ederdi!’
Liseden sonra Erzurum Ziraat Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Ardından Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Bölümü’ne geçti. Eğitimini tamamlayamayacaktı. Babası Mevlüt İmamoğlu’nun ‘Sana ihtiyacımız var!’ çağrısına uydu, Trabzon’a döndü! Nalburiye dükkânın başına geçti. Aile şirketi daha sonra kereste ticaretine girişti. En sonunda da ‘İmamoğlu İnşaat’ markasını alacaktı!
Hasan İmamoğlu, 1980 sonrası aktif politikanın içinde yer aldı. ANAP’ın - Anavatan Partisi! - Trabzon’da kurucuları arasındaydı. 1984 - 1987 arasında, Trabzon Merkez İlçe Başkanlığı’nı yaptı. Hemşericilikten ötürü Mesut Yılmaz’ı destekledi. Ticarette yakaladığı yükselişi siyasette gösteremedi. İlçe kongresinde seçimi kaybetti. Milletvekilliği sözü verilmesine karşın vaat yerine getirilmedi. Kendisine haksızlık yapıldığını düşündü. Partiden ve politikadan soğudu.
Ekrem İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ile birlikte
Hasan Bey’in ANAP yöneticiliği döneminde Ekrem İmamoğlu lise öğrencisiydi.
Facebook’ta ‘Ümit Özdağ / Türk Milleti’nin Vekili’ sayfasında, İmamoğlu Ailesi hakkında - az bilinen ya da bilinmeyen! - bazı malûmata yer verildi. Ekrem İmamoğlu’nun amcası Ali (Müdafaa) İmamoğlu, Trabzon’da lise eğitimini tamamladı. Sınavlarda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazandı ve Adana’ya gitti. Adana Ülkü Ocakları’nda ve okulunda yöneticilik yaptı. 1980 sonrasında gözaltına alındı. Adana Polis Okulu’nda, 3 ay boyunca çok ağır şartlar altında nezarete tutuldu - Başka bir kaynağa göre de, yoğun işkenceden geçirildi ve hatta sakat kaldı! -
MEVLÜT DEDESİ İSTİKLAL SAVAŞI GÂZİSİ’YDİ
Ekrem İmamoğlu’nun dedesi Mevlüt (Müdafaa) İmamoğlu, İstiklal Savaşı gazisiydi. 1895’de Pulathane’nin - Akçaabat! - Cevizli Köyü’nde dünyaya gelmişti. Çok sıska ve hastalıklıydı. ‘Yaşamaz!’ denilip bir köşeye itilmiş, adeta ölüme terk edilmişti! Ama Allah’ın verdiği ömür geri alınamayacağından, yaşamıştı! ‘Ailesinin hayattaki tek erkeğiydi!’ Torunu Ekrem İmamoğlu’nun aktarımıyla, Mevlüt Dede’nin öyküsü Cumhuriyet’imizin hikâyesine benzerdi! ‘En zorlu anda hayata tutunmak sonra yeni ve güçlü geleceği inşa etmek…’
Kurtuluş Savaşı gazisi, Ekrem İmamoğlu'nun dedesi Mevlüt İmamoğlu
Mevlüt Dede okuryazar değildi. Ama cehaletin her türüne karşıydı. Askerliğini yaptığı süreçte, eşinden gelen mektupları güvendiği arkadaş(lar)ına okut(tur)urdu. Cevap yazdır(ır)dı. Tahsilin önemini daha iyi kavramıştı. Köyünden tek okuryazar çıkmamıştı! Başta oğulları, bütün aile fertlerine hatta uzak yakın akrabalarına eğitimin önemini ve değerini anlatmaya/kavratmaya çalışırdı. ‘Katıksız Atatürk sevdalısıydı ve Cumhuriyet sevgisi ile doluydu!’ Dedenin ailesine bıraktığı en değerli miras: ‘Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bağlılık’tı!’
Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri üstün yararlılıktan ötürü aileye, - Cumhuriyet döneminde çıkan - 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen! - Soyadı Kanunu’na göre… - bizzat Atatürk tarafından ‘Müdafaa’ soyadı verildi/uygun görüldü. - Aile daha sonra aile ismini ‘İmamoğlu’ olarak değiştirdi! -
Mevlüt Dede, 1950’li yıllarda, kıt imkânlarına karşın ‘hac’ farizasını yerine getirdi.
Küçük Ekrem, 6 yaşına kadar dedesi ile kalabildi. Mevlüt Dedesi’nin kısa süreye sığdırdığı yoğun sevgisine mazhar oldu. ‘Atatürk, Cumhuriyet ve Türk Milleti sevgisi/bağlılığı mirasını devraldı!’
Basında yer alan bilgilere göre dede Mevlüt İmamoğlu aktif siyasetle ilgilenmedi. Aile 1950’den itibaren DP’yi - Demokrat Parti! - destekledi. 1970’li yıllarda politik parçalanma görüldü. Ali Amcası MHP’li, diğer amcası da MSP’li - Millî Selamet Partisi! - diye bilinirdi. Ekrem İmamoğlu’nun anne tarafı CHP’liydi.
Ekrem İmamoğlu, 2000'de, askerlik görevini Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı'nda tamamladı
İLKOKULDA KURAN KURSUNA GİTTİ VE HENTBOL OYNADI
Ekrem İmamoğlu, ilk ve ortaokulu Akçabat’ta tamamladı. Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu’na gitti. Yaz tatillerinde kuran kursuna devam etti. Çocukluk arkadaşı insani özelliklerini sıralayacaktı:
‘Arkadaş canlısıydı, açık sözlüydü, kolay iletişim kurardı! Herkese yardım etmeyi severdi…’
İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra annesi ve babası ile Umre’ye gitti. Hiçbir basın kurumuna haber ver(il)medi. - Reklam yapmaktan özellikle kaçındı! - Bir vatandaşın sosyal medyasında paylaştığı fotoğraf sonucu olay duyuldu.
Devam ettiği ilkokul, Çocuk Esirgeme Kurumu’nun karşısındaydı. Dolayısıyla öğrencilerin çoğu ÇEK Yurdu’nda kalırdı. Yaşadığı süreç İmamoğlu’nun kişiliğini yakından etkileyecekti. ‘Yardımlaşmayı öğrendi. Elinde ne varsa arkadaşlarıyla paylaşırdı.’ İlerleyen senelerde de çoğu ile bağını koparmadı, iletişimi sürdürdü.
İlk mektep sıralarında hentbola meraklıydı. Spora yatkınlığı/yetkinliği daha o yıllarda belliydi. ‘Okulun hentbol takımına girmeyi başardı!’
Ekrem İmamoğlu, kaleciliğini yaptığı Trabzon Lisesi Futbol Takımı'ndaki arkadaşlarıyla
Okul takımı önce Trabzon Şampiyonu oldu. Karadeniz Grup Birinciliği’ni kucakladı. 1982’de, Aydın’da yapılan Türkiye Hentbol Finalleri’nde, beşincilik derecesine ulaştı. Başarılarında en büyük pay: Beden Eğitimi Öğretmeni Haydar Kazaz Bey’e aitti. Haydar Bey, Trabzon’da hentbol sporunun alt yapısını kuran, gençlere sevdiren kişiydi. ‘Trabzon Hentbol Takımı defalarca Türkiye Şampiyonu oldu!’
Küçük Ekrem, ilk defa Trabzon dışına çıkmıştı! Bir röportajında, ‘Aydın’da her sokakta mandalina, portakal ağaçlarını görünce çok şaşırdık. İlk işimiz dallara saldırmak oldu,’ diyecekti.
Bazen okuldaki kursu asar, denize yüzmeye veya yeşil sahaya top koşturmaya giderdi. Ama derslerinde de başarılıydı. İki büyük tutkusu: Okul ve spordu! Babası, biricik oğlunun üzerine titrerdi. ‘Eğitimini ikinci plana almasını, akranlarından geride kalmasını kabullenemezdi.’ Bölgenin tek yatılı hususi eğitim kurumu, Trabzon’daki Özel Köşk Lisesi’ydi. İngilizce eğitiminde başarılıydı. Ekrem İmamoğlu, yabancı dil sorunu çözdü: İngilizce’yi mükemmelen öğrendi.
Ekrem İmamoğlu, lise birinci sınıfta okul gazetesinin yazar kadrosuna girdi. Röportajlar yaptı. İlk mülakatı, dönemin Trabzon Belediye Başkanı Orhan Karakullukçu’laydı.
Ekrem İmamoğlu'nun üniversite yıllarına ait resmi
Daha sonra kaydını Trabzon Lisesi’ne aldırdı. Okul, bünyesinden yetişen ünlü sporcularla özellikle de futbolcularla adını duyurmuştu. İmamoğlu da mektebin ‘ayaktopu’ takımında oynamayı, kalesini korumayı düşünüyordu. ‘Şenol Güneş ve Kadir Özcan’ın ter akıttığı 1 numaralı formayı giymeyi başaracaktı!’ Amacına ulaştı ama yorucu antrenmanlardan ötürü derslerinden geri kaldı. İnkılâp Tarihi dersinden ikmale kaldı. Bütünleme sınavını başarıyla verip sınıfı geçti. ‘Okulunun 100. kuruluş yıldönümünde mezun oldu!’
Trabzon’un 2 eski ve köklü futbol takımından Sebatspor’dan transfer teklifi aldı. Sözleşme imzalayacağı süreçte amcası Ali İmamoğlu duruma müdahale etti. Yeğenini Kıbrıs’a götürüp eğitimini sürdür(ebil)me kapısını araladı. - Ali İmamoğlu, yeğeni Ekrem’i ilkokul sıralarında ‘Oğuz Kaan Destanı’ ile tanıştırandı! -
TÜRK OCAĞI LİMASOL SPOR KULÜBÜ’NÜN FİLE BEKÇİSİ ‘UÇAN ÇUVAL’
İmamoğlu Ailesi, 1987’de, İstanbul’a taşınma kararı aldı. Ekrem de aynı yıl Üniversite Sınavları’na katıldı. Amacı: İnşaat mühendisi olmaktı. Futbol sevdası yüzünden, derslerine yeterince çalışamadığından, beklediği başarıyı sağlayamadı. Kıbrıs’taki Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin seçme imtihanlarına da iştirak etti. İnşaat Bölümü’nü kazandı fakat yeni okulundan ve kısımdan memnun kalmadı. Ailesinin de desteği/onayı ile Girne Amerikan Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi’ne naklini yaptırdı. Burada da futboldan kopmadı. Türk Ocağı Limasol Spor Kulübü’nün file bekçiliğini yaptı. KKTC Liği’nde top koşturdu. Son derece başarılıydı. Lakabı da ‘Uçan Çuval’dı! 1.83 metre boyundaydı. 78 kilo ağırlığındaydı.
Ekrem İmamoğlu, Türk Ocağı Limasol Spor Kulübü Futbol Takımı'nda oynarken
Futbol en önemli hobisi, belki de ilk aşkıydı! Ailesi, Ekrem’in spor sevdası yüzünden eğitimini aksatmasından korktu. İstanbul’a çağırdı. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’ne yatay geçiş yaptı. Lisans eğitimini tamamladı. Yine aynı kurumun İnsan Kaynakları ve Yönetimi’nde yüksek lisansını/‘master’ini de ikmal etti.
Ailesinin teşviki, tecrübe kazanmak gayretiyle ticarete atıldı. Yıl 1991’di. Bir yıl sonra Güngören’de köfteci dükkânı açtı. Trabzon Akçaabat’ın leziz etiyle yoğrulan köfteleri tanıtmayı görev edildi. 1995’de Üsküdar’da ikinci, 1998’de Beylikdüzü’nde üçüncü şube(ler) açıldı. Şirinevler ve Gaziosmanpaşa ile büyüme sürdürüldü. Ekrem İmamoğlu, 2001’de, aile ise 2009’da gıda işlerinden tamamen çekildi.
Ekrem İmamoğlu, inşaat ve taahhüt işleriyle uğraşan aile şirketine dâhil oldu. Bir süre sonra da işletmenin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Kuruluşun çalışma alını Beylikdüzü’ydü. Bazı yakın ilçelerde de faaliyetleri mevcuttu. Aile Beylikdüzü’nde otururdu. İşletmenin yönetim merkezi Kadıköy’deydi. İmamoğlu’nun okulu Avcılar’daydı. Ekrem İmamoğlu’nun zamanı yollarda, işyerlerinde geçerdi. ‘Nefes almaya zamanı yoktu!’
Ekrem İmamoğlu sporla özellikle de futbol ile ilişkisini hiç kesmedi. Beylikdüzüspor Kulübü’nde yöneticilik yaptı. 31 yaşında Trabzonspor Kulübü’nün Futbol ve - daha sonra da! - Basketbol Şubeleri’nde de idarecilik görevlerinde bulundu. ‘Kendi beyanına göre, 2008 yılında Basketbol Şubesi’nin kuruluşunda büyük pay sahibiydi!’
ANAP’LA BAŞLAYAN SİYASET MARATONU
1990’lı yıllarda siyasete de ısındı. Biyografisine ve yakın çevresine bakılırsa, babasının izinden yürüdü: Anavatan Partisi’ne katıldı. Gençlik Kolları’nda etkin görevler aldı. ‘ANAP’a sempatim vardı. Tabii ve rasyonel adamdım. Kısa sürede de tanındım,’ şeklinde konuşacaktı. Mükerrem Taşçıoğlu’nun İstanbul İl Başkanlığı yaptığı dönemde, il yönetiminde görev önerisi de alacaktı. Hakkında yazılanlara göre, ‘İl Başkan Yardımcısı’ oldu!
2000’li yılların başında CHP’ye sempati duydu ve yakınlaştı. İkamet ettiği ilçenin yerel yönetiminden memnun değildi. Bir rivayete göre, 2004’de Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’na aday olması önerisi geldi. Ama hem işlerini, hem Trabzonspor’daki yöneticilik görevini bahane etti. Cazip teklifi geri çevirdi!
2008’de, eşi Dilek İmamoğlu’nun fikrini ve desteğini aldı. Siyasete girme düşüncesini ilk kez onunla paylaştı. Bayan İmamoğlu, ‘CHP dışında başka bir partiden aday olursan, seni desteklemem,’ diyecekti. CHP’ye resmen üye oldu. Partiye giriş sebebini de eğip bükmeden doğrudan açıklayacaktı: ‘Beylikdüzü’nde yaşardı. Yerel yönetimin idare şeklinden gayri memnundu. Şirketi ilçe sınırları içinde binlerce konut üretmişti. ‘İki çocuğu da burada doğmuştu!’ Toplum yaşamına yönelik özgün düşünceleri/projeleri vardı. ‘Mahalli yöneticilerin kente, insana bakışından, partizanlık duygularından rahatsızdım…’ ‘Mücadeleye girmeliyim, dedim. Siyaset kararı verdim.’ Çeşitli toplum kesimlerinden destek gördü ve kararını uyguladı.
CHP’ye üyelik başvurusu yapmadan önce, çok geniş - 100 kişiyi aşan! - aile toplantısı düzenledi. Büyüklerinin fikrini öğrenmeyi, onayını almayı düşündü. Görüşlerini, projelerini anlattı. En önemli sorusu: ‘Siyasete girdiğimde, siz de politika ile uğraşacak mısınız,’ idi. ‘Evet!’ cevabı verilirse, kararını erteleyecekti. Ama beklediği desteği buldu. - Dayısı Cemal İnan, CHP’den Beylikdüzü Belediyesi Meclis Üyesi’ydi. Amcası Ali İmamoğlu, 2004’de, AKP’den aynı ilçenin belediye başkanlığına aday adaylığını koymuştu! -
ATATÜRK’ÜN AZİZ RUHUNA MEVLİT OKUTMAYA BAŞLADI
2009 Yerel Seçimleri’nde, CHP’den ‘Beylikdüzü Belediye Başkan Adaylığı’ başvurusunda bulundu. Ancak kabul görmedi. Aynı sene, - 27 Aralık 2009’da! -, CHP’nin Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’na seçildi. - Görevi 5 yıl aralıksız sürdürecekti! - İlçede yaşayan hemen herkesle sıcak ilişkiler kurmaya çalıştı. Hane hane dolaşıp kendini tanıttı. Halkın ihtiyaçlarını belirledi. İz bırakan, farklı işler yaptı! Tenkit edildi ama icraatını değiştirmedi. ‘İlk dönemde, kendi partimden arkadaşlarım eleştirdi. ‘AK Partili, MHP’li,’ dediler. Rahatsız olmadım. Benim değerli bulduğum: ‘Toplumun her kesimine yakın olduğumu hissetmekti!’ diyecekti. 2011’de, son derece mühim önerisini hayata geçirecekti! CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu telefonla aradı. ‘Müsaadeniz olursa,’ diye söze girdi.’ ‘10 Kasım’da, partim adına Atatürk için mevlit okutmak istiyorum!’ Kılıçdaroğlu, öneriye memnuniyetle karşıladı. Hemen onay verdi. İmamoğlu, her 10 Kasım’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin Banisi/‘Kurucusu’ Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasını camide anmayı başlattı ve devam ettirdi!
İlçe başkanlığına getirildiği ilk yılın Ramazan ayında farkını gösterecekti. Sokaklarda, alanlarda, çadırlarda kurulan iftar sofralarına karşıydı. Her türlü ibadet tevazu/‘ alçak gönüllülük’ gerektirirdi. Alâyişin, tekebbürün/‘gösterişin’ yeri yoktu! ‘İhtiyaç sahibi insanlar için sofra(lar) kurulacaksa, yolda/caddede toplanmak benim anlayışıma tersti’ diyecekti! ‘Muhtaç insan(lar)ın yemeğini evine götürelim, mütevazı mekânlarında paylaşalım!’
Ekrem İmamoğlu, her yıl, Ramazan ayının en az 25 gününü ihtiyaç sahipleriyle geçirdi. Toplum kesimlerini daha yakından tanıdı. Kendisini anlattı, prezante etti ve çoğunlukla da olumlu puan(lar) aldı!
30 MART 2014 MAHALLİ SEÇİMLERİ’NDE CHP’NİN OYUNU KATLADI
Dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın desteğini sağladı. İl Başkan Vekili Canan Kaftancıoğlu’nun da teşviki ile Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’na aday gösterildi. - CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sargıgül de, ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’in kendisini telefonla aradığını, İmamoğlu’na yardım etmesini istediklerini/ricacı olduklarını, açıklayacaktı! - 13 Temmuz 2013’te partideki görevinden istifa etti. 30 Mart 2014 Mahalli Seçimleri’nde beklediği başarıyı getirdi. AKP Adayı Yusuf Uzun yüzde 39 oy aldı. İmamoğlu, oyların yüzde 51’ini topladı ve seçimin kazananı oldu. ‘Partisinin reyini yüzde 50 oranında artırmayı başarmıştı!’
30 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nde, Beylikdüzü’ndeki 551 sandıkta 4 bini aşkın partili görev aldı. CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’nda çok gelişmiş seçim takip merkezi kuruldu. Müşahitlerin getirdiği tutanaklar bilgisayarlara tek tek girildi. Gecenin geç saatlerinde İmamoğlu’nun zaferi belli oldu.
Başarısının ipuçlarını vermekten de çekinmeyecekti: ‘Ben mesleğimi - müteahhitlik! - iyi yapmış insanım! Eserlerim, referanslarımdı. Kötü ‘yüklenici’ olsaydım, seçilir miydim? Sadece ev(ler) değil, yaşam(lar) kuranım! Benden ne(ler) istenildiğini ilkokul çocuklarına bile sordum. ‘Evlâtların beklentileri ilk yol haritamı oluşturdu!’ Ağaçlar, oyun alanları, üzerinde yuvarlanıp oynayabilecekleri yeşil araziler/parklar bekleniyordu.’
İmamoğlu, ilk seçiminde, ‘Öykü Ajans’ ile çalıştı. Kurumun Başkanı Necati Özkan, tanınmış danışmandı. Siyasi partilere kampanya yönetimi ve iletişim müşavirliği hizmeti veriyordu. İlçe seçmeni için iddialı 2 mesaj/slogan belirlendi: ‘İmamoğlu Varsa Çözüm Var!’, ‘İmamoğlu Çalışacak, Beylikdüzü Değerine Kavuşacak!’
İmamoğlu bir röportajında, ‘Kalecilikte şunu öğrendim: Arkada tek başına olduğunuz anda, tüm sürece müdahale edebilirsiniz. Çünkü her şeyi en iyi siz görüyorsunuz,’ diyecekti.
Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki makam odasına İranlı bir ressamın fırçasından çıkmış Atatürk portresini astırdı. Mustafa Kemal Paşa’nın bakışları ‘kızgın’dı! İmamoğlu, eseri çok beğenmişti. ‘Atatürk, bize ve herkese öfkeli,’ diyecekti. ‘Onun düşüncelerine ve ilkelerine yeterince uyamadık. ‘Büyük Kurtarıcımızı seviyoruz’, demekle iş bitmiyor…’
İmamoğlu ailesi bir arada
BEYLİKDÜZÜ’NDEKİ ‘KIBRIS ANITI’NIN İÇ YÜZÜ
İmamoğlu, Beylikdüzü’ne ‘Kıbrıs Anıtı’ yaptırdı. Muhalefet, esere sert eleştiri getirdi: ‘Makarios Abidesi’ (!) şeklinde değerlendirmeler de bile bulunuldu! Ekrem İmamoğlu, suçlamaları cevapladı. ‘Görmek istedikleri yeri görüyorlar,’ diye karşılık verdi. Sonra da eserin ortaya çıkış düşüncesini anlattı: ‘Kıbrıs’ta 2 yıl yaşamıştı. Rahmetli Rauf Denktaş ile tanışmış, görüşmüştü. Kıbrıs’ın Efsanevi Lideri’ne karşı sonsuz saygısı ve sevgisi vardı. Denktaş, İstanbul’da, hem de Beylikdüzü’nde, Yaşam Vadisi’nin yakınındaki sitede ev sahibiydi. Sevgili eşi Aydın Hanım, Türkiye’ye her gelişinde kendi konutunda kalırdı. ‘Rauf Denktaş Anıtı’ yapılması kararı alındı.
Sanatçı(lar), abide için çeşitli eskizler hazırladı. Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Rauf Denktaş Vakfı’nın ve Denktaş Ailesi’nin bütün fertlerinin fikirlerine müracaat edildi. Benim dahlim/‘müdahalem’ olmadı! Aileye 3 farklı tasarım gönderildi. Çizimlerden birisi beğenildi. Projede, ‘Kıbrıs mücadelesi’ anlatılıyordu. Ecevit’in, Erbakan’ın ve Rauf Denktaş’ın heykel(ler)i vardı. Türk Askerleri bulunuyordu. Diğer tarafta da, 1960 Anlaşması resmediliyordu. Türk Cemaati Başkanı Doktor Fazıl Küçük sözleşmeyi kararlılıkla imzalıyordu. Makarios tedirgindi. Anıt 70 - 80 metre uzunluğundaydı. Makarios’un görseli ise ancak 50 santim kadardı!’
‘Özetle anıt, Kıbrıs’ta kazanılan zaferin safhalarını anlatıyordu. Makarios’u övmüyordu, öne çıkarmıyordu!’
İmamoğlu, Beylikdüzü’nde vatandaşın sempatisini kazandı. CHP’nin İstanbul ve Genel Merkez yöneticilerinin dikkatini daha çok çekti. Halkla kaynaşması, sorun çözmedeki hızı ve hizmet aşkının politikanın önüne geçmesi popülerliğini artırdı.
İMAMOĞLU’NUN İBB ADAYLIĞI
27 Ağustos 2018’de, İmamoğlu ve ailesi, Bodrum Gümüşlük’e tatile gitti. Koyunbaba yöresinde yeni bitmiş/satın alınmış yazlıkta dinlenecek ve stres atacaklardı. Aynı sitede, 2 sokak önlerinde, CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu ve eşine ait sayfiye mevcuttu. Aynı süreçte Kaftancıoğlu Ailesi de tatildeydi. Ekrem İmamoğlu, İl Başkanı’nın hem komşusu olduğunu, hem de tatil yaptığını öğrendi. Fırsatı değerlendirmeyi düşündü. Bayan Kaftancıoğlu’nu telefonla aradı. Ziyaretlerine gelme arzusunu iletti. Kahve içmeye davet edildi. 2 aile, ilk buluşmada 40 yıllık dost samimiyeti içinde sohbet etti. Ayrılırken Canan Hanım, eşi Ali Naki Bey’in kulağına fısıldadı: ‘Ekrem Bey, 2019’daki seçimlerde CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olacak!’
İmamoğlu ailesi bir arada
Canan Kaftancıoğlu, yaklaşan Yerel Seçimler’de başarı - İstanbul’u! - kazanma düşüncesindeydi. Eylül 2018’de, CHP Genel Merkezi’ne danışmadan, kendi yetkisini kullandı: 6 kişiden oluşan araştırma ekibi kur(dur)du. Takım, İstanbul’un 39 ilçesinde kamuoyu araştırmaları yapacak, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde olumlu sonuç alacak adayı belirlemeye çalışacaktı. Saptanan şablona uygun namzet(ler) iletilecekti. Rivayete/basında yer alan haberlere göre Beylikdüzü, Kadıköy, Şişli, Beşiktaş vb. bazı ilçelerin ‘şehremaneti’ başkanları listeye girmeyi başardı. Yine kulislere sızan başka bilgiye inanılırsa, Kaftancıoğlu’na ulaştırılan tek isim: Ekrem İmamoğlu’ydu!
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, her hafta Ankara’da, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya gelir, görüş alış verişinde bulunurdu. Ekim başındaki mutat toplantıda araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Ekrem İmamoğlu’nun yanında 2 belediye başkanının adını önerdi. ‘Sonuçta, İmamoğlu ismi üzerinde mutabık kalındı!’
İmamoğlu, İBB Başkanlığı için kampanya başlattığında, şehrin yüzde 10’u tarafından tanınıyordu. Süreci çok başarılı değerlendirdi. Olağanüstü sabırlı, yorulmayan, herkese selam veren, tokalaşan ve güler yüzlü portre çizdi: ‘Zaman geçtikçe insan tecrübe kazanıyor. 16 milyon kişinin yaşadığı şehri yönetecekseniz, sabır göstermek zorundasınız. Sizi hırpalamak isteyecek sözler ve davranışlar olacak. Umursamayacaksınız!’ şeklinde konuşacaktı.
İstanbul’da toplamda 31.186 sandık vardı. Her birinin ıslak imzalı oy döküm listeleri temin edildi. Gece yarısını biraz geçe sonuç belliydi: İmamoğlu, İBB Başkanı’ydı!
Ekrem İmamoğlu, 2019 Yerel Seçimleri’ni 2 kez üst üste kazandı. CHP, 1977’de, İstanbul Belediye Başkanlığı’na ulaşmayı başaran Aytekin Kotil’den sonra tam 42 yıl sonra benzer muvaffakiyeti tekrarladı. Şehir, - 1995’den itibaren! - 25 sene boyunca ‘Millî Görüş Geleneği’nden neşet eden/‘doğan’ kadrolarca yönetildi! Önce Refah, sonra Fazilet en sonunda da AKP, kentin idaresinde etkin oldu! ‘Tekrarlanan seçimin sonucu iktidar partisi için tam bir hüsrandı/yıkımdı!’ 31 Mart 2019’deki intihapta İmamoğlu yüzde 48 oy aldı. 23 Haziran 2019’da yinelenende ise rey oranını yüzde 54’e yükseltti. ‘Adaylar arasındaki fark ilkinde 13 bin iken, ikincisinde 800 bin civarındaydı!’
İmamoğlu ailesi ile
Necati Özkan, 2019 Yerel Seçimleri’nde de İmamoğlu’nun yanındaydı: ‘Kampanya Direktörü’ydü! Başarının 3 altın anahtarını açıklayacaktı: ‘Hazır olmak!’, ‘Ekibi Motive Edebilmek!’ ve ‘Seçmenin Kalbine Ulaşmayı Bilmek!’
Özkan, İmamoğlu’nun İstanbul zaferini, ‘Kahramanın Yolculuğu/Yeni Nesil Siyasetin Zaferi’ - Mediacat’ten çıktı! - adıyla kitaplaştırdı. ‘Siyasette başarı uzun vadeli ve sistemli çalışmaların karşılığıydı!’ ‘Geleneksel siyasetten dışlananlara da kucak açmaktı!’ ‘Kimseyi ‘öteki’ diye görmeme ve göstermemeydi!’ ‘En etkili particilik: Particilik yapmamaktı!’ Gibi - muvaffakiyet getiren! - farklı önerilerini sıraladı.
İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanınca, Türkiye’nin gündemine oturdu. Herkes tarafından tanındı. Her hareketi dikkatle incelenir, her sözü haber yapılır oluverdi! ‘Çiçeği burnunda’ Belediye Başkanı adeta ‘gözlem altın’daydı! 30 Mart 2019’daki yerel seçimleri iptal eden dönemin YSK - Yüksek Seçim Kurulu! - üyelerine ‘Ahmak’ (!) diye hakaret ettiği ileri sürüldü. Soruşturma açıldı, yargılandı. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 2 yıl 7 ay 15 gün hapse mahkûm edildi.
İmamoğlu başka soruşturmalara da uğradı. Kendisine ‘siyaset yasağı’ getirilmesi istendi.
İMAMOĞLU’NUN ÖZEL HAYATI
Ekrem İmamoğlu, 1993’de, hayat arkadaşı Dilek (Kaya) Hanım’ı - tesadüfen! - katıldığı düğünde gördü/tanıdı. Dilek Hanım’ın ablası evleniyordu. Ekrem Bey, müstakbel eşinin ağabeyinin yakın arkadaşıydı. Cemiyete davet edilmişti! Her iki aile de Trabzon kökenliydi.
İmamoğlu umre ziyaretinde
Ekrem İmamoğlu, Dilek Hanım’ı ilk görüşte beğendi. - Aile, tekstil sektöründe faaliyet gösterirdi! - Çeşitli bahanelerle işyerine uğradı ve ziyarette bulundu. Hayata dair sohbet ettiler, kitaplardan ve filmlerden konuştular. Zamanla arkadaşlıkları ilerledi. Birbirlerini daha yakından tanıma fırsat(lar)ı yakaladılar.
Dilek Hanım, tanışma sonrasını, ‘Hayalim okumaktı. Ekrem, evliliği kafasına koymuş… Akrabalarım, ‘Sakın Dilek’e yaklaşma! Yaşı çok genç… Üniversite okuyacak,’ demişler. Ailelerimiz sıcak bakmasa da, Ekrem mücadeleci tarafını gösterdi. ‘Hem oku, hem evlenelim,’ dedi. İlk anda düşünmedim ama daha sonra ikna oldum,’ şeklinde konuşacaktı.
Bayan İmamoğlu nişanlıyken üniversiteye kaydoldu. Eşi de verdiği sözü tuttu, eğitim sürecini destekledi.
İmamoğlu çifti, düğün şarkısı olarak Tarkan’ın ‘Asla Vazgeçmem!’ parçasını seçti. Dilek Hanım’ın katiyen değiştirmeyeceği bazı görüşleri vardı: ‘Ülkesine ve Atatürk değerlerine bağlıydı. Tam bir Cumhuriyet kadınıydı!’
Dilek Hanım, evliliklerinin ilk yıllarını anlatırken son derece açık kalpliydi: ‘1994’de evlendiğimizde, ben 21, Ekrem Bey 24 yaşındaydı. Ergenliğimizi bile beraber geçirdik. Çocukluğum biraz asi geçmişti, fevri yönlerim vardı. Ekrem Bey’in engin sabrı ve sevgisi beni olgunlaştırdı!’
Ekrem ve Dilek İmamoğlu, düğün töreninde pasta keserken
Dilek Hanım bir röportajında açıkladığı gibi, ‘Mutlu ve kalabalık bir aileye sahipti.’ 7 kız, 3 erkek, toplam 10 kardeştiler. Ailenin en küçük ferdiydi. ‘Birbirinden farklı karakterli ve zengin hayalli on kardeşin en ufağıydım! Onlar birlikte büyümek ve yaşamı paylaşmak, hayatımın en güzel süreciydi,’ şeklinde konuşacaktı.
1997’de ‘Mehmet Selim’, 2005’de ‘Semih’ isimlerini verdikleri oğulları dünyaya geldi. Dilek İmamoğlu, 2 erkek evlâttan sonra başka çocuk düşünmediklerini açıklayacaktı. ‘Annem, ‘Bir kızın olsun,’ derdi bana…’ Üçüncü çocuğa böyle karar verdik. Ve Allah, bir de kız nasip etti! Doktorumuz, Ekrem Bey’e demiş ki: ‘Bu kızı göğsünüzde büyüteceksiniz… Annesinden sevgiyi, sizden özgüveni alacak!’ Ekrem Bey’in gözleri doldu. Beren, hem beni, hem babasını tamamladı. Evimizin enerji kaynağı oldu!’
DİLEK İMAMOĞLU: ‘EŞİNİN ARKASINDA DURAN ZARİF KADIN’
Dilek İmamoğlu, 18 Kasım 1974’de Trabzon’da doğdu. İlkokulu aynı şehirde okudu. Ortaokulu İstanbul’da bitirdi. Evlendikten sonra yüksek eğitimini tamamladı. Anadolu Üniversitesi’nin Kamu Yönetimi’nden mezun oldu. Kadir Has Üniversitesi’nde ‘Cam Tavan Sendromu’ - Kadınların iş yaşamında karşılaştıkları görünmeyen engelleri konu alan! - başlıklı MBA’sını - Master Business Administration/‘İşletme Yüksek Lisansı’! - ikmal etti.
Ardından Yönetim ve Organizasyon alanında ‘Liderlik Türleri’ konulu doktora çalışmasını sonuçlandırdı. ‘‘Y Kuşağı’nın liderlik beklentilerini, demokratik ve otokratik önderlik tarzlarının bütünleşik kalkınmaya etkilerini inceledim,’ diyecekti.
Arel Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisiydi: ‘Sosyal Sorumluluk’ dersleri veriyordu. ‘Hayatın her alanında gelişime inanırım,’ diyordu. ‘Düzenli spor yapıyor, çocuklarının eğitimine titizlikle eğiliyordu.’
Ekrem İmamoğlu, annesi Havva Hanım ve kızkardeşi Neslihan Hanım ile
‘Doktora tezim sırasında, çok seveceğim bir kavram öğrendim,’ diyecekti. ‘Arka Plan Liderliği!’ ‘Siz birisine dokunuyorsunuz, o da binlerce insana dokunuyor. İşte önemli olan bu etki!’ Sonra da bir özdeyişi hatırlattı: ‘Her kudretli erkeğin arkasında güçlü/etkili kadın vardır!’
Bayan İmamoğlu kendisinin ve eşinin karakteri hakkında da ipuçları verecekti: ‘Akrep Burcu kadınıydı. İğneyi hep kendisine batırırdı. Rutini sevmez, sıkıcı bulurdu. Zor beğenirdi. İnatçıydı. Sevdikleri için fedakârlık yapmaktan çekinmezdi. Olaylara geniş açıdan bakmayı, düşünmeyi ve analiz etmeyi benimserdi. Kendisini amansızca eleştirirdi!’
Eşinin değerlendirmesine göre Ekrem İmamoğlu, ‘Demokratik liderlik anlayışı’nın bütün özelliklerini taşırdı. Entelektüeldi, karizmatikti ve ekip çalışmasına yatkındı. Herkesin fikrine saygı duyan, sentez yapabilendi. Çok yoğun çalıştığından, ailecek bir tatili planlamak neredeyse imkânsızdı. Pek sabırlı ve özveriliydi.’
‘Ekrem Bey, çok çalışkan ve sorumluluk sahibiydi! Üzerinde çalıştığı her işe çok önem verirdi. Fazla zaman ayırırdı. Her aşamada mesuliyet alırdı! Başarısının temelinde de kararlığı ve gayretliliği yatardı!’
DİLEK İMAMOĞLU NASIL BİR BAŞKAN EŞİYDİ?
‘Arka planda kalamazdı! Zaten yapısı da uymazdı… Eşinin Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde çok kıymetli katkılarda bulundu. İBB Başkanlığı’na seçildikten sonra çabalarını daha da artırdı. İstanbul, 24 saat yaşayan şehirdi. Kadınlar, çocuklar, engelli insanlar rahat ve güvenli hayat sürmeliydi. Anılan kesimlerin, belediye hizmetlerinden eşit ve kesintisiz hizmet alabilmelerini sağlamak amacıyla ‘Yaşamda Eşitlik Şartı Sözleşmesi’ imzalandı.
Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu
‘Kadınları üretimin, yaşamın her alanına almak/katmak gerekir,’ diyecekti. ‘Kadın mutluysa, toplum da mesuttur. Halkın hoşnut olmasını istiyorsanız, kadın(lar)ın sorunlarını çözeceksiniz! Toplumu yok etmeyi arzuluyorsanız, kadınları geri plana atacaksınız, eğitimi bitireceksiniz!’
Bayan İmamoğlu, İstanbul Vakfı ile ‘Büyüt Hayallerini!’ adlı proje başlattı. Tasarı kapsamında, kız çocuklarının desteklenmesine yönelik ‘İlham Veren Adımlar’ kitabı yayınlandı. Eserde, ülkemizde yetişmiş, her birisi kendi alanında ünlü 40 kadının başarı öyküleri anlatıldı. Kaleme alanlar da, çizerler de toplumun yakından tanıdığı isimlerdi. Baskı âdeti 100 binleri aştı. İngilizce çevirisi neşredildi. Portekizce, Arapça ve Farsça tercümeleri de hazırlandı.'
Siyasetcafe.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.