1. YAZARLAR

  2. Selçuk DÜZGÜN

  3. Fırat`ın hesabı ağırdır Süleyman?
Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

Yazarın Tüm Yazıları >

Fırat`ın hesabı ağırdır Süleyman?

A+A-

Fırat`ın hesabı ağırdır Süleyman?


Özelikle KKTC`de 1994-99 arası okuyan dostlarımın bu yazıyı okumasını isterim…

 

Onlarla ilk üniversite yıllarımda tanışmıştım…

 

Yani cemaatleri.

 

Ben hızlı bir Türk Milliyetçisi olduğum için, çok yanaşmazlardı bana.

 

Türk Milliyetçiliğin siyasi alandaki temsilcisi MHP olunca ve MHP`nin siyasi çizgisi Türk-İslam üzerine olunca benimle gizli gizli ilgilenirlerdi ama asla yakın olmazlardı.

 

Ben ise saf ve herkesi kucaklayan bir anlayış ile pkk`lılar dışında hiçbir camiaya kötü gözle bakmazdım…

 

Pkk`lılar dışında herkesi kazanama politikası ile hareket ederdim.

 

Bir gün üniversitemizde seçim olacağı açıklandı.

 

Seçim çalışmalarına bizler “Yeni Çizgi” adı altında başladık.

 

Karşımıza pkk`lıların başını çektiği “Çağdaşlar” diye bir grup çıktı.

 

Bir de bunlar dışında guruplar vardı, onlarda cemaatlerdi…

 

Cemaatlerin başını da NUR cemaati çekiyordu…

 

NUR cemaatinin içersinde en etkin gurupta malum Fetullah Gülen taraftarlarıydı…

 

Seçim sonucunu da maalesef bu guruplar etkileyecekti.

 

Bu gurupların birlikte oluşturduğu guruba ise; ESKAD diyorlardı..

 

Yani “ Evrensel Sevgi Ve Kardeşlik Derneği “ maalesef onların evrenselliği asla bizi kucaklamıyordu.

 

Bunu en bariz şekilde seçim sırasında gördük.

 

Seçimde ESKAD bizi değil karşı tarafı destekleyeceğini açıkladı, beyan etti.

 

Bu duruma çok kızmıştım.

 

Karşı tarafta `abi` dedikleri ev başkanlarından aynı sınıfta olmam dolayısı ile tanıştıklarım vardı.

 

Dayanamadım onlarla usulünce bir konuşma yaptım…

 

Konuşmanın özeti şuydu; “seçimi kaybedersek, size dini cemaat demem, pkk ile aynı görürüm”

 

Nitekim bu çalışmam mayasını tuttu,  onlar kendi aralarında bölündüler ve seçimde başa baş çıktı..

 

Bunun üzerine rektörlük her iki taraftan da ÖYK Başkanı atamadı, kendi istediğini ortaya sürdü…

 

Sonuçta bir yıl sonra o okulda büyük bir kavga çıktı ve o okulda ogün bu gündür seçim olmamaktadır…


O okul KKTC`de Yakın Doğu Üniversitesidir

 

Ve bu üniversite bugün pkk`nın ve bu cemaatlerin kontrolündedir..

 

Eğer bir operasyon yapılacaksa bu üniversite ciddi ciddi merceğe alınmalıdır.

 

Kaldı ki KKTC Meclisi “FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜDÜR” diye karar almışken, bu üniversitenin dünü, bugünü, hissedarları, iş birliktelikleri açık açık incelenmelidir…

 

Bu olaylardan sonra bazı cemaat mensupları Ülkü Ocağına el attı..

 

Ve o dönem ben ve benim gibi arkadaşların bazıları “ATSIZCILAR, SERDENGEÇTİLER” diyerek camiadan dışlandılar…

 

Aynı yıllarda yani 1995 `de Türk Ocakları Vakfı Gülen`e "Nihal Atsız Türk Dünyası Hizmet Ödülü"  vermişti...

 

Nurculuk Sayıklaması” diye yazı yazan birin üzerinden Gülen`e ödül vermenin anlamı yendi acaba?

 

Ama uzun sürmedi, bir süre sonra onlar bu camiada tutunamayacaklarını anladılar.

 

Zira seversiniz sevmesiniz hakkını mutlak vermek lazım o dönem Ocakların başına Azmi Karamahmutoğlu gelmişti ki, kendisi iyi bir Türkçüydü ve  bu konularda çok katıydı.

 

Bunları niye mi anlattım?

 

Bilindiği üzere GAZİ REKTÖRÜ elleri kelepçeli tutuklanarak gözaltına alındı.


Kimdi bu rektör?

 

Abdullah Gül`ün Cumhurbaşkanı iken  sürpriz olarak atadığı, ogün bu cesaretinden dolayı herkesin alkışladığı Prof. Dr. Süleyman Büyükberber`di…

 

Büyükberber, Tıp Fakültesi Onkoloji Bölüm Başkanlığı yapıyor. Milliyetçi ve muhafazakâr kesimin adayı olarak lanse ediliyor ve eski Rektör Rıza Ayhan’a muhalif tek aday olarak tanınıyordu.

 

Beş aday arasında en son sırada oy alandı.

 

Tahammüller gereği ilk 3 aday YÖK`e sunulmalıydı…

 

Ama ne hikmetse Gül bu adayı beşinci sıradan Rektör yaptı.


Peki Milliyetçi, Muhafazakar olarak bilinen bu rektör ilk olarak ne yaptı?

 

Bir başka üniversitede pkk`lılarla girdiği kavga sonucu şehit düşen Fırat Çakıroğlu kardeşimiz için afiş asan, program yapan öğrenciler için polisi göreve çağırdı ve ciddi ciddi öğrencileri ezdi.

 

Oysa Gazi Üniversitesi ülkücülerin kalesi biliniyordu…

 

Oysa bu adam milliyetçi ve muhafazakâr biliniyordu…

 

Durun daha bu işlerin ardından ne pislikler çıkacak.


Demek ki, neymiş şahadetler üzerinde insanlara zulüm yapmayacaksınız.

 

Hakikat döner, dolaşır o şehidin ahı boğazınıza bir urgan gibi yapışır.

 

Adalet belki gecikir, ama mutlaka hakikatini bulur.

 

Fırat`ın hesabı ağırdır Süleyman sen de çekeceksin…

 

ÖZET:

 

Benim bireysel olarak, seçim çalışmalarımda öğrencilik yıllarımda yaşadığım o olay, aslında bugün ki DARBE olayına da çok ışık tutmaktadır.


Ben seçim öncesi taraf değiştiren arkadaşlarla daha sonra dostluğuma devam ettim.

 

Onlarda hayatlarına başka alanda devam ettiler.


Darbe öncesi ve darbe sonrası da aynen bu olaya benzer ama bir fark var.

 

Ben devlet değildim, bu sefer devlet ile karşı karşıyalar.


Devlet 15 Temmuz öncesi bütün tövbeleri kabul etmekteydi,

 

Ama 15 Temmuz sonrası hiçbir anlayışa artık göz yummayacaktır.

 

Yinede geç kalınmamış diye düşünenler varsa mutlaka bildiklerini savcılıkla paylaşmalıdırlar.


Aksi takdirde yaşın yanında kuru yanmasın mantığı da işlemeyecektir.

 

Zira yaşlar DARBE sırasında şehit olarak zaten göçtü.

 

Darbe sırasında şehit olanların Ruhları şad, mekânları cennet olsun.


Sonuç:

 

Bir kez daha anladım ki, bu işlerin en haklı tarafı milleti dışında hiçbir mihraktan beslenmeyen, biat etmeyen, umut beklemeyen Türk sevdalıları, devleti ebedi-i müddet diyen vatan evlatlarıdır.

 

Zira sonuçlar ve gerçekler ortadadır.


NOT: Birileri "Okuyanın oyu ile, okumayana bir olur mu ?" diyordu.

Gördük ki, okuyanın ihaneti ile okumayanın da bir değilmiş, şahadetleri de bir değilmiş...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum