1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. İçimizdeki Batıcılar!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

İçimizdeki Batıcılar!

A+A-

Attilâ İlhan, 6 Şubat 2004 tarihinde Star TV'de katıldığı gazeteci Hulki Cevizoğlu'nun Ceviz Kabuğu programında -ertesi günkü gazetelerin başlıklarıyla söylersek- "şok eden", "çarpıcı" açıklamalar  yapmıştı. 

Attilâ İlhan, “Türkiye’nin bir hain kontenjanı var, bu nüfusun yüzde 10’udur” demiş, ancak bundan daha ağır bir değerlendirmeyle aydınları eleştirmişti:

“Türk aydını dediğimiz kişi Batı’nın manevi ajanıdır!"

Hulki Cevizoğlu uyarmış, İlhan da bu sözünü “bazı aydınlar” biçiminde düzeltmişti. (Dört saat süren programda, Amerika’dan telefonla dünyaca ünlü bilim adamımız rahmetli Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, dönemin CHP İstanbul Milletvekili ilahiyatçı, yazar rahmetli Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, politikacılar ve gençlik örgütleri temsilcileri arayarak Attilâ İlhan'ın bu düşüncesine büyük destek vermişti.

Atatürk 20 Mart 1920'de Konya'da Türk Ocağı'nda gençlerle yaptığı konuşmada daha ince davranmış ve "Aydınlarımız dünyayı tanır ama kendi halkına yabancıdır." demişti. (Hâkimiyeti Milliye, 26.3.1923) 

Yalnızca son bir hafta içinde Cumhuriyet gazetesindeki -bir zamanlar- çok güvendiğimiz yazarların, Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arasında geçen sert tartışmalara çocukça denecek yorumları  ve üstelik Macron safında yer almaları, bana İlhan'ın ve Atatürk'ün söylediklerini anımsattı.  

 

PROF. DR. EROL MANİSALI...

Prof. Dr. Erol Manisalı'yı anti-batıcı olarak bilirdik. Gerçi Cumhuriyet gazetesiyle büyümüş hatta cebinde Cumhuriyetle yakalandığı için lise öğrencisiyken sopa bile yemiş bir okur olarak Okay Gönensinleri, Hasan Cemalleri, Can Dündarları bize kakalamalarından akıllanmış olmam lazımdı. (Hele aslında İslamcılığı -FETÖ'cülüğü- yasallaştıran Toktamış Ateş'i  TV'de tartışmalarında dinlememden hâlâ utanırım.)

Nicedir okumuyordum bu yüzden ama bir bakayım dedim şeytana uyup. Cumhuriyet yazarlarının çoğuna göre Türkiye halkı Türkiye'yi uçuruma götüren İhvancı İslamcı bir iktidara (Nedense 20 yıldır bir türlü İslamcılığı getiremediler!) bulgurla makarna karşılığı durmadan oy vererek ülkeyi laiklikten (aslında Batı'dan!) uzaklaştırıyor ve Orta Doğu ülkesi haline getiriyor.

Cumhuriyet yazarları kendi kuyruğu etrafında dönen kedi gibi, benim oğlum bina okur, döner döner yine okur örneğindeki gibi istisnasız hepsi bu üç beş lakırdı etrafında yazıyor.(Bir imparatorluk geçmişi olan Türk halkını bu kadar

aşağılamalarının yanında, aslında bir Türk Devlet geleneği olduğunu, özellikle dış politika eleştirilerinde bunun mutlaka göz önüne alınması gerektiğini  unutmuş olmalarını, hep aynı kavram etrafında iktidar eleştirilerinin, onları körleştirmesine yoruyorum!)

Erol Manisalı'ya göre AKP, AB'yi ve ABD'yi (Batı'yı) aldatarak öncelerin onların desteğini almış (Emperyalizmin en kaşalot kurnazlarını kandırmış yani; hem de 15 yıl boyunca; ne zeka değil mi?) şimdi ise, "Karşılıklı restleşmeler"le "Türkiye’yi Ortadoğululaştırmaya, Avrupa’daki çağdaş değerleri örtmeye, siyasal İslamcılar açısından yarar sağlıyor"muş. (...)

"Bugün AKP iktidarının Avrupa devletleri ve liderleri ile yaşadığı kavga, öte yandan dün Avrupa emperyalizmine karşı bağımsızlık savaşını kazanmış Atatürk Türkiyesi’nin Avrupa’ya yaklaşımına bakıyoruz. Atatürk döneminde pozitif bilimler ve çağdaş sanata yönelik Avrupa yaklaşımı: bugün din (ve İslam) konusunu her şeyin odak noktasına oturtan bir siyasal İslamcı güdü ve kavga."

Değerli Hocam, değerli Prof. Dr. Erol Manisalı, Aydınlanma "dönemi" oldu bitti ve artık Türkiye'deki liseliler bile Montesquieu'yü ezbere biliyor.
Atatürk, gençleri Avrupa'ya gönderdi çünkü bilim diye bir şey yoktu; ilanihayet gençleri gönderip hâlâ Batı'dan bir şeyler öğreneceğiz hocam! Öğrendik, ezberledik çoktan!

Teknoloji her yerde, laiklik insanımızın içine işlemiş. Zaten Osmanlı'dan beri ezelden beri Türk halkına "padişahler" dahil fanatik dincilikten uzak durdular; nice hoca hacı şeyhülislam kellesi götürdüler!

Hangi "çağdaş değerler" hocam; kıyıya vuran Aylan Bebek'in cesedi mi? Bu nasıl aşktır, bu nasıl Batı seviciliğidir!

Bizce, "Siyasal İslamcı güdü ve kavga" yalnızca Karabağ savaşı dönemindeki şu son 44 günden sonra Türkiye ve Azerbaycan halkı arasındaki ilişkiler ve stratejik gelişmelerden sonra bitmiştir be hocam! Türkiye'de hiç kimse iki değişik mezhepteki halkın bu ilişkisinden sonra "Siyasal İslam" (neyse bu) filan dinlemez.

Sakın Makron'la (Fransa) Erdoğan (Türkiye) arasındaki düellonun arkasında, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de, Libya'da Fransa'nın tekerine çomak sokması, Afrika'da her taşın altında Türk girişimcileri görerek mamasını kaybetme tehlikesi  olmasın!

Elbetteki Türkiye geçmişi yüzyıllara dayalı bir ulusal devlet; içinde Batıcılık, İslamcılık, Milliyetçilik, Liberalizm gibi bir köklü siyasal damar/lar var bu damar sürüyor... 

Asıl sorun böyle akımların olmamasıdır; o zaman sağlıklı bir toplum değiliz demektir. Bunlar arasındaki siyasal mücadeleyi bir ölüm kalım savaşı halinde yorumlayıp bir Türk devlet aygıtının olmadığını varsayarak bıktırıcı biçimde yazmak çizmek gerçekten psikolojik bir vaka durumu.

 

ÖRSAN K. ÖYMEN...

Fransa'da "aşırı solcu" Boyun Eğmeyen Fransa Hareketinin lideri Jean-Luc Melenchon bile "Bu ülkede laiklik kılıfı altında Müslümanlara yönelik nefret var. Laiklik bir dinden nefret etmek anlamına gelmiyor." diyor ama gel de Cumhuriyet yazarı Örsan K. Öymen'e anlat!

Öymen'e göre, -"Fransa ve Erdoğan" başlıklı yazısında saydırıyor- "...

Çok partili serbest seçimlerle iktidara gelen Adolf Hitler’in ve Nazi partisinin faşist uygulamalarına benzer uygulamaları Türkiye’de uygulayan Erdoğan’ın ve AKP’nin, günümüzde dünyanın en demokratik ülkeleri arasında yer alan Almanya ve Fransa hükümetlerini bu şekilde suçlaması traji-komik..."miş.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun tanımıyla "Kendi toprağından sökülmüş, aykırı bir acayip nebat"sınız maalesef! 

Daha dün Kaddafi'nin başına ördükleri alçakça oyunların müsebbibi Fransa'yı küp gibi demokratik ülkeler olarak değerlendirmek de ne ola Örsan K. Öymen? Fransız emperyalizmi diye bir şey duydunuz mu?

Türkiye'nin içinde bulunduğu zor durumların (yalnızca son on yılda pişmiş tavuğun başına gelen bizim başımıza geldi!) onda biri o "en demokratik" ülkelerde olsa, seyreyle demokrasiyi sen!

Sorunları "siyasal İslam"laysa Anayasalarında "İslam Devleti" yazan İran mollaları Fransa'nın niçin en iyi dostudur! 

Mücadeleleri "siyasal İslam"laysa Suudilere tek kelime etmeyip niçin anlı şanlı kulüplerini bile satıyorlar? Niçin BAE gibi ülkeleri  hedefe koymuyorlar! (AKP dipten başa hep siyasal İslamcı olsa bile onların yanında zemzem suyuyla yıkanmış gibi kalır be hocam!)

Macron denen bir tanınmamış zibidiyi hangi "demokratik güçler" onca derin partileri yok sayarak iktidara getirdi dersiniz?

Barış Doster -yine Cumhuriyet'te- "... Kaçınılmaz olarak aydınlar, bilim insanları, gazeteciler, yazarlar da bu koşullardan etkileniyorlar. Milletten ümidi kesiyorlar. Özgüvenlerini yitiriyorlar. Sonuçta karşımıza, Trump ve Biden için kavga eden sömürge aydınları, emperyalizmin acenteleri çıkıyor." diye yazarak sizleri eleştiriyordu belki de!

 

Atatürk Konya'da Türk Ocağı'nda gençlere o cümlesinden önce şunları söylemişti:

 

"Şüphesiz hayır, aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genellikle şu hatamız da vardır ki, araştırmalarımıza temel olarak çoklukla kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almalıyız. Aydınlarımız belki bütün dünyayı, bütün diğer milletleri tanır, fakat kendimizi bilmeyiz."

 

AKP eleştirilerini -bugünkü- "Batı" üzerinden, günümüz Batı gözlüğünden değil  gerçekler ve olgular üzerinden temellendirebilirsek, eleştirimiz ancak o zaman halkta karşılığını bulur!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar