1. YAZARLAR

  2. Selçuk DÜZGÜN

  3. GÜL VE DİKENLERİ!
Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜL VE DİKENLERİ!

A+A-

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ile ilgili kararını her zamanki gibi Twitter hesabından yaptığı açıklama ile eleştirdi.

Abdullah Gül, seçimin iptal edilmesini ve 23 Haziran'da yenilenmesini kararlaştıran YSK'yı eleştirirken, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 2007'deki "367 Kararı"na atıfta bulundu.

Peki Gül'ün hatırlattığı AYM'nin tepki çeken "367 Kararı" neydi ki bu atıfta bulunmaya lüzum duydu?

10. Cumhurbaşkanı seçilen Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi bitiyordu,  Anayasa'nın 102. maddesine göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için, ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) aranıyordu.

Bu arada eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 26 Aralık 2006'da Cumhuriyet gazetesinde ilginç bir yazı yazarak gündemi alak bullak etti.

Kanadoğlu Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı makalesinde ; 367'nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğu görüşünü ortaya atmıştı. Kanadoğlu, oylamalara en az 367 milletvekilinin katılması gerektiğini, aksi halde sonucun geçersiz olacağını iddia etmişti.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ise TBMM'de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde "cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil, özde sahip olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını" umduğunu söyledi.

O dönem TBMM`nin seçtiği Cumhurbaşkanlığı sisteminde kamusal ve vicdanen Cumhurbaşkanı olması gereken dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan`ken Erdoğan  aylarca süren spekülasyonların ardından aday olmamaya karar verdi. Erdoğan, Büyükanıt'ın sözlerinden birkaç gün sonra Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Meclis Grup Toplantısı'nda Gül'ün adaylığını şu sözlerle açıkladı.

"Yaptığımız değerlendirmeler neticesinde bir isim ortaya çıkmıştır. Bu isim de bugüne kadar beraber bu yılda olduğumuz, bu hareketi beraber kurduğumuz Abdullah Gül kardeşimdir."

İlk tur oylama 27 Nisan 2007'de yapıldı. O dönem mecliste iki parti vardı, CHP ve AKP. CHP oylamaya katılmadı. Toplam 357 oy kullanılırken, Abdullah Gül 352 oy aldı. Oylamanın hemen ardından CHP "367 iddiasıyla" seçimi Anayasa Mahkemesi'ne götürdü.

Aynı günün akşamı Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine, daha sonra "e-muhtıra" olarak anılacak bir basın açıklaması konuldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) açıklamada "laikliğe aykırı" olduğunu belirttiği bir dizi olayı sıraladı ve cumhurbaşkanlığı seçiminde laikliğin tartışılmasını "endişeyle izlediğini" belirtti.

Seçimlerde laikliğin tartışma konusu yapıldığı ve Genelkurmayın bu konuda taraf olduğu vurgulandı.

AYM 1 Mayıs'ta verdiği kararla, cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Meclis Genel Kurulu'nda en az 367 milletvekilinin bulunması gerektiğine hükmetti ve Meclis'teki birinci tur oylamayı iptal etti.

6 Mayıs'ta yapılan iki yoklamada da, CHP milletvekilleri Genel Kurul salonuna girmedi, toplantı yeter sayısı (367) bulunamadı, 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi.

AKP Cumhurbaşkanının seçilememesi üzerine erken seçim kararı aldı ve 27 Haziran 2007 seçim tarihi olarak belirlendi. İktidar partisi genel seçimi oyların yüzde 47'sini alarak kazandı.

Bu kez barajı aşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) de meclise girdi.

Seçimden sonra AKP'ye sürpriz destek de MHP'den geldi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "AKP kimi isterse aday gösterebilir. Biz Meclis'e gireriz, 367 sorunu yaşanmaz" açıklamasıyla kriz çözüldü.

İlk turda 341, ikinci turda 337 oy alan Abdullah Gül; 448 milletvekilinin katıldığı seçimin üçüncü turunda 339 oyla 11'inci Cumhurbaşkanı seçildi.

Şimdi bu bilgiler ışığında İstanbul seçimlerine adalet  arayan sayın Gül`e sormazlar mı;

-Bir belediye başkanlığı seçimi ile, sırf senin eşinin başı kapalı diye, türlü türlü bahanelerle seçmenin iradesine kota koyarak, ülkeyi erken seçime götüren zihniyetin ne benzerliği var?

-Belediye seçimlerinde YSK en üst kurul iken, YSK`nın vereceği kararlara herkesin saygı duyacağını vurgulamışken, sonuçta siyasetten kimseyi mahrum etmeyip,  hadi yeniden boyunuzun ölçünü gösterin denmişken bu olayın senin dönemindeki askeri muhtıralarla ne alakası var?

-Söyleri misiniz sayın Gül, Büyükanıt’ın size  dediği gibi ; YSK CHP adayına `söz de değil, öz de belediye başkanı ol gel` mi dedi?

-MHP bu dönem olduğu gibi o dönem de önce ülkem diyerek meclise girmiş senin 11. Cumhurbaşkanı yapmışken söyler misin MHP`ye bu örtülü kinin ne?

-Haa size `kardeşim` deyip 11. Cumhurbaşkanı yapan liderine yapmak istediklerin beni ilgilendirmez, o seninle onun arasındaki gizli sorun ve yine sizin  maya meseleniz.

Ama görünün manzara şunu diyor; Keşke sizi 11. Cumhurbaşkanı yapmasaydık.

Gül gibi dikenlerine nereden su verildiği aşikâr.

Aslında sizi  o zamanlardan da tanıyorduk ta, ah işte bu memleket sevdası, bazen kızılcık şerbeti içtiriyor işte insana.

Anlıyorum bu ülkede bir haksızlık olduğu konusuna kamuoyu yaratılınca ortaya bir bilge gibi çıkıp, gül kokusu yaymak istiyorsunuz ama neden se biz sadece dikenlerini görüyoruz.

-Nedense `doğuda kürdistan` kazanacak diyen tiplere bir cevabın yok,

-Nedense `Türkiye Akdeniz`de sondaj yapamaz` diyen o çok sevdiğin Avrupalılara bir cevabın yok,

Zor mu gerçekten bu konulara değinmeniz, yoksa!


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum