İstanbul'un göbeği IŞİD'çi kaynıyor
Türkiye-Suriye ilişkilerinde AKP'nin yanlış politikaları İstanbul'da bazı mahalleleri patlamaya hazır bir hale getirdi.
Türkiye-Suriye ilişkilerinde AKP’nin yanlış politikaları İstanbul’da bazı mahalleleri adeta fay hattına çevirdi. Cihatçı ya da sempatizan kimi Suriyeliler ile esnaf arasında gerilimler yaşanırken, yoksul/evsiz Suriyelilere ırkçı saldırılar da artıyor. Hükümetin plansız, programsız bir mülteci politikası izlemesine bağlanan bu durumdan bazı yerler daha fazla etkileniyor. İstanbul’da Suriyelilerin yoğun biçimde yerleştiği Güngören, Bağcılar, Esenler gibi ilçelerde yaşayanlar ile Suriyeliler arasında gerginlik giderek tırmanıyor. Suriyelilerin yaşamlarını sürdürmek için çok düşük fiyatlarla çeşitli işlere evet demesine ilçede bulunanlar tepki gösteriyor. Bu tepkiler çok kısa sürede ayrımcı söylemlere dönüşebiliyor. Bu tepkilerin yoğun olarak yaşandığı yerlerde tepkiyi gösterenlerin neden böyle bir yol izlediğini kendilerine sorduk. Gazetemize konuşanlar gelebilecek tepkilerden ve IŞİD vb yapıların saldırılarından korktukları için isimlerini vermekten kaçınıyorlar.
BENDEN DAHA UCUZA ÇALIŞIYOR!
Güngören ‘merdivenaltı tekstil faaliyetinin’ en yoğun yaşandığı yerlerden bir tanesi. Burada çalışanların büyük çoğunluğunu gençler oluşturuyor. Gençlerden bir tanesi kendisinin Kürt olduğunu söylüyor. Suriye’de yaşananların kendilerini oldukça olumsuz biçimde etkilediğini söyleyen genç ekliyor: Zaten burada oldukça düşük maaşlarla çalışıyorduk. Şimdi bunlar geldikten sonra bu da gitti. Patron da bunun farkında bunları yok fiyatına çalıştırıyor. Bize de onları gösteriyor. Bunlar yüzünden vaziyetimiz giderek kötüleşti.
BUNLAR ÖTEKİLERDEN DE ‘KÖTÜ’
Bağcılar’da da durum çok farklı değil. Afyonlu olduğunu söyleyen bir tekstil işçisiyle konuşuyoruz. Onun tepkisi ise en dikkat çekici olanı. Bugün Suriyelilerin yaşadıklarını daha önce Kürtlerin yaşadığını söyleyen tekstil işçisinin kendini savunmak için dile getirdiği şu sözleri durumu özetler nitelikte: Doğu’dan gelenler bizden düşük çalışırlardı, şimdi işi öğrendiler ama bu Suriye’den gelenler onlardan da düşük fiyata çalışıyor. Yani bizim istediğimiz parayla 2-3 tane Suriyeli rahat çalıştırılabilir. Bizi kimse bunun için tercih etmiyor.
‘BİR DE YER AÇTILAR’
Suriyelilere yönelik ortaya çıkan tepkiler sadece tekstil atölyelerinde çalışanlarla sınırlı değil. Bölgede esnaflık yapan küçük dükkân sahipleri de yer yer ayrımcılığa varan tepkilerini net biçimde ortaya koyuyor. Güngören’de Suriyelilerin yoğun yaşadığı mahallelerden bir tanesi de Merkez Mahallesi. Bu mahallede geçtiğimiz günlerde Suriyeliler tarafından küçük bir dükkân açıldı. Döner satan bu dükkâna mahallede bulunan esnaf tepki gösteriyor. Kendisinin yıllardır bölgede çalıştığını söyleyen bir esnaf şunları söylüyor:
BURASI KALDIRMAZ
Cadde üzerine bir yer açtılar. Sadece kendileri alışveriş yapıyor. Bir tane Güngörenli yok oradan alışveriş yapan. Zaten burada çok sevenleri de yok. Buradaki insanları rahatsız ediyorlar. Burası aile yeri biz muhafazakâr insanlarız böyle şeyleri kaldıramayız.
BÜYÜK KAVGA ÇIKACAK
Aynı kişiye göre Suriyelilere yönelik Güngören ve Bağcılar’da büyük tepki var: ‘Ben dükkânıma gelip düzen bozanlara mal satmıyorum’ derken kendisi dışında da Suriyelilere dönük büyük tepkinin olduğunu şöyle belirtiyor: Vallaha yakında burada büyük kavga çıkar. Her gün bunlarla ilgili bir haber geliyor. Geçen gün Bağcılar’da oldu. Burada da olması an meselesi.
BU PARALAR IŞİD’E GİDİYOR
Konuştuğumuz sırada yan dükkânın sahibi olduğunu söyleyen bir kişi içeriye giriyor. Konuşmamızı duyuyor ve konuya dahil oluyor. Tezgâhın üzerinde duran ve neredeyse tüm işyerlerinde bulunan ‘sadaka kutusunu’ işaret ederek ‘Bu paraların hepsi IŞİD’e gidiyor. Ben kaldırdım’ diyor. Konuyu IŞİD’e getiren bu esnafa (kişiye) göre İslamcı gruplar Güngören, Bağcılar ve Esenler’den para karşılığında gençleri Suriye’ye savaşmaya götürüyor.
PARAYLA GÖTÜRÜYORLAR
Aynı isim konuyla ilgili bir anısını da şöyle anlatıyor: “Burada yıllardır esrar vb işlerle uğraşan birisi vardı. Geçen gün geldi benden ‘helallik istedi’ cihada gidiyorum dedi. Bunun gibi bir sürü genç var giden.” Kendisinin de Suriyelilerden rahatsız olduğunu ise üzerine basa basa söylüyor.
***
Ayrımcı söylem artıyor
Suriyelilere yönelik ayrımcı tepkilerin nasıl bir seyir izleyeceği ve bu tepkilere karşı henüz bir adım atılmamasının ne gibi sonuçlara neden olacağını Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden Pırıl Erçoban’a sorduk. Erçoban gelinen noktada atılmayan adımları ve nelerin yapılması gerektiğini BirGün’e anlattı: “Maalesef, Suriyeli mülteciler özelinde mültecilere karşı ayrımcı, dışlayıcı ve nefret üreten bir söylem artmakta, hatta bu söylemle sınırlı kalmayıp artık Suriyeli veya Suriyeli olduğu sanılan kişilere, evlerine, arabalarına, işyerlerine saldırılar, linç girişimleri şeklinde artık nefret suçuna dönüşebiliyor. Bunu örneğini son aylarda İstanbul, Ankara, Antep, Urfa, Hatay gibi pek çok ilde görmekteyiz. Sosyolojik bir arka plan çalışması yapılmadı ama bu söylem ve saldırıların arkasında çeşitli nedenler hukuki statülerinin belirsizliği, yapılacak işlemler ile hak ve yükümlülüklere dair mevzuatın belli olmaması, yeterli bilgilendirme ve empati yoksunluğundan tutun da dışlayıcı, nefret üretici dil, saldıranların cezasız kalması, ırkçılık, kışkırtmalara kadar farklı olduğunu düşünmekteyiz.
CEZASIZLIK CESARETLENDİRİR
Erçoban’a göre yaşanan saldırılar kadar bu saldırılara zemin hazırlayan bakış açısı da tehlikeli. Erçoban meseleyi şöyle yorumluyor: Saldırılar, nefret suçları ile mücadele devletin, medyanın, sivil toplumun birlikle hareket etmesi gerekiyor. “Ne kadar misafirperveriz”, “Bu olaylar münferit olaylardır”, “Bizde ırkçılık olmaz” gibi ifadelerle ve cezasızlıkla ancak ve ancak bu saldırıları cesaretlendirir ve suça ortak oluruz.
Atılması gereken adımların artık tamamlanması gerektiğini ifade eden Erçoban sözlerini şu sözlerle noktaladı: Sonuç olarak hak ve yükümlülüklerin hukuki çerçevesi net ve insan haklarına riayet edecek bir şekilde çizilmeli, bu insanların hakları olduğu açık bir şekilde anlatılmalı, cezasızlık bir norm olmamalı, yerel halk ile mültecilerin birlikte yaşamasına, kaynaşmasına olanak sağlayacak politikalar geliştirilmeli.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.