1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Erdoğan darbecilerle iş birliği yaptı
Erdoğan darbecilerle iş birliği yaptı

Erdoğan darbecilerle iş birliği yaptı

Bu haftaki konuğumuz öğretim üyesi ve Zaman Gazetesi köşe yazarı Mümtaz’er Türköne. Türkiye’nin gündemindeki, Twitter’ın kapanması, internet yasağı, Ergenekon tahliyeleri, hükümet- cemaat arasındaki psikolojik savaş ve daha birçok şeyi konuştuk.

A+A-

Mümtaz’er Türköne herkesin olduğu gibi Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kaos ortamının 30 Mart seçimlerinden sonra düzeleceğini umut ediyor.

Türköne, CHP’de büyük ölçüde bir değişim olduğuna inanmakla birlikte bu seçimlerde oyoranının çok yükseleceği kanısında.

Mümtaz’er Türköne “Bunun işaretlerini CHP çok önceden verdi. Başörtüye karşı tavrını yumuşattı. Başörtü düşmanı bir CHP yerine şimdi başörtüye saygı gösteren bir CHP var.” Diyor ve ekliyor twitter’ın kapanması ile ilgili: “Zorbalık, bunun hiçbir açıklaması yok. Ben twitter’ın yasaklandığı bir ülkenin vatandaşı olmaktan utanç duyuyorum. İlkel, diktatör ülke yönetimlerinde olabilecek bir şey, tam anlamıyla zorbalık.”

Türköne ile daha birçok konuyu ayrıntılı bir şekilde konuştuk.

İşte Mümtaz’er Türköne Özlem Akbudak’a yaptığı o özel açıklamalar.

Bir yazınızda “Siyasi partiler yeni dengelere ayak uydurmak için köklü değişimlere geçecekler” dediniz. Nedir bu köklü değişimler?

1946’dan yani çok partili hayata geçtiğimizden beri Türkiye’de oluşan siyasi yelpaze muhafazakâr, dindar, mütedeyyin seçmen kesimin sağcı, laik, modernleşmeden yana ve özellikle alevi seçmen kesim desteğini alan siyasi partilerin dostluk olarak nitelendirdiği bir yelpazeydi.

İlk defa bu seçimde, mütedeyyin dindar çok önemli bir seçmen kesimi oldu. AK Parti kadar önemli ve ağırlığı olan bir seçmen kesimi koptu ve AKP’ye muhalif bir tavır aldı. Bu seçmen CHP’ye veya MHP’ye oy veriyor bu seçimde ve bu, siyasi yelpazenin bütün omurgasının dağılması demek. Niye oy veriyorlar? Özgürlük ve hukuk arayışı var toplumda.

Gezi parkındakiler AKP’den ne kadar uzaksa, bugün Gülen Hareketi de aynı gerekçeyle muhalefet ediyor. Yani hak ve özgürlükler temelinde bir arayış var toplumda. CHP özellikle bu ihtiyacı karşılarsa MHP de tabi artık siyasi yelpaze muhafazakâr dindar kesimin yelpazenin, muhafazakâr partinin olduğu tarafta yer almasının sona erdiğini gösterecek. 1946’dan bu yana tam 68 yıldır siyasi yelpazenin en ciddi ve köklü kırılmasının yaşanacağı seçim 30 Mart seçimleri olacak.

BAŞÖRTÜLÜ HANIMLAR CHP İÇİN KAPI KAPI DOLAŞIYOR

Partiler söylediniz değişime gidecekler mi?

Bunun işaretlerini CHP çok önceden verdi. Başörtüye karşı tavrını yumuşattı. Başörtü düşmanı bir CHP yerine şimdi başörtüye saygı gösteren bir CHP var.

Hatta AK Partili başörtülü vekillerine bile itiraz etmedi meclise girerken. Ben özellikle CHP’nin kendi iç dinamikleriyle zaten bu sorunu aştıklarını düşünüyorum. Yani muhafazakâr seçmen kesimleriyle aralarında olan duvar yıkıldı. Şimdi bu destekle de harıl harıl, beş vakit namazını kılan başörtülü hanımlar CHP’ye oy istemek için kapı kapı dolaşıyorlar. Bu önemli bir gelişme. CHP bu desteği kalıcı hale getirecek politikalar gerçekleştirirse kendi içinde, siyasi yelpaze bir daha 30 Mart seçimlerine dönmeyecek şekilde değişir.

Bu değişimin köklü ve kalıcı bir değişme olacağına inanıyor musunuz?

Böyle bir değişim ihtimalini konuşuyoruz. Dediğiniz gibi köklü kalıcı değişim olup olmadığını CHP belirleyecek. Politikalarını değiştirerek tabii. Bunu da seçimden sonra göreceğiz.

CHP’NİN AYAK UYDURMASI LAZIM

Bu değişim sadece seçim öncesi söylemlerde kalan bir değişim olursa ve insanlar değişimin olmadığını gördükleri zaman durum ne olacak sizce?

Bu tabii başka bir ihtimal. İnsanlar ona oy verirse (muhafazakâr insanlar tabi), CHP’nin bu oyları tutmak için köklü değişimi yaşaması gerekiyor. Yoksa oy kaybedecek. Siyasi partiler de, demokratik kitle partileri de har zaman seçmenden gelen taleplere göre kendini tasarlarlar. O yüzden CHP’nin bu değişime ayak uydurmasını bekliyorum.

Uydurabilir mi?

Bu CHP’nin kadrolarına kalmış bir şey. Doğrusunu isterseniz CHP’de bu değişimin anlamını, önemini kavramış kadrolar olduğunu görüyorum. Yani Ankara’dan MHP’li bir ismin aday yapılması İstanbul’dan MHP kökenli adayların olması vb. Bu kalıcı bir hale gelirse ve CHP bunu sindirirse o zaman mevcut siyasi yelpaze altüst olur.

SEÇİME GİRMEYEN CEMAAT RAKİP!

Şu anda yerel seçim havası yok maalesef. Yerel seçimden çok genel seçim havası oluştu başta ve sonra bu hava farklı yönlere kaydı. Mesela cemaat baş aktör oldu miting meydanlarında. Bu resme baktığınızda neler görüyorsunuz?

Şimdi bu seçimin en ilginç denklemi, seçimin temel çatışma ekseninin AK Parti ile cemaat arasında kurulması. Başbakan miting meydanlarında CHP ve MHP’ye laf söylemekten çok cemaate laf söylüyor. Peki, cemaat kim? Cemaatte kitlesiyle son seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş insanlar var. Şimdi ben tabi Başbakan’ın bu politikasını, seçim stratejisini biraz kişisel öfkesine, duygularına esir ettiğini düşünüyorum.

Seçime girmeyen bir cemaatin, rakip olarak ilan edilmesi çok mantıksız ve siyasi olarak yanlış bir tutum. Stratejik olarak da yanlış. Bu AK Parti’yi hırpalayacak, yıpratacak bir tutum aslında. Başbakan demek ki seçimden alacağı sonucu değil, ortaya çıkacak yolsuzluk, usulsüzlük tapelerini, belgelerini etkisiz hale getirebilmek için cemaate savaş açtı.

30 MART’TA BÜYÜK YENİLGİ

Başbakan bu savaşı kazanırsa etkisiz hale gelecek mi?

Şimdi bu bir dilemma. Siz yolsuzluk soruşturmalarını durdurmak için çalışayım derken seçmen tabanını kaybediyorsunuz. Seçmen tabanını kaybederken yolsuzluk dalgası konusunda daha dayanıksız ve kırılgan hale geliyorsunuz. Başbakan’ın bir iddiası var: “Halk 30 Mart’ta gösterecek bu yolsuzluk iddiaları karşısındaki tavrını.” diyor. Halk yargılama yapmayacak. Sami Selçuk bir söz söyledi: “Sandıktaki oylar sayılır, yargıdaki oylar tartılır.” Yani yargıda bir yargıcın oyu bazen 52 milyon seçmenin oyundan daha önemlidir. Çünkü hukuk işliyor orada.

Ben o yüzden Başbakan’ın fasit bir daire içinde dönüp durduğunu düşünüyorum.Yolsuzluk soruşturmalarının etkisini kırmak için cemaate savaş açıyor. Cemaate savaş açtığı için oy kaybediyor. Oy kaybettiği için ise yolsuzluk iddiaları karşısında daha zayıf hale geliyor. Bunun bitirici, tüketici bir süreç olduğunu ve 30 Mart’ta da seçim sandığından çok büyük bir yenilgiyle çıkacağını düşünüyorum. Seçim tahminin ise % 30-35 alacağı istikametinde. Ve bu AK Parti’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve genel seçimlerdeki bütün iddialarını yok eder.

Oy kaybetmesinin sebebi yolsuzluk soruşturmaları mı yoksa cemaate açılan savaş mı?

Tabi yolsuzluk soruşturmalarını durdurmak engellemek için hukuku iptal etti. Hukuku iptal ettiği için biz yolsuzluk olup olmadığını hala bilmiyoruz. Çünkü mahkemenin bunu neticelendirmesi lazım ama bunu engelledi Başbakan. Yolsuzluk yapıp yapmadığı değil de bence bu soruşturmaları engellemesi Başbakan’ın oyunun erimesine yol açtı ve bu süreç devam ediyor ve seçime kadar da devam edecek.

BU ÜLKENİN VATANDAŞI OLMAKTAN UTANÇ DUYUYORUM!

Twitter’ın kapatılması Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü bildiğiniz gibi. Bu demokratik bir ülkede olabilecek bir durum mu sizce? Nasıl yorumluyorsunuz bu durumu?

Zorbalık, bunun hiçbir açıklaması yok. Ben twitter’ın yasaklandığı bir ülkenin vatandaşı olmaktan utanç duyuyorum. İlkel, diktatör ülke yönetimlerinde olabilecek bir şey, tam anlamıyla zorbalık. Başbakan yolsuzluk soruşturmalarına karşı kendini korumak, soruşturmaları durdurmak ve bunun etkisini azaltmak için kapattı. Bunun başka hiçbir amacı yok.

Türkiye’nin güvenliği ile ilgili ne sorun var ki. Sosyal medya, kendisinin devlet rantıyla beslediği medyaya göre kontrol edemediği bir medya. AK Parti’nin trolleri dolaşıp duruyor ya twitter’da fakat etkili olmuyor. Özgür bir haberleşme ortamı. Bütün kanalları tıkarken o kanalı da bu yasakla tıkamaya çalıştı fakat halk aptal değil. Bugüne kadar seçimlerde halk bir kere bile hata yapmadı. Bugün de yapmaz. Halkın tercihine güvenmemiz lazım. Bu yasak falan değil.Hükümete asıl ders verecek olan halkın ta kendisi.

Twitter kapanması ile ilgili Avrupa Birliği’nin yorumu ise: “Anlamsız ve ödlek bir yaklaşım.” oldu.

Gerçekten yorumu bu mu? Şimdi seçime yönelik bir şeylerin gelmekte olduğunu bir 25 Mart tarihi telaffuzu ediliyor. Sanıyorum sosyal medya aracılığı ile yayılacak bir belgeyi veya bilgiyi engellemeye çalışıyor Başbakan. Dolayısıyla, AB’nin nitelemesi çok doğru. Çaresizliğin ürettiği ödlekçe bir yaklaşım, bir zorbalık olduğunu düşünüyorum ve kesinlikle ters teper bu.

PORNOGRAFİK BELGELER…

Twitter’ı kapatarak engellemesi mümkün müdür?

Twitter’a ulaşmanın da farklı yolları var. Sonuç itibariyle bunlar yayılır. Bu çağda Başbakan’ın kendisi twitter’ın nasıl çalıştığını bilmiyor olabilir fakat mutlaka ortaya çıkar bunlar. Engellemek, önlemek mümkün değil. Başbakan bu yasak üzerine daha çok zor duruma düşer aslında.
Diğer taraftan yayınlanacak belgelerle ilgili Başbakan’ın bilgisi var. Biz bilmiyoruz tabii, bunların da pornografik belgeler olduğu iddia ediliyor. Yani yolsuzluktan sonra, AK Parti’nin cinsel anlamda ahlaksızlığıyla ilgili kayıtların düşeceği şeklinde bir iddia var. Ben Başbakan’ın bunu bildiğini önemsediğini ve engellemeye çalıştığını düşünüyorum.

YOLSUZLUKLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR!

Daha öncesinde ise internet yasağı oldu. Demokratik dediğimiz bir ülkede bunların olması normal midir?

Hayır, normal değil tabii ki. Problem de oradan çıkıyor. Bizim en temel özgürlüklerimiz ve hukukumuz tehdit altında. Hükümetin üzerinde bir yolsuzluk yükü var ve bu yolsuzluk yükünün altında ezilmemek için hukuku ve özgürlükleri iptal ediyor. Yolsuzlukların üstünü örtebilmek için yani. Benim hukukum ve özgürlüklerim, sırf yolsuzluklar ortaya çıkmasın diye iptal ediliyor.

Bunun normali ise yargının bu yolsuzlukları soruşturma hükmünü vermesidir. Bunun yollarını da tıkıyor. Elinde tek bir çare var; Seçim. Bu zorbalığın, özgürlük düşmanlığının yargılanacağı yer 5 gün sonra gelecek olan seçim sandığı ve hiçbir zorba yönetim kalıcı olmaz. Sandık olduğu sürece hiçbir şeyden korkmamak lazım.

Peki sizce halk Başbakan’ı yanıltacak mı?  Çünkü Başbakan oylarının düşmeyeceğinden çok emin.

Ben Başbakan’ın bu kadar zorbalaşmasının sebebini seçim anketlerinin kötü gitmesine bağlı olduğunu düşünüyorum. Yani AK Parti’nin oyları eriyor. Başbakan’ın bu kadar çılgınlaşmasını, pervasızlaşmasını, azgınlaşmasını buna bağlıyorum. Mesela, bayrak reklamını YSK yasakladığı halde, Başbakan’ın “Yasağı yasaklarız” demesi, hukukun hiçbir şekilde işlenmediğini gösterir. Bizim hukuka ihtiyacımız var bir yönetime değil. Bizim sokağa çıkabilmemiz için gündelik hayatımızı sürdürebilmemiz için hukuka ihtiyacımız var. Ve devlet iktidarının o hukuka riayet etmesi gerekiyor. Bu olmadığı takdirde ekonomik refah, gündelik hayat vb. olmaz. Âşık bile olamayız böyle bir ortamda.

EGEMEN BAĞIŞ İŞİN ÇOPARI

Egemen Bağışın Kur’an ile dalga geçerek ses kayıtlarının internete düşmesi ile ilgili ilgili olabilir mi birazda?

Egemen Bağış bu işin çoparı yani çok ciddiye alınacak biri değil. Başbakan’ın kendisine bakın, ağzından çıkan sözlere bakın. “ Twitter miwitter, yasağı yasaklayacağız” lafları. Dışişleri Bakanlığı yapan adamın “Yasağı çıkartan biziz. Siz suç işleyin biz suç olmaktan çıkarırız" diyor. Yani bunlar mutlaka halkın kendi bilinci ve muhakemesi içinde yargılayacağı ve mahkûm edeceği şeyler. Hiç merak etmeyin.

Tahliyelerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce olması gereken de bu muydu?

Bu tahliyeler de doğrudan doğruya Başbakan’ın kendisini kurtarmak için yeni ittifak arayışlarını gösteriyor. Bu bildiğiniz üzere Yalçın Akdoğan’ın “Milli orduya kumpas kuruldu” lafıyla başladı. Ve hükümet Ergenekoncularla ittifak arayışına girdi ve bundan sonra tahliyeler gerçekleşti. Hükümet kendini kurtarabilmek için her yola başvuruyor. Ali Fuat Yılmazer’in söylediği gibi, “Ergenekon tutuklama talimatlarını bizzat Başbakan kendisi verdi.”demesi, Başbakan’ın ise “Yalan söylüyor talimatı ben vermedim demesi.” Şimdi oturup onlarla birlikte yolsuzluk yükünden kurtulmaya çalışıyor. Bizler şimdi Başbakan’ın çıkış yolu bulmak için darbecilerle işbirliği yaptığını biliyoruz. Halk da biliyor bunu. Denize düşmüş ve yılana sarılmış birine el uzatamazsınız, halk da uzatmaz endişeniz olmasın.

RÖPORTAJ: ÖZLEM AKBUDAK

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.