1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Mehmet Okuyan, din satanlar ile din anlatanlar arasındaki farkı anlatıyor
Mehmet Okuyan, din satanlar ile din anlatanlar arasındaki farkı anlatıyor

Mehmet Okuyan, din satanlar ile din anlatanlar arasındaki farkı anlatıyor

İlahiyatçı Prof Dr. Mehmet Okuyan para ile din tebliği yapanların aksine,TV programlarından ve kitaplarından hiçbir ücret almadan hizmet ettiğini söyledi.

A+A-

Türkiye’de devletin bir kurumu olan ve din işlerini yönetmekle görevli Diyanet İşleri Başkanlığı olmasına rağmen, onlarca tarikat, cemaat ve sözde din adamları, İslam’ı tebliğ ediyoruz adı altında para topluyor. Ancak hiçbir ücret almadan da din tebliği yapan din adamları var.

Din ticareti bugün ülkemizde karşı karşıya bulunduğumuz en büyük sorunlardan birisi. Allah adına hareket ettiğini ve kendilerinin seçilmiş, tebligat yapmakla görevli olduğunu iddia edenlerin bu işlerin karşısında para alarak servet sahibi olmaları ne kadar doğrudur?

İlahiyatçı Prof Dr. Mehmet Okuyan para ile din tebliği yapanların aksine,TV programlarından ve kitaplarından hiçbir ücret almadan hizmet ettiğini söyledi.

 

Okuyan konuşmasında:

 

'Benim bu zamana kadar ne partim oldu, ne cemaatim oldu, ne tarikatım oldu, ne grubum oldu. Hiçbir şeyim olmadı. Ben tek başıma Kur'an'ın talebesi olarak 30 yıldır çalışan bir adamım. Ve davet edildiğim her yere de kendi imkanlarım ölçüsünde giderim. On yıllardır Tv programı yaparım bir kuruşta almadım. Onlarca kitap yazdım hiçbirinden de telif ücreti bağlamında cebine bir kuruş ücret indirmedim. Telif ücreti kapsamında hep kirap aldım. Bu kitapları da Samsun İlahiyat'taki öğrencilerime bir kuruş almadan hediye ettim. Ben zaten devletten maaş alıyorum. Nasıl bir de bu işlerden nasıl para alırım. Ben Kur'an talebesiyim. Kur'an talebesi bu işten para almaz. Kur'an diyen, Allah rızası diyen bu işlerden para almaz, alamaz. Ama bakıyoruz almayan da yok.'

 

 

Bunun aksine yıllardır TV’de Ramazan ayında iftar ve sahur programları sunan din adamları ve ilahiyatçıların milyonlarca lira aldığı biliniyor. Bunlara en çarpıcı örnek ise Nihat Hatipoğlu. Sultanahmet’te kaçak otel yaptırmakla suçlanan Hatipoğlu’nun bir Ramazan ayı programından 600 bin TL aldığı iddia edilmişti.

Bu örneklerden sadece bir tanesi.

 

TARİKAT VE CEMAATLER PARA BASIYOR

 

İslam ve Kuran öğretiyoruz diye açılan yurt, kurs ve dernekler tamamen bir ticarethane gibi çalışıyor. Tarikat ve cemaatleri neredeyse tamamı Türkiye’nin en zenginler sınıfına girecek kadar servet sahibiler.

İşte birkaç örnek:
 

Cübbeli Ahmet: Cübbeli Ahmet diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün basında çıkan ve kendi videolarının olduğu pazarlama-satış konuşmalarını bilmeyen yoktur. Cübbeli, dua kitaplarından tutunda, Peygamber’in terliği, yanmaz kefen, zemzem suyu gibi ürünleri satıyor. Üstelik bunların kutsallığını anlatarak din adına yapıyor. 

Menzil: Mezilşeyhi’nin Menzil Köyü’ndeki ticarethaneleri para basıyor. Hastaneleri ve holdingleri var.  Holdingleşen bir cemaat ve tek sermayesi din.

Süleymancılar: “Dinleri Süleymancılık, İmanları Para, Has Huyları Gasp, Meslekleri de Dilencilik “ Bu sözleri Süleymancılar için söyleyen yine başka bir tarikat olan “Hakikatçılar” ın başındaki Ömer Öngüt.

Süleymancıların, ticaret ve siyaset ile içe oldukları biliniyor. Yurtlar ve kurslar imparatorluğu diye de bilinen Süleymancıların yine din adı altında çok büyük servet edinmiş olmaları nasıl izah edilir?

 

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN!

Siyasetcafe.com

 

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.