1. YAZARLAR

  2. Özgür UYANIK

  3. Suriye’de Rusçularla Amerikancıları birleştiren Esad paradigması
Özgür UYANIK

Özgür UYANIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye’de Rusçularla Amerikancıları birleştiren Esad paradigması

A+A-

Dört Rus istihbarat subayının öldürülmesinden bir gün sonra nereden geldiği tam olarak belli olmayan saldırıda sekiz şehit verdik.

Öncelikle şunu tespit edelim: Bu neredeyse 24 Kasım 2015’de Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi kadar önemli bir olaydır. 

Hatırlarsanız 9 Şubat 2017’de de Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonunu icra ettiği sırada Rus uçaklarının bombardımanıyla 3 askerimiz şehit olmuştu.

TSK’nın “Rusya yanlışlıkla hedeflerimizi vurdu” açıklamasıyla duyurduğu olay “koordinasyon” eksikliğine bağlanarak kapanmıştı. 

Açıkça görüldüğü üzere Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki varlığını garantilemeye çalışıyor. İdlib meselesinin bu kadar uzamasının nedeni de bu.

Rusya ise Suriye’de kurulacak “bölgesel devletin” ilanı için Türkiye’nin varlığını engel olarak görüyor. Soçi Mutabakatı gereği Türkiye’den bir çekilme takvimi ve artık Esad’ı muhatab almasını istiyor. Erdoğan ise doğal olarak “attan inip eşeğe binmem” diyor..

Yeni bir Astana’ya kadar İdlib’i elinde tutarak masadaki konumunu korumak için diretiyor. 

Bu noktada birbiriyle alakasız kesimlerin Erdoğan’a “Esad’la masaya otur, anlaş” tembihi dikkat çekiyor. Bakıyoruz biri Rus yanlısı diğeri Amerikancı: Esad’a bağlı kuvvetler önüne yüz binleri katmış ilerlerken seviniyorlar. 

Türkiye’nin ancak Rusya izin verdikten sonra helikopterle girip sekiz şehidini alabildiği yerde Esad’a bağlı kuvvetler Rus hava gücünün desteğiyle ilerliyorlar. Dört milyon nüfuslu bir bölgede %80’i kadın ve çocuk olan bir buçuk milyondan fazla bir kitle Türkiye sınırına doğru kaçıyor.

Halep’in aşağısında duran İran yanlısı on binlerce milis Türkiye çekildikten sonra “temizlik” yapmak için yavaş yavaş yukarıya kayıyor.

Sizce Türkiye ne yapmalı? Esad’la mı görüşmeli yoksa Rusya’yla mı? Diyelim ki Esad’la görüştü. “İdlib’e saldırma, kadın-çocuk milyonlar bana geliyor” mu demeli? Onlar ne yaptıklarının bilincinde değiller mi?

Amerikancı ile Rusçunun aslında tek bir çözümü var. Fakat doğrudan “Suriye’yi terk et, kaderine razı ol” diyemiyorlar. Bunun yerine “Esad’la görüş, anlaş” diyorlar. 

ABD ile Rusya’nın 2014 Aralık ayında Suriye konusunda anlaştıkları ve Türkiye’nin her türlü formülün dışında bırakıldığını biliyoruz. Suriye’de “toprak bütünlüğü”nü sağlayacak bir milli devlet ve ordu yok.

Esad ailesinin –eğer hala bahsetmek mümkünse- bir Suriye milletini temsil etme güçleri yok.

Bugünkü varlıklarını Rusya’nın bölgedeki stratejik, İran’ın sahadaki taktik gücüne borçlular. Büyük askeri ve ekonomik anlaşmalar yapan bir Türk yönetiminin Rusya ile değil de Esad’la masada sonuca kavuşturacağı ne olabilir ki? 

Örneğin, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devletinin oluşumuyla ilgili Rusya’nın iradesinde olmayıp da Esad’ın kararına bağlı olan ne var? Deniyor ki Esad’la anlaşalım birlikte PKK’yı bitiririz. Hadi Esad yönetiminin PKK’ya uzun yıllar kucak açmış olduğu gerçeğini bir kenara bırakıyorum.

ABD’nin binlerce tırının silah taşıdığı, AB ile beraber müttefik ilan ettiği, Moskova’da temsilciliği olan, Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığına rağmen yok edilemeyen bu oluşumu Esad’la anlaşma mı bitirecek? 

Peki ya İdlib’te yığılan yüz bin cihatçıyı “Esad size af çıkardı hadi gidin teslim olun” diyerek mi çözeceğiz? 

Politikada, diplomaside ve hatta savaşta pragmatizm vardır ama bunun sınırları bellidir.

Stratejik meseleler genelleme ve indirgemecilikle çözülmez. Bir füze ile hava savunma sistemi kurulamayacağı gibi, bölgesel bile sayılamayacak kadar dar bir alan olan Suriye’nin kuzeyiyle sınırlı bir bölgede gerçekleşen bir pazarlık Rusya ile Türkiye’yi müttefik yapmaz.

İran ile ise hiçbir konuda anlaşamadığımız gerçeği ortada dururken tüm bunları getirip hayali bir “Avrasya Birliği” fikrine dayandırmak ise çocukçadır.

Her iki taraftan kayıplar verilmesine rağmen Türkiye ile Rusya’nın ilişkilerini bozmadan yola devam etme tavrı yerindedir.

Ancak bu gelinen noktada Türkiye’deki “Rusçu paradigmanın” çöktüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Ne yazık ki ölçüsüzce yapılan her propaganda gibi bu da Amerikancıların elini güçlendirmiştir. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.