1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Türkiye’de girilmesi yasak olan yerler
Türkiye’de girilmesi yasak olan yerler

Türkiye’de girilmesi yasak olan yerler

Türkiye'de asla giremeyeceğiniz 8 yer olduğunu biliyor muydunuz?

A+A-

Dünya üzerinde girilmesi yasak olan, sadece ve sadece yüksek mertebelerden alınan izinlerle girişi sağlanan pek çok yer var. Buna en güzel örnek ABD'deki 51. Bölge...

Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yasaklı yerler bulunuyor. Eğer başınızı derde sokmak istemiyorsanız kesinlikle bu yerlerden uzak durmanız gerekir.

 

Bu yerler zaman zaman medyada gündeme gelerek çok konuşulmaktadır, örneğin kozmik oda ve sağır oda gibi yerler...

 

İmralı Adası

Kenya’da yakalandıktan sonra ömür boyu hapis cezasına çarptırılan terörist Abdullah Öcalan İmralı Adası’nda bulunduruluyor.Olası tehditlere ve saldırılara karşı tam 700 komondo tarafından korunuyor. Öcalan’ın bulunduğu cezaevinde 1 müdür 3 yardımcı ve 34 infaz koruma memuru ve koruma dönüşümlü olarak görev alıyor. Sivil gemilerin adaya 3 milden fazla yaklaşmasına izin verilmezken, ada üzerinden sivil helikopter de geçemiyor.

Özel bir yetkiniz olmadığı müddetçe hayatınız boyunca asla bu adaya gidemezsiniz. Abdullah Öcalan’ın avukatları bile büyük kontrollerden geçerek götürülüyor adaya…

 

imrali.jpg

Bu ada Abdullah Öcalan yakalanmadan önce bile büyük öneme sahipti. Türkiye’nin ilk yarı açık cezaevi burada kurulmuştu. Kurulduktan sonra buraya gelen mahkumların çoğu tehlikeli suçlar işlemişti. Ayrıca dönemin başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatlı’nın cezaları da burada infaz edilmişti.

1990’larda Abdullah Öcalan buraya nakledilene kadar adadaki mahkumların çalıştığı tarımsal alanlardaki ürünler de İstanbul’a satılmaktaydı. Un ve konserve fabrikalarında çalışan mahkumlar bunun karşılığında belirli bir ücret alıyorlardı. Öcalan’ın gelmesiyle diğer mahkumlar başka yerlere nakliye edildi. 2009’da Abdullah Öcalan’ın yanına benzer suçlardan hüküm giymiş 800 mahkum daha sevkedildi.

Kozmik Oda

Kozmik odalar bir ülkenin kara kutusu gibidir. Burada genellikle devletin en önemli sırları bulunur. Genelkurmay Başkanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki (STK) mühürlü kozmik odaların kapısı yüz ve parmak izi tanıyan, 17 haneli şifrelerle açılıyor.

Çok sınırlı sayıda personelin girmek için yetkili olduğu odalarda, olası bir savaşta devlet büyüklerinden işadamlarına kadar ülke için önemli olan isimlerin nasıl ve nerede korunacağına dair detaylı planlar yer alıyor.

Buraya sayılı insanlar girebiliyor ve giren kişilere çok özel bir kart veriliyor. Çok gizli dereceli bu kartlar ilgili personele imza karşılığı veriliyor ve okunduktan sonra yine imza karşılığı geri alınıyor. Sivil üyelerin hiçbiri birbirini tanımıyor. Bu odalar alışılmış şekilde balmumu ile mühürlü değil, ileri teknoloji ile korunan bu odalar yenilenen şifrelerler yüz ve parmak izi tanıma sistemi ile kilitli tutuluyor. Benzer sistemler Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bazı birimlerinde de var.

1970 yılında ABD'nin teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu'nun amacı Rusya'nın muhtemel bir işgalini engellemekti.

Rusya, Türkiye'yi işgal ederse, gerilla hareketiyle karşılık verilecekti. O dönemde savaş halinde sivil halkın kullanılması için, yerlerini sadece hücre başkanlarının bildiği silahlar yer altına saklandı.

Soğuk Savaş'ın ardından STK hücreleri etnik ve mezhep farklılıklarının oluştuğu yerlere konuşlandırıldı.

İncirlik Hava Üssü

İncirlik Hava Üssü, Adana ili sınırları içerisinde, şehir merkezine yaklaşık 13 kilometre mesafede bulunuyor.

 

incirlik-ussu.jpg

İnşasına Türkiye'nin NATO üyeliğinden bir yıl önce, 1951 yılında ABD Mühendislik Grubu olarak isimlendirilen bir ekip tarafından başlanan üs, 1954'te açıldı.

İlk etapta ABD Hava Kuvvetleri'nin olağanüstü durumlarda konuşlanma ve orta ile yüksek yoğunluktaki bombardımanlarda yer alan savaş uçaklarının bakımının yapılması amacıyla kullanılması öngörülüyordu.

Ancak 1980'li yılların ardından üste önemli iyileştirmeler yapıldı.

ABD askeri kaynaklarında, bugün burada yaklaşık 2 bin 500 civarında ABD askerinin bulunduğu belirtiliyor.

Buradan düzenlenen askeri operasyonların NATO kapsamında olduğu durumlarda, zaman zaman bu üsse başka ülke askerleri de konuşlandırılıyor.

Üste bir Türk birliği de yer alırken, sivillerin yaptığı bazı işler için Türkiye vatandaşları da istihdam ediliyor.

İncirlik üssü, askerlerin aileleri de eklendiğinde binlerce kişilik bir nüfusu barındırıyor.

Üssün içinde pist, eğitim alanı ve komuta merkezi gibi askeri alanların yanı sıra burada görev yapan subayların konutları da yer alıyor.

Ayrıca tesisin içinde ABD'li zincir restoranlar, Amerikan mallarının satıldığı büyük süpermarketler, basketbol ve beyzbol sahaları gibi tesisler de yer alıyor.

Geçtiğimiz dönemlerde Alman milletvekilleri üssü ziyaret etmek istese de buna izin verilmemiştir. Üste yer altında bulunan depolama tesislerinde yaklaşık 50 adet B61 hidrojen bombası bulunuyor.

Kürecik Kalkanı

Kürecik Radar Hava Üssü, Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik nahiyesinde bulunan askerî tesistir. Amerikan askerlerinin kurmuş olduğu ve bulunduğu üs, terk edilerek Türk askerinin kontrolüne bırakılmıştır. Malatya yönüne giderken, Karahan gediğinin bulunduğu tepenin sol üst tarafındadır. Rakımı 1800 metredir. 2012 yılında NATO tarafından balistik füze saldırılarına karşı erken uyarı radarı olarak kullanılmak üzere kurulmuştur.

Radar sisteminin kurulumu ABD askeri personeli tarafından gerçekleştirildi. Radar üssünün kurulması Şubat 2012'de tamamlandı. Radar istasyonunun kontrolü, Avrupa Aşamalı Adaptif Yaklaşımı (EPAA, European Phased Adaptive Approach) çerçevesinde NATO Komutanlığına devredildi.

Kurulu radar, Raytheon Integrated Defence Systems tarafından geliştirilen, uzun menzilli, çok yüksek irtifa Aktif Faz Dizinli Radar içeren, İleri Tabanlı X-Bandı Taşınabilir (FBX-T, Forward-Based X-Band Transportable) bir gözetleme radarı olan bir Ordu Donanma / Taşınabilir Radar Gözetim (AN/TPY-2),, sistemidir. Radarın komuta merkezi Kürecik'in doğusunda Diyarbakır Hava Üssü'nde konuşludur.

 

kisecik-ussu.jpg

Kürecik radar istasyonunun görevi, tespit ve takip verilerini, Romanya ve Polonya'da bulunan bir Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) sistemi olan uzak füze savunma sistemine iletmektedir. Radar menzil verileri, AN/TPY-2'nin hem ileri tabanlı hem de terminal aşama tabanlı kiplerde kullanılması nedeniyle geniş bir yelpazede değişim gösterir. İleri tabanlı (forward-based) bir radar olarak Kürecik radarı, varsayılan füze fırlatma alanına makul bir mesafede konuşlandırılmıştır. Kürecik'in İran-Türkiye sınırına olan uzaklığı yaklaşık 700 km'dir (430 mil). Koruma ve iç güvenlik için radar istasyonuna yaklaşık 50 ABD askeri görevlendirilmiştir. Türkiye, yabancı sivil teknisyenlere istihbarat konularındaki endişeler dolayısıyla izin vermemiştir. Türkiye, izole bir bölgede bulunan radar sahasının, sabotaj saldırılarına karşı koruma sorumluluğunu üstlenmiştir. Mühendislik Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nin (ERDC) Soğuk Bölgeler Araştırma ve Mühendislik Laboratuvarı'ndan (CRREL) bir ekip, kış mevsiminde sert hava koşullarının oluşabildiği yüksek irtifada bulunan Kürecik radar sahasında görevli askeri personele teknik çözümler sağlamıştır. Erken uyarı radarı ABD Ordusu'na aittir ve ABD Avrupa Ordusu tarafından işletilmektedir.

Kisecik Üssü

Nato kapsamında Türkiye’de bulunan bir üstür. Suriye sınırına çok yakın olan bu üsse ek olarak Hatay-Yayladağı’nda sınırın sıfır noktasındaki Kel Dağı’nda da bir radar üssü bulunuyor. Kel Dağı ve Kisecik’teki üslerde konuşlu radar sistemleri en az 400 kilometrelik bir yarıçaptaki her hava hareketini takip edebiliyor. Yani ABD, neredeyse Suriye’nin tamamını NATO şemsiyesi altında kurduğu üslerden gözlüyor. Kisecik ve Kel Dağı’ndan başka Malatya’daki Kürecik radarı ise hepsinden daha gelişmiş özellikte. 1000 kilometrelik yarıçapta gökyüzünü tarayan radarın kapsama alanına Suriye, Irak ve İran, hatta Kıbrıs da giriyor. Türkiye’nin hava ağı ve toplanan istihbarat bilgileri NATO’nun güneydoğu sınırlarını kapsadığı için açık durumda. Türkiye istediğinde ve özellikle milli bir harekât icra edildiğinde bazı bilgileri gizleyebiliyor.

Üsse yaya olarak gitmek mümkün değildir çünkü karlarla kaplı Amanos Dağı’nın tepesindedir. Akdeniz havzasın geniş bir bölümünü izleyebilmesi imkanı sağlayan bu üs hükümetle koordineli olarak çalışmaktadır.

Sağır Oda

Türkiye’nin en gizli bilgilerinin konuşulduğu sağır oda dinlemeye karşı özel olarak yapılan bir oda, daha doğrusu istihbarat terimidir.

Sağır oda olması istenen mekan seçildikten sonra özel bir kimyasal madde ile kaplanıyor. Sonrasında pencereler de özel çerçevelerle kaplanıyor. Yani bir nevi dünyadan bağlantısı kesiliyor.

İçerideki kimyasallar cep telefonlarının çalışmasını engelliyor. Kayıt cihazları da özel sistem sebebiyle körleşiyor.

Sağır oda sadece bunlarla yapımı biten bir yer değil. Ayrıca özel perdeler kullanılıyor. Bu perdeler sayesinde ses titreşimlerinin camlara yansıması engelleniyor.

Sağır odada alınan güvenlik önlemleri jammerlarla dinlenmelerin engellemesinden ayrı çünkü jammerlar sadece cep telefonu konuşmalarını engelliyor ama diğer gelişmiş dinleme aletlerine karşı etkisiz.

Tarsus’taki esrarengiz kazı

Türkiye'nin gündemini uzun süredir meşgul eden kazı özel harekat polisleri gözetiminde gerçekleştirildi. Kazı süresince çalışmaların devam ettiği gecekondunun bulunduğu sokak giriş ve çıkışa kapatıldı. Mahalle sakinlerinin giriş çıkışına sınırlı olarak izin verildi. Modern cihazların kullanıldığı kazıda, 24 saat esasına göre 20 kişi gece gündüz çalıştı. Kazıyla ilgili özel ekip ve kazıda görev alanların iaşe ve barınmaları da aynı yerde giderilerek dışarıyla bağlantılarının kesildi. Kazı bölgesinde güvenlik önemlerinin üst düzeye çıkartıldı.Tarsus Kaymakamlığı ve Mersin İl Kültür Müdürlüğü’nce, BİMER üzerinden yapılan 2 açıklamada, daha önce kaçak kazı yapılan bu alanda mimari olarak herhangi bir kültür varlığı bulunmadığı belirtildi.

Gizemli kazının hikâyesi 2012’de işlenen bir polis cinayetine kadar uzanıyor. Tarihi M.Ö. 2000’lere kadar dayanan Tarsus’ta yapılan kazıyla ilgili olarak Aziz Paul’un İncil’inden, İmparator Dakyanus’un yeraltı şehrine kadar birçok söylenti dolaşıyor.Mersin'in Tarsus ilçesinde trafik şubede görev yapan, aynı zamanda bölgedeki define kaçakçılığı şebekeleri konusunda emniyete bilgi veren bir polis memuru Mithat Erdal, 2012’de esrarengiz bir cinayete kurban gitti.

Sosyal medyada kazıda ne bulunduğuyla ilgili birçok iddia gündeme geldi. O iddialardan bazıları şöyle:CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, olaydaki esrarın Hıristiyanlığın önemli isimlerinden Tarsuslu Aziz Paul’ün kayıp İncil’i ile ilgili olduğunu iddia etti. Öldürülen polis Mithat Erdal, karısı Sibel Erdal’a kazı bölgesinde definecilerin kral mezarı bulduğunu söylemişti. Mithat Erdal, “Önemli bir kral mezarını kazıyorlar. İlçe Emniyet Müdürü görevlendirdi. Kaçakçılık Şube adına sızdım. Olup biteni rapor ediyorum. Lahdin içinde altından 32 şamdan, kadeh, sikke gibi çok değerli hazine var. Dün akşam lahit kapağı açılmadan Kaçakçılık Şube benim ihbarımla baskın yaptı” demişti. Tonlarca altınS osyal medyada en çok gündeme gelen iddialardan biri de, kazı alanında tonlarca altın bulunduğuydu. Mahalle sakinlerinden birinin “Yaptılar, ettiler, gittiler böyle. Bütün olduğu gibi böyle hep çatlak. Evlerin altı boş. İki yaşlı nereye gideceğiz, kiralar pahalı. Gizli yaptılar, gizli ettiler, götürdüler gittiler, ne oldu biz anlamadık. Bize, ‘Bir tehlike olursa size ev vereceğiz, ev olmazsa ev parası vereceğiz’ dediler. Kafile kafile geldiler, 20 kişi bir geldi, 20 kişi bir geldi” sözleri, bu söylentileri daha da güçlendirdi.

Başkomutanlık Sığınağı

Başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı olmak üzere savaşı yönetecek tüm devlet kadrosunu barındıracak sığınak, ulusal seferberlik anında teknolojik altyapısıyla savaş yönetim merkezine dönüşüyor.

 

baskomutanlik-siginagi.jpg

Sığınak, Ankara’da yerin altında inşa edildi. Sığınak, yerin üstündeki tepe görüntüsüyle dikkat çekiyor. Üzeri çimlendirilen ve ağaç dikilen koruma tepesinin metrelerce altında ise kimyasal ve biyolojik savaş maddelerine, nükleer silahların basınç ve ısı tesirlerine karşı korunma sağlayan serpinti sığınağı bulunuyor. Sığınağın koruma duvarı, 60 santimetre beton, 75 santimetre tuğla ve 90 santimetre sıkıştırılmış topraktan yapıldı.

Nükleer, kimyasal ve biyolojik saldırı söz konusu olduğunda özel yalıtımlı kapılar kapatılarak dış dünyayla ilişki tamamen kesiliyor. Havalandırmada radyoaktif tozlar ile kimyasal gazların içeriye girişini önlemek için özel filtre sistemi kullanılıyor. Havalandırma ve su sistemi çalışmasa bile içerideki hava ve su dışarıyla hiçbir bağlantısı olmadan 300 kişiye 3 gün boyunca yetiyor. Sığınağın haberleşme alt yapısı dünyanın her yeriyle kesintisiz iletişim sağlayabiliyor.

Başkomutan Cumhurbaşkanı olsa bile sığınağın ne zaman kullanılacağına icra birimi olarak Başbakan karar veriyor. Savaş durumunda Başbakan, Başbakanlık Harekat Merkezi’ni harekete geçiriyor. Önceden hazırlanan planlar çerçevesinde devlet yönetimi sığınakta toplanıyor.

Sığınağın içi gıda maddeleri dışında her ihtimale karşı hazır hale getiriliyor. Sığınakta, elektronik alt yapının, havalandırma, su, arıtma, ısıtma sistemlerinin her an hazır olmasını sağlamakla yükümlü 15 personel çalışıyor.

Bahçesinde iki helikopter pisti bulunan sığınağın güvenliğine de çok önem veriliyor. Çevresi jiletli tel örgülerle çevrili sığınak, 24 saat boyunca kameralarla kontrol altında tutuluyor.

 

 

Siyasetcafe.com

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler