1. YAZARLAR

  2. Mehdi AKSU

  3. Mescidleri kimler imar eder kimler harap eder?
Mehdi AKSU

Mehdi AKSU

Site Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Mescidleri kimler imar eder kimler harap eder?

A+A-

İslam dini mescidlere/camilere çok önem vermiştir. Mescid İslam'ın kalesi, eğitim okulu... dur.

Yeryüzünde iki insan (Hz. Adem ve Hz. Havva) varken Allah Hz. Adem'e mescid adı altında bir bina yapmasını emretti. İşte yeryüzünde yapılan o ilk bina Mescid'ul Haramdı.

Hz. Peygamber efendimiz Medine'ye hicret ederken  Hz. Ali'yi bekledi. Ama boş beklemedi.  Beklediği kısa zaman zarfında Küba mescidini yaptı. 

Hz. Peygamber efendimiz Medine'ye girdikten sonra ilk işi Medine'de mescid yapmaktı. İşte o Mescid'i Nebiydi. 

Mescidler/camiler Allah'ın evi ünvanına sahiptir, Kabe'nin şubesidirler, dünyada özel ibadet mekanıdır, cennetin tarlası ve köprüsü konumundadır. Bu sıfatlara haiz olan kutsal yerlere hizmet etmek Allah'ın dinine hizmet etmektir. Bu kutsal mekanlarda yapılan bir günahın cezası bu mekanların dışında yapılan bir günahtan kat kat fazladır.

Bugün kimler İslam'ın kaleleri olan mescidlerin zaafına, içinde namaz kılanların bir birlerine şaşı ve nefret ile bakmasına neden olursa nefsi çıkar ve menfaatleri ön planda tutanlardır ve şeytana uyanlardır . Böyleleri hizmet etme görüntüsü verseler, altı ve içi boş güzel sözler söyleseler bile, hizmet adı altında egolarını ön planda tutanlardır.

Kuran, Mescidleri gerçek anlamda takva sahibi olanların yapacağını ve imar edeceğini haber vermiş ve şöyle buyurmuştur; "Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe îmân eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imâr eder. İşte doğru yolu bulmaları umulanlar bunlardır." (Tevbe, 18)

Yine Kuran mescidleri zalimlerin harap edeceklerini haber vermiş ve şöyle buyurmuştur; "Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır." (Bakara, 114)

Mescidin harap edilmesinin iki yönü vardır;

1-Mescid binasını yıkarak harap etmek.

2-Mescide ibadet için gidenlerden bazılarını şahsi egolar veya dünyevi menfaatler nedeni ile kullanarak mescid ehli içerisinde tefrika çıkararak, mescid ehlinin grup grup olup ibadethane olan Allah'ın evini günah haneye dönüştürmek veya tefrika ve nizalardan dolayı mescide gelen cemaatin çoğusunun nefret ettirilip, mescide gelmemesine sebep olmak. 

Bunların her ikiside mescidi harap etmek anlamındadır. 

Allah'ın mescidlerinde  yapılmaması ve olmaması gereken şeylere karşı mescide giden müminler sessiz kalırlarsa kısa zamanda o mescidi harap etmiş olurlar ve ayette geçtiği gibi zalimlerden olmuş olurlar. 

Ancak mescid-i harap etmek isteyenlere karşı gerçek müminler sessiz kalmaz, seslerini yükseltir ve tepkilerini gösterir ve neticede mescidin harap edilmesine engel olurlarsa,  ayette buyrulduğu gibi Allah katında takva ehli olarak  kabul görürler.

"Derdi din olanlar haksızlıklara karşı, inançlarımıza ve mektebimize hakaret ve iftiralara sessiz kalmayı ve arazide mücadele etmemeyi tercih ederlerse, meydanı derdi DEN olanlara bırakmış olurlar. Meydanı derdi DEN olanlara bırakanların ruz-i mahşerde hesaplar çetin olur."

Müslümanlara düşen yapılanlara, yaşananlara ve çevremizde olup bitenlere objektif olmamızdır. Objektif olunmadığı ve yapılanlara, olup bitenlere veya bir hadiseye tarafgirlik mantığı ile yaklaşıldığı zaman bazılarının gözünde değerler anti değer, maruf münker, münker maruf, güzel hizmetler çirkin olarak görülmeye başlar ve böylelikle şeytan birilerine güzeli çirkin, çirkini ise güzel, doğruyu eğri eğriyi doğru, salihi fasık fasıkı salih göstermeye başlar. 

Bu duruma düşenler şeytanın gözü ile 
baktıklarını unutmamalıdırlar. Zira Allah'u Teâlâ şöyle buyuruyor: "Hani şeytan, onlara amellerini güzel göstermiş ve onlara, bugün sizi insandan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım demişti." (Enfal-48)

Hakiki Müslüman olmak; yani haktan, haklıdan yana olmak, hakkı, haklıyı görmek kadar hakkı söylemektir de.  Ancak ne olursa olsun insanın hakkı söylemesi ve hakkı haykırması bir iman tezahürüdür. Çünkü haksızlığın, yanlışın karşısında susan dilsiz şeytandır sözü çok meşhur bir sözdür ve ilkeli olan hiçbir Müslüman asla bu söze muhatap olmak istemez.

Selam ve dua ile...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.