1. YAZARLAR

  2. Özgür UYANIK

  3. Devlet trajedisi: Çöküş ve yeniden kuruluş
Özgür UYANIK

Özgür UYANIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet trajedisi: Çöküş ve yeniden kuruluş

A+A-

Ergenekon destanından İlyada’ya tüm mitolojiler ve kutsal kitaplarda bahsedilen felaketler devletlerin çöküşüyle ilgilidir.

Devletin çöküşü dediğimiz olay salt iktidarla ilgili değildir. Açlık, hastalık, savaşla tükenmiş ve yok oluşun eşiğine gelmiş bir toplumu anlatır. 

Bu çöküş ilk önce toplumun sınıfsal yapısında doğan bir istikrarsızlıkla belirir. Yönetici sınıf içinde bir takım çelişmeler ortaya çıkar. Egemenler arasındaki uyumsuzluk ya da çatışma üretimin verimsizleşmesine yahut da durmasına yol açar.  Her türden toplumsal kriz eninde sonunda üretim krizine dönüşür. Üretici güçler rollerini yerine getiremez hale gelir. 

Konunun iktidarla ilgisi bu çöküşü öngörememesi ve engelleyememesidir. Çünkü iktidarlar doğaları gereği kendi statükolarından vazgeçemezler. 

Tarihin bu dönemecinde üç yol belirir: İlki topyekun çöküş. Diğeri ise devrim. 

Çoğunlukla bu ikisi aynı anda belirir. 

Üçüncüsü ise ne çöküş ne de devrim; felakettir.

Felaket bir toplumun çöküş ya da devrimini gerçekleştirememesidir. Bu sonu belirsiz bir tükeniş anlamına gelir. 

Çünkü çöküş dayanışma ve sükuneti, planlama ve paylaşımı dayatır. Bu da kaçınılmaz olarak ilerlemeyi sağlar.

Daha iyisi devrimdir: iktisadi ilişkilere alternatif üretip bunu hayata geçirecek iradeyi oluşturan topluma verimlilik ve dinamizm gelir. 

Çağımızda birçok ülkenin temel problemi tükenişin durdurulamamasıdır. Ve bu ülkelerin çoğu da Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanlar’da yer almaktadır. Buradaki köhne devletler ve toplumlar öngörüden yoksun iktidarların iç çatışmalarında tükenmektedir. Benzer bir durum Latin Amerika ülkelerinde de var. Ama onlar bizim coğrafyamızdakiler gibi din ve etnisiteye sığınıp toplumsal krizi daha da derinleştirmiyorlar. Orta Doğu’daki iktisadi ve kültürel çıkışsızlığın temelinde emperyalist müdahaleler kadar din ve etnik ayrımcılık da yatıyor. 

Bu noktada siyasi çıkar ağlarıyla örülmüş toplumu devletin çöküşünden ayırt etmek mümkün değildir. Ancak toplumsal çöküş ekonomik olanakların tükenişiyle hissedilir, devletin çöküşü ise sembollerle.

Bir deprem felaketi, bir çevre faciası, doğal kaynakların tükenişi, salgınlar, savaşlar, büyük adamların ölümü destanlarda devletlerin sonunu sembolize eder. 

Modern çağda buna yüksek teknolojilerin yarattığı sorunlar eklenmiştir. Örneğin Çernobil faciası Sovyetlerin çöküşünü beş yıl önceden insanların zihninde kesinleştirmişti. 

Tüm bu hikayelerde çöküşten önce bir sertleşme hali göze çarpar. İktidarlar toplumu katı değerlerle donatarak kendini ayakta tutmaya çalışır. Bununla beraber “devlet maddesi” çözüleceğini hissettikçe sertleşme eğilimi gösterir. 

Bu noktada her destanda olan devletin insanileşme özelliği öne çıkar. Yani devlet kişileşir. Devlet insan gibi sinirlenir, alınganlaşır ve öfke nöbetleri geçirir. 

Devletin birlikte olmaktan mutlu olduğu ve nefret ettiği insanlar karşı karşıya gelir. 

Devletin bu insanileşmesi cinselliği de kapsar.  

Esasında tarihte devletin ve sınıflı toplumun ortaya çıkması, eski toplumlardan gelen anaerkilliğin bastırılmasına dayandığından, kaçınılmaz olarak devletin cinsel kimliği erkektir. 

Büyük Fransız Devrimi’ndeki “Marianne” gibi; rejimlerin yıkılıp yerine yeni toplumsal düzenin kurulduğu devrimler kadınla sembolize edilir. 

“Devrimci” ise “kötü baba”dan annesini kurtaran genç savaşçı erkektir. 

Ergenekon Destanı’nda Demirci Börteçin’in dişi kurt Asena’yı takip ederek kavmini kurtarması, kadınla sembolize edilen “devrim” ve genç savaşçı erkekle vücuda gelen “devrimci”ye örnektir. 

Devletin çöküşü, toplumun yozlaşması ve çürümesiyle tuhaf hastalıklar, doğal felaketler ve cinsel sapkınlıklarla beraber gelir. 

Çöküş ve yeniden inşa ise yorganın yakılmasıyla başlar. Yatacak döşek kalmaz ama bu sayede hastalıktan arınılır. 

Sonra…

Sonra bir Börteçin ve Asena mutlaka ortaya çıkar.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.