1. YAZARLAR

  2. Mürteza ÖZTÜRK

  3. Kürt Çalıştayı ve Türk sorunu.
Mürteza ÖZTÜRK

Mürteza ÖZTÜRK

İmtiyaz sahibi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Çalıştayı ve Türk sorunu.

A+A-

Bu gün yaşananlar gösteriyor ki, G.Doğu’da kurulacak “Kürdistan Devleti fikrine” toplumu alıştırma çalışmaları başarı ile yürütülmektedir.


Binlerce yıllık Türk Vatanı üzerinde yapılan pazarlıklar devam ediyor ve biz bu ihaneti sadece seyrediyoruz.


Günlerdir yollarımız PKK’nın “KCK Asayiş timleri” tarafından kapatılmış, Devlet PKK karşısında aciz bırakılmıştır.


Devlet’in Vali’sinin Terörist başına methiyeler düzmesine Başbakan Yardımcısının sözlerini de eklerseniz Kürdistan’a ne kadar yaklaştığımızı görürsünüz.


Beşir Atalay’ın: “Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncemiz” sözünden de anlaşılacağı gibi, Artık Terörist başının Siyasete atılma zamanı gelmiştir.


Ya Öcalan dışarı çıkmalıdır, ya da Atalay Öcalan’ın yanına gitmelidir.


Eğer Öcalan ve Atalay aynı düşünceleri paylaşıyor ve birisi içeride diğeri Meclis’te ise bu farklılık giderilecektir.


Terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan dolayı Atalay’ı içeri alacak bir irade olmadığına göre Öcalan serbest bırakılacaktır.


Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde AKP ile PKK’nın karşılıklı hamlelerini izliyoruz.


Türkiye satranç tahtası gibi. Bir tarafında PKK diğer tarafında Erdoğan.


PKK’nın Diyarbakır’da yol kapatma eylemeleri ile yaptığı hamleye, karşı hamle Beşir Atalay ve Mehdi Eker’ den geldi.


Atalay: “Tam yeni adımlar atılacakken bölgede hareketlilik başladı, yol kesmeler vs. Bunları açıklamakta ve anlamakta zorlanıyoruz. Güvenlik birimlerimiz sürecin hassasiyeti nedeniyle çok temkinli, dikkatli, çünkü bizim talimatımızdır o, ama bu hassasiyetin dikkate alınması, sabrın istismar edilmemesi gerekir” diyor.


Aslında Atalay’ın açıklama ve anlama zorluğu çektiği yok. PKK verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Oslo görüşmelerinde verilen sözlere sadık kalınmasını talep ediyor. Ama Atalay bunları kamuoyu önünde söyleyemiyor.


“Güvenlik güçlerinin hassasiyeti” cümlesi ile de: PKK Karşısında ki teslimiyeti itiraf ediyor.


20 yaşlarında yüzü maskeli bir PKK'lı Diyarbakır'da basına demeç veriyor:


"Uzman Çavuşu esir aldık" diyor.


Başka bir terörist kadın da biz Gezi'nin Soma'nın direnişini yapıyoruz diyor bozuk bir Türkçe ile.


Asker ise anons yapıyor: Kılınıza zarar gelsin istemiyoruz, vazgeçin diyor.


Ve bu görüntüler haber kanallarında dönüyor, herkes izliyor.


PKK Artık Kandil’den Diyarbakır’a taşınmış.


Ve sürekli hamleler yapıyor.


Diyarbakır’da “Çözüm süreci çalıştayı” adı altında yapılan da PKK’nın hamlesine karşı zaman kazanma ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar hem kamuoyunu hem PKK’yı oyalama hamlesidir.


Çalıştay katılımcılarından Kürt aydın Halit Yalçın ise, “Buranın adı Doğu-Güneydoğu değil, Kürdistan’dır. Önemli olan isimlendirilmesidir, bu iş de Efkan Bey’e düşüyor” diyerek artık resmen Kürdistan adının kullanılmasını iç işleri bakanının onayına sunuyor.



Türk sorunu yaratmamak lazım.


Mehdi Eker: “Kürt sorununu çözmeye çalışırken Türkiye’de bir de Türk sorunu yaratmamaya özen göstermek gerekir.” Diyerek bir hamle daha yapmıştır.


Eker: “Kürt meselesini sadece bir soy bağına, etnik, genetik düzeye indirgersek yanlış yaparız.” Cümlesi ile hem Kürt ırkçılığına verdiği desteği gizlemeye çalışmakta hem de bir Türkçülük tehlikesine dikkat çekmektedir.


Emperyalizmin taşeronu PKK terörünü Kürt meselesi diye gündeme getiren ve suni bir Kürt meselesi yaratan bu Hükümet ve Hükümetin başıdır.


Bir soy bağına ve etnik düzeye indirgeyen : “Bu ülkede Kürt sorunu var” diyen Başbakandır.


Türk ismine ve varlığına tahammül göstermeyenler, Kürtçülük yaparak zaten Türk sorunu yaratmışlardır.


Türk sorununun yanı sıra Cumhuriyet sorunu ve Bayrak sorunu vardır.


Diyarbakır 2.Hava Kuvvetleri Komutanlığında PKK bayrağımızı indirecek kadar cesaret bulabiliyorsa, O Bayrağın gönderde kalma sorunu vardır artık.


Kıbrıs’ta Türk bayrağını indirmeye çalışan Rum’un tek kurşun ile Bayrak direğinden aşağı yuvarlandığı görüntüler hafızamızdan silinmedi.


Türkiye’de Askeri Garnizondan Bayrağı indirenler ise “Açılım” adı altındaki ihanet süreci sayesinde bizzat Hükümet tarafından korunuyor.


Türk Bayrağını seçim malzemesi olarak kullanan AKP’nin Lice’de bayrağı indirenlere karşı tutumu, Her konuda olduğu gibi, istismar ve kutsal değerleri kullanma politikasıdır.


Türk varlığı ve Türk bayrağı yok olma sorunu ile karşı karşıyadır. Ve bu sorun bu günkü Siyasi ve Askeri yöneticilerin çözemeyeceği kadar büyük bir sorun haline gelmiştir.

 


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.