1. YAZARLAR

  2. Selçuk DÜZGÜN

  3. Terörle Mücadelede “Çözüm Planı” Başarısı!
Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

Yazarın Tüm Yazıları >

Terörle Mücadelede “Çözüm Planı” Başarısı!

A+A-

Terörle Mücadelede “Çözüm Planı” Başarısı!

 

Bilirsiniz ki  benim Cumhurbaşkanını ve hükümetlerini en çok eleştirdiğim, en sert eleştirdiğim konu “Çözüm Planı” denen o safsata idi.

Ama bugün terörle mücadele de  uluslararası kamuoyunun desteğini almamızın en büyük sebebi de işte o “çözüm planı”dır.

Niye mi?

Hatırlayın “Çözüm Planı” denen süreçte neler yaşadık?

PKK ile Masaya oturuldu, “özerklik istemek” suç olmaktan çıkarıldı, imralı muhatap alındı, bazı anlaşmalar yapıldı, bazı yol haritaları çizildi ve hatta valilere susun talimatları verildi…

Yani PKK ve uzantılarına ne istiyorlarsa veridi.

Ve biz bütün öfkelerimizle bu işe sinirlendik.

Geldiğimiz nokta şuan o dönemin tam tersi şeyler olmaktadır.

İflas eden o süreçten sonra bugün ülkemizin bir bölgesinde açık açık savaş vardır.

Ve bu savaşın uluslarası kamuoyunda Türkiye lehine cerayan etmesinin tek sebebi  işte o “Çözüm Planı” denen o süreçte verilen tavizlerdir.

Yani Türkiye şuan dünya kamuoyuna “biz bunlar ne istedikse verdik, ama bunlar bizden vatanımızı istediler, biz de `durun` dedik “ demektedir.

İşte o sürecin sabrının sonucudur terörle mücadelede uluslarası kamuoyunun desteğini almış olmak.

Bugün Türkiye teröristlere karşı ne yaparsa yapsın kimse sesini çıkaramaz.

Bu yüzdendir ki, “çocuklar ölüyor, siviller katlediliyor” gibi suçlamalar dikkate alınmamaktadır.

İşte “çözüm süreci” denen şeyin tek başarısı budur.

Bu sonuca ulaşmak için o hataları yapmak gerekirmiydi, gerekmezmiydi bu başka bir konu.

Ben olsam asla o hataları yapmazdım.

Ama gelinen noktada bunları tartışmak yersizdir.

Ülkemizde gerçekten bir savaş var ve bu  savaşta siyasi bütün kaygılardan uzak açık, açık  taraf olma zamanıdır.

Hükümetin veya devletin  bu mücadeleyi yürütürken yaptığı en büyük hata ise “ovada siyaset” yapanlara insancıl bakmasıydı.

Görünen manzara açık açık bunların insanlığının hangi noktada olduğunun göstergesidir.

Demek ki bu adamlarlarda ova-dağ ayrımı yok.

Hadefleri bir, amaçları bir, araçları ise silah.

Silahlı mücadeleye karşı elbette silahla cevap vermek lazımdır.

Ama silahsız görünen ve her hareketi kurşun gibi ülkenin bağrına saplanan ova siyasetçilerinede artık hukuk gerekeni yapmalıdır.

Terörle mücadelede silahlı unsurların yok edilmesi kertenkelenin kuyruğunu kaybetmesine bezer.

Oysa hedef kuyruk değil, gövde ve dahi mutlaka baş olmalıdır.

Evet kim ne derse desin devlet ve onu temsil eden hükümet şu an cidi cidi hatasından dönmüş ve ülkenin bir bölümende milli mücadele vermektedir.

Hükümete destek vermekle beraber şu hatırlatmaları yapmakta boynumuzun borcudur:

Terörle mücadele Sur, Silopi ve Cizre'ye sıkıştırılamaz.

Bütün vatan sathında mücadelenin sürdürülmesi gerekir.

Sadece silahlı kadrolar değil, onları besleyen kadrolar da terörle mücadelenin hedefi olmalıdır

Örneğin;

PKK terör örgütünün para kaynakları hedef alınmalıdır.

PKK'nın Kandil'deki ve Kobani'deki merkezleri hedef alınmalı ve vurulmalıdır.

PKK'ya karşı uzun vadeli, etkili ezici bir anti-terörizm strateji izlenmelidir.

Yine örneğin; Cizre`de operrasyonlar sona erip, başarı açıklanırken DİSK genel kurulunda konuşan Selahaddin Demirtaş kurduğu cümlelerden dolayı terörle mücadele gereği hakkında işlem yapılmalıdır.

Demirtaş DİSK Genel kongresinden müjde verir gibi  “ Siz operasyon yaptıkça hergün dağa gençler çıkıyor” demekte ve sayıda vermektedir.

Ayrıca “Savaş bitsin demekle olmuyor” diyor.

Ona birinin demesi lazım ki “ Barış”  demekle de barış olmuyor.

Önce o dağa çıkan  hainlere bi durun de, önce elina silah alan o hainlere silahları bırakın de…

Evet Demirtaş`ın bu cümleleri açık açık teröre  yardım, yataklık ve devletin güvenlik güçlerine yönelik hakaret değilmidir?

Gereğinin yapılması şarttır.

Bir başka açıdan bu cümleler aynı zamanda tükenmişliğin bir özetidir.

Yani hem tehtit ediyor, hem merhamet diliyor.

Bu manzarayı görünce  Azerbaycan`da  anlatılan şu hikaye aklıma geldi;

`İte soruyorlar:

-Niye ürüyorsun? Diyor ki; Korkutmak için...

-İyide kuyruğun neden titriyor?

Diyor ki; Bende korkuyorum da ondan`


Onları bu hale getiren kimdir?

Elbette ki; TSK

Yani TSK şu an sessiz sedasız izlediği  “Çözüm Süreci” denen dönemin hatalarını temizlemekle ve gelinen noktada çok ustalıkla işini yapmaktadır.


Evet, biz de Türk Milletinden yana yazarlar olarak hiçbir polemiğe girmeden terörle mücadeledeki kararlılığından dolayı devletimize,   hükümetimize desteğe devam edeceğiz.


Haa bu kararlılıktan vaz geçilirse, en ağır şekilde eleştirmekte bizim boynumuzun borcu olsun… Vesselam


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum