1. YAZARLAR

  2. Özgür Uyanık

  3. İç ve Dış Cephe Birleşirken
Özgür Uyanık

Özgür Uyanık

Yazarın Tüm Yazıları >

İç ve Dış Cephe Birleşirken

A+A-

Bilim, ufukta görünenin ötesine kafa yormamızı ister. Devlet adamlığı, en azından ufka bakarak yön tayin etmeyi gerektirir. Stratejistler ise ne ufka bakar ne de ötesine. Onların bir ideolojisi, doktrini yoktur. Tankların mevzileri değişince fikirleri de değişir.

Ortalık stratejistten geçilmiyor. Ülkede ekonomiden askeri meselelere üniversite sayısında olduğu gibi “uzman” bolluğu var. Bunların tümünün ortak yanı iktidarla aralarının iyi olması. Oysa bu durum bile en baştan strateji ve politika üretmenin önünde engel. İktidar kendi kendine “muhalefet” yaparken strateji değişikliğine giderken de sanki bir önceki politikayı uygulayan kendisi değilmiş gibi davranıyor. Herkes bütün meselenin bu ultra pragmatizmde yattığını sanıyor. Halbuki işin sırrı iktidarın elindeki araçları özgürce kullanma becerisinde yatıyor. Atlantik İttifakı’yla Türkiye arasındaki kurumsal ilişki “kazan-kazan”a döndüğünde beri iktidar bu özgürlüğünü kazanmış durumda.

Bunun iki istisnası var: Birincisi, 15 Temmuz darbesinden sonra zayıflayan fakat hala güçlü bir şekilde kendini koruyan NATO “ortaklığı”. İkincisi, ise ekonomi. İktidar işte meseleyi temelden değiştirecek bu noktaya şimdi gelmiş bulunuyor.

AKP islamcı gelenekten gelen diğer çevreler gibi kuruluşundan itibaren sermayeyle bağları kuvvetli bir parti oldu. Ekonomi yönetimini verdiği kişilere bakıldığında bunların yalnızca içeride değil dışarıdaki finans merkezlerinde de “bizim oğlan” sayıldığı görülür. Mesela Babacan, “dünyanın en nefret edilen kadını” IMF Başkanı Christine Lagarde’nin prensi gibiydi. Her toplantıda onu yanına oturturdu. Babacan’ın onun yanındaki ailenin şirin çocuğu havaları, Lagarde’nin kendine biçtiği küçük kız çocuğu rolleri evlere şenlikti. Herhalde Babacan’ın gidişinden en mutsuz olan odur.  

İslamcılara “Obama bile sizin kadar kapitalizme güvenmiyor” dediğimizde bizi dikkate almıyorlardı. Evet, AKP döneminde önemli bir üretim artışı ve sermaye birikimi oluştu. Bunu kendi yarattıkları bir mucize sanıyorlardı. Oysa bizim gibi ülkeler her on yılda bir kriz-dibe vuruş-yükseliş yaşar. Bir de buna AKP’nin ekonomiyi alabildiğine dışa açma politikası da eklendiğinde mevcut değişimin abartılacak bir yanı yok. Mucize bu sarmalı aşacak ve geleceği olan sektörlere yatırım sağlamakta. Oysa durum biraz karışınca AKP döneminde yaratılan “milyonerler” evi barkı satıp soluğu yurt dışında aldılar. Öyle ya artık İstanbul’da iyi bir yerde evi olan milyoner! Tahminlere göre 13 binden fazla milyoner Türkiye’yi terk etmiş.

Şimdi sıra milyarderlere geldi. Önce Murat Ülker borç yapılandırmasına gitti. Sonra Aydın Doğan medya imparatorluğunu devletin kapısına bıraktı gitti. Şimdi de Ferit Şahenk borç yapılandırması istiyor. Ülker’’in ve Şahenk’in 6’şar milyar doları bulan borç yapılandırmasından önce şirketlerin hisselerini sattıkları biliniyor. Ülker’in, hisselerini Londra merkezli şirketine devrettiği, Şahenk’in ise sadece Garanti Bankası satışından kazandığı 7 milyar doların büyük kısmıyla BBVA hissesi aldığı söyleniyor. Yani her ikisi de büyük bir servet transferi yapmış durumda. Üstelik bu grubun dünyanın her yanına yayılmış sayısız otel, restoran, şirketleri halen mevcut. Yani paralar buharlaşmadı ve Çiflikbank’ın çok daha gelişmiş bir modeliyle karşı karşıyayız.

Bu arada hükümet kaçınılmaz olarak halka dönüyor. Bir milyon taşeron işçisi kadroya alındı. Utangaç bir devletçilikle neo-liberalizm arasına sıkışmış bu ekonomi yönetiminin İstanbul sermayesiyle bağları hızla kopuyor. Dünya sermayesiyle ancak faizde olduğu gibi büyük karlar sunarsa ortaklık kurabiliyor. Savaş ortamı ve ekonomik koşullar büyük ve hantal yatırımlardan uzaklaşmayı dayatıyor. Halk temelli ve tasarrufa dayalı bir ekonomik rejim iktidarın önünde tek seçenek olarak duruyor. Tabi gelecek yıkımın altında kalmak istemiyorsa...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.