Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

`GÖÇ` İDARESİ VE MÜLTECİ-EVSAHİBİ UYUMU!

`GÖÇ` İDARESİ VE MÜLTECİ-EVSAHİBİ UYUMU!

Suriyelilerin iç savaş dolayısıyla ülkemize yaptığı yoğun göç akımı, savaşın uzamasıyla önemli sonuçlar doğurmuştur. 

Geçen süre zarfında, Suriyeli sığınmacıların büyük kısmının artık

Türkiye’de kalıcı olmaya başlamıştır.

İsteseniz de, istemeseniz de bu süreçten sonra göç edenlerin geri dönmesi zor.

Hele hele 2011`den beri ülkemize yerleşen, burada çocuk sahibi olanları düşünürsek hemen hemen birçoğunun çocuğu ilkokul çağlarına gelmiş durumdadır.

 

Üstelik buradan evlilik yapanların sayısı da az değildir.

Dolayısı ile bu ciddi sorunun sanal alem tartışmalarına, siyasi polemiklere girmeden halledilmesi, gerek göç edenlerin, gerekse ev sahiplerinin uyum içerisinde yaşama kültürüne alıştırılması milli bir devlet görevidir.

 

 Suriyelilerin hayatlarını, Türk toplumuna entegre  olarak huzur ve barış içinde sürdürmeleri için gerekli olan düzenlemelerin sadece misafirperverlik üzerinden değerlendirilmesi yanlıştır.

 

Suriye`deki savaşın uzun süreceği ve savaş bitse bile ( muhtemelen birkaç parçaya bölünmüş Suriye yüzünden )  orasını güvenli bulmadığından dolayı göçmenlerin geriye dönmek istememeleri kesindir.

 

Tüm bunlar dikkate alındığında devletin bir an önce toplumsal uyumu önceleyen hukuki yasaları çıkarması şarttır.

 

Toplumsal uyumun toplumu birleştiren yönü, toplumsal barış için gerekli bir koşul oluşuna işaret etmektedir. 

 

Toplumsal uyumun temel ögeleri, içinde yaşanan toplumla sağlıklı ve etkili sosyal ilişki kurabilme, kendini topluma ait hissetme ve toplumsal olarak ortak aklı/ ortak değerleri hedefleme olarak açıklanabilir. 

 

Toplumsal uyum, huzurlu bir toplumsal yaşamın sürdürülebilmesi için önemli bir faktör olduğundan, toplumsal uyumun sağlanması, göçmen, mülteci, sığınmacı, yabancı gibi topluma sonradan dahil olan unsurların, o toplumla uyumu, ev sahibi toplumun yeni gelenlerle uyumu ve ortak barış, güven ve huzur ortamının sağlanması için

de elzemdir, çünkü bunun adı artık birlikte yaşamaktır.

 

 Bu süreçte iki kesime de düşen roller ve ödevler bulunmakla birlikte, ev sahibi toplumun yeni gelenlere belirli hizmet, olanak, kanuni zemin gibi imkanlar hazırlaması beklenir.

 Göçmenlere  ev sahipliğinin en önemli yanı; sığınmacıların savaşın yıkım ve travmasından kurtulup yeni ve bağımsız bir hayat kurmak yolunda anlamlı adımlar atmasında duygudaşlık kurarak yardımcı olmaktır.

Ülkemizdeki Suriyelilere verilen eğitim kadar ev sahiplerine de eğitim vermek gerekir.

En azından bazı bölgelerden gelen tehlikeli sinyaller bunun şart olduğunun göstergesidir.

Türkiye toplumunun da yabancılarla ortak yaşama konusunda eğitim alması, sanatsal faaliyet, kültürel kutlama ve toplantılar gibi aktivitelere katılmasının önemi açıktır. 

Toplumsal uyuma yönelik kültürel kaynaşmayı sağlayacak bu tür eğitim, folklorik etkinlik ve kutlamalar iki toplumun birbirini tanıyıp anlamasına zemin hazırlayacaktır.

 

Şunu net söylemeliyim ki, mülteciler ve ev sahipleri konusunda bu güne kadar en ciddi çalışmaları yapan kurumumuz GÖÇ idaresidir.

 

Hemen hemen ülkenin her yerinde düzenledikleri yerel ve uluslararası konferanslarla bu konuda önemli mesafeler kat etmişlerdir.

 

Burada asıl görevin düştüğü yer sivil toplum örgütlerimizdir.

Maalesef çok az bir sivil toplum örgütümüz bu konuya insani ve hukuki konudan yaklaşmış ve çözüm önerilerinde katkıda bulunmuşlardır.

 

Diğerlerinin birçoğu işi başka mecralara çekerek ülkenin ileride yaşayacağı toplumsal sorunlara zemin hazırlamışlardır.

 

`Milliyetçiliği` hor görerek olaya `ümmet` anlayışı ile yaklaşanlardan tutun, `ümmeti` aşağılayarak bu süreci mahalle kavgalarına kadar götürmek isteyenler var.

 

Herkese şunu iyi bilmeli!

Burası Türkiye Cumhuriyeti.

Yani, Türklerin kurduğu bir devlettir.

Ve tarih göstermiştir ki, Türk demek merhamet demektir.

Siz tarih boyunca MÜLTECİ bir Türk bulamayacağınız gibi, kedisine sığınmış dili-dini-ırkı ne olursa olsun hiçbir mülteciye hor gözle bakan bir Türk göremezsiniz.

Bakan varsa o bizden değildir.

 

Dolayısı ile sanal âlem de, sokak mitinglerinde aptalca slogan atıp, ahlaksızca yorumlar yapıp bu ülkenin geleceğine yönelik fitne tohumları ekenler ya cehaletlerinden, ya da ihanetlerinden bunları yapmaktadırlar.

 

Ve şunu açıkça belirtmeliyim ki; Ülkemizdeki sığınmacılar üzerinden müthiş bir 5. Kol faaliyeti yürütülmekte, bu faaliyetler özel de devlet idaresine-hükümete karşı görünse de, genelde milletimizin geleceğine yönelik bir çalışmadır.

 

Unutmayın!

Bugün ülkemizde mülteci olarak yaşayan insanların yarıdan fazlası 40 yıl sonra bu ülkenin vatandaşları olacaklar ve son kuşakları dedelerinin hikâyelerini sadece okuyacak ve Türkiye Cumhuriyetinin merhametini hep anacaklardır.

 

Çok uzağa gitmeyin!

Gidin etrafınızda ki 10 komşuya sorun inanın en az birinin hayat hikayesi bu ülkeye göçle özetlenmiştir.

 

Bu konuda gerek akademik, gerekse sosyal kültürel çalışmaları ile süreci yürüten GÖÇ idaresine teşekkür etmek bir vatandaş olarak bizim borcumuzdur.

 

Gerek mültecilerin- gerekse ev sahiplerin bu konuda yaşadıkları her problem de GÖÇ idaresi ile irtibata geçip, çözüm yolu aramaları milli bir görevdir.

 

Biz de o görevi bir nebze olsun bu makale ile yerine getirdik.

Bu zor süreçte 7-24 saat görev yapan GÖÇ idaresi çalışanlarına Allah sabır versin ve onları başarılı kılsın.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selçuk DÜZGÜN Arşivi