1. YAZARLAR

  2. Merve ALKAN

  3. Toplumun kanayan yarası: ŞİDDET
Merve ALKAN

Merve ALKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumun kanayan yarası: ŞİDDET

A+A-

siddet.jpg

Her gün televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde farklı şehirlerde olsa da aynı kaderi paylaşan milyonlarca kadının hem fiziksel hem de psikolojik şiddetine şahit oluyoruz. Öncelikle şiddet toplum sağlığının en büyük sorunlarından birisidir. Şiddet ülkemizde ve dünyada git gide artan ve ölüme neden olan ciddi bir kavramdır. Erkeğin kadına şiddet uygulamasının nedenleri arasında: birinci sebep cinsiyet ayrımı, erkeğin kadın üzerinde kendi egemenliğini kurmak istemesi, güç gösterisi, kontrol ve denetim altında tutmak, ekonomi… Hepsi kadına yönelik şiddetin başlığı altında toplanabilir. Şiddete maruz bırakılan kadınlar çaresiz ve güvensizlik içinde yaşamaya devam ederler. Belki de erkek şiddetin boyutunu arttırarak kadının ölüme neden olur.

Bir candan bahsettiğimizi unutmamalı ve şiddetin o yaygın ‘cinnet’ hali diye adlandırılmamalıdır. Şiddetin kimi durumların haricinde ( alkol ve madde kullanımı ) kontrol kaybı olduğunu düşünmüyorum. Bir seçim, zor kalma durumunda erkeklerin kendini net bir şekilde ifade edemediği durumlarda kaldırılan bir yumruk olarak adlandırıyorum. Peki, bu şiddet türlerini ne kadar iyi biliyoruz. Hangi şiddet türüne maruz kaldığınızı biliyor musunuz?

ŞİDDET TÜRLERİ

1)FİZİKSEL ŞİDDET: Doğrudan temasla bedene zarar vermedir. Tehdit edici beden hareketleri, jest ve mimikler, yüksek ses her türlü tutum ve davranış fiziksel şiddettir. Fiziksel şiddetin en sık rastlanan tutumları;

  • Yumruk atmak, tokat atmak, bağırmak, tekmelemek
  • Sert bir cisim fırlatmak, boğazını sıkmak, bağlamak
  • İntihar etmeye zorlamak
  • Kasten öldürmek
  • Bir yerlere kitleme

2)PSİKOLOJİK ŞİDDET: Kızgınlık, öfke ve nefret göstermek, kendini yetersiz hissettirmek, suçluluk duygusu oluşturmak, aşağılamak, alay edip sürekli eleştirmek, küçük düşürmek, zayıf noktalarından devamlı vurmaya çalışmak psikolojik şiddetin en temel unsurlarıdır. Psikolojik şiddet gözle görülmese de kişinin içinde büyük ve kapanması zor yaralar açmaktadır. En sık rastlanan tutumları;

  • Duygusal ihtiyaçlarını (aşk, sevgi, destek, değer) karşılamamak
  • Yaralayıcı ve küçük düşürücü davranışlara maruz bırakmak
  • Fiziksel görüntüsü, kişiliği, ailesi hakkında hakaret etmek ve onurunu kırmak
  • Başkalarının yanında hakaret etmek, küfretmek
  • Hastalıklı, zayıf, muhtaç ve bağımlı hissettirmek

3)EKONOMİK ŞİDDET: Günümüzde öyle bir zamana geldik ki sevgiden, ahlaki değerlerden, saygıdan daha değerli olan para tehdit ve kontrol edici bir unsur haline gelmiştir. Yaşamın devam etmesi, ihtiyaçların karşılanması için para cezalandırmak için kullanılırsa ekonomik şiddet söz konusu olur. Ekonomik şiddetin başlıca örnekleri;

  • Kişinin çalışmasına izin vermemek, çalıştığında ise yükselmesine izin vermemek
  • Kişiyi parasız bırakmak ve ya küçük miktarlarda para bırakarak gündelik işlerini halletmesini beklemek
  • Para biriktirmesine, hesap açmasına kendi ayakları üstünde durmasına engel olmak
  • Para için yalvartma ve ya maddi gelirini sömürmek
  • Zorla borç almak, kredi çektirmek

Türkiye gelişiyor derken gerileyen bir unsur var ki oda şiddet. Tüm dünyada kadınlar şiddet kurbanı olmaya devam ediyor! Hangi şiddet türü olursa olsun, şiddettin her türlüsü fiziksel ve ruhsal açıdan kalıcı hasarlar bırakır. Kadına uygulanan şiddetin ortaya çıkması çok sayıda faktörlere bağlıdır.

Toplumsal rol faktörleri; kadın ve erkeğe yüklenen roller ve modeller. Şöyle bir örnek verecek olursam; Kadına ve erkeğe rol vermeye anne karnında başlamıyor muyuz? Aman oğlum olacak, her şeyi mavi olsun! Evimizin oğlu! Ah kızım sana şimdi pembe bir oda takımı alırız, anasının kızı işte! Büyüdüğünde annene ev işlerine yardım edersin! Erkeğe araba, silah almayı, kız çocuğuna da bebek almayı aman ihmal etmeyin! Küçüklükten aşılamış olduğumuz bu roller küçücük bedenlere zorla ebeveynler tarafından aşılanır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 48 ülkede yürütülen bir araştırmada kadına yönelik şiddetin yerleşik kadın-erkek rolleriyle haklı gösterilmeye çalışıldığını göstermektedir. Peki ya atasözlerimiz? ‘Kızını dövmeyen dizini döver.’ ‘Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.’ Şiddeti meşrulaştıran faktörler arasında sayabiliriz. Maalesef çocuk yetişmeyi bilmeyen bir toplumuz. Toplumumuz ilerlese de hala ‘sen söyle erkeksin’ hâkim… Görev bölümü çok erken yaşlarda ortaya çıkıyor. Bunun sonucunda erkek kendi egemenliğini ortaya çıkarıyor. Aslında bunları biz yaratıyoruz. Ebeveynlerin üzerine düşen çok fazla görev var. Çocuk ailede ne görürse onu rol model alarak ileriye taşır.

Değinmek istediğim şiddete dur demeye küçük yaşlarda engellemek, geleceğe sevgi ve ahlaki değerlerin şiddetle değil saygı ile var olacağını aşılamak gerekir. Şiddetin her geçen gün artması faktörleri arasında şiddet döngüsü dediğimiz durumun gerçekleşmesi söz konusudur. Beni seviyor da dövüyor! Evimi bırakıp gidemem! Bir gün dövmekten vazgeçer umudu! Diye diye kadınlarımız maalesef ki canice şiddete ve ölüme maruz kalıyor. Yapılan araştırmalar sonucu; her 2 kadından birisi şiddete maruz kalıyor. Her 4 saatte 1 kadın tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Diğer araştırmalara göre, şiddete maruz kalan kadınların 44%’ü maruz kaldığı şiddeti, en yakınlarına dahi anlatmıyor. Kadınların 89% ‘u destek almak için hiçbir kuruma başvurmuyor.

Peki, bunun için neler yapılmalı? Cumartesi sabahı elinize çayınızı alıp dikkatle okumanızı ve çevrenizdekilerle paylaşmanızı diliyorum.

  • Kadına yönelik şiddetin sona ermesi için çözüm odaklı kuvvetli bir devlet politikası ve şiddeti önleyici tutumun geliştirilmesi gerekir. Emniyette ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Cinsel Suçlarla Mücadele’ etme gibi ayrı bir birimin açılması gerektiğini düşünüyorum.
  • Hukuki hakların zayıf olduğu, politikaların yetersiz ve uygulama bakımından eksik olduğu gözler önünde. Verilen cezaların yüksek cezai yaptırımlar olmasını sağlayacak şekilde tekrar düzenlenmelidir.
  • Kadın ve erkeklerin toplum içinde eşit konumda olması için toplumsal cinsiyet rol modellerin adaletini sağlamaya özen gösterilmeli. Herkes kendi üstüne düşen görevi yapmalı.
  • Kadın odaklı çalışmaların yanı sıra ben erkeklere de eğitim verilmesinden yanayım. Tabi kültürel örf ve adet, ataerkillik buna ne kadar müsaade eder tartışılır…
  • Özellikle medyaya baktığımda şiddet ile alakalı gerektiği kadar haber yapmıyor. Hele ki günümüz çağında sosyal medya 70 milyon insana hitap ederken… Şiddet nedir? Faktörleri nelerdir yeteri kadar bilinçli miyiz? Yalnızca kayıpları konuşmak yerine metodları tartışmak nerede eksik kaldığımızı akıl birliği ile gündeme getirmeliyiz.

Ülkeyi olumsuz yönde etkileyen şiddet bir sosyal problemdir. Son olarak kadınlar, kadınlarımız güçlü yarınlar için ayakları üzerinde durup eminim ki çok daha başarılı ve omuz omuza vererek mücadele etmeye devam edecektir. Kadın, hem anne hem ev kadını, hem eş… Birden fazla kimliği olan emekçi kadınlarımıza hak ettiği değeri verelim.

Psikolog Merve Alkan

siyasetcafe.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.