Veysel BOĞATEPE

Veysel BOĞATEPE

Kılıçdaroğlu'nun Parti İçi Operasyonu Ve Nedenleri

Kılıçdaroğlu'nun Parti İçi Operasyonu Ve Nedenleri

Türkiye bugün itibariyle hem sınırları içerisinde hem de küresel alanda çok boyutlu ve birbiriyle bağlantılı krizlerle karşı karşıyadır. Bu krizleri başlıca şu başlıklar altında toplayabiliriz; Anayasa, hukuk, kurumsal kutuplaşma, ekonomik istikrarsızlık, refah kaybı, sığınmacı /göçmen yönetimi, liderlik ve güven krizi gibi iç sorunlar.

Dış siyasette ise başta ABD olmak üzere batı ile olan ilişkilerde ki güven eksikliği, NATO, AB ilişkilerinde ki denge sorunu, Ortadoğu’da ki bölgesel istikrasızlık, Doğu Akdeniz ve Ege krizi gibi pek çok dış siyaset sorunuyla da baş başa kalmıştır.

Tüm bunlar ABD/AB programlarının 2002’den beridir AKP eliyle yürüttüğü dönüştürme programının sonuçlarıdır.

Dönüştürme programının önünde engel olarak görülen anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesiyle tüm bu sorun ve krizlerin üzerine bir de rejim sorunu eklenecek, emperyalist projenin dayattığı federasyon sisteminin önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Bugün gerek iktidar gerek muhalefet olsun, siyasi cenahta ki bütün kavganın ve hizipleşmenin temelinde bu gerçek yatmaktadır.

Geçmişte cumhuriyet kuran, devrimler gerçekleştiren fakat bugün AB ve ABD mandacısı kadronun elinde itibarsızlaştırılan sözde muhalefet partisi CHP ise kendi içinde hizipleşme ve koltuk kavgasıyla meşgul edilerek toplumsal sorunlardan uzaklaştırılmıştır. Fakat bu durum iddia edildiği gibi doğal bir sonuç değil, küresel emperyalizmin kurguladığı ve yerel işbirlikçilerin de destek verdiği planın fiilen uygulamasıdır.

Soros’un mutfağında yetişmiş ABD’nin sadık memuru Kılıçdaroğlu, hukuk oyunlarıyla yeniden partinin başına oturtularak dönüşümün tamamlanması planlanmıştır.

Burada ki amaç, CHP içinde kalan son cumhuriyetçi, muhalif kadronun tasfiye edilmesi, seçmenin güven duygusunun yok edilerek ayrışma ve çözülmenin sağlanması, kamuoyu hafızasında “cumhuriyet kurucusu” algısının değiştirilmesi, parti içinde kutuplaşma ve çatışma çıkartılarak bölünmenin sağlanmasıdır.

Plan tamamen CHP’nin küçültülerek tıpkı MHP gibi sisteme, düzene uyumlu hale getirmenin yani dönüştürmenin üzerine kuruludur.

PARTİ İÇİ DİKTATÖRLÜK VE KADROLAŞMA

Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti içinde ki görev ve sorumluluğu, emperyalizmin istediği doğrultuda CHP’yi içeriden dönüştürerek sisteme uyumlu hale getirmektir. Bunun tipik örneğini MHP’de Devlet Bahçeli uygulamış ve partiyi sisteme uyumlu hale getirmiştir.

Bugün AKP safına geçmesi, parti içinde ki dönüşümün tamamlandığını göstermektedir ki henüz AKP’ye muhalefet ettiği dönemlerde bu gerçeğe gerek makalelerimde gerek kitaplarımda değinmiştim.

Aynı şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’nun da partiyi içeriden dönüştürmekle görevli olduğunu anlatmıştım fakat bu dönüşümü tamamlayamadan genel başkan koltuğunu kaybetmişti. İşte bugün “Mutlak Butlan” tezgâhıyla yeniden koltuğa oturtulmak istenmesinin ardında ki gerçek de yarım kalan görevini tamamlaması içindir.

Çünkü Kürt açılımı ile federasyona geçiş planının önünde engel olarak görülen anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesi ancak Kılıçdaroğlu yönetiminde ki mandacı kadronun desteği ile mümkündür.

Kılıçdaroğlu, partinin başına getirildiği 2010’dan başkanlığı kaybettiği 2023’e kadar on üç yıl içerisinde bir yandan Atatürkçü, cumhuriyetçi kadroyu tasfiye ederken diğer yandan da partiyi ilkelerinden uzaklaştırarak içeriden dönüştürmeye başladı ve kritik yasa değişikliklerinde AKP’ye destek vererek iktidarlığını sağlamlaştırdı.

Onun başkanlığı döneminde sadece milletvekilleri değil, yerel örgütlerde genel merkezin kararlarına karşı çıkan çok sayıda kişinin yanı sıra 2014-2019 yılları arasında 70’in üzerinde ilçe başkanı, belediye meclis üyesi ve yerel parti yöneticileri onun talimatıyla tasfiye edildi.

Ankara, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere kongre süreçlerinde listelere itiraz eden 15 il başkanı ile yönetimdeki kişileri disipline sevk ederek pasifize etmekle kalmadı, aralarında Tanju Özcan, Birgül Ayman Güler, Öztürk Yılmaz, Süheyl Batum, Yılmaz Hunat gibi önemli isimleri de disipline sevk ederek partiden uzaklaştırıldı.

Muharrem İnce, Mustafa Sarıgül, Mehmet Ali Çelebi, Emine Ülker Tarhan gibi muhalif isimleri de disiplin baskısıyla istifaya zorladı. Butlan kararı ile partiye dönüşü sağlanan Kılıçdaroğlu, kitlesel ihraç operasyonunu yeniden uygulamaya koyarak Özgür Özel’e yakın Ali Mahir Başarır, Gökhan Günyadın, Veli Ağbaba, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Turhan Taşkın gibi dokuz milletvekilini kesin ihraç kararıyla disipline sevk etti.

2010-2023 yılları arasında ki başkanlık dönemi ile yargı kararıyla yeniden partiye döndüğü 2026’da dâhil olmak üzere genel başkanlığı döneminde parti politikalarına muhalefet ettikleri gerekçesiyle bazıları doğrudan kendisinin talimatıyla bazıları da MYK kararıyla 150 civarında kişi partiden ihraç etti.

Bu kişilerin ortak paydaları ise AKP’ye muhalefet, cumhuriyet değerleri ve ilkelerini savunmak, Kılıçdaroğlu’nun başarısızlığını, kadrolaşmasını ve parti içi diktatörlüğünü eleştirmeleridir. Tasfiye ettiği kişilerden boşalan alanları Kürtçü, dinci, mandacı, AKP eskisi kişilerle doldurarak kadrolaştı.

KİTLESEL İHRAÇ VE BÖLÜNMENİN SONUÇLARI

Kitlesel ihraç ve tasfiye operasyonu sonrasında partinin özellikle cumhuriyetçi kanadı ciddi şekilde tırpanlanmıştır. Geçmişte ihraç edilen Muharrem İnce, Mustafa Sarıgül, Öztürk Yılmaz gibi eski CHP’liler kendi partilerini kurarak yollarına devam etmiş, bu isimleri destekleyenler de partiden ayrılmışlardır ancak asıl büyük bölünme Özgür Özel üzerinden gerçekleşecektir.

MHP’de ki en büyük bölünme de Meral Akşener üzerinden gerçekleşmiş ve parti seçim barajının altına düşmüştür. Benzer durum bugün CHP ‘de yaşanmaktadır.

Özel’in parti kurarak taraftarlarıyla birlikte CHP’den ayrılması aynı zamanda dönüştürme programının başarıyla sonuçlanmasını sağlayacak ve başında Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu yenilgiye alışık kadro, partiyi MHP’nin durumuna eşitleyerek düzenin partisi konumuna düşürecektir ki planın ana fikri de budur zaten.

CHP’nin bu kaotik durumundan rahatsız olan, güven sorunu yaşayan pek çok gelenekçi seçmenin de diğer partilere yöneleceğini dikkate aldığımızda emperyalist planın amacına ulaşacağını söylemek pek de yanlış bir saptama olmayacaktır.

Bu aşamadan sonra artık Kılıçdaroğlu ve kadrosu örtülü siyaseti bırakıp, açıktan ve doğrudan AKP’ye desteğini sürdürerek Truva atı BOP’un dördüncü ayağını tamamlayacaktır.

Yazının başında da belirttiğimiz üzere yerel ve ulusalda ciddi sorun ve krizler varken Kılıçdaroğlu’nun CHP’de başlattığı kaos ve kargaşa tesadüf değil, kurgulanmış planın son aşamasıdır.

Amaç; CHP’yi kendi iç sorunlarıyla meşgul etmek, parti içinde kalan son muhalifleri temizlemek, kamuoyunda CHP’yi itibarsızlaştırmak, seçmen kitlesinde güven sorunu yaratarak çözülmeyi derinleştirmektir.

Böylece CHP, cumhuriyetçi, devrimci ilkelerinden kopartılarak küçültülecek ve düzenin partisi konumuna gelecek, büyük haritada ki Büyük Ortadoğu Projesi’nin de yürütücü ayaklarından birisi olacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun çirkin bir komplo ile partinin başına getirilmesinin nedeni, CHP’yi ABD’nin belirlediği şekilde dönüştürerek (Örneği, bugün ki MHP’dir) küresel emperyalist proje ve politikalara uyumlu hale getirmektir.

Onun ABD güdümüne ne zaman ve nasıl girdiğine, amaç ve hedefinin neler olduğuna, Cumhuriyet devrimlerini nasıl karaladığına, seçmeni PKK’nın siyasi çatısına nasıl yönlendirdiğine, hangi kritik yasa değişikliklerinde AKP’ye destek verdiğine dair pek çok konuya gerek makalelerimde gerek kitaplarımda ayrıntılı olarak değinmiştim.

Bir sonra ki makalede Barack Obama yönetiminin Kılıçdaroğlu’nu neden tercih ettiğine, çirkin bir komplo ile partinin başına nasıl getirdiğine dair somut bilgileri özetleyen bir makale daha ele alacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Veysel BOĞATEPE Arşivi