1. YAZARLAR

  2. Celal Eren ÇELİK

  3. Muhalefet neden susuyor?
Celal Eren ÇELİK

Celal Eren ÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

Muhalefet neden susuyor?

A+A-

Ülkede son 1 ayda organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ortaya attığı iddialar ve kirli ilişkiler ağı adeta tek gündem maddesi haline gelirken dikkat çeken bir başka durum daha ortaya çıktı.

Dünya’nın her hangi bir ülkesinde iktidarı doğrudan ilgilendiren bu denli çarpıcı iddialar kim tarafından dile getirilirse getirilsin muhalefet bu iddiaların peşinde halk adına bu iddiaları sorgulayarak iktidarı eleştirir ve konuyu gündemde tutar.

Ancak bizde enteresan bir durum ortaya çıktı ve muhalefet sanki bu açıklamalar hiç yapılmamış, böylesi vahim iddialar gündeme hiç getirilmemiş gibi davranarak adeta “Ölü taklidi” yaptı.

Hatta Peker’in iddialarının araştırılması için Meclis’te komisyon kurulması teklifini de Millet İttifakı’nın büyük ortakları CHP ve İYİ PARTİ değil ittifakın dışındaki HDP teklif etti. 

Muhalefetin “Mafya liderinin iddialarını biz dillendirmeyelim” şeklindeki bakış açısının ise hiçbir geçerliliğinin olması ise mümkün değil zira önemli olan bu iddiaları kimin dile getirdiğinden ziyade iddiaların içeriği.

Sedat Peker’in açıklamaları yetmedi son olarak Ayasofya’da bir imam çıktı ve alenen Atatürk’e hakaret etti ama başta Atatürk’ün kurucusu olduğu CHP olmak üzere yine muhalefetten ses çıkmadı.

Amiraller Montrö Bildirisi imzalayınca apar topar “Zevzeklik” diye beyanat veren Meral Akşener Atatürk’e hakaret eden imama “Zevzek” diyemedi örneğin…

CHP ise tam Allah’lık vaziyette Atatürk’e Ayasofya'da daha önce hakaret edildiği zaman yaptığı gibi yine ve yeniden sustu kaldı.

Peki memlekette bunca olay olurken muhalefet neden susuyor?

Bunun cevabı bizatihi “Beş benzemez” tarafından oluşturulan MİLLET İTTİFAKI’nın kendisinde gizli.

Şimdi bakın Sedat Peker Türkiye’yi birbirine katan videolarını yayınlamaya başladığında ilk olarak kimi hedef tahtasına oturttu?

Hatırlatalım hemen: Mehmet Ağar’ı.

Mehmet Ağar’ın Türkiye’nin en karanlık dönemi olarak anılabilecek 1990’larda İçişleri Bakanlığı yaparken halef-selef olduğu isim kimdi  peki? 
İYİ PARTİ lideri Meral Akşener.

Hatta Meral Akşener, Mehmet Ağar’dan İçişleri Bakanlığı’nı teslim aldığı devir teslim töreninde “İçişleri Bakanlığı’nda Mehmet Ağar’ın yükselttiği çıta daha da yukarılara taşınacaktır” diyerek Mehmet Ağar’a övgüler düzüyordu…

Akşener’in Ağar’ı öve öve bitirememesi normaldi zira yıllarca DYP’de yan yana birlikte siyaset yapmışlardı.

Meral Akşener’in İçişleri Bakanlığı koltuğunu Ağar’dan devralmasından sonra devletin içerisinde yapılanmış o “Karanlık” yapılanmalar faaliyetlerini durdurdu mu, kurulan karanlık ilişkiler birden bire ortaya çıkartılıp devlet kendi içerisinde bir “Temizlik” mi yaptı? Hayır…

Belki Susurluk skandalının patlaması ile biraz “Aksadı” ama “Kirli sistem” işlemeye devam etti. Yani bugün bir lağım gibi patlayan bu mafya-devlet ilişkilerinin en yoğun yaşanıp adeta kurumsallaştığı günlerde Akşener “Oradaydı” ve etkili ve yetkili bir koltukta oturuyordu.

Şimdi ortada böyle bir tablo varken Akşener’in Peker’in iddialarını gündeme getirip iktidarı eleştirme şansı var mı?

Yahut Millet İttifakı’ndaki ortağı CHP Peker’in bu iddialarını gündeme taşısa adama “Arkadaş önce dön ortağının liderine bir bak, tüm bunlar olup biterken kendisi ne yapıyormuş?” demezler mi?

“Bu millet için kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir” diyen Tansu Çiller’in “Prensesi” İçişleri Bakanı Akşener değil miydi?

Hadi konuşun bakalım konuşabiliyorsanız…

Peker ne diyor mesela? “Suriye’de El Nusra’ya silah gönderildi. Bunu SADAT organize etti. Suriye’de milyarlarca dolarlık kaçak ticaret rantı dönüyor” diyor…

Muhalefette “Tık” yok tabiri yerindeyse…

Ama nasıl olsun ki?

Suriye’ye girme konusunun “Mimarı”, “Emevi Camii’nde namaz kılma hayalleri kuran” kim? Ahmet Davutoğlu.

Peker’in iddia ettiği silahlar Suriye’ye giderken Davutoğlu ne yapıyordu bu memlekette?

Başbakanlık...

Şimdi Millet İttifakı’nın büyük ortağı CHP’nin “Dostu” Davutoğlu çıkıp nasıl konuşsun? Davutoğlu konuşamadı diyelim CHP çıkıp nasıl konuşsun zira adama demezler mi “Arkadaş iyi güzel konuşuyorsun da senin “Dostun” Davutoğlu Başbakanken oldu bunlar” diye…

Derler de, sorarlar da…

Ayasofya’nın imamı alenen Atatürk’e hakaret ederken diğer muhalefet partilerini geçtim de Atatürk’ün partisi olan CHP neden susuyor, neden tek bir kelam etmiyor?

Etmiyor değil edemiyor…

Zira partinin aymaz ve gaflet içerisindeki yönetim kadroları “Aman şimdi tepki verirsek muhafazakar seçmeni küstürürüz” diye düşünüp mavi boncuk dağıtma peşindeler.

İşte bu nedenle diyoruz ki her zaman “Eski yüzler ve eski sözler ile değişim olmaz”

Türkiye yapısal olarak büyük bir değişim yaşamak zorundadır. Bu değişimi ise “Sistemin” bu hale gelmesinde öyle yahut böyle, küçük yahut büyük payı olanlar ile sağlamak mümkün değildir.

İşte köhnemiş, kokuşmuş ve sadece halkın ezildiği sistemin içerisinde bu sistemin “Parçası” olarak bulunmuş kadrolardan umut olmaz. Gelirler en kritik noktada tam da bugün somut biçimde gördüğümüz üzere

“Geçmişlerinin getirdiği bagajları” nedeni ile seslerini dahi çıkartamaz hale gelirler.

Bunlarla işbirliği yapıp, bunlara “Dostum” diyenler de kurdukları “Yapay ve doku uyuşmazlığı olan” ittifakları bozulmasın, kendi menfaatleri zarar görmesin diye bu ittifakın içerisinde olan yol arkadaşlarına ses çıkartamaz zira az önce yazdığımız gibi yaşananlardan ittifaktaki “Dostlar” da sorumludur…

İşte muhalefet tam da bu nedenlerle “Suskun”

Bu ülkenin çok büyük bir iktdar problemi var evet… Ama bu ülkenin en az iktidar problemi kadar önemli bir de muhalefet problemi var ki o problemi çözmeden AKP denilen bu ülkenin başına bela olmuş bu iktidarı sandıkta devirmek gerçekten çok zor…

Zaten 20 senede doğru düzgün bir muhalefet olsaydı şu şartlarda hala bu iktidarın yerini koruması ve hatta bugün dahi en yakın rakibine anketlerde 8-10 puan fark atıyor olması mümkün olur muydu?

Muhalefet susuyor evet çünkü muhalefet “İlkeler üzerinden değil,çıkarlar üzerinden kurulmuş bir ittifak kurmuş durumda”

Ve unutmayınız ki değerli okurlar “Her çıkar ittifakı,her müttefiklik kendi Brütüs’ünü içerisinde barındırır”

Çıkarlar çatıştığı an o Brütüs de ortaya çıka ve ortada ne “İttifak” kalır ne “Müttefik''

Muhalefet susuyor zira herkesin eli çamurlu ve herkes bilinmeyen “Potansiyel” “Brütüs’e karşı tetikte”

Ve maalesef böylesi bir ittifak bu ülkede AKP gibi ceberrut, beceriksiz, liyakatsiz bir iktidardan bunalan, bıkan bizler gibi milyonlara “Kurtarıcı” diye sunuluyor…

Yazık, çok yazık…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.