1. YAZARLAR

  2. Özgür UYANIK

  3. Virüs’ün hikmeti: Fatih Terim’in geç kalmış öngörüsü
Özgür UYANIK

Özgür UYANIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Virüs’ün hikmeti: Fatih Terim’in geç kalmış öngörüsü

A+A-

Bizde sendika denince asgari ücretle çalışan bir işçinin maaşını ve işini koruması için üye olduğu bir tür dernek gibi bir şey anlaşılır. Umarım 16 Martta Fatih Terim’in Beşiktaş maçı sonrası verdiği demeç bu genel kanıyı değiştirir. Terim bir epidemi ortamında maça çıkmak zorunda bırakılmalarını sendikasızlığa bağlıyordu. Onun gibi futbolda büyük başarılar ve paralar kazanmış bir futbol adamının  sendikaya ihtiyaç olduğunu söylemesi hepimize ders olmalı. 

Virüsle sendikanın alakasını hiç kimse daha önce bu kadar somut biçimde kurmamıştı. Galatasaray gibi önemli bir kulübün başında, dünyaca tanınmış bir teknik adam, servetini hesap edemeyeceğimiz kadar zengin ve güçlü bir kişi olması bile Terim’i virüsten kurtaramadı. Onu ve diğer milyonlarca dolarlık futbolcularını kurtarabilecek tek şey haklarını savunmak üzere çalışan bir sendika olabilirdi. Latin Amerika gibi futbol dinine tapan bir kıtada bile maçlar durmuşken Türkiye’de devamını emreden Federasyon karşısına ancak bir sendika dikilebilirdi. 

Ne yazık ki kırk yılı aşkın süredir Türk futbolunda söz sahibi olan namı diğer “İmparator”un bu konuda suçlayabileceği kimse yok. Eğer bugün Federasyonun karşısına dikilebilecek bir futbol sendikası yoksa başta kendisi olmak üzere futbol sorunlarını siyasi ayak oyunları ve maddi güçle çözme yolunu seçenlerdir.

Allah şifa versin. Belki de şu an bakım altında olduğu hastanede takım arkadaşı rahmetli Metin Kurt’u düşünüyordur. 1978’de onun sendikalaşma çabalarına destek vermiş olsaydı bugün Terim’in de maça çıkmıyoruz diyecek bir sendikası olurdu.

Bu hikmetli virüs, futbolda sendika gibi devletin ekonomideki önemi de hatırlattı. Hemen her ülke büyük destek paketleri açıkladı. Örneğin Almanya salgının ekonomik sonuçlarını yumuşatmak için Türkiye’nin bir yıllık milli gelirinden daha büyük bir kurtarma planı açıkladı. Devletin ekonomiye müdahalesinin tabu olduğu ABD’de bile devlet trilyonlarca dolar destek sunuyor. Daha da ilginci ABD’de birçok kentte belediyenin halka ücretsiz gıda dağıttığı haberlerini alıyoruz. Fransa destek paketlerinin yanı sıra halkın kira dahil faturalarını erteledi. 

Tüm dünya, devletlerin ekonomiye egemen olmasının gerekliliğini hissediyor. Fakat bunun nasıl gerçekleştirilebileceği belirsiz. Almanya gibi her yıl bütçe fazlası veren, yüksek üretim teknolojisine dayalı bir finans merkezi bunu başarabilecek olanaklara sahip. Peki ya Özal’dan bu yana devletin ekonomideki gücü olan kamu işletmelerini tasfiye edip, köprülerine, hastanelerine, askeri sanayisine kadar hemen her şeyi özelleştiren Türkiye bunu nasıl yapacak? 

Geçtiğimiz gün Arjantin devlet başkanı Alberto Fernandez “borçları ödememek için yeterince gerekçemiz var” dedi. IMF de Arjantin’in bu şartlarda borcunu ödeyemeyeceğini kabul etti. Şimdi alacaklıların önünde iki seçenek var: Ya alacaklarından bir kısmından vazgeçecekler ya da borçlunun iflasını izleyip avuçlarını yalayacaklar. 

Bir hukuk profesörü olan Arjantin devlet başkanı, halkının aç kalmasındansa zaten işlemeyen ekonomilerinin iflasını ilan etmekten çekinmeyecektir. Aynı durumda olmasak da Arjantin’in tavrı bize ilham vermelidir. Acil olan halkımızın yaşamsal ihtiyaçlarıdır. Bu şartlarda Türkiye başta maddi kayıptan başka bir anlam ifade etmeyen ödemelerine son vermelidir. Boş duran köprüler, yollar, havaalanlarına garanti ödemeler terk edilmelidir. 

Şu anda faizin kaç olduğu, dövizin yükselip yükselmediğiyle meşgul olmaktansa altı ay sonra büyük bir buhrana dönüşecek ekonomik krize karşı önlemler almalıyız. 

Batılı ülkeler bile sert önlemler almaya başladı. Almanya ani bir çıkışı önlemek için şimdiden ülkesindeki yabancı varlıklarını dondurma kararı aldı. Krizde Alman sanayisinin yabancıların eline geçmesini engelleyecek bazı politikalar belirlendi. Alman ekonomi bakanı “hiçbir tabumuz yok” diyerek ülkelerini korumak için her şeyi yapabileceklerinin mesajını verdi.

Halka destek paketleri, krediler ve benzerleri gerekli adımlar ama sadece geçici rahatlama sağlayacak. Kredi ve destek fonları topluma o anda sahip olmadıkları bir kaynağı sunar. Yeni koşullara uygun ekonomi politikası belirlenmezse bu destekler kayba dönüşür. 

Virüsün Fatih Terim’i bulması kırk yıllık hatalar zincirinin bir sonucuydu. Aynı şey ekonomimiz için de geçerli. Şimdi bu büyük teknik adam gibi Türk ekonomisi de virüsü atlatmanın yollarını arıyor ama bu kadar savunmasız kalmamıza yol açan temel meseleyi unutursak önümüzdeki kış başka bir hastalığa tutulmamız kaçınılmazdır.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.