ABD İSTİHBARATI'NIN KILIÇDAROĞLU PLANI
Fast Food kültürünün yaygınlaştığı günümüz dijital çağında doğal olarak artık “gündem”in yerini “çok gündem” almıştır.
Başta siyaset olmak üzere gün içinde birçok konu hızlı bir şekilde konuşulur ve gündemden düşürülür. Durum böyle olunca da derinliğine analiz ve öngörü gerektiren konular da dedikodu ve magazin malzemesi olmaktan kurtulamaz.
Aksi halde hızla değişen gündeme yetişmek mümkün değildir ancak bu durumun toplumsal karşılığı olmadığı gibi toplumun uyuşturulmasına ve gerçeklerin dikkatten kaçırılmasına olanak sağladığı için sözde muhalefet edilen iktidarın söylem ve eylemlerine de dolaylı olarak katkı sunmaktadır.
Yazıya böyle bir girizgâh ile başlamamın nedeni de şudur; okurların hatırlayacağı üzere 22 Haziran tarihli makalede Kılıçdaroğlu’nun parti içi dönüştürme programını ele almış, bir sonra ki makalede ise kimler tarafından ve neden sahneye çıkartıldığını somut kanıtlarla açıklayacağıma dair hatırlatmada bulunmuştum.
Ancak başta da belirttiğim üzere gündem hızlı tüketildiği için Sivas / Madımak vahşetini uluslar arası boyutuyla ele almak gerekiyordu.
Şimdi Kılıçdaroğlu’nun çirkin bir komplo ile partinin başına nasıl ve neden getirildiğinin ayrıntılarına geçelim.
CHP’nin dönüşüm programı, 23 Mayıs 2010’da yapılan olağanüstü kurultay sonucunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesiyle fiilen başlatılmıştır.
Ancak partinin başına oturtulması öyle sanıldığı gibi doğal bir durum değil, Deniz Baykal’a kurulan çirkin ve ahlaksız bir komplo ile başlayan sistematik bir planın sonucudur.
Baykal’ın, kaset komplosu sonucunda genel başkanlıktan istifa ettiği 10 Mayıs 2010’dan sadece on üç gün sonra yapılan olağan kurultay da Kılıçdaroğlu tek aday olarak gösterilerek partinin tepesine oturtulmuştur.
Burada sormamız gereken kritik soru; Kılıçdaroğlu’nun neden tek aday gösterildiği veya başka adayların neden çıkmadığı sorusudur. Çünkü genel başkan seçilmesine engel olacak tüm ayrıntılar, muhalifler önceden ABD istihbaratı tarafından kapsamlı olarak araştırılmış ve gerekli tedbirler alınmıştır.
CHP içinde ki Atatürkçü ve cumhuriyetçi kadroyu tasfiye etmek isteyen ABD, sadık müttefiki AKP ile eşgüdümlü çalışabilecek kişiyi yani Kılıçdaroğlu’nu, partinin başına getirmek üzere harekete geçmiş ve bu konuda Dışişleri İstihbarat /Araştırma ve Operasyon Başkanlığı’nı görevlendirmiştir.
CHP’Yİ, ÜÇ AŞAMADA DÖNÜŞTÜRECEK PLAN
Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerinin ilk olarak 2002’de CHP’de başlaması ve iki yıl sonra da yani 2004’de Deniz Baykal’ın politikalarına ve parti yönetimine karşı başlatılan “30’lar Hareketine” katılması tesadüf değildir.
Ali Topuz, Cihan Paçacı, Hasan Fehmi Güneş gibi isimlerin öncülüğünde 30 milletvekili tarafından başlatılan muhalif hareket, Baykal’ın seçim kaybetmesini eleştirerek partinin yenilenmesini, tüzük ve yönetim anlayışının değişmesini talep ederek “CHP’nin İktidar Yürüyüşü” şeklinde bir de slogan belirlemişlerdi.
Arka planda ABD istihbaratının bulunduğu bu kadronun başlattığı dönüşüm talebi, kamuoyunda “Y-CHP” olarak anıldı ancak asıl amaç Deniz Baykal’ı tasfiye etmek, Kılıçdaroğlu’nu partinin başına getirerek dönüşüm planını uygulamaktı.
Baykal’ın seçimi kaybetmesini bahane eden bu kadronun Kemal Kılıçdaroğlu’nun on üç yıl süren başkanlık döneminde girdiği her seçimi kaybetmesine aynı tavrı sergilememiş, parti içi despotik uygulamalarına sesini çıkartmamış olması şaşırtıcı değil.
Çünkü mesele seçimin kazanılması, iddia edildiği gibi CHP’nin iktidara taşınması değil tıpkı MHP örneğinde olduğu gibi ABD’nin isteği doğrultuda partinin şekillendirilerek ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden yapılandırılmasıydı.
Bunun için de öncelikle cumhuriyetçi, Atatürkçü kadronun tasfiye edilmesi ve partinin kurucu ilkelerinden uzaklaştırılması gerekiyordu.
Bu planı uygulayacak olan en uygun aday da 30’lar kadrosunun içinde ki Kılıçdaroğlu idi. Çünkü Atatürk ve cumhuriyet devrimlerine örtülü bir şekilde muhalefet etmesinin yanı sıra Alevi olması da ADB açısından büyük bir avantajdı. Böylece Alevi seçmeni manipüle ederek onun etrafında toplayabilirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’den milletvekili seçilerek siyasi kariyerine başladığı 2002, AKP’nin iktidara taşındığı yıl, 30’lar kadrosuna katıldığı 2004 ise Sosyalist Enternasyonal’in başkan yardımcısı seçilmesi ile AB’nin Türkiye hakkında üç ayrı raporun yayınlandığı yıldır.
Kürt açılımı da dâhil olmak üzere Türkiye’nin genel dönüşümü bu raporlarda maddeler halinde sıralanmıştır ve Deniz Baykal, AB raporlarında yer alan birçok dayatmaya karşı çıktığı için hedef tahtasına konulmuştur.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun AKP’nin iktidara taşındığı yıldan itibaren siyasete girmesi, AB Türkiye raporunun yayınlandığı tarihte Baykal’a muhalefet etmesi, 2007’de TBMM grup başkanvekili olarak görev alması, 2009’da belediye başkan adayı olması ve son olarak 2010’da genel başkan seçilmesi, planın sistematik olarak yürütüldüğünü gösteren kronolojidir.
Gerekli zemin hazırlandıktan sonra da toplumsal karşılığını görmek için de 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde CHP’den tek aday olarak sahneye çıkartıldı anacak yarışı AKP adayı Kadir Topbaş kazandı. Kaybetmesine rağmen kamuoyunda bilinçli olarak “başarılı mağlubiyet” şeklinde yoğun propaganda yapıldı.
Bu durumu ABD bakış açısıyla izah edecek olursak belediye başkanı adaylığı bir tür reklam ve tanıtım çalışması olduğundan kaybetmesinin pek de önemi yoktu. Önemli olan partinin başına getirerek kendisine sadık kadronun oluşturulması ve parti içi dönüştürme operasyonunun uygulamaya konulmasıydı.
ABD İSTİHBARATINCA HAZIRLANAN KRİTİK SORULAR
ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Araştırma ve Operasyon başkanı Suzanne McCormick’in kaleme aldığı, dönemin Dışişleri bakanı Hillary Clinton tarafından imzalanarak ABD Ankara Büyükelçisi ile İstanbul Başkonsolosu’na gönderilen “Kişiye özel-C-RE9-01066” kodlu kripto, Kılıçdaroğlu’nun aday olduğu 2009 belediye seçimlerinden sadece iki ay sonra yani 1 Haziran 2009’da kaleme alınmış.
Söz konusu kripto da yer alan ve yanıtlanması talep edilen sorular, Baykal komplosundan, Kılıçdaroğlu’nun gelişine kadar olan süreci özetleyen somut belge ve kanıt oluşturmaktadır.
Kılıçdaroğlu’nun amaç ve görevleri hakkında ipuçları da veren kripto aynı zamanda CHP yönetiminin ve izlemesi gereken siyasetin genel çerçevesini de belirleyecek niteliktedir.
ABD istihbaratının talepleri üzerine Ankara Büyükelçiliği ile İstanbul Konsolosluğu, Kılıçdaroğlu’nun her eylem ve söylemini sıkı bir şekilde takip ederek raporlar hazırlamış ve dışişlerine göndermiştir.
Bazı durumlarda ise bizzat Dış işlerinin kendisi, yanıtlanması gereken kritik sorular hazırlayarak bilgi talebinde bulunmuş ve bu bilgiler üzerinden strateji belirleyerek operasyonu yürütmüştür.
Deniz Baykal’ın istifa etmesinden tam bir yıl önce Ankara Büyükelçiliği’ne gönderilen söz konusu kripto da alt başlıklar açılarak kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Baykal’ın kaset komplosuyla tasfiye edilerek Kılıçdaroğlu’nun partinin tepesine indirilmesine, “Müesses nizamın parçası” olarak nitelendirdikleri CHP’nin dönüştürülmesine kadar olan süreci özetleyen bu sorular aynı zamanda günümüz CHP’sinde yaşanan sorunların nedenini de açıklığa kavuşturmaktadır.
Sorulara dikkat edildiğinde Kılıçdaroğlu’nun önüne çıkabilecek muhtemel engellerin neler olduğu tespit edilerek önlem alınmaya çalışıldığı görülecektir.
Başkanlık yaptığı on üç yıl boyunca parti içinde operasyonel dönüştürme faaliyetlerini yürütmekle beraber aynı zamanda AKP’nin iktidarlığını sağlamlaştırmasında da aktif roller üstlenen Kılıçdaroğlu’nun hukuk oyunlarıyla yeniden partinin tepesine indirilmesinin nedeni yarım kalan dönüştürme planını tamamlamasıdır.
Son olarak 7 il başkanını görevden alırken daha önce görevden aldığı 22 il başkanlığından 15’ine atamalar yaparak ABD’ye sadık kadroyu oluşturmaya devam etmektedir. ABD İstihbaratı’nın, “Baykal’ı tasfiye etme, Kılıçdaroğlu’nun önünü açma, CHP’yi dönüştürme” üçgeninde yürüttüğü planı deşifre eden kripto da ki önemli bazı soruları aşağıya alarak makaleyi noktalayalım.
A) CHP’nin İç Meseleler
- Muhalefetteki CHP’nin yerel seçimlerden sonra ki stratejisi nedir? CHP’nin eğer varsa 2011 seçimlerine girerken tabanını genişletmek için ne gibi müstakbel planları var ve bu planları nasıl hayata geçirecek?
- CHP’nin, ABD başkanının Nisan’da ki ziyareti ertesinde ki değerlendirmesi nedir?
- CHP’nin erken bir parti kurultayı toplama yönünde hiçbir planı var mı?
- CHP lideri Deniz Baykal’ın parti üzerinde ki denetim gücü nedir? Baykal’ın liderliğine karşı içeriden muhtemel tehditler var mı? Eğer varsa bu şahıslar dışarıdan destek alıyorlar mı ve ne şekilde alıyorlar?
- Müstakbel rakiplerin (Baykal’ın karşısına çıkacaklar anlamında) geçmişteki rakiplerden daha iyi sonuç alabilecekleri yönünde onlara umut veren şey nedir?
B) Kılıçdaroğlu’nun Geçmişini Yandaşlarına Anlatınız
- Baykal’ın CHP Parlamento Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile ilişkisi nedir? CHP, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul belediye başkanlığı yarışında aldığı sonucu nasıl değerlendiriyor? Baykal, kendisini Kılıçdaroğlu’nun popülaritesine karşı koymak için ne tür önlemler düşünüyor olabilir?
- Parti içinde Kürtlere erişim, ekonomi ve/veya işçiler gibi konularda parti politikasının çeşitli yönlerini geliştirmekte önderliği kim üstleniyor?
- Kılıçdaroğlu’nun CHP’deki istikbali, öz geçmişi ve muhtemel siyasi planları konusunda daha fazla bilgi edinirsek müteşekkir olacağız. Onun siyasi müttefikleri kimler? Parti liderliği için Baykal’ın ciddiye alınabilecek diğer potansiyel rakipleri ve veya halefleri kimler?
- CHP’nin kaynakları ve örgütlenmesi konusunda da her türlü bilgiye müteşekkir kalacağız.
C) CHP ve Diğerleri
- AKP’nin, CHP’nin yerel seçimlerde aldığı sonuca ilişkin görüşü nedir?
- CHP’nin AKP hükümetine karşı çıkma politikaları nedir? Parti, AKP’yle mücadelenin diğer mekanizmalarına, mesela yasalara Anayasa Mahkemesinde itiraz etmek gibi mekanizmalara kıyasla politika geliştirmeye ne kadar çaba harcamaktadır?
- CHP’nin Türk Genelkurmay’ı ile ilişkisi nedir? Bu ilişki son birkaç yılda değişti mi? Bu değişimi ne tetikledi?
- CHP’nin, DSP, DTP ve MHP ile ilişkisi nedir?
(Lütfen yukarıdaki sorulara cevaplarınızı rapor ederken konu satırına “C-RE9-01066” yazınız./ Hillary Clinton)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.