Özgür Uyanık

Özgür Uyanık

Yazarın Tüm Yazıları >

Kudüs

A+A-

Selahaddin Eyyubi, bilgi ve görgü sahibi bir liderdi. İnsanlara ve olaylara yaklaşımıyla yansıttığı karakteri herkeste saygı uyandırırdı. İyi bir eğitimden geçmişti. Geometri, aritmetik ve astronomi konularında uzman sayılırdı. İçinden geldiği kültürlerin dili olan Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçeyi bilirdi. Asla yalan söylediğine ve sözünden döndüğüne tanık olunmamıştı. Yakın dostları ve danışmanları da onun gibi üstün niteliklere sahipti. Düşmanlarını ve siyasal rakiplerini asla aşağılamaz, insanların sözlerine değer verirdi. İttifaklara ve çıkar ilişkilerine değil kendi gücüne ve ilkelerine dayanırdı. Hiçbir zaman dini ve insanların inançlarını iktidarına alet etmedi.

Kudüs’ün fethi konusunda hiçbir acelesi ve saplantısı yoktu. Kentin ele geçirilmesi için yapılacak bir seferden onlar üzerine gelene dek kaçındı. Haçlıların aksine Kudüs’e kutsal bir anlam da yüklemiyordu. Onun için önemli olan insanların birliği ve dirliğiydi. Bu yüzden ondan yüz yıl önce Kudüs’ü ele geçirirken Müslümanlara kıyan Hristiyanlardan intikam almadı. İnançlar arasında ayrım ve çatışma yaratmaktan daima kaçındı. O, Tanrının isteği şeyin, her insanın kalbinde ve aklında yazılı olduğunu söylerdi.

Çağımızda böyle bilge ve cesur liderler kalmadı. Ün ve gösteriş için her türden alçaklığın yapıldığı bir zamandayız. Tarihin en büyük gücü ABD’nin bile başında görgü ve terbiyeden nasibi almamış biri oturuyor. 71 yaşına gelmiş, ömründe bir değer, bir ilke tanımamış ve halen kendisini televizyon şovunda sanan bir devlet başkanı dünyayı ateşe veriyor. Gözlerinden din fışkıran katiller, hırsızlar da bu ateşe petrol taşıyor.

Gerçekte hiç kimse, ABD Başkanının Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının,tam olarak neye hizmet ettiğini bilmiyor. Muhtemelen bu kararın İran’a karşı Suud- Mısır ittifakıyla başlayan süreç, Katar’a yönelik politika, Lübnan’daki durum, Hamas-El fetih anlaşması ve hatta Suriye’nin kuzeyinde PKK yönetimindeki bölgeyle bir bağlantısı var. Hayra değil kötülüğe işaret.

İslamcılar ise bu bataktan çıkmanın yolunu arayacaklarına“Kudüs savunması” üzerinden bir bölgesel direnç oluşturma, Sina’ya uzanan yeni bir cephe hattı rüyası görmeye başladılar. Oysa Selahaddin, Kudüs’ü aldığı için Müslümanları birleştirmedi. Birliği sağladığı için zayıflayan Kudüs’ü almaya hazırdı. Haçlılara karşı savunmasını da Kudüs üzerine kurmadı. Bugünün İslamcılarının sandığı gibi Kudüs “Müslüman dünyanın meselesi” değildi. Kudüs insanlığın dinlerle beraber biçimlenen kanlı tarihinin ve çatışmaların içinde yaratılan değerlerinin sembolüdür.

Doğrusu Tump’un Kudüs kararı ne Filistin’de ne de Türkiye’de Müslümanlar arasında infial yaratmışa benziyor. İbrahim Karagül’ün beklediği “Kudüs öfkesinin yaratacağı şok edici değişim” ufukta görünmüyor. Abdurrahman Dilipak, İslamcılardaki panik havasını bastırmak ister gibi “Biz Kudüs’ü değil o bizi kurtaracak” diyor. Karagül’ün aksine içe kapanmayı ve İslam’ın değerlerine sarılmayı salık veriyor.

İslamcılar ne kadar iktidarda kalırlarsa kalsınlar bir türlü ustalık dönemine geçemiyorlar. Herşeyi sonradan keşfediyorlar. Şimdi de Suud prenslerini FETÖ’yebenzetiyorlar.“Bunları durduralım ABD’nin enstrümanını elinden alalım” diyor Karagül. Ne çabuk unuttunuz daha düne kadar “Esad zulmüne karşı” Müslümanları sınırlara yürütüyordunuz halbuki.

Şimdi de kalkmış İslam İşbirliği Örgütü’ne alternatif bir Müslüman ülkeler ittifakı yaratmaktan bahsedebiliyor. Din kimliği altında ABD’den bağımsız örgüt mü kurulmuş tarihte? Krallar, şeyhler, şıhlar, tarikatlar, aristokratlar, feodal şefler daima imparatorların etekleri altında toplanır. Müslümanların kutsal mekânı Kâbe bile Mekke’nin yoksul mahallelerle çevrelenmiş ultra lüks otellerinin ortasında kalırken, Müslüman dünyasının bu kan emicilerinin İslam’ın değerlerini küresel imparatorluğa karşı savunmak için toplanabileceğine gerçekten inanıyor musunuz? Bu kadar para, bu kadar zenginlik, gelir eşitsizliği ve adaletsizlik altında kardeşlik mi kalır? Kaldı ki daha Araplar arasında bile bir İslam kardeşliği yaratılamamışken Endonezya’daki Müslümanla İran’dakini aynı cephede nasıl birleştireceksiniz?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.