Tarımda Bu Çöküşe Nasıl Geldik? Milyonlar Nasıl Yoksullaştırıldı?

Tarımda Bu Çöküşe Nasıl Geldik? Milyonlar Nasıl Yoksullaştırıldı?

Türkiye'de tarım sektörü, yüksek girdi maliyetleri, iklim değişikliği ve yetersiz destekler nedeniyle derin bir çöküş yaşıyor. Çiftçiler borç batağında boğulurken, meyve ve sebze fiyatlarındaki artış tüketicileri vuruyor.

Türkiye tarım çöküşü, yıllardır biriken yapısal sorunların sonucu olarak milyonları etkiliyor.

Tarım politikaları, çiftçi sorunları ve meyve sebze pahalılığı gündemin tepesinde.

Gıda enflasyonu rekor kırarken, tarımsal üretim düşüşü hız kesmiyor. İklim değişikliği tarım sektörünü vuruyor, girdi maliyetleri fırlıyor, çiftçi borçları katlanıyor.

Hayvancılık krizi derinleşirken, tarımsal destekler yetersiz kalıyor. Kuraklık etkisiyle su kaynakları azalıyor, tarım ithalatı bağımlılığı artıyor.

Genç çiftçiler sektörü terk ederken, tarım sürdürülebilirlik tehlikede. Bu krizin kökleri ise 1990'lara uzanıyor.

1996'da dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirel, Dünya gazetesine verdiği röportajda çarpıcı bir itirafta bulunmuştu:

'Türkiye'nin tarım girdileri destek politikaları bakanlığın dışında oluşturuluyor.'

eofzwl6wsaegj9k.jpg

Bakan, politikaların bakanlık dışı kurumlarca şekillendirildiğini, bu durumun sektörü zayıflattığını vurgulamıştı. Desteklerin yetersizliği, hayvan varlığındaki azalma ve ithalata bağımlılık gibi sorunları işaret etmiş, o dönemki açıklamalar, neoliberal yaklaşımların küçük çiftçiyi dışladığını gösteriyordu.

TARIMDAKİ YAPISAL SORUNLAR


Son 30 yılda tarım sektörü daraldı. Tarımsal üretim iklim değişikliği ve su kıtlığı nedeniyle yüzde 5-10 düştü. Küçük aile işletmeleri toprak parçalanmasıyla verimsizleşti. Neoliberal politikalar destekleri büyük ölçekli tarıma kaydırdı, küçük üreticiyi yoksullaştırdı.

Çiftçi sayısı 7,5 milyondan 4,5 milyona geriledi, yaş ortalaması 58'e yükseldi.

Kırsal göç hızlandı, verimli araziler ekilmez hale geldi. Tarım bütçesindeki artışlar enflasyona yenik düşüyor; hayvancılığa ayrılan pay düşük kalıyor. İthalata dayalı yaklaşımlar yerli üretimi baltalıyor, gıda güvencesini tehdit ediyor.

ÇİFTÇİLERİN KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR


Çiftçiler yüksek girdi maliyetleri ve düşük alım fiyatları arasında sıkıştı. Mazot, gübre, tohum fiyatları kur etkisiyle artarken karlılık eriyor. Borçlar rekor seviyede; Ziraat Bankası ve Tarım Kredi'ye milyarlarca lira borç var. Gençler tarımdan kaçıyor, sosyal statü düşük ve gelir belirsiz.

Hayvancılıkta sığır varlığı azaldı, hastalıklar kayıpları artırıyor. İklim olayları – kuraklık, don, sel – üretimi vuruyor, sigorta yetersiz. 1996 itirafı gibi, politikalar hâlâ üreticiyi göz ardı ediyor.

MEYVE VE SEBZE FİYATLARINDAKİ ARTIŞIN NEDENLERİ


Meyve sebze pahalılığı arz-talep dengesizliğinden ve maliyetlerden kaynaklanıyor.

Sebze üretimi yüzde 10'dan fazla düştü; elma, zeytin gibi ürünlerde rekor kayıplar var.

Hava koşulları etkili olsa da asıl sorun ekonomi politikaları. Girdi maliyetleri küresel düşüşe rağmen Türkiye'de yüksek; aracı fazlalığı ve tedarik zinciri sorunları fiyatları şişiriyor.

Gıda enflasyonu OECD'de zirvede. İthalat kısa vadeli çözüm sunsa da yerli üretimi baltalıyor, dalgalanmaları artırıyor.

Türkiye tarım çöküşü 1996'daki gibi dış müdahalelerle şekillenen politikaların birikimi.

Etkin destekler, sürdürülebilir tarım ve üretici odaklı yaklaşımlarla sektör canlanabilir.

Ancak mevcut yol, daha derin krize kapı açıyor.

Siyasetcafe.com - ÖZEL HABER

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.