1. YAZARLAR

  2. Özgür Uyanık

  3. Maradona’nın eli, Deniz Gezmiş’in parkası, Şeytan’ın çaresizliği
Özgür Uyanık

Özgür Uyanık

Yazarın Tüm Yazıları >

Maradona’nın eli, Deniz Gezmiş’in parkası, Şeytan’ın çaresizliği

A+A-

Sizce dünya kupalarında atılmış en müthiş gol hangisidir? Dünya Futbol Federasyonunun yaptığı bir ankete göre 20. Yüzyılın en önemli golü 1986’da Maradona tarafından İngiltere’ye atılmıştır. 1986 Dünya Kupasını benim gibi TRT’den izlemiş olanlar Meksika’daki “AztekStadı”nı dolduran 120 bin taraftarın hep bir ağızdan “Arjantin, Arjantin..!” tezahüratlarını hatırlayacaklardır. Birkaç yıl önce savaşan iki ülke İngiltere ve Arjantin ilk kez karşı karşıyadır. Savaştan yenik çıkan Arjantinliler şimdi arkalarında donanma gemileri, gelişmiş savaş uçakları ve füzeleri olmayan İngilizleri yenebileceklerini kanıtlamak istiyorlardı. 1,66 boyundaki futbolun dâhisi Maradona İngiliz oyuncuları tek tek çalımlıyor fakat güçlü savunmayı aşamıyordu. 51. dakikada beklenmedik bir şey oldu. Maradona İngiliz kaleciyle beraber savunmadan seken bir hava topuna yükseldi. Dönerek sıçrayan Maradona bir salise içerisinde, kafa seviyesindeki sol elini, yumruk yapıp topla buluşturdu. Top kalecinin üzerinden aşıp kaleye girdi ve hakem golü verdi. İngilizler şok olmuşlardı. Dört dakika sonra Maradona kendi sahasından aldığı topu kaleci dahil altı İngiliz’i çalımlayarak gole taşıdı. Zafer Arjantin’indi.

Maçtan sonra gazeteciler Maradona’ya ısrarlı biçimde elle yaptığı golü sordular. Futbolun dehası ısrarla golün elle atıldığını reddetti ve ekledi “Eğer orada bir el vardıysa O Tanrı’nın elidir!”

Bugün hiç kimsenin kuşkusu yok ki Maradona’nın sıkılı sol yumruğu o an Tanrının eliydi. Ezilen bir ulusun ve insanlığın adalet özlemi o sıkılı yumruktaki güçteydi. Britanya İmparatorluğunun Afganistan’dan Arjantin’e sürdüğü hüküm karşısında Maradona’nın yumruğu insanlığın umudunu simgeliyordu. Bir gün o yumruk gibi bütünleşen insanlık hakkını alacaktı.

Çok yoksul bir aileden gelen Maradona futbol yeteneği sayesinde varlıklı ve ünlü biri oldu. Fakat hiçbir zaman bir iktidara yamanmaya kalkmadı. Halkını savunan ve emperyalizme karşı tavrını hep korudu. Bu yüzden FIFA’dakiler Fidel Castro’yla, Chávez’le arkadaş olan Maradona’yı değil ABD’ci Pele’yi tercih ettiler.

Tarihte iz bırakmış birçok kişinin hayatı belli bir an içinde ölümsüzleşmiştir: Che’nin yıldızlı beresi, Mustafa Kemal’in Kocatepe’den yürüyüşü, Sovyet askeri İsmailov’un Kızıl Bayrağı Alman Parlamentosuna dikmesi ya da Maradona’nın yumruğu; hepsi insanlığın bağımsızlık ve adalet özlemini bir an için ölümsüzleştirdi.

Deniz Gezmiş’in parkalı resmi de işte o ölümsüz anlardan biridir. 17 Mart 1971 akşamı İçişleri Bakanlığına getirilen Deniz’in resmidir o: Tertemiz bakışları, gözleri vatan aşkıyla parlayan, karayağız bir Türk delikanlısı. Atatürk, tam bağımsız Türkiye, Türk-Kürt kardeşliği demiş, kimsenin kanını dökmemiş. Emperyalizme karşı duruşun simgesi haline gelmiş, uzlaşmamış, boyun eğmemiş, zalime biat etmemiş, ömrünün baharında ölüme giderken bile pişman edilememiş, yağlı urganı boynuna geçirmiş, celladına bırakmadan idam sehpasını kendi tekmelemiş!

Ömrünü zengine, zalime, iktidar düşkünlerine boyun eğerek, el ovuşturarak geçirenlerin anlayamayacağı şeyler bunlar. Hayatlarını bir avuç paraya, bir utanılacak makama, zavallı bir şöhrete teslim etmiş kişiler göğsünde koca bir milletin bağımsızlık ateşi yanan,gözlerinde büyük insanlık aşkı taşıyan birini nasıl anlasın? Bir avuç dolara insanı, ağacı, suyu ve gökyüzünü değişenler, ülkesi için hayatını feda eden birini idrak edebilir mi?

Her gün televizyon ekranlarından, gazete manşetlerinden düşmeyen belli kişiler var. Saatlerce konuşup duruyorlar. Kalbimize giren, zihnimizi aydınlatan daha bir tek sözlerini duymadık. İşin acı tarafı bazılarının namuslu, emekçi, Deniz gibi yiğitlere yol arkadaşlığı yapmış babaları bile var. Fakat halen akla karayı bile ayıramıyorlar.

Bir sezonda yüz gol atmışlar ama bir Maradona gibi halkının yumruğu olamamışlar. İktidar peşinde koşmaktan özgürlük ve adaletin yanına yaklaşamamışlar.

Belki de namuslu bir babanın evladına miras bıraktığı vicdanlarıdır onları konuşturan. Belki de babalarının değerleri üzerinden bugünkü konumlarını vicdanlarında aklamak içindir tüm bunlar.

“Şeytan”ın çaresizliğidir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum