1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Süleymancıların şifreleri
Süleymancıların şifreleri

Süleymancıların şifreleri

Kamuoyunun “Süleymancılar” dediği, kendilerinin ise bu ismi benimsemeyip “Süleymanlılar” diye adlandırdıkları bu cemaat kimdir? Neden mavi takke kullanırlar? AK Parti ile husumetleri ne zaman başladı? İşte, Süleymancılar hakkındaki bütün detaylar.

A+A-

Son günlerde kamuoyunda adından sıklıkla bahsedilen Süleymancılar, yurtları ve kursları ile gündemden düşmüyor.

 

En son Sadabad yurdunun yıkılması ve Üsküdar’da Lale Aydın adındaki bir kadının dairelerini zorla alarak, binayı yurt yapacakları iddiası ile gündeme geldiler.

 

Sadabad yurdunun yıkımından sonra gelişen olaylar ve cemaat içindeki ayrışma hem siyaset hem iş dünyasına yansıdı.

 

SÜLEYMANCILAR TARİKAT MI, CEMAAT Mİ?

 

Süleymanlılar veya Süleymancılar diye adlandırılan topluluğun cemaat mi, tarikat mı olduğu en çok merak edilen ve tartışılan konulardan biridir.

 

Süleymancılar kendilerini “Süleymancılık tarikatı” olarak görmüyor. Bir dini grubu, tarikat ve cemaat olarak ayırmak için, “rabıta” geleneğinin olup olmadığına bakılıyor. Rabıta, tasavvufta “müridin mürşidin suretini gözünün önünde canlandırması” olarak tarif ediliyor. Süleymancılar rabıta ettiklerini söylüyorlar. Ancak tasavvuf geleneğinden farklı olarak, yaşayan liderlerini değil, ilk liderleri Süleyman Hilmi Tunahan’ın suretini gözleri önünde canlandırıyorlar. Çünkü onlar, şeyhleri Tunahan’ı “keramet sahibi mürşid” olarak tarif ediyorlar. Tunahan’ın Allah tarafından görevlendirilmiş bir şeyh, sonraki liderlerinin ise idari sorumlular olduğu ifade ediliyor.

Süleymancıların kendilerini tarikat olarak görmemeleri aslında doğru bir tanımdır. Çünkü Süleyman Hilmi Tunahan Nakşibendi tarikatı ekolünden gelmektedir. Yani Süleymancılar, diğer cemaatler gibi, (Menzil, İsmailağa, nurcular, Fetullah Gülen) Nakşibendi tarikatındandır.
 

 

Süleymancılar adını aldığı ve bu tarikatın kurucu şeyhi olan, Süleyman Hilmi Tunahan Bulgaristan’ın Silistre şehrinde 1888’de dünyaya geldi Tunahan, 2. Abdülhamit döneminde Osmanlı’ya davet edilen Özbekistanlı Selahüddin İbn-i Mevlâna Siracüddin ile tanıştı. Siracüddin, Nakşibendiliğin Hindistan ve Pakistan’da yaygın bir kolu olan ‘Müceddidî’ ekolünden geliyordu. Tunahan, şeyhinden el alarak, faaliyetlerini sürdürdü.

 

CEMAAT İLK KURSUNU AÇIYOR


Cumhuriyet’in ilanı ve medreselerin kapatılmasından sonra vaizliğe başlayan Tunahan, ikişerli üçerli gruplar halinde topladığı öğrencilere tarikat öğretilerini anlatıyordu. Bu yaptığı gizli toplantılar nedeniyle iki kez gözaltına alındı ve 1943’te vaizlikten uzaklaştırıldı.

 

Bu arada, Kuran’ın öğrenimi için “Kur’an Harf ve Harekeleri” adlı tek kitabını yazdı. Kitap, şimdiye kadar yaklaşık iki milyondan fazla basıldı.

1949’da Kuran kurslarının açılmasına izin verilince, o ana dek yeraltında faaliyetini yürüten Tunahan, 1951’de Çamlıca Kuran Kursu’nu açtı. Zaman geçtikçe Tunahan’ın kursları kursları Türkiye’nin diğer şehirlerine yayılmaya başladı. Tunahan’ın ilk müritlerinin çoğunluğu Antalyalıydı. Bu nedenle Süleymancılar Antalya’da daha etkin oldular ve bu şehirde kitleselleştiler.

 

***

 

Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1959 tarihinde vefat etmesinden sonra yerine damadı Kemal Kaçar geçti. Tunahan hayattayken damadını veliaht olarak ilan etmişti. Eskişehirli bir tüccar olan Kemal Kacar Süleymancıların yeni lideri oldu.

 

MAVİ TAKKENİN SIRRI

 

Mavi takke ilk defa Kemal kacar tarafından kullanıldı. Kaçar’ın, namaz kıldırırken kullandığı mavi takke zamanla müritler arasında yaygınlaşmaya başladı. Sonradan bu bir sembol haline geldi ve bütün Süleymancılar mavi takke kullanmaya başladı. O nedenle Süleymancılar ayrıca “Mavi Takkeliler” olarak da anılıyor.

 

 

SÜLEYMANCILAR VE SİYASET

 

Süleymancılar, ilk yıllardan itibaren siyaset ile iç içe oldular.

 

Süleyman Hilmi Tunahan’ın yetiştirdiği çok sayıda din adamı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) doğal kadrosu oldu. Birçok müftü, imam ve vaiz, Süleymancı’ydı.


Tunahan, 1957’den itibaren Demokrat Parti (DP) ile çatışarak, Osman Bölükbaşı’nın Cumhuriyetçi Millet Partisi’ni (CMP) destekledi. Damadı Kemal Kacar, CMP Kütahya Milletvekili adayı oldu. Bir müridin Bursa Ulucami’de bağırarak “Süleyman Efendi mehdidir” demesi üzerine Tunahan ve Kacar gözaltına alındı ve 59 gün tutuklu kaldı. Tunahan’ın Demokrat Parti ile çatışması, onun Fatih Camisinin avlusuna defnedilmesine mani oldu. Müritlerince defni için resmi izin alınmasına rağmen polislerin müdahalesi sonucu Karacaahmet Mezarlığı’na gömülmesi sağlandı.


Süleyman Hilmi Tunahan’dan sonra Kemal Kacar, 1965’te Osman Bölükbaşı’nın Millet Partisi’nden (MP), 1969’da Süleyman Demirel’in Adalet Partisi’nden (AP) Kütahya Milletvekili oldu. Süleymancıların önde gelenlerinden Hilmi Türkmen de aynı yıl Adalet Partisi’den Mersin’den Milletvekili seçildi.

Süleymancılar, arkalarına aldıkları siyasi gücü iyi kullandılar. Bu güç sayesinde, 1961’de Almanya’ya yönelik ilk işçi göçünden sonra yurt dışında Kuran kurslarını açan ilk cemaat oldu. Almanya’da İslam Kültür Merkezleri açıldı. Almanya’da Süleymancıların cami sayısı zamanla artacak ve 200’lere çıkacaktı.

 

ERBAKAN'A KARŞI DEMİREL’İ DESTEKLEDİLER

 

 

Necmettin Erbakan’ın 1969’da kurduğu ülkenin ilk İslami eğilimli partisi olan Milli Nizam Partisi kapatılınca, yerine Milli Selamet Partisi (MSP) açıldı. Ancak MSP, Süleymancıların kanlısı Tekin, Koç ve Kaplan’ı milletvekili adayı olarak gösterince iki grup arasında yolun başında ayrılık yaşandı. Kemal Kacar İslami Parti olmasına rağmen, MSP’den aday olamayınca, Milletvekili olmak için dümeni Süleyman Demirel’in Adalet Partisi’ine kırdı. 1977’de Adalet Partisi’nden İstanbul Milletvekili seçildi ve Necmettin Erbakan’a karşı bayrak açtı.

 


Siyasetle hiçbir zaman bağını koparmayan cemaat, 1983 ve 1987’deki seçimlerde ANAP’ı, 1991’de DYP’yi destekledi.

 

Süleymancılar’a yakın bir isim olarak bilinen İsmail Amasyalı, DYP’den Kocaeli Milletvekili seçildi. Ancak 1995’te sürpriz bir karar alınarak, Erbakan’ın Refah Partisi’ne destek verildi. Tarikat bu desteği, “laik baskı altındaki dindarlarla dayanışma” diye izah etti. Kacar’ın baldızı ve Tunahan’ın kızı olan Ferhan Denizolgun’un oğlu Ahmet Arif Denizolgun, RP’den Antalya Milletvekili seçildi. Bir süre sonra RP’den ayrılan Denizolgun, Mesut Yılmaz’ın 55. hükümetinde Ulaştırma Bakanı oldu. Kacar, 2000’de hayatını kaybetti. Cenazesine büyük bir kalabalık katıldı. Törende, ne Erbakan ne de Erdoğan hazır bulundu. Karacaahmet Mezarlığı’nda şeyhinin yanına gömülen Kacar’ın yerine Denizolgun geçti.

Cemaatte AK Parti ayrışması

 

2002’de AK Parti’nin kurulmasından sonra Ahmet Arif Denizolgun’un ağabeyi Mehmet Beyazıt, AK Parti’nin kurucuları arasına yerini aldı. Ardından 2002 ve 2007’deki genel seçimlerde İstanbul Milletvekili seçildi.

 

Ahmet Arif Denizolgun ise 2002’de ANAP’ı destekledi.. Fakat ANAP, barajın altında kalıca, Denizolgun, 2007’de Mehmet Ağar liderliğindeki Demokrat Parti’den (DP) Antalya milletvekili adayı oldu. Ancak, Demokrat Parti’ de barajı geçemedi.

 

Ahmet Arif Denizolgun, 8 Eylül’de vefat etti. 2014’teki yerel seçimlerde, Cemaat, Antalya’da CHP ile pazarlık masasına oturdu.

 

2015’teki 7 Haziran ve 1 Haziran seçimlerinde özellikle bir parti işaret edilmedi.

 

suleymancilar-003-003.jpg

 

YENİ LİDER; ALİHAN KURİŞ


Denizolgun’un ablası Ayşe Gülderen Kuriş’in 34 yaşındaki oğlu Alihan Kuriş, Cemaatin yeni lideri olarak seçildi. Yüksek Mimar Kuriş, tarikatın kurs ve yurt binalarının projelerini yapmaktaydı.

 

Alihan Kuriş liderliğindeki cemaatin, AK Parti ile arasındaki gerginlik devam etti.

2018 yılında yapılan seçimlerde Süleymancılar yine AK Parti desteklemedi. Cemaat ısrarla İYİ Parti’ye oy vermesi için müridlerine baskı yaptı. Bu telkine bazı cemaat mensupları tepki göstererek, aralarında geçen konuşmaları basına sızdırdı. Cemaatin bu kararına karşın, Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Fatih Süleyman Denizolgun 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen genel seçim ile 27. dönem İstanbul 1. Bölge Milletvekili seçildi.

 

Tunahan’ın torununun AK Parti’de Milletvekili olması ile, cemaatin AK Parti ile olan ilişkilerini iyice gerginleştirirken, cemaat içinde de ayrışmalara yol açtı.

Yıkılan Sadabad yurdunun tartışmaları uzun zaman devam etti. Cemaat AK Parti’yi suçlayarak, yıkımın siyasi olduğunu iddia ederken, Tunahan’ın torunu ve AK Parti Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, zehir zemberek bir açıklama yaparak, cemaat yöneticileri suçladı. Siyasi tercihler, din işleri ile uğraşmak gayesinde olan cemaati yine birbirine düşürmüştü

 

***

 

 

Alihan Kuriş yarış atlarına olan merakı ile gündeme geldi. Milyarlık yarış atları olduğu ve “Ascot” isimli bir yarış atından basın sürekli bahsetti.

 

Kuriş’in bir başka başını ağrıtan olay ise, bir cemaat imamının Kuriş için, “İki peygamber yetkisine sahip” cümleleri olan konuşması oldu.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı “Tarikatlar Raporu” Süleymancılar için tam bir deşifre oldu. Raporda, Cemaatin yabancı istihbarat örgütleri ile irtibatlı olacağı ve FETÖ tipi örgütlenme içinde oldukları iddiası Türkiye gündemine bomba gibi düştü.

 

***

 

 

TÜRKİYE DAR-ÜL HARP’TİR



Köklü bir Nakşibendi geleneğinden ve sünnî ekolden olan Süleymancılar, Türkiye’nin İslam ülkesi olmadığını, bu nedenle fıkıh kitaplarının tarifine göre -müslümanlardan değil- gayri müslimlerden faiz alınabileceğini, kazanmanın kesin olacağı kaydıyla yine fıkha göre kumar oynanabileceğini savunuyor. İslam fıkhına göre Türkiye’nin “dar-ül harp” olduğunu söylüyorlar. Yaygın alarak sakal bırakmıyor ve kravat takıyorlar. Bu davranışla İslamî tebliğde bulunurken her kesime ulaşmayı hedefliyorlar.


BASIN-YAYIN ORGANLARI YOK



Süleymancılar, ekonomik ve kitlesel güçlerine rağmen Menzil ve İsmailağa gibi diğer Nakşi cemaatlerden farklı olarak TV kanalı kurmadı, günlük gazete çıkartmadılar. Birkaç yıldır yayınlanan ‘İstiklal’ adlı günlük gazetenin, cemaate yakın bir işadamınca çıkarıldığı ifade ediliyor. Fakat cemaat yetkilileri, gazete ile aralarında bir bağ bulunmadığını vurguluyor.

 

Cemaatin, yalnızca ‘İnsan ve Hayat’, ‘Çamlıca Çocuk’ ve ‘Yedikıta’ gibi içe dönük dergileri bulunuyor.

 

YURTLAR VE KURSLAR İMPARATORLUĞU

 

Süleymancıların örgütlenmeyi, yurtlar ve kuran kursları ile yapıyorlar.

Basın-Yayın organları olmadığı gibi, sosyal medyayı da kullanmıyorlar.

 

En büyük güçleri idare ettikleri yurtlar ve kuran kursları. Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış 1000 civarında kız- erkek yatılı yurt ve kursları var. Yurt dışında da 200 civarında olduğu tahmin ediliyor.

 

Süleymancılar yurt ve kursları kurdukları dernekler aracılığı ile açıyorlar. Son günlerde gündeme gelen, sadabad yurdu ve Üsküdar’daki yurt binası olayında da, 2 ayrı dernek olduğu ortaya çıktı.

 

 

 

sul-panik-006.JPG

 

 

Siyasetcafe.com

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.