1. YAZARLAR

  2. Celal Eren ÇELİK

  3. DEVLETİN EVLATLARI
Celal Eren ÇELİK

Celal Eren ÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

DEVLETİN EVLATLARI

A+A-

Tarih:1808…

Tahta yeni çıkan 2.Mahmut o zamana kadar görülmemiş bir şey yaptı. Osmanlı tarihinde ilk defa bir padişah mutlak yetkilerini 2.Mahmud’un imzaladığı “Sened-iİttifak” sonrasında  Ayanlar ile paylaştı. Bu aslında “Meşrutiyete” giden yolun döşenen ilk kaldırım taşıydı.

Tarih:1822…

Osmanlı Devleti,ekonomik olarak sıkıntı içerisindeydi,devlet girdiği savaşlardan mağlup çıkmaktaydı,devletin kurumlarında çürüme ve yozlaşma giderek artmıştı.

Ancak asıl kritik gelişme 1822 yılında yaşanmıştır…

Küçük Kaynarca Anlaşması sonrası Osmanlı Devleti 1822 tarihinde halen 3 kıtada toprağı olmasına ve tüm kötü gidişata rağmen Dünya’nın en büyük 5. Devleti konumunda olmasına rağmen “BEKA SORUNUNU” masaya yatırmıştır… 

İşte tam da bu esnada “devlet” Reis-ül Küttab Arif Efendi’ye “devletin geleceği ve nasıl yapılandırılabileceği” konulu bir tezkire hazırlattı.

Reis-ül Küttab Arif Efendi tezkiresini sundu. Tezkirenin ana hatları büyük bir değişime işaret ediyordu.

Reis-ül Küttab Arif Efendi “Ya tüm topraklarımızdan savaşarak çekiliriz ama bu eninde sonunda yok olmamız manasına gelir. Ya bir büyük devletin mandası altına gireriz –ki burada Allah göstermesin ibaresini koyuyor- ya da Anadolu merkezli yeni bir devlet kurarız” diyordu.

Reis-ül Küttab Arif Efendi’yi daha sonra öyle yüksek makamlarda görmedi kimse, nasıl öldüğü dahi tam olarak bilinmiyor.

O görevini yaptı ve “Sahneden Çekildi”

Tarih:1908…

2.Mahmut’un Sened-i İttifak’ı imzalayarak yetkilerini Ayanlar ile paylaşmasından tam 100 sene sonra,Balkanlar’da İttihat ve Terakki adı altında örgütlenen bir yapı önce ordu içerisinde ciddi bir örgütlenme kuruyor,sonrasında ise 2.Abdülhamit’in baskı rejimine karşı Resneli Niyazi ve Enver Bey dağa çıkıyorlar ve isyan ateşini yakıyorlar neticede önce “vatan haini” ilan edilseler de sonra “Hürriyet Kahramanı” olarak Meşrutiyet’in ilanını sağlayan aktörler haline geliyorlar.

Sened-iİttifak’tan 100 sene önce padişah yetkilerini artık gerçekten bir Meclis ile paylaşmak durumunda kalıyor.

2.Meşrutiyet ilan ediliyor edilmesine ama devlet büyük acılar çekiyor, insanlar umutsuzluk içinde kısa süre sonra ise Osmanlı Balkanları ve Trablus’u da kaybederek buralardan da “Çekiliyor”

Tarih:1 Kasım 1922

Reis-ül Küttab Arif Efendi’nin yazdığı tezkirenin üzerinden tam 100 yıl geçmiş… Osmanlı Devleti bu 100 yıl içerisinde ekonomik,askeri sosyal olarak çökmüş,son olarak girdiği 1.Dünya Savaşı’nı da kaybederek tarihin tozlu raflarındaki yerini almıştır.

Ancak Osmanlı çökse de Mustaf Kemal Atatürk gibi bir “özel ve seçilmiş” deha önderliğinde başlayan Milli Mücadele ateşi Anadolu’da yakılmıştır ve yeni bir Türk Devleti’nin doğum sancısı yaşanmaktadır.

Ve Reis-ül Küttab Arif Efendi’nin 1822 yılında yazdığı tezkireden tam 100 yıl sonra Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1922 tarihli kararı ile “Saltanatı Kadırdığını” açıklayarak Osmanoğlu Hanedanı’nı da ortadan kaldırmış olur…

1808’de başlayan süreç 1922’de saltanatın kaldırılması ile tamamlanmıştır. Padişahın yetkilerinin paylaştırılması ile önce mutlak monarşi sistemi kademeli olarak zayıflatılmış, sonrasında meşrutiyet ile birlikte bu kurumsallaştırılmış ve nihai olarak 1922’de saltanatın kaldırılması ile monarşik yapılanma tasfiye edilmiştir.

Tüm bu süreç 1923 yılında yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşu ile taçlandırılmış,1808’de Reis-ül Küttap Arif Efendi’nin yazdığı tezkireden 100 yıl sonra saltanat kalkmış,101 yıl sonra yeni devlet kurulmuştur.

Aradan geçen 101 yılda Osmanlı devleti görülmemiş ekonomik zorluklar çekmiş, girdiği hemen hemen tüm savaşları kaybetmiş,yüz binlerce vatan evlatlarını Balkanlar’da,Galiçya’da,Arap Çöllerinde,Trablus’ta şehit vermiş,bir o kadarı gazi olmuştur…

Herkes umudu kesmiştir,herkes karamsardır, her kes “Nerede bu devlet” demiştir…Kurtuluş Savaşı’na Atatürk’ün birlikte başladığı yakın arkadaşlarından pek çoğu dahi manda yönetimini savunmuştur ama netice değişmemiştir.

****

Tarih:10 Şubat 1999

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nde son derece gizli bir toplantı yapıldı.Toplantının katılımcıları sınırlıydı. 

Devlet içerisinde bir yapılanma vardı ve bu yapılanma,Emniyet Teşkilatını adeta bir “örümcek ağı” gibi sarmıştı.

Dönemin Ankara İl Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve ekibi,bu yapılanmayı en ince ayrıntılarına kadar inceleyerek rapor haline getirdiler.Bu yapılanmanın devletin tüm önemli kademelerine nasıl sızdığını,çalışma yöntemlerini,lider kadrosunu ve hiyerarşik yapılanmasını raporlarına koydular.

Rapor 21 Nisan 1999 gününde “Fethullah Gülen ve Işık Tarikatı” adı ile Ankara DGM Başsavcılığı’na gönderildi…

Sonrasında ne  mi oldu?

Cevdet Saral başta olmak üzere raporu hazırlayan tüm ekibin adeta hayatı kaydı,hayatları bir kabusa döndü.Haklarında hemen raporu tamamladıktan sonra “Telekulak çetesi” olarak adlandırılan bir yapılanma ile yasadışı dinleme yaptıkları iddiası ortaya atıldı.

Görevlerinden alınarak,mahkemelerde süründüler,hayatlarında bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Cevdet Saral bir süre sonra emekli oldu. “Köşesine çekildi”

***

Tarih:25 Kasım 2017

Türk Dışişleri’nin en yetkin isimlerinden bir tanesiydi Başak Türkoğlu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde lisans, Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi almıştı.

Dışişleri Bakanlığı içerisinde özellikle Avrupa Birliği konusundaki uzmanlığı ile ön plana çıkmış tam bir Cumhuriyet kadınıydı.

Kısa süre içerisinde yükselmeye başlamıştı Dışişleri Bakanlığı içerisinde 2005-2009 yıllarında Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği’nde müsteşar, 2009-2012 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi Daire Başkanı, 2012-2014 yılları arasında ise Avrupa Birliği Katılım Süreci Genel Müdür Yardımcısı oldu ve en nihayetinde 2014 yılı geldiğinde Malezya’ya Kuala Lumpur’a Büyükelçi olarak atandı.

3 sene çok başarılı biçimde Türkiye’yi Malezya gibi dini eğilimleri kuvvetli bir ülkede bir Cumhuriyet kadını olarak son derece başarı ile temsil etti.

Herkes terfi etmesini bekliyordu oysa işte 25 Kasım 2017’de yayınlanan Resmi Gazetedeki kararname ile önce Malta’ya büyükelçi yapıldı.Yerine ise meşhur ve üstün başarılar ile dolu bir geçmişi olan (!) Merve Kavakçı atandı…

Ama hemen arkasından bu da yetmedi Başak Türkoğlu’nun başarılı hizmetlerinin ödüllendirilmesi için.

Ve Başak Türkoğlu “Merkeze Çekildi”

***

Tarih: 29 Temmuz 2011

Yüksek Askeri Şüra Toplantısı’na saatler kalmışken Cumhuriyet tarihinde ilk kez yaşanan bir olay meydana geliyor ve Genel Kurmay Başkanı Işık Koşaner, yanındaki kuvvet komutanları ile birlikte istifa ediyordu.

Koşaner kurulan kumpası görmüştü ve eğer istifa etmeseydi Yüksek Askeri Şura’da pek çok vatansever,Kemalist subayın ordudan ihracı için alınan kararı kendisine imza attıracaklardı.

Koşaner,bu kumpasın ortağı olmamak için Türkiye Cumhuriyeti’nin o dönemki “En kudretli koltuğunu” elinin tersi ile itti ve istifa etti.

Yerine AKP’nin sözünün dışına çıkmayan Necdet Özel geldi. Sonrasında yaşananlar ve TSK yapısının nasıl değiştiği ise her kesin malumu.

Koşaner ise “Köşesine Çekildi”

***

Emniyette,Dışişleri’nde ve TSK’de bu örnekleri çoğaltmaya kalkarsanız günler yetmez ama çarpıcı örnekler olduğu için verdik.

Yine herkesin karalar bağladığı,yine herkesin umutsuzluğa kapıldığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz.17 senelik AKP iktidarı boyunca ekonomik,sosyal ama daha önemlisi kurumsal yapıların geleneklerinde büyük bir çöküş yaşandı..

Ve tıpkı 1800’lerdeki Osmanlı’da olduğu gibi “Nerde bu devlet?” diye isyan eden büyük bir kitle var…

Devlet için değil 17 yıl 170 yıl dahi kısa bir zaman dilimidir ve devlet sizin günlük acılarınız ile isyanlarınız ile ilgilenmez…Devlet planlamaları sizin isyan ettiğiniz günlük yaşanan olumsuzlukların ve gelişmelerin çok ötesindedir. Ve “Makro Stratejik Master Planı” yapar.

Ve merak etmeyin, içinizi ferah tutun…

Umutsuzluğa kapılmayın, günlerinize karabasanlar çökmesin sakın… 

Çünkü her şeyden daha da önemlisi devlet yaşlanmaz, devlet her zaman 18 yaşındadır ve “Yapılanlar unutulur nasıl olsa” diye düşünenler çok yanılır.Devletin hafızası her daim 18 yaşındaki bir zihnin diriliğindeki berraklığında ve taptazedir.

Zira; 100 yıl önceden Cumhuriyet’in planlamasını yapan,yeni devletin kaldırım taşlarını döşemeye başlayan,politikalarını devlet yıkılmasın diye değil,yeni devletin kuruluşu için zaman kazandırılması üzerine odaklanarak kurgulayan DEVLETİN EVLATLARI hiçbir şeyi unutmazlar…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar