Özgür Uyanık

Özgür Uyanık

Yazarın Tüm Yazıları >

Karaoğlan

A+A-

Sanıyorum 1994 yılıydı. Madımak Katliamında ölenleri anmak için yapılan bir yürüyüşte binlerce kişi eski Ali Sami Yen Stadının önünden geçiyordu. Nasıl olduysa bir anda kitle karşı taraftaki Demokratik Sol Parti ilçe temsilciliğine dönerek “Faşist Ecevit!” diye bağırmaya başladı. Şaşkınlık verici bir durumdu. Madımak katliamıyla Ecevit’in ne gibi bir ilgisi olabilirdi? Üstelik o sırada DSP iktidar bile değildi, mecliste sadece altı milletvekiliyle temsil ediliyordu. Yürüyüşte bulunan PKK’lılar kitleyi Ecevit ve partisine karşı provokasyona getirmeyi denemişlerdi. Zira Ecevit ta 1991’de olacakları görmüş SHP listelerinden PKK ile ilişkili adayların milletvekili yapılmasına karşı çıkmıştı. Bu nedenle PKK’lılar Ecevit’i düşman olarak görüyorlardı.

Politikacılık müteahhitlik değildir. Devlet adamlığı ise bilgi, terbiye, tecrübe ve öngörüye dayanmalıdır. Bir de bir siyasetçi neye kıymet verip neyi aşağılayacağını iyi bilmelidir. Yoksa hem kendini küçük duruma düşürür hem de toplumu kargaşaya sürükler.

Ecevit, bir devlet adamı ve siyasetçi için gerekli olan tüm niteliklere sahip biriydi. Hiçbir zaman terbiyesini bozmadı. Bilge bir kişiliği vardı. Şiir yazar ve sanata değer verirdi. Lise düzeyinde diploma sahibiydi ama tercümanlık yapacak derecede iyi İngilizcesi vardı. Gazeteciliği meslek olarak benimsedi. Çok okur ve kendini yetiştirmek için çok çalışırdı. Ecevit’in parlak bir geleceği olacağı emperyalizmin de dikkatini çekmiş olmalı ki Rockefeller tarafından bursla Harvard’a kabul edildi. O sırada Henry Kissinger’in başında olduğu bu üniversite Sovyet rejiminin dünyaya yayılmasını engellemek için sosyal demokrasiyi işleyen seminerler veriyordu. Ecevit muhtemelen “Ortanın Solu” siyasetini buradaki seminerlerden çıkardı. Fakat Ecevit yıllar sonra ABD dış politikasının baş mimarı olan Kissinger’le karşı karşıya gelecekti.

Hiçbir şey gizli kalmaz. Ecevit rahmetli oldu. Wikileaks belgelerinden ABD’nin onun hakkındaki değerlendirmeleri çıktı. Kıbrıs Harekatından önce 24 Ocak 1974’te ABD Büyükelçisinin gönderdiği telgrafta Ecevit “Olağanın dışında ilginç bir kişilik. Hayalperest bir şair ile güçlü rakipler karşısında uzun süre varlığını korumayı başarmış pragmatik bir politikacının karışımı” diye tarif ediliyordu.

Kıbrıs Harekatı Ecevit’in büyük meydan okumasıydı. Ancak maceracı, hesapsız bir siyasi lider değildi. Koşulların en uygun olduğu anda kararı aldı. Çünkü dünyadaki gelişmeleri doğru okuyabilecek bir entelektüel birikime sahipti. Neyi ne zaman yapacağını ve nereye kadar gitmesi gerektiğini biliyordu. Harekattan önceki gece Yunanlılarla aramızı yapmaya gelen ABD Dışişleri bakanını güzelce oyaladı. Düşmanın dilini bilmek iyidir. İşleri doğrudan yapmanızı sağlar. İşe yaramayan aracılar kullanmak zorunda kalmazsınız. Böylece daha az yanılgıya düşersiniz.

Harekat sürerken Ecevit’in diplomatik satrancı ayrı bir inceleme konusudur. Adada çatışmaların en şiddetli biçimde sürdüğü saatlerde Birleşmiş Milletlerden bir müdahale kararı çıkmasını engelleyen Ecevit diplomasisidir. Öyle ki İngiltere Başbakanı Harold Wilson Türk Silahlı Kuvvetlerinin Lefkoşa Havaalanına yönelmesi halinde İngiltere’nin de Türkiye’ye karşı harekata girişeceği tehdidinde bulunmuştu. Ecevit bu blöfü elinin tersiyle itti. İngiltere Birleşmiş Milletlere gitti ama sonuç alamadı.

Kıbrıs Harekatı ve Ecevit’in bağımsız tarım politikası (ABD’nin afyon ekiminin yasaklanması talebinin reddedilmesi) sonucunda ABD Türkiye’ye ambargo başlatmıştı. Buna karşılık Türkiye’deki ABD askeri üslerine el konuldu. Ancak CIA Türk devleti içindeki faaliyetlerine devam etti. Ecevit’in bir daha iktidar olmaması için Milliyetçi Cephe hükümetlerini destekledi. Öyle ki 1977 seçimlerinde Ecevit tek başına %41,4 oy almasına rağmen önüne çok büyük bir blok çıkarıldı. TÜSİAD gazetelere tam sayfa Ecevit’e karşı ilanlar vererek kampanya başlattı. ABD tarafından yönlendirilen kontrgerilla harekete geçirildi. Seçim kampanyası sırasında Tokat, Gümüşhane ve İzmir’de suikaste uğradı. Bir de 1 Mayıs Taksim katliamı yaşandı. 3 Haziranda Taksim mitingi büyük bir katliam korkusu altında yapıldı. Seçimi kazandıktan sonra da bu olaylar sürdü. Maraş katliamı artık bir askeri darbenin geldiğini işaret ediyordu. Ecevit bu şartlarda çekilmek zorunda kaldı.

On yıl önce yayınlanan CIA gizli belgelerinde ABD istihbaratının Kıbrıs Hareketından başlayarak Ecevit’e karşı derin bir çalışma yürüttüğü yazılıdır. Belgelerden anlaşıldığına göre 12 Eylül darbesi asıl olarak Ecevit’in daha güçlü bir halk desteğiyle iktidara gelme ihtimaline karşı gerçekleştirilmişti.

O fotoğrafa gelecek olursak: Ecevit’e “emperyalizm karşısında diz çöktü demek” eğer cahillik değilse vicdansızlıktır. Açın İsmail Cem’in anılarını okuyun. O ziyarette Clinton yönetiminin Kıbrıs konusunu gündeme getirmeye çalışması karşısında Ecevit’in “biz bunu konuşmaya gelmedik” diyerek kestirip attığı bilinsin. Ecevit nezaket sahibi bir devlet adamıydı. Clinton kendisine oturması için yer göstermediği için ayakta kalmıştı. Beyaz Saray sırf o ziyarette Ecevit’in taviz vermemesi sebebiyle intikam alıyordu. Ecevit’i Clinton karşısında kötü gösteren o pozu ve sağlık sorunlarını kullandılar. Sadece ABD mi? Emin Çölaşan bile o dönemde Ecevit’in sağlığıyla ilgili vicdansızca yazılar yazdı. Yirmi yıl sonra Ecevit’in karşısına yine o Amerikancı blok çıkarılmıştı. Solcu bilinen Abdi İpekçi’nin yönetimindeki Milliyet gazetesinin 1977’de özellikle Ecevit’in kelini gösteren fotoğraflar servis etmesi gibi şimdi de Kemalist görünümlü Amerikancılar ona saldırıyordu.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.