1. YAZARLAR

  2. Celal Eren ÇELİK

  3. KÜÇÜK PARTİLERİN BÜYÜK ETKİSİ
Celal Eren ÇELİK

Celal Eren ÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

KÜÇÜK PARTİLERİN BÜYÜK ETKİSİ

A+A-

31 Mart seçimlerinin hemen arkasından tüm Türkiye yerel seçimin sonuçlarına ve Millet İttifakı’nın Cumhur İttifakı’na karşı kazandığı seçim zaferini konuşurken bu satırların yazarı kendi haber sitesi olan gazzetta9.com’da 9 Nisan 2020 tarihinde kaleme aldığı SEÇİMLERİN TESCİLLEDİĞİ GERÇEKLİK başlıklı makalesinde ilk kez farklı bir konuya dikkat çekerek şunları yazıyordu;

“…Bu seçimlerin ardından Türkiye'de aslında Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli'ni ana muhalefet ile arasındaki yüksek oy farkına güvenerek "kurgulayan" ve bu sistemi adeta kendi iktidarının "garantisi" olarak gören AKP ve AKP üzerinde kurduğu nüfuz ve etki alanı sayesinde sistemin yönlendirilmesini sağlayan MHP ciddi bir sorun ile karşı karşıya.
Zira karşı bloğun konsolide biçimde karşılarına çıkabileceğini hesaba katmayan bu 2 parti, bugün gelinen tabloda bu hesap hatalarının bedelini ilerleyen süreçte artık "kuyumcu terazisi hassaslığına" bürünen siyasal terazide hangi tarafın ağır basacağını belirleyecek olan "küçük partilere" mahkum kalarak ödemek durumunda kalacaklar.”

Bu satırların yazılmasından bir süre sonra Türkiye’de küçük partilerin siyasete olası derin etkileri çeşitli kanallardaki tartışma programlarında da bir süre tartışılsa da konu bir süre sonra adeta unutulup gitti.

Oysa ki bu “Küçük partiler” konusu %50+1 sisteminin doğası gereği unutulacak, öteye atılacak bir konu değil.

Anket şirketlerinin yaptığı anketler son dönemde bazı ilginç verileri önümüze koyuyor.

Bu verilerden ilki görece olarak AKP’nin oy kaybının devam etmesi olurken, ikinci ve daha da ilginç olanı AKP oy kaybederken muhalefet partilerinin oy artışına sahip olamaması…

Bu da anketlerde 3. Çarpıcı veri olarak düzenli olarak “Kararsız/sandığa gitmeyecek seçmen” oranının artmasına neden oluyor.

İşte tam da bu noktada bir anda kurulmaya başlanan “Yeni partiler” çok daha fazla önem ve anlam kazanıyor.

Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Hareketi partileşme için artık gün sayarken, Ali Haydar Veziroğlu da bir başka yeni partiyi kurmak üzere. Bunlardan hemen önce ise Rıfat Serdaroğlu’nun “Çoban Ateşi Hareketi” partileşti.

Bugün “KURUCU KADROSUNU” basın toplantısı ile tanıtan Muharrem İnce ise artık “Memleket hareketinin” bir parti içi hareket değil CHP’den ayrılarak kurulacak bir yeni parti olduğunu açıkça deklare etti aslında…

Yani siyasette 20 yıldır olmayan bir şey oluyor: 20 yıldır AKP’nin Türk siyasi hayatını domine etmesi aslında siyaseten bir “Yeni parti ihtiyacının” ortaya çıkmamasına da yol açmıştı. Ancak artık siyaset açıkça “AKP tasfiye olacak” diyor, bunu gören siyasi hareketler ise hızla partileşme yoluna gidiyorlar.

Zira bu küçük siyasi partiler için Türk siyasi hayatında hiç olmadığı kadar önemli ve uygun bir siyasal zemin mevcut.

Bugün Türkiye’de %50+1 sisteminin %1 oyu bile son derece kıymetli hale getirdiği ortamda bu küçük partilerin her biri son derece büyük önem arz edecek ve elleri çok güçlü biçimde “Pazarlık masasına” oturacak.

Kurulacak yeni partilerin ister Cumhur İttifakı ile ister Millet İttifakı ile yapacakları pazarlıklarda Türk siyasetinin pek çok dengesini değiştirebilecek anlaşmanın yapılacağına önümüzdeki süreçte şahit olacağız.

“Küçük partiler” ittifaklar içerisinde yaptıkları milletvekili anlaşmaları ile önümüzdeki dönem Meclis’te de çoğu kez “Kilit parti” konumuna gelecekler ve öyle görünüyor ki Türkiye’de pek çok önemli önemli konuda kaderi tayin eden Türk siyasetinin büyük partileri değil,%50+1 sisteminin kendisine sağladığı nimetlerden sonuna kadar yararlanan küçük partiler olacak.

O nedenle bugün Muharrem İnce’nin tanıtımını yaptığı Memleket Hareketi de, Sarıgül’ün yeni partisi de “Aman kurulsalar ne olacak” denilecek yapılar değiller.

Bu partilere “Alacakları oy zaten %1 kurulsalar ne olur kurulmasalar ne olur” diye bakacaklar çok yanılır.

Zira yeni dönemde hiçbir “Küçük partinin” “Baraj sorunu” olmayacak ve ittifaklar sistemi sayesinde bu partiler normal güçlerinin çok üzerindeki sayılarla Meclis’te temsil edilecektir.

O nedenle önümüzdeki süreç “Küçük partilerin büyük etkisi” olarak nitelenebilecek gelişmeleri bize gösterecektir.

İşte tam da bu nedenle olası bir erken seçimin konuşulduğu bu günlerde yeni parti oluşumlarına ve bunun yanında Genç Parti, DSP, BTP gibi partilere çok daha farklı ve dikkatli bir gözle bakarak bu partileri izlemek gerekir.
Zira dediğimiz gibi ”Küçük partilerin büyük etkileri” yakın zamanda Türk siyasetinde sıkça ve etkili biçimde kendisini hissettirecek.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.