1. YAZARLAR

  2. Celal Eren ÇELİK

  3. Erdoğan'ın yankı odası
Celal Eren ÇELİK

Celal Eren ÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan'ın yankı odası

A+A-

Son günlerde en çok konuşulan konulardan birisi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşitli kereler Avrupa ülkelerinde Korona aşısının ücretli bir biçimde yapıldığını, Türkiye’de ise böyle bir şey olmadığını söylemesi…

Erdoğan bunu ilk söylediği zaman ciddi tepki gelmesine, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan vatandaşların konuyu sosyal medyada gündeme getirip böyle bir şey olmadığını, Erdoğan’ın bahsettiği ülkelerde -İngiltere,Almanya- böyle bir ücret alınmadığını belirtmesine rağmen Erdoğan partisinin çeşitli toplantılarında ısrarla “Avrupa aşıyı ücretle yapıyor, biz ücretisiz yapıyoruz” söylemine devam ediyor.

Kamuoyunun bir kısmında ve bazı siyasi çevrelerde Erdoğan’ın ısrarla bu söylemi devam ettirmesi “Çok güvendiği” danışmanlarının kendisini yanlış bilgilendirmesi olarak görülüyor.

Son olarak CHP Almanya Bavyera Birliği bir açıklama yayınlayarak “Burada Alman kamuoyuna rezil olduk bizi daha fazla rencide etmeyin” dedi ve ekledi “Keşke bir telefon açıp bize sorsaydınız”

Bu durum kamuoyunun “Erdoğan’ı yanlış yönlendiriyorlar” şeklindeki algısına CHP Almanya temsilciliğinin de kapılmış olduğunu bize gösteriyor. 

Öyle ya Erdoğan’ın yanlış bilgilendirildiğini, kendilerine ulaşılsa doğru bilgiyi vereceklerini söylüyorlar.

Oysa Erdoğan’ı kimsenin yanlış bilgilendirdiği falan yok, Erdoğan da gayet iyi biliyor ki Avrupa’da aşı ücretsiz biçimde yapılıyor.

Erdoğan’ın “Avrupa’da aşılar ücretli” söylemi 2002’de AKP’nin siyasi hayatımıza girmesinden bu yana tırmandırarak uyguladığı “POLARİZASYON” stratejisinin bir parçası…

AKP 2002 yılı itibariyle yürüttüğü polarizasyon stratejisi ile toplumu o kadar ayrıştırdı ve kutuplaştırdı ki işte burada devreye “YANKI ODASI EFEKTİ” girdi…

Ve AKP sosyal medyanın artan gücü ve dönüştürerek dizayn ettiği medya yapısı ile bu “YANKI ODASI EFEKTİNİ” propaganda sistematiğinin en önemli unsuru olarak ve etkili biçimde kullanmaya başladı.

Peki nedir bu “YANKI ODASI EFEKTİ” ?

“YANKI ODASI EFEKTİ” kutuplaşan toplumlarda her bir ayrışmış kutbun karşı tarafın söylediği hiçbir sözü dinlememesi, sadece kendi görüşünü paylaşan kişiler ile iletişim kurması böylece aslında bir iletişim kurmaktan çok zaten kendi görüşünden olan kişiler ile düşüncelerini paylaştığı için bu düşüncelerin aynen kendisine geri yansıdığı başka tüm görüş ve fikirlere kapalı olduğu ortamı tarif etmek için kullanılan bir kavram.

Daha da detaylandıracak olursak…

Aynı düşünce etrafında birleşen insanlara sunulan bilginin o düşünce etrafında kenetlenmiş insanlar tarafından bir süre sonra hiçbir şekilde sorgulanmadan “KESİN DOĞRU” olarak kabul edildiğini görüyoruz.

Bu “KESİN DOĞRU” kabul etme ve sorgulamama halinin sağlanabilmesi için ise “YANKI ODASI EFEKTİ”ne maruz bırakılacak kitlelere yanlış bilgi sürekli tekrar edilir, yanlış bilginin sürekli tekrarı zaten kendi düşüncesi dışında başka bir düşünceye kapalı kitle tarafından bir süre sonra “MUTLAK DOĞRU” olarak kabul edilerek “TARTIŞILMAZ” bir hal alır.

Bu yanlış bilgi kitleleri arkasına almış bir “Karizmatik” “Dominant” lider tarafından kitlelere aktarılıyorsa kitle üzerindeki etkisi çok daha fazla ve yanlış bilginin “MUTLAK DOĞRU” şeklindeki kabul edilme süresi ise çok daha kısa olur.

Öte yandan “YANKI ODASI EFEKTİ” genel olarak baskıcı iktidarlar tarafından sistematik olarak uygulanan bir propaganda tekniği olarak kullanılırken “YANKI ODASI EFEKTİ” uygulamasının dozajı arttıkça toplumsal fay hatları daha fazla yarılır,kutuplaşma en üst seviyeye çıkartılır ve bu stratejiyi uygulayan hemen her baskıcı iktidar aynı zamanda “KORKU SARMALI” teorisinin hayata geçmesini sağlar…

İşte “SUSKUNLUK SARMALI TEORİSİNİN” hayata geçişi “Kısa-Orta Vadede” “YANKI ODASI EFEKTİ” ile toplumu baskılama ve manipüle etmek noktasında istediğini alan baskıcı rejimler için bir “KIRILMA ANI” olma potansiyeli taşımaktadır.

Zira “SUSKUNLUK SARMALI TEORİSİNİ” ilk kez 1974 yılında ortaya atan  Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle -Neumann bu teorisinde 3 temel “FAKTÖR” ve sosyolojik grup olduğunu belirtmiştir.

Buna göre;

*Kendi görüşlerinin toplumda kabul görmeyeceğini bilen, bu nedenle dışlanacaklarının da farkında olan ancak kaybedecek birşeyleri olmadığı ana motivasyonu ile “Bilerek” yahut “Bilmeden” “SUSKUNLUK SARMALI” içerisinden kopmuş gruplar

*Az önce belirttiğimiz “YANKI ODASI EFEKTİ” ne maruz kalarak özellikle medya tarafından verilen yanlış bilgilerin “Genel geçer doğru” haline gelmesini kabullenen gruplar,

*Bu 2 grup arasında kalmış,dışlanma korkusu ile fikirlerini açıklayamayan gruplar.

İşte toplumlar üzerinde kısa-orta vadede etkili olan baskılı rejimler özellikle çözülme süreçlerinde baskılarını arttırmaları ve dış dünyadaki kredibilitelerini kaybederek izole olmaları sebebi ile yaşadıkları ekonomik sıkıntılar sonrasında gündelik hayatta önce algıyı yönetememeye başlarlar.

Algı yönetiminde yaşanan sorunlar ise “SUSKUNLUK SARMALI” içerisinde ana kitleyi oluşturan “2 GRUP ARASINA SIKIŞIP KALMIŞ VE DIŞLANMA KORKUSU İLE SUSAN” kitlelerin düşüncelerini özgürce söylemeleri sonucunu tetikler…

Bu ise son kertede baskıcı rejimlerin karşı koyamayacağı bir değişim  hareketine dönüşür…

İşte o nedenle Erdoğan’ın “Aşı” konuşmaları bir “YANKI ODASI EFEKTİ” yaratma çalışmasıdır ama Erdoğan ve AKP “YANKI ODASI EFEKTİ” ile aslında büyük bir hızla “SUSKUNLUK SARMALI TEORİSİNİN” son aşaması olan “Suskunların konuşması” sonucunun doğurmayı tetiklemektedir…

O nedenle Erdoğan'ın “YANKI ODASI” aslında kendi siyasal sonunu hazırlama potansiyeli taşımaktadır…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.