1. YAZARLAR

  2. Selçuk DÜZGÜN

  3. KKTC`de PARELEL ARAYANLARA!
Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC`de PARELEL ARAYANLARA!

A+A-

Şu çok sık kullandığımız ve hayatımızın bir nefret cümlesi haline  “paralel örgüt” kavramı aslında soğuk savaş döneminden kalma bir terimdir.

 

Komünist Partilerinin yasal olarak kurulma imkânı bulunamayan “hür” batı ülkelerindeki örtülü örgütlenmelerini ifade etmek için kullanılırdı.


Bir zamanlar, “ülke nüfusunun oranına göre” dünyanın en büyük Komünist Partisi; Kıbrıs Cumhuriyetindeki AKEL idi.

 

AKEL`in KKTC`deki paralel kardeşi ise CTP ve yavru kuruluşları oldu.


İkisi arasındaki bu ilişkinin dünden bugüne tarihini ve Türk Milletine olan kinlerini biliyoruz.

 

Bu ilişkinin ANNAN planındaki o müthiş propagandasına ben bizzat karşıt taraftan biri olarak şahit olmuşumdur.


Bütün sendikalar, dernekler, kulüpler nerede ise CTP`nin kontrolünde hareket ediyordu.

 

Hatta dinsizlik üzerine siyaset yürüten bu yapılar din üzerine çalışmalara da imza atıyorlardı.

 


Örneğin;KKTC`de HASDER diye bir dernek vardır.

 

 Taa 1977 yılında kurulan Halk Sanatları Vakfı.

 

Eğer hafızama beni yanıltmıyorsa 2004-2005`lı yıllarda bu Vakfın başkanı OYA TALAT hanımefendi idi.

 

Oya hanım dönemin KKTC Cumhurbaşkanı M. Ali Talat`ın eşidir.

 

İşte o dernek 2005 yılında KKTC Atatürk Merkezinde “DİNLER ARASI DİYALOG” adı altında bir konferans düzenledi.

 

İşi okadar abartmışlardı ki, semavi dinlerin temsilciler dışında Nakşibendî Lideri Kıbrısi`ye de söz hakkı vermişlerdi.

 

Bir halk oyunları derneği tutup “DİNLER ARASI DİYALOG” konferansı verdiriyor…

 

Sizce enteresan değil miydi bu?


Ben o dönem başkanlığını yürüttüğüm kurum adına bu konferansa protesto amaçlı katılmış ve yapmak istediklerine engel olmuştum.
Tabii o dönem malum medya ve baskın güçler tarafından bize yakıştırılan sonuç: BARIŞ DÜŞMANI, DİNSİZ oldu.


Anlayacağınız KKTC`de Türk`e düşman paralel yapılanmalar Rum ve Türk komünistleri tarafından çoktan oluşturulmuştu.

 

Yıl 2011!

 

Azerbaycan`dayım.

 

Maillerime bakıyorum…

 

Rusya`dan bir tatar arkadaşım bana bir haberi Türkçe tercüme ederek atıyor.

 

Türkiye`de hükümet kurulunca bilirsiniz ilk resmi ziyaretlerini önce KKTC daha sonra Azerbaycan`a yaparlar…

 

Bu ilişkiyi bildiğim için haberi görüncü şok oldum.

 

Buna her 3 ülkemiz nasıl müsaade etti diye dertlendim.


Haber şu!

 

Bir ABD kulübü olan  International Alert 2011`de  Ermenistan’ın başkenti Erivan’da şu başlıkta bir konferans düzenliyor.

 

Konferansın konusu şu ; ‘Silahlı Çatışmaların ardından Kıbrıs’taki yakınlaşma’ ve ‘Barış Arayışları deneyiminin Azeri-Ermeni Sorununda Taraflarla Paylaşılması’

 

1-7 Nisan 2011tarihleriarasında yapılan panellere ozamanlar CTP`nin başkanlığına soyunan eski Lefkoşa Belediye başkanı Kutlay Erk ve partilileri katılıyor.

 

Yani hayatında bir kez bile HOCALI`lı merak etmeyen ERK ve ekibi hikmetse Ermenistan`a gidiyor ve `TÜRK` olarak orada panel veriyor…

 

Hem de Ermenistan toprağı diye gezdiği Azerbaycan`ın işgal altındaki topraklarında.


Evet tüm bunlar olurken bu olaydan ne KKTC`nin, ne Türkiye`nin ne de Azerbaycan`ın haberi vardı.

 

Kendi kendime bu durumu nasıl kamuoyuna duyururum diye düşündüm.

 

Aklıma üniversiteden de arkadaşım, öğretim görevlisi Emete Gözügüzelli geldi.

 

Onu aradım, durumu anlattım.

 

Ve onunla bu konuda bir Azerbaycan haber sitesinin röportaj yapmasını sağladım.

 

Sonuç mükemmel oldu.

 

Azerbaycan haklı olarak olaya çok sert diplomatik cevap verdi.


Gelelim bu duruma örnek günümüzde ki bazı çalışmalara;

 

Kıbrıs`ta İsveç Büyükelçiliğinin himayelerinde yürütülen temsilcilere yönelik bir organizasyon var!....

 

Ada`da bir ofis açtı.

 

Kıbrıs Barış Sürecinde Dini Yol Ofisi adında açılığı ofisçalışmaları kapsamında  Crans-Montana’da başlayacak müzakereler nedeniyle bir açıklama yayımladı.

 

Ada’daki 5 dini temsilcinin “Crans-Montana’dan çıkacak başarılı bir sonucun, kabul edilemez statükoyu sona erdirmesi, adadaki toplumların birbirlerinin insan hakları, temel hakları ve farklı kimliklerine saygıyı sağlaması” için dua ettiği ifade edildi.


Açıklamaya imza atan dini temsilciler Başpiskopos II. Hrisostomos, KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay, Maronit ve Ermeni Kiliseleri Başpiskoposları Youssef Souief ve Khore Doğramaciyan ve Kıbrıs Latin Kilisesi’nin başı Peder Jerzy Kraj

 

Ozaman soralım;

 

Talip Atalay`ın çalışmalarından Dış İşleri Bakanlığımızın ve Diyanetimizin ne kadar haberi var?

 

Varsa devletimizi oradaki kendi varlığından rahatsız mı ki; böyle bir bildiriye Din işleri başkanımız imza atıyor?

 

Bu durum Crans-Montana’dan çıkacak sonucu Türkiye’nin aleyhine çıkaracak bir paralel çalışma değil de nedir?


Bu paralelin köklerini de tahmin etmek zor değil.

 

Din üzerine kurulan paralel bir yapılanmanın en sağlam olacağı yer de dini kurum, kuruluşlarımızdır.

 

Temizlemek zor olacak ama bilirsiniz ki temizlik imandandır, imanızı vatan ile yeşertin gerisi kolay.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum